30 Mayıs 2008 Cuma

Telekom Ses Verdi

İlk 2 maçtaki kötü oyun ve mağlubiyetlerin ardından çok daha inanmış bir biçimde sahadaydı bugün Telekom. Tutku'nun olmaması dezavantaj değil de bir avantaj sağladı belki onlara. Muratcan Güler (ki bu seride ve son zamanlarda neden oynatılmadığını hiç bir zaman anlamadım) yeniden rotasyona katıldı. Solomon'un da gününde olmayışıyla Telekom aldı yürüdü bu maçı. Ve Fenerbahçe Ülker cephesinde hazırlanan süpürgeleri güzelce rafa kaldırdı.

Maça gelecek olursak, ilk yarıda El-Amin & Lang şovunu biz TV başından nasıl seyrettiysek, sarı lacivertli oyuncular ve teknik kadro da aynen öyle seyretti. Hiç bir hamle yapılamadı ve maç akışına bırakıldı. İlk yarının 10 farkla bitmiş olmasının yanında en önemli notlar: Lang'in 21 sayıya ulaşması ve El-Amin'in her iki çeyrek sonlarında da sayı üreterek şapkadan 5 sayı çıkarmasıydı.

3. çeyrekte her iki takım da karşılıklı seriler yakalayarak skoru aynı oranda tuttular. Asıl kıyamet son çeyrekte koptu. Fenerbahçe Semih-Ömer Aşık ikilisi ile boyalı alanı rakibine dar ederken, bugün gününde olmadığı ve kafasını maça veremediği çok belli olan Solomon'un yerine Mrsic'in girmesi de takımı olumlu yönde ateşledi. Ömer Aşık blok üstüne blok vururken, en son Kinsey'nin müthiş smacı ile fark 2'ye indi, ardından da skor eşitlendi. Önce 73-73 sonra 75-75 skorlarına uğrayan scoreboard, o dakikadan sonra kalan 3 dakikada konuk takım adına hiç işlemedi. Yapılan yanlış hücumları iyi değerlendiren Türk Telekom rakibine 12 sayı fark yaparak maçı 87-75 aldı.

Final serisi olduğunu yeniden hatırlattı bu maç bize izlediğimiz serinin. Şimdi pazar günü çok daha önemli bir maç var. Tutku bu kez sahada olacak. Bunun Telekom'a nasıl etki yapacağını ve maçın skorunun ne olacağını merak etmiyor da değilim hani. Gel pazar geeeelll..

Dee'nin Sitemkar Vedası

Dee Brown İstanbul'dan ayrıldı. Kendine ait blogunda yazdığı veda yazısı ise oldukça düşündürücü geldi bana. Ayrılışı ve ayrılık için hazırlanışı esnasında ne kulüp başkanı, ne takım koçu, ne de bir başka kişinin kendisini aramayışını, sormayışını hazmedememiş. Kötü bir sezon geçirdiklerini ve büyük maçları kazanamadıklarını açık sözlülükle dile getiren Dee, yine de verdikleri mücadeleden ötürü ufak bir teşekkürü ya da kendisini iyi hissetmesini sağlayacak ufak bir reaksiyonu da hakettiğini düşünmüş. E haksız da değil hani.

Yazısının bir kısmını paylaşayım istedim..

''After the loss in the playoffs, it was so tough because I really thought we would come back and win the series. I was so frustrated and couldn't help but to let out some tears of frustration. I hate losing and hate saying goodbye. I knew the year was done and there was a chance I would never see most of my teammates again. So many thoughts was going through my head, I knew I was going home real soon, basketball season was over, fans were disappointed, I didn't perform like I wanted to....So many things at one time. I had a great year overseas and really appreciate the support and love I received from the wonderful fans, Turkish people, and my great teammates. I want to thank everyone who made my experience great over there, because it was so hard being over there but with great people in your corner things could be a lot better. I have always been the type of person that get use to my surroundings and lifestyle. So being in Turkey I was getting use to being over in Istanbul and living the life of a foreign basketball player. Now I found myself moving my things out of my apartment in Atakoy..thats the name of the area I stayed... I had a lot of bags (5) and gave (4) bags away to one of my young Turkish teammates. I stayed in Turkey for an extra week, just relaxing, getting my things together, handling some business and spending my last times with my teammates. I also did a little shopping for myself, family and friends because Istanbul has malls on every block and they are so nice and have a lot of good things. One thing I didn't appreciate is...Galatasaray didn't even have a going away meeting. No matter how your team or organization does you should always keep it professional and show something to your workers for a good year. I didn't have a closing meeting with the coach, president, no one from the organization. True enough we didn't have a great year and win big games, but we did play hard and represented the organization to the fullest. It's crazy because I loved the experience and I feel blessed to have played for such a historical organization, but after a year playing out there it taught me a lot more about this business. I know in my heart I played hard and give it my all every night.''

Yazının tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

Ufuk da Yuvaya Döndü

Çok sevindim duyunca bu haberi. Ergin Ataman'ın hali hazırda yardımcılığını yapmakta olan Ufuk Sarıca da önümüzdeki sezon Efes benchinde yer alacak. Onu uzun yıllar sonra yeniden Efes çatısı altında görecek olmak çok heyecanlandırdı beni ne yalan söyleyeyim.

Ayrıca Ekrem Memnun'un da takımda tutulacağını duydum. Ergin Ataman telefonla görüşmüş ve kendisiyle çalışmaktan mutluluk duyacağını belirtmiş.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Sıcak Sıcak Çıktı Fırından

Pamesa Valencia yeni transferi Ermal Kuqo'yu basına tanıttı.

Yazmayacaktım, Dayanamadım

Yazmayacaktım, dayanamadım. Yine bir şeyler karalamak için geçtim klavyenin başına. Yahu nasıl bir mantıktır bu? Sen serinin ilk 2 maçında toplam 199 sayı yemişsin, sahada rakibinin hiç bir hamlesine cevap verememişsin, ilk maçta sahadan tamamen silinmiş, ikinci maçta El-Amin'in bireysel performansıyla maça tutunmuş gibi gözükmüşsün, hiç bir B-C-D planlarının olmadığını alenen belli etmişsin ve halen hakemlerden dert yanıyorsun.

Çok geriye değil, Opel Türkiye Kupası finallerine gidelim. Yarı finaldeki Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom maçında son saniyede Haluk'un Vidmar'a yaptığı suikast kokan hareket neticesinde finale kalmayı başaran, hatta sonrasında da kolay bir final maçının ardından kupaya uzanan Türk Telekom cephesinde o maçın bitiminde yapılan açıklamaları hatırlıyorum da: ''Güzel mücadele, iyi oyun, başarılı setler..'' gibi kavramlarla bezeli yorumlarla yer almışlardı basında.

Hatta daha bu sözünü ettiğim kupa maçından yaklaşık 1 hafta önce Ankara'da oynanan Türk Telekom-Efes Pilsen lig maçında hakem kararlarını eleştiren Ercüment Sunter, sahanın ortasına dalarak hakemin üstüne yürümüş, yenilgiyi maç sonunda tamamen hakemlerin üstüne yıkmıştı.

Final serisine dönelim. İlk maçta sığınılacak pek bir şey yoktu ama ikinci maçta epey bir nokta buldular. Sanki sahada hiç bir varlık gösteremeyen kısalarının nedeni buymuş gibi, ya da bütün bir sezon boyunca aslan kesilen Williams'ın Mirsad ve diğer uzunlar karşısında sinmiş bir hale gelmesinin nedeni buymuş gibi, hepsinden önemlisi yenilgilerin nedeni buymuş gibi hakemleri hedef göstermeye başladılar.

Yahu Ercüment abi. Hangi halini dikkate alalım seni düşünürken? Hatalar vesilesiyle kupa kazandığında bilmem kaç yıllık hasretten, şöyle güzel oyun böyle güzel oyundan bahseden, rakibini tebrik eden seni mi? Yoksa Blatt'e karşı alacağını anladığın yenilgi sonrasında maçın bitimine bir kaç dakika kala sahaya dalıp hakemlerin üstüne yürüyen seni mi? Ya da hiçbirini değil de, takımının toplam 199 sayı yiyerek sahadan silindiği final serisindeki ilk 2 maçtan sonra tek suçlu hakemlermiş gibi göstermeye çalışan seni mi?

Nedim Karakaş da bu arada sağlam bir cevap vermiş. Hoş olmuş bence. Buradan okuyabilirsiniz.

Kerem Tunçeri de Efes'e mi?

Çoğu kişi Efes Pilsen'in hem son 2 yıldaki başarısızlık hem de son çıkan yasalardan sonra ya Ülker grubunun yaptığı gibi bir takımla birleşmesi ya da küçülerek yola devam etmesini beklerken, onlar transfer gündeminin zirvesine kurularak tüm bu iddiaları yalanladılar.

Önce Ergin Ataman bombası, sonra olası Shumpert transferi derken, gündeme bir bomba daha düştü. Real Madrid'den ayrılma kararı alan Kerem Tunçeri'nin de bu sene Efes Pilsen forması giyebileceği konuşulmaya başlandı kulislerde. Hatta taraflar anlaştı diyenler bile var.

Olur mu? Neden olmasın. Gayet de mantıklı.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Ataman Tamam, Shumpert Sırada

Ve tahmin edilen oldu, dün Ataman'ın ''TBL'den de 1 takımdan teklif aldım'' diyerek işaret ettiği takım beklediğimiz gibi Efes Pilsen çıktı. Ergin hoca Efes ile prensipte anlaştığını ve imzanın yakın olduğunu belirtti bugünkü açıklamasında. E artık şimdi sıra Shumpert'ta. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali daha sezon bitmeden kulaklara düşen söylenti, şimdi gerçeğe çok daha yakın.

27 Mayıs 2008 Salı

Savunma Olmadan Asla

Geçen maçın kopyası gibiydi aslında. Tek fark vardı. El-Amin'in bu maçta 30 küsür sayı atmış olması. Hatırlayacağınız üzere ilk maçta 10'larda kalmıştı.

Ya bilmiyorum da iki maçta 199 sayı yiyen bir takımın şampiyonluktan bahsetmesi ne derece doğru olur ki? Basketbolun doğasına aykırı bu. Her yönüyle daha iyi takım olan Fenerbahçe Ülker, ilk 2 maçta rahatça 2-0 yaptı seriyi. Ercüment Sunter'in bu zamana kadar hiç ortaya çıkarmadığı, gizli bir B planı ya da C planı yoksa, bu şekilde gider ve biter seri.

Bakmayın bu maçta skorun ilk maça göre daha yakın oluşuna. El-Amin'in insanüstü performansı olmasa tıpatıp aynı skoru da görebilirdik. Şimdi bir dahaki maçta Tutku Açık da yok. Bu maçta faul olmayan bir pozisyona (topu almak için screenden çıkarken faul vardı ama atış esnasında faul yoktu) gösterdiği aşırı tepki nedeniyle diskalifiye edilmiş olması, ona bir dahaki maçı tribünden izleme zorunluluğu getirirken, takım arkadaşlarını ve koçunu da deriiin bir düşünceye salıverdi.

Zaten sadece 2 kişiyle döndürdükleri 1-1,5 rotasyonuna ister istemez Bekir ve Barış'ı da kaydıracaklar. Bu sefer 2-3 oynayan isimlerin sürelerinde bir artış olacak. Muratcan ve Mutlu süre almak zorunda kalacak. Hepsinden önemlisi saha içi dengeler bozulacak. El-Amin hem top getirip, hem sayı atmaya çalışacak. Daha çabuk yorulacak.

Bekleyelim bakalım, bu seri Ankara'dan nasıl bir sonuçla çıkacak.

Ha bir de unutmadan, geçen maç ne kadar etkisiz hale getirildiklerini yazdığım Bekir - Haluk - Barış üçlüsüne bakar mısınız bi? 3 adam, toplam 1 sayı. O da Haluk'tan. Bu 3 adam ki; GS ve BJK'yi yıkmışlardı. Şimdi 2 maçta tuz buz oldular.

Ne demişler? Kısa savunması. Her evin ihtiyacı.

Ataman Yolları Ayırdı

Çok değil daha bu sabah yazdım fısıltı gazetesine, durmayacak gidecek diye. Sağolsun fazla beklememiş, akşam olmadan doğrulamış Ergin hoca beni. Resmi bir açıklama yaparak Beşiktaş Cola Turka ile yollarını ayırdığını söylemiş.

Yaşanan maddi sıkıntılar, sezon içinde koyulan hedeflere ulaşılamaması, takım içinde yaşanan problemler gibi konular bu kararı almasında büyük etken olmuştur. Zaten bu işin böyle sonlanacağı da bir kaç aydır belliydi. Ergin Ataman kendisine TBL'den de bir teklif geldiğini belirtmiş açıklamasında. Tahminimi sorarsanız bu takım Efes Pilsen. Hatta bu tahmin ışığında Shumpert & Efes Pilsen yakınlaşması da daha bir anlam kazanıyor. Olmadı zaten İtalya'ya gider Ataman.

***

Beşiktaş Cola Turka antrenörlüğü için ise Ahmet Çakı'nın adı geliyor uzaktan uzaktan kulağıma. Mersin BŞB'deki görevini bırakan ve bu yüzden bana ''Hoppalaaaa'' başlıklı bir yazı yazdıran genç hoca; sezon bitmeden siyah beyazlı yönetimden bir teklif aldıysa şayet, taşlar cuk diye yerine oturuverir kafamda. Bakalım şimdilik sadece ihtimal ve hurafe kavramları arasında gidip gelmekte olan bu iddia gerçeğe dönüşecek mi?

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Ermal Kuqo da ACB'de

ACB havası almış ve hala o havayı solumakta olan lejyonerlerimizden sonra Ermal de artık ACB'de boy gösterecek. İspanyol ekibi Pamesa Valencia ile 2 yıllığına anlaşan Ermal Kuqo'ya Salsa Basket olarak bol şans diliyoruz.

25 Mayıs 2008 Pazar

100 100 100 !!!!!

Sarıyer Büyükdere'de annemin amcasının müstakil, deniz manzaralı, dut ağaçlı, bahçeli.. Süper ötesi evindeydik ailemizle, sevdiklerimizle. Mangal temalı hoş bir pazar günü yaşamak için. (Yaz aylarında çoğu pazar bunu yaparız.) Yaktık mangalımızı, attık etlerimizi, bir yandan misss gibi temiz hava, bir yandan deniz manzarası, bir yandan da basketbol sefası. Çoğunuzdan farklı bir ortamda seyrettim yani maçı.

Maçtan önce kilit noktanın Solomon & El-Amin kapışması olduğunu ama en az onun kadar önemli bir noktanın da kısalara yapılacak savunma olduğunu belirtmiştim. Beklediğim gibi, Fenerbahçe Ülker fazlasıyla konsantreydi bu konuya. Hatta o kadar konsantreydiler ki, uzun oyuncuları boşlamaları nedeniyle Dudley ve Lang bir araba dolusu sayı attılar maçın başında. Ama sonra? Ağır abi uzunlar da girdi oyuna, onlar da kararttılar içeriyi. Tüm yollar tıkandı başkent ekibi adına.

Dersine iyi çalışan taraf Fenerbahçe Ülker'di. Takdirle bitirdiler ilk maçı. Rakibin en önemli sayı opsiyonlarına bakıyorum; El-Amin 11, Bekir 0 ve Haluk 3 sayıyla oynamışlar. E bi zahmet bu son da geliversin değil mi bu tablonun üstüne.

Çok değil 1 sene öncesine gidelim. Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen finalinin ilk maçına. 30 sayı farkla bitene. Daha ilk 40 dakikanın bitimiyle rakibinin üzerine karabasan gibi çökmüştü sarı lacivertliler. Aklıma o maç geldi birden bu maçın bitimiyle. Bakalım sonları da aynı olacak mı?

Kendi açımdan fazlasıyla keyifli bir gündü. Hem böyle keyifli bir maç, hem de hiç bir şeye değişmeyeceğim deniz manzaralı mangalımız. He bir de 100 100 100 sesleri eşliğinde gelen Rasim'in üçlüğü.

İbo Antalya Yolunda mı?

Askerlik sorunu nedeniyle PAOK takımına transfer olan ve basketbol yaşantısını orada sürdüren İbrahim Kutluay'ın Antalya BŞB takımı ile ve Doğan Hakyemez ile her konuda anlaşma sağladığı haberleri dolaşıyor ortalıkta.

Doğan Hakyemez temmuz ayında kısa süreli vatani görevini yapmak için Türkiye'ye gelecek olan tecrübeli oyuncuya askerlik öncesinde imza attırmayı planlıyormuş.

Bakalım gerçekleşecek mi bu transfer?

Bu arada Efes Pilsen'li Ermal Kuqo'nun Pamesa Valencia takımıyla anlaştığı söylentileri de var. Ancak kesin ve net bir şey yok henüz. Sadece kulağımızın bir köşesinde dursun diye iliştirdim.

22 Mayıs 2008 Perşembe

KSK'da Tablo Netleşti

Karşıyaka kongresinde Akif Ersezgin yeniden başkanlığa seçilirken, bu yıl olur mu acaba diye beklenen basketbol bütçesindeki genişleme bir yıl daha ertelendi. Böylece takımın Mete Babaoğlu'na teslim edilmesine 'garanti' diyebiliriz artık. Barış Ermiş, Asım Pars, Valentin Pastal ve Emre Bayav bu yıl da takımda tutulacak. Yabancıların zaten sözleşmeleri bitti, seneye hiç biri takımda olmayacak.

O zaman öğlen yazdığımız ama isim vermediğimiz konuları da açıklayabiliriz artık. Pınar Karşıyaka takımı eğer bu yıl bütçeyi arttırabilseydi antrenörlük için düşünülen isimlerden birinin Erman Kunter olduğu kulağımıza gelen bilgiler arasındaydı. Ama bütçe artmayınca tüm bu planlar da yalan oldu tabii.

Dediğimiz gibi bu yıl da aynı bütçeyle oynayacak takım. O nedenle de Mete Babaoğlu'na emanet ediliyor Karşıyaka. Seneye bütçe büyürse ne olur, ne biter? Onu da seneye konuşuruz artık.

Kalın sağlıcakla.

Kandemir Mersin'de, Peki KSK Ne Durumda?

Bir kaç gün önce haberini vermiştik, bugün de resmileştiğini bildirelim. Pınar Karşıyaka ile başarılı bir sezonu geride bırakan Ahmet Kandemir, Mersin BŞB'nin teklifini kabul etti. Bunun böyle olacağını ve nedeninin de Pınar Karşıyaka yönetiminin gelecek sezon Ahmet Kandemir ile çalışmak istemeyişi olduğunu belirtmiştik. Şimdi sırada Karşıyaka cephesinden gelecek coach ismi var.

Bugün Pınar Karşıyaka'da kongre heyecanı var. Kongreden çıkacak sonuç belli ama koç konusundaki çalışmalar hala sürüyor. 1-2 sene içinde bütçenin büyüyeceği haberlerini aldığımız Pınar Karşıyaka için oldukça sürpriz antrenör isimleri var görüşülen. Bu isimler bile İzmir'de yatırımların artacağının habercisi. Eğer bu düşünülen bütçelere bu yıl için erişilemezse ise kadro Mete Babaoğlu'na teslim edilecek.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Telekom Haketti Ve Aldı

Finale kalan tarafın başkent temsilcisi olması; daha iyi basketbol oynamanın, daha iyi bir takım olmanın semeresinin alınması açısından çok önemliydi. Ve adalet yerini buldu belki de. Neden adalet diyorum? Açayım hemen.

Beşiktaş Cola Turka kısıtlı yerli kadrosunun yanına iyi yabancılar alarak sert bir takım oldu. Seyircinin bu yıl kendilerini de desteklemesi ile şampiyonluk yolundaki rakiplerinin aksine ligde sürpriz yenilgiler almayıp normal sezonu en tepede bitirdiler. Ama devre arasında Kaya Peker'in Dinamo Moskova'dan aldığı iyi teklife rağmen zoraki bir şekilde kadroda tutulması ve performansının düşmesiyle birlikte takım da düşmeye başladı. Zaten kısıtlı olan yerli kadro, 3+2 kuralı ile de birleşince Ergin Ataman'ın belini fazlaca büktü. Sezon sonuna doğru yerlerde sürünen performans, savunmada yapılan yüzlerce hatalara karşın hücumdaki yüksek yüzdeyle kazanılan maçlar, Banvit serisinde 3 maçta da rahat oynayamamak.. vs vs.. birikti birikti ve muhtemel sonun habercisi oldu.

Türk Telekom ise Galatasaray Cafe Crown serisinden cebine koyduğu morali ile daha da güçlü, daha da kendinden emin bir takım oldu. Wright'ın sakatlanmasından sonra dağılan oyun düzeni de yeniden yerine oturmaya başladı. Roller doğru paylaşıldı. Avantajlı olunan yanlar iyice ortaya çıkarıldı ve doğru hamlelerle finale uzandı takım.

Bir kere şöyle düşünün. Finalde oyun kurucusuz bir takım izlemek ister miydiniz siz? Ben istemezdim şahsen. Sene başından beri yırtındık durduk. Bu takıma adam gibi bir guard alırsanız 2-3 gömlek sınıf atlayacak şu takım diye. Dinletemedik. Ne Dalmau, ne Mehmet Yağmur, ne de sonradan zorla alınan Chase ilaç olamadılar o bölgeye. Ki yine Brian Chase içlerinde en iyisiydi şüphesiz.

Beşiktaş Cola Turka takımının oyun kurucuları rakibi dışarıdan tehdit etmekten o kadar acizler ki, El-Amin ve Tutku onları savunurken adeta savunmada dinleniyorlar. Biliyorlar ki, nasılsa şut atmayacaklar, atsa da büyük ihtimalle sokamayacaklar, olsa olsa al gülüm ver gülüm yapacaklar. Diğer şut silahlarına yoğunlaşıyorlar. Dışarıdan şutuna güvenebileceğiniz sadece Shumpert var. Haydi biraz da Apodaca. O kadar. Her yönüyle gelişme gösteren Sinan Güler dahi şut yönünde hala karnesi çok çok zayıf olan isimlerden.

Uzun lafın kısası, kısa rotasyonuyla ezdi geçti Türk Telekom Beşiktaş Cola Turka'yı. Ergin Ataman ne yaptıysa, ne ettiyse de faydalı olacak yerli oyuncuları bulamadı. Erkan'lar, Sinan'lar, Mehmet'ler, Cevher'ler, Onur'lar, Kaya'lar. Hepsi yalan oldular bu seride. Takke düştü kel göründü de denebilir aslında. Ergin Ataman her ne kadar bu yıl elindeki kısıtlı, sağı solu delik kadroyla yapabileceğinin maksimumunu yaptıysa da; onun da sihirbazlığı bir yere kadardı ve yarı finalde tıkandı.

Telekom ise sezonun ortasında yaşanan büyük sıkıntıya (Bütün oyun planının kurulu olduğu Wright sakatlanıp sezonu kapamıştı) rağmen ayakta kalmayı başardı. Geniş kadrosunun, özellikle de kısa rotasyonundaki bol seçenekliliğin avantajlarını hep kullandı. Hareketli uzunlarıyla sırtı dönük oyunu rafa kaldırıp, yüz yüze oyunu tercih etti. Hızlı basketboldan ödün vermedi ve bence yazının başında dediğim gibi finali fazlasıyla haketti.

Finalde Beşiktaş Cola Turka ve Fenerbahçe Ülker'in eşleşmesi; medyada yaratacağı etki ve ortaya çıkaracağı derbi ruhu ile çok daha tercih edilen seçenekti ama bence basketbolun keyfinin alınması ve doğru basketbolun, geniş kadroların, bol seçenekli hamlelerin izlenmesi açısından Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom eşleşmesi çok daha iyi oldu.

20 Mayıs 2008 Salı

Fener Attı 10 Oldu

Çarşambanın gelişi belliydi önceden. Bu serinin 10-0 ile biteceğini sokaktaki çocuk bile biliyordu. Sürpriz çıkmadı maçtan, ilk çeyrekte başa baş giden bir oyun vardı, Ermal'in direnişi sevindiriciydi Efes Pilsen adına ama onun yanına ikinci üçüncü adamlar gelmezse, maç yine hüsran olacaktı Efes Pilsen için.

İkinci çeyrekte Solomon önderliğinde öyle bir Fenerbahçe Ülker vardı ki sahada, hani ne analiz, ne taktik, hiçbir şey yazamaz insan o 10 dakika için. Vidmar'ın tam saha dripling yapıp smaç basmasından tutun da, Penn'in bomboş bir turnike atacakken durduk yere korkarak (ki bunu 2. yarıda bir kez daha yaptı) top kaybı yapmasına kadar herşey vardı bu çeyrekte.

İkinci yarıda Efes Pilsen iyi bir savunma ritmi yakalayıp, rakibini dış şutlara mahkum etti. Oradan isabet sağlayamayan Fenerbahçe Ülker skor anlamında 17'lere kadar yükselmiş olan farkı 6 sayıya kadar indirdi. Mirsad'ın üçlükleri ve basket faulleriyle kendine gelen sarı lacivertli ekip, maçın sonlarında zorlansa da rakibini devirmeyi başardı. Böylece finale çıkan ilk takım oldu.

Efes Pilsen Ermal'in yanına kimseyi getiremedi, o bel bağlanan yabancıların hepsi sahada gezindi, Blatt'in kovulmasıyla başa geçen Ekrem Hoca da memnuniyet getiremedi. Ve bir efsane 10-0 ile sahneden silindi.

Eyyyy ruhhhhh.. Geldiysen bize işaret verrrrr...

Mersin'de Kandemir Sesleri

Ahmet Çakı'dan boşalan koltuk için arayışlarını sürdüren Mersin BŞB, Pınar Karşıyaka koçu Ahmet Kandemir'e resmen teklifte bulunmuş. Ahmet Kandemir 'Önce KSK ile görüşeyim, sonra kararımı vereyim' demiş olsa da, kulübe yakın kaynaklardan aldığımız KSK yönetimi yeni sezonda Ahmet Kandemir'i düşünmüyor fısıltısı, bu birlikteliğin gerçekleşme ihtimalini oldukça kuvvetlendiriyor.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Telekom'da Finale 1 Var

Maçın ilk yarısını izledim, bir de son 5 dakikasını.. İlk çeyrek kafa kafaya gitti, Beşiktaş Cola Turka Drobnjak ile, Telekom ise Dudley ile oyuna tutundu. İkinci çeyrekte ise Shumpert çıktı meydane, her şutu birbirinden merdane. Aldı götürdü oyunu, Drobnjak ve Apodaca da oyuna eşlik etti, fark oldu 15 sayı. İlk yarı 12 sayı ile bitince ve sahadaki durumları düşününce, aldı dedim Beşiktaş Cola Turka.

İlk yarıda Telekom adına El-Amin'in oyuna hiç girmemiş olması ve kaçan boş şutlar fazlasıyla büyük bir handikaptı. Ve 12 farkın en büyük izahı da buydu zaten. İkinci yarıyı izleyemdim, son 5 dakika kala skoru gördüm 66-66 idi. 70-70 iken El-Amin'in bir adım geri çekilerek attığı üçlük öldürücü darbe niyetine iniverdi Beşiktaş Cola Turka'nın böğrüne. Bir de ne göreyim, El-Amin toplam sayı 19.. Of of of.. Ufak bir hesap yapıyorum kafamda, Beşiktaş Cola Turka ikinci yarıda sadece 22 sayı atabilmiş daha. Haliyle alıveriyor maçı Telekom. Finale bir adım daha yaklaşıyor.

Beşiktaş Cola Turka cephesinde ise bir maç daha kaybedilirse sezonun sonuna gelmiş olma stresi, artı bir de Kaya'nın düşünüdürücü boyutlardaki düşük performansı kalıveriyor. Sezon başında dinamo gibi çalışan bir çocuğun aklını, başka bir dinamo (!) ne kadar çelebilir? İşte bu kadar çelebilir.

O düzelmezse işler zor. Neyse ki Drobnjak iki maçtır beklenti üstü oynuyor da fazla sırıtmıyor orası. Ya o da oynamazsa?

18 Mayıs 2008 Pazar

Mutlu Sona Uzanan Pertevniyal Oldu

Konya'da düzenlenen Genç Erkekler turnuvasında finalde Fenerbahçe Ülker'i 70-65 ile geçen Pertevniyal mutlu sona ulaştı. Turnuvanın üçüncülüğünü ise Final Gençlik takımını 74-64 mağlup eden Pınar Karşıyaka aldı.

Günün Dikkat Çekenleri
Furkan Aldemir (KSK): 25 sayı, 20 ribaund, 1 asist
Enes Kanter (FB): 32 sayı, 16 ribaund
Melih Mahmutoğlu (PER): 30 sayı, 4 ribaund, 2 asist

Final maçının ardından turnuvanın en iyileri de açıklandı ve kazanan isimlere ödülleri verildi. Ödüller ve kazananlar şöyle;

Asist Kralı: Barış Ömer Erkim (PER)
Ribaund Kralı: Enes Kanter (FB)
Sayı Kralı: Şener Tan (BAĞ)
En İyi Guard: Gökper Gen (KSK)
En İyi Forvet: Melih Mahmutoğlu (PER)
En İyi Pivot: Enes Kanter (FB)
En Değerli Oyuncu: Görkem Sönmez (PER)

17 Mayıs 2008 Cumartesi

Aynı Nakarat

Aynı nakarat, hep aynı aynı..

Değişen bir şey yoktu Abdi İepkçi'de bugün. Efes Pilsen Fenerbahçe Ülker karşısında yine aynı sonla karşılaştı, final umutlarını iyiden iyiye Kaf Dağı'nın ardına attı.

Hani bir tabir vardır ya, 'Elini kolunu sallaya sallaya kazanmak' diye. Cuk oturuyor bugünkü maça işte. F.Bahçe Ülker ilk yarıda hem içeriden hem dışarıdan belki de sezonun en düzenli, en sistematik basketbolunu oynadı. Sonra ikinci yarıda yine klasik dış şut zorlamalı hücum düzenine geçip, başarısız olsa da, Efes Pilsen'in bunu değerlendirecek mecali bile yoktu.

Boyalı alanda bariz bir kalite farkı oluştu. Ömer Aşık önüne geleni bloklarken, Mirsad iyi bir şut yüzdesi yakalayamamasına rağmen ribaundlarda oldukça iyiydi. Semih keza maça çok konsantreydi. Oğuz Savaş maçın başında içeride oynanan oyunların baş aktörüydü. Ve Vidmar, benchte oturması bu takıma sağlayabileceği en büyük yarar. Neyse ki Tanjevic son maçlarda onun üzerindeki ısrarından vazgeçti de, takımın boyalı alan gücü ortaya çıkmaya başladı.

Efes Pilsen de ise hiç bir şey yoktu. Dişe dokunur, yazmaya değer tek bir şey yok. Ne oynanan oyun belli, ne çizilen taktik. Penn ve Ender'in Solomon karşısında ezilişlerini yazabiliriz, ki Solomon bu maçta çok da iyi değildi, kafası tamamen dağınıktı, bir sürü top kaybetti. Yine de Ender & Penn ikilisine şöyle bir 3-4 boy büyük geldi bu haliyle bile.

Seri 2-0 oldu ama ondan önemlisi F.Bahçe Ülker - Efes Pilsen arasındaki genel serinin 9-0 olması. 10-0 ile biter mi bu sezon Efes Pilsen için derseniz, 'Büyük Olasılıkla' derim size.

Pertevniyal & F.Bahçe Finalde

Gençlerde sona geldik. Bugün yarı finalin ilk maçında büyük bir çekişme vardı. Pertevniyal; Karşıyaka'nın son dakikalardaki hatalarını iyi değerlendirdi ve maçı 77-75 kazandı. Günün ikinci maçında ise dün Alpella'yı yenerek büyük bir sürpriz yapan Final Gençlik, Fenerbahçe'ye rakip olamadı. Sarı lacivertliler antrenman maçı havasında geçirdikleri maçı 82-50 kazanıp finale adlarını yazdırdılar.

Dikkat Çekenler
Melih Mahmutoğlu (PER): 28 sayı, 6 ribaund, 1 asist
Orhan Aydın Hacıyeva (PER): 18 sayı, 6 ribaund, 2 asist
Gökper Gen (KSK): 29 sayı, 8 ribaund, 6 asist
Furkan Aldemir (KSK): 13 sayı, 15 ribaund
Enes Kanter (FB): 14 sayı, 17 ribaund
Can Maxim Mutaf (FB): 23 sayı, 2 ribaund, 1 asist

Yarının programı şöyle:
13:45 Pınar Karşıyaka - Final Gençlik (3.'lük maçı)
16:00 F.Bahçe - Pertevniyal (Final maçı)

Her iki maç da TRT-3 ekranlarında olacak.

Seriye Denge Geldi

Beşiktaş Cola Turka, seyircisinin da salonu doldurup var gücüyle kendilerine destek verdiği bir maçta tatsız bir sürprize izin vermedi. İlk yarıda oldukça zorlanmalarına rağmen ikinci yarıda Shumpert'in de devreye girmesiyle önce öne geşip, sonra da maçın sonlarında farkı açtı. Ve seriyi dengeledi. (87-77)

Maçın ikinci yarısında Telekom defansının defans yapmasına izin verilmeyişi ise gözlerden pek kaçmadı aslında. Hakemler biraz ucuz fauller çaldılar Telekom'a ve bu her türlü siyah beyazlılara yaradı. Kendileri savunmada sertleşti, hücumda ise sürekli faul yaptırdılar. Telekom ilk yarıda oyunun hücum yönünde adeta derslik düzeyde bir saha içi organizasyon tutturdu ama savunma yapmadıkları için farkı açamadılar. İkinci yarıda ise saz Shumpert'in, ipler de Beşiktaş Cola Turka'nın eline geçince; galibiyet ihtimalleri de sıfıra iniverdi.

He unutmadan.. Beşiktaş Cola Turka'nın son maçlarda dış atış savunması yapamadığını belirtmiştim ya hani, bugün de Telekom tam 10 tane üçlük buldu. Yenen 77 sayının 30'u üçlüklerden yani.

Anlayana..

16 Mayıs 2008 Cuma

Gençlerde Son 4 Belli Oldu

Konya'da düzenlenen Genç Erkekler basketbol turnuvasında bugün çeyrek finalde oynanan ilk 3 maçta süpriz çıkmazken, son maçta Alpella'yı deviren Final Gençlik günün en büyük sürprizini yaptı. Alpella'da Can Özcan'ın müthiş oyunu galibiyet için yeterli olmadı. Pertevniyal, Fenerbahçe, Pınar Karşıyaka ve Final Gençlik takımları yarı finalde mücadele edecekler.

Toplu Sonuçlar
Tofaş: 53 - F.Bahçe Ülker: 73
Pertevniyal: 87 - Genç Telekom: 76
Galatasaray: 81 - Pınar Karşıyaka: 87
Final Gençlik: 78 - Alpella: 70

Dikkat Çekenler
Enes Kanter (FB): 14 sayı, 22 ribaund, 1 asist
Orhan Demir (FB): 21 sayı, 8 ribaund
Melih Mahmutoğlu (PER): 19 sayı, 4 ribaund, 1 asist
Orhan Aydın Hacıyeva (PER): 26 sayı, 12 ribaund
Erdinç Balto (GTEL): 23 sayı, 12 ribaund, 1 asist
Nusret Yıldırım (GS): 18 sayı, 10 ribaund, 1 asist
Gökper Gen (KSK): 16 sayı, 4 ribaund, 5 asist
Cem Bozok (KSK): 19 sayı, 5 ribaund, 6 asist
Semih Yalçınkaya (FG): 14 sayı, 12 ribaund, 1 asist
Can Özcan (ALP): 25 sayı, 16 ribaund, 2 asist

Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (Yarı Final Serisi Analizi)

(0-1)

Ligdeki Maçlar
Efes Pilsen: 72 - Fenerbahçe Ülker: 75
Fenerbahçe Ülker: 78 - Efes Pilsen: 70

Maç Programı
17 Mayıs Cumartesi @ Abdi İpekçi
20 Mayıs Salı @ Abdi İpekçi
22 Mayıs Perşembe @ Abdi İpekçi
25 Mayıs Pazar @ Abdi İpekçi (Gerekirse)

***

Burada da Fenerbahçe Ülker'in istediği, düşündüğü, planladığı gibi gitti işler. Ligde liderlik trenini kaçırdığını anlayan Fenerbahçe Ülker, gardını Efes'e göre aldı ve böylece final yolunda belki de 4 takım arasından en zararsızını rakip etti kendine. Neden en zararsız derken? Hem kendi sahanda oynayacaksın bütün maçları, hem bütün maçlarda seyirci avantajı sende olacak, hem de seriye 1-0 önde başlayacaksın. E bundan iyisi de Şam'da kayısı olur heralde. Kağıt üstünde işler böyle ama bakalım planların bundan sonrası da gerçekleşebilecek mi?

Efes Pilsen'de işler gerçekten karışık. Bakmayın siz Pınar Karşıyaka serisinde 3-1'le geçmiş olmalarına. Herkeste bir pamuk ipliğine bağlı olma hissi var. Yaşanan onca erozyonun ardından kör topal da olsa yola devam etmeye çalışıyorlar. Tuncay Özilhan'ın KSK serisinin ilk maçının kaybedilmesinden sonra, hafif tehdit içeren uyarısı ve TV'den izleyemesek de kulağımıza gelen hakem hataları onları bir üst tura attı. Ama işler gerçekten yolunda gitmiyor. İlk maçta alacakları bir yenilgi, sezonun oracıkta bitmiş olması anlamına gelir ki, zaten bir sonraki sene Efes Pilsen ne olacak sorusunun cevabı da hala net değil. KSK serisini takım adına kazancı Serkan Erdoğan oldu. Bu yılın neredeyse tamamını sakat geçirmiş bir Serkan Erdoğan'ın bir comeback yapıp takımının son maçlarında hep en skorer oyuncusu olması önemli bir ayrıntı.

Fenerbahçe Ülker zor bir seriden geldi. Antalya BŞB gibi dişli bir takıma Solomon olmadan tam 3 maç kazandılar. Oynanan 4 maçın 1'inde Mrsic, 1'inde Ömer Aşık & Ömer Onan ikilisi de yoktu. Kinsey gittikçe takıma ısınmaya başladı. Mrsic tıpkı geçen yıl olduğu gibi Play-Off'larda vitesi arttırdı. Mirsad formunu buldu (sakatlıktan yeni çıktığı zamanlarda verimsiz oldukça çok kişi oynamasın, hazır değil diyordu ama her zaman dediğim gibi onun Play-Off'larda form tutmuş durumda olması şampiyonluk için çok ama çok önemliydi). Ve en önemlisi Tanjevic, özellikle son maçta takımın doğru beşini (ya da o maçın doğru beşini diyelim) ilk kez bu derece uzun süreler boyunca sahada tuttu. Bunlar hep takım adına olumlu gelişmeler.

Serinin kırılma noktası elbette Solomon faktörü. İsterse yine tek başına 2 maç alıp, takımını finale taşıyabilir. Zor bir durum yaşadı ama geçen hafta kafasını toplayıp İstanbul'a geldi. Antalya maçlarında riske edilmedi, güç toplaması sağlandı. Ve Efes serisinde takımının en büyük kozu olacak. Bakıyoruz Efes'e. Onu durdurabilecek tek isim Mustafa Abi. Eğer o bir mucize savunma yapmazsa Penn, Ender, Serkan, Spencer gibi aklı oyunun ofansif yönünde olan isimlerle savunma ritmini bulmaları epey zor.

Fenerbahçe Ülker'de ise Ömer Onan gibi bir savunma silahı var. Hatta Kinsey'nin son maçklardaki savunması da gözden kaçmamalı. Epey top çaldı, elleri kolları sürekli hareket halinde. Ömer Onan geçen yıl Nicholas'a yaptığını bu seride de Serkan Erdoğan'a yapabilirse, işler çok daha kolay hale gelecektir Fenerbahçe Ülker adına. Efes Pilsen'de ise Spencer'ın arada bir parlayan yüzdeli atışlarının bu seride artık bir standarta oturması lazım. Keza Penn, Gregory ve Mustafa Abi'den de skor anlamında destek görmeleri onlar için fazlasıyla önemli.

Boyalı alanda ise yine Fenerbahçe Ülker avantajlı gibi duruyor. Efes Pilsen'de şu anda Kerem Gönlüm ve Ermal Kuqo iyi durumdalar. Zaten bu tip kriz durumlarında en soğukkanlı iki isim olarak (hatta Mustafa Abi'yi de katabiliriz) dikkat çekerler hep. Aynı şekilde Hutson da istekli. Ama Fenerbahçe Ülker'de Mirsad Türkcan, Ömer Aşık ikilisi çok formda. Semih ve Oğuz bu yıl bir türlü istenen o eşiği aşamadılar ama kötü durumda değiller. Vidmar ise etkisiz eleman. Şayet Efes orada bir faul problemine girerse yedekten getirebileceği tek ekstra isim Bradshaw. Ve onun da şu ana kadar isteneni verememiş olması bir eksi handikap.

Fenerbahçe Ülker son 8 maçtır Efes'i yeniyor. Bu inanılmaz bir güven yaratmış durumda takım ve oyuncular üzerinde. Efes Pilsen'de ise aynı paralellikte bir stres hakim. Hatta öyle ki, normal sezonun ikinci maçında onca eksiğe rağmen, Efes açık ara favori dendiği ortamda yine çıkıp maçı almıştı sarı lacivertliler. Kuşkusuz yine serinin favorisi durumundalar. Tüm maçlar Abdi İpekçi'de, tüm maçlar F.Bahçe seyircisine açık, seride 1-0 öndesin. Yazdık ya yazının en başında. Bundan iyisi Şam'da kayısı. Bence Fenerbahçe Ülker finale çok daha yakın rakibinden.

***

Finale Kim Çıkar?
Efes Pilsen (%30) - Fenerbahçe Ülker (%70)

Beşiktaş Cola Turka - Türk Telekom (Yarı Final Serisi Analizi)

(0-1)

Ligdeki Maçlar
Türk Telekom: 93 - Beşiktaş Cola Turka: 86
Beşiktaş Cola Turka: 65 - Türk Telekom: 86

Maç Programı
16 Mayıs Cuma @ Akatlar
19 Mayıs Pazartesi @ Ankara Atatürk
21 Mayıs Çarşamba @ Ankara Atatürk
24 Mayıs Cumartesi @ Akatlar (Gerekirse)

***

Ligi lider olarak tamamlayan Beşiktaş Cola Turka'nın korktuğu başına geldi ve yarı finaldeki rakipleri Türk Telekom oldu. Sezon içerisinde oynanan her iki maçı da Türk Telekom kazandığından dolayı seriye de 1-0 önde başlayacak. Ve öyle de bir avantaj var ki ellerinde, sahalarında oynayacakları 2 maçı kazandıkları takdirde finale çıkacaklar.

Beşiktaş Cola Turka çeyrek finalde Banvit'i 3 zorlu geçen mücadelenin ardından 3-1 ile eledi. Ancak oyun olarak tatmin etti mi derseniz? Beni etmedi derim ben. Banvit hedefe ulaşmış olmanın da verdiği rahatlıkla epey iyi oynadı. Akatlar'daki maçta dahi maçı alabilecek raddeye getirmişlerdi oyunu. Ama olmadı. Bu seride göze çarpanlar Beşiktaş Cola Turka'da guard bölgesinde Ergin Ataman'ın hala kararsız olduğu (Chase mi, Dalmau mu?), Apodaca'nın yerlerde sürünen oyunu oldu. Takımda her zaman ön planda olan maddi problemlerin her an patlak verebilme ihtimali de bir diğer dezavantaj onların önündeki.

Türk Telekom ise ancak bu kadar moralli bir şekilde bitirebilirdi Galatasaray Cafe Crown serisini. Her 3 maçı da kaybedebilirlerdi, ama onlar kazandılar. Maçların hepsi oyun içinde gitti geldi, hatta bir son maç var ki akıllara zarar. Ve onlar bu seriden 3-0 ile çıktılar. Süpürülmüş olarak evde oturabilecekken, her 3 maçın da son 3 dakikalarını muazzam oynayarak rakiplerini tatile çıkardılar. Bir üst tur moralinin yanına Beşiktaş Cola Turka ile eşleşmiş olmak ve seriye önde başlamayı da koyarsanız, moral motivasyon olarak ne derece üst noktada olduklarını rahatça kavrayabilirsiniz diye düşünüyorum.

Gelelim bu seriye. Bu serinin anahtar eşleşmesi belli. Sinan Güler & El-Amin. Beşiktaş Cola Turka'da El-Amin'i durdurabilecek bir kısa yok Sinan'dan başka. Ne Dalmau, ne Chase, ne de Apodaca ona karşı savunmada diş geçiremezler. Bu işi yapabilecek tek kişi Sinan. Onun seri içindeki defansif performansı olaya yön verecek. Telekom'da genelde El-Amin'in maç içinde sürekli diri kalması, hatta maç sonlarında sazı eline alabilecek kadar fiziki yeterlilikte olması için topları Tutku getiriyor. El-Amin 2 numarada biraz daha az efor sarfederek oynuyor. Bu da oyuna daha çok etki etmesine neden oluyor.

Takımların savunma düzeylerine bakacak olursak, zaten Telekom'un burada zayıf karnının savunması olduğu hemen göze çarpıyor. Beşiktaş ise yeri geldiğinde kora kor savunma yapabilen bir ekip. Maçlar hızlı mı geçecek, yoksa Beşiktaş Cola Turka kendi oyununa uydurabilecek mi Telekom'u, bu da çok önemli.

Oyunun bir diğer belirleyici noktası da dış şüt yüzdesi olacak. Beşiktaş Cola Turka özellikle ligin son maçlarında ve Banvit serisinde feci derecede üçlük yemeye başladı. Bilmem dikkat ettiniz mi? İnanılmaz derecede dış şut savunması zaafiyeti belirdi siyah-beyazlılarda. Buna bir çare bulamazlarsa Galatasaray Cafe Crown serisinde coşan Barış Özcan, Bekir Yarangüme, Haluk Yıldırım, El-Amin, Tutku gibi isimler cezayı çok acımasızca keserler, şimdiden söylemesi. Beşiktaş Cola Turka'da Shumpert büyük bir silah ama baktığınız zaman ona eşlik edecek bir tek Apodaca var. Ve onun da son maçlardaki performansı ortada.

En keskin mücadelenin yaşanacağı bölüm ise boyalı alan olacak. Kaya-Nicevic-Drobnjak ile daha oturaklı daha sete set için yaratılmış bir rortasyona karşılık, Williams-Dudley-Lang gibi koş baba koşalım, koştukça coşalım mantığı güden bir rotasyon var. Ribaund hakimiyeti sanmıyorum ki kurablsin bir taraf diğer tarafa karşı. Burada denk bir mücadele yaşanacak ve küçük detaylar belki de farkı yaratacaktır.

Seri ile ilgili sözlerimizi burada noktalarken, moral ve önde olma avantajlarıyla Telekom'un bir adım daha önde olduğunu söyleyebilirim. Beşiktaş Cola Turka'nın bana göre düşmeye başlayan performansı onlar için bir tehlike. Bu seride mutlaka vites arttırmaları lazım. Yoksa an itibariyle performanslara bakacak olursak, Telekom bu seriyi alır demek hiç de mantıksız olmaz. İlk maç çok önemli. Beşiktaş ne pahasına olursa olsun o ilk maçı almalı. Yoksa seri daha bugünden biter.

***

Finale Kim Çıkar?
Beşiktaş Cola Turka (%40) - Türk Telekom (%60)

15 Mayıs 2008 Perşembe

Şampiyon Fenerbahçe !!!

Beklenen oldu ve Fenerbahçe TBBL şampiyonu oldu. Dördüncü maçın ardından yazdığım yazının mürekkebi kurumamıştır daha, ne yazmıştım ben? Fenerbahçe bu şampiyonluğu istiyorsa, serinin ilk 4 maçında yaptığı gibi rakibine skor avantajını vermemeli demiştim. 4 maçtır sürekli geriden gelerek kovalayan takım olmanın psikolojisinin ağır olduğunu yazmıştım. Galatasaray'ın dar rotasyonla oynayan oyuncularının geriden gittikleri bir maçta, öndeyken oynadıkları kadar rahat olamayacaklarını söylemiştim.

Ne oldu bugün peki? Galatasaray maçta hiç öne geçemedi. En büyük silahları olan üçlük atışlarda, maç koptuktan sonra gelen 2 üçlüğü saymazsak sadece 1 tane isabet bulabildiler. Fenerbahçe gerek hücumda gerekse de savunmada gayet dengeliydi. Maça iyi hazırlandıkları her hallerinden belliydi. Ebony transfer olduğu günden beri en yararlı maçını oynadı. 4 maçtır devam eden ve hatta ilk hücumda Petra ve Sophia ile alınan iki hücum ribaundundan sonra 'Yine mi' dedirten ribaund üstünlüğüne tek başına dur dedi ilk yarıda. Hücumdaki aktifliği de takımı için en büyük artıydı bugün adına.

Cappie'nin en kritik anlarda yolladığı 3 adet 3'lük, Birsel'in hem atan hem attıran oyunu galibiyet ve şampiyonluk kilidini çözen anahtarlar oldular. Finalin son maçında herhangi bir süprize mahal bırakmadılar.

Çıplak gözle son kez Cappie'yi izlemiş olmak, kupa töreninde adının söylenmesinden sonra sahaya gelişi ve böyle insanda kucaklama, sarılma, yeme bitirme hissi uyandıran hareketlerini görmek de bu akşam adına şampiyonluk harici sahip olunan ekstralardı.

Tebrikler kraliçelere..

Galatasaray'lı oyunculara da tebrikler. Zor şartlarda oynamalarna rağmen buraya kadar geldiler. Hatta final serisini de buraya kadar getirdiler. Ama olmadı..

Çünkü 'Çıldırma!!!' diyecek birileri vardı karşılarında..

13 Mayıs 2008 Salı

We Love You Cappie

Cappie Pondexter..

Bayan basketbolunda belki de gelmiş geçmiş en iyi isim.. Ligimizde oynadı yıllarca. Ama vakit doldu. Bu keyfi yeteri kadar çıkarttığımızı düşünmüş olacak ki; CSKA Moskova takımıyla anlaştı önümüzdeki yıl için. Yönetim ne önerdi ya da ne kadar fedakarlık yaptı onu bu takımda tutmak için net bilmiyorum. Ama çok istense tutulurdu diye de içimden geçmiyor değil hani. Aslında düşününce ligimizde bu kadar sene oynaması bile iyi denebilir. Düşünsenize o WNBA'in MVP'si..

Düz mantık yapınca Kobe'nin, Dirk'ün, Nash'in TBL'de oynaması gibi bir şey yahu bu..

Oyunculuğu, sıcakkanlılığı, sempatikliği herkes tarafından takdir edilse de, giydiği formaya duyduğu aşk ve bu doğrultuda en fanatik Fenerbahçe'liden bile daha ateşli hallere girmesi, bir voleybol maçında tribünde hop oturup hop kalkabilmesi, ezeli rekabeti fazlasıyla iyi kavraması gibi detaylar nedeniyle rakip taraftarlar tarafından sevilmeyen bir isim oldu.. Halbuki onun gibi yıldızlar böyle işlere bulaşmazdı, takımmış, sahiplenmeymiş falan.. Boş gelirdi..

Ona gelmedi.. Yeri geldi taraftarların arasında lay lay çekti, yeri geldi karşılıklı tezahürat yaptı..

Velhasıl kelam.. Unutulmaz bir şahıs oldu..

Yarın son bir kez daha giyecek Fenerbahçe formasını. Galatasaray ile oynanacak serinin son maçında kazanan kupaya uzanacak. Şu anda tek isteğinin kupa ile veda etmek olduğunu düşünebilmek için herhangi bir medyum yeteneğine gerek yok.

Bakalım başarabilecek mi?

Biz her türlü tribünde yerimizi alacağız, önce tarihe tanıklık edip bu efsaneyi belki de son kez çıplak gözle izlemek hem de 'Kupalı Veda' isteğini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini görmek için.

Bir Garip Yolcuyum, Final Yolunda

Çeyrek finalin tadı damağımızdan gitmemişti ki, federasyon hemen açıkladı yarı final programını. Dört şampiyonluk adayının final yolundaki rotaları belli oldu. İlk maçlar hemen bu cuma ve bu cumartesi. Her iki maç da 20:00'de. Serilerin diğer maçlarının saatleri ise daha sonra açıklanacak.

Beşiktaş Cola Turka - Türk Telekom (0-1)
16 Mayıs Cuma @ Akatlar
19 Mayıs Pazartesi @ Ankara Atatürk
21 Mayıs Çarşamba @ Ankara Atatürk
24 Mayıs Cumartesi @ Akatlar (Gerekirse)

Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (0-1)
17 Mayıs Cumartesi @ Abdi İpekçi
20 Mayıs Salı @ Abdi İpekçi
22 Mayıs Perşembe @ Abdi İpekçi
25 Mayıs Pazar @ Abdi İpekçi (Gerekirse)

Haydi rastgele..

Hoppalaa..

Haberi okuyunca şaşırdım aslında. Ahmet Çakı'nın Mersin BŞB'yi sözleşmesi sürerken, hem de kendi isteğiyle bırakmış olması içime kurt düşürdü. Bilmeyenler için söyleyelim, Ahmet Çakı doğma büyüme Mersin'li. Ailesi orada, evi orada. Genç koçun bu kararı almasının ardında vardır bir şeyler mutlaka. Alırsak kokusunu, paylaşırız buradan.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Yürü Hoca, Arkanda Ben Varım

70 doğumlu.. 38 yaşında.. Fransız şarabı diyeceğim abes kaçacak, Boşnak böreği diyeceğim o da olmayacak (Gece gece acıktım galiba ben yav), en iyisi mi TECRÜBE diyelim. Aldı yine maçı. Solomon'suz oynanan dördüncü maçta seriyi getiren en önemli piyondu belki de sahadaki.

Seride olası 2-2'lik eşitliğe baş kaldıran grubun en önündeki fedaiydi. İlk yarıda M. Kemal Bitim'den yediği ve sırt üstü yere yapıştığı blok sanki kamçıladı onu ve ikinci yarıda sazı şööyle bir eline alıverdi. Tecrübesinin o buram buram kokusunu yayıyverdi pozisyonlara. İzlemek keyif verdi onu bir kez daha. Çoğu Fenerbahçe taraftarının maçlarda hissettiği 'Damir var nasılsa' hissini, eminim ki bu maçta Tanjevic de fazlasıyla hissetti.

Antalya BŞB'yi ve Orhun Ene'yi de ayrıca tebrik etmek lazım. Süper bir sezon geçirdiler, üstüne F.Bahçe Ülker gibi bir şampiyonluk adayına 4 maçta da analarından emdikleri sütü burunlarından getirdiler. İyi oynadılar, doğruları yaptılar ve kocaman alkışlandılar bu işi gerçekten bilen insanlar tarafından.

Tanjevic pek bir hamle yapmadı bu maçta da. Hatta artık alışkını olduğumuz hamleleri de yapmadı. Vidmar'ı kullanmadı mesela. Takım öne geçince vites düşürmek için bile kullanmadı. Sahadaki sıcak adamı oyundan almadı. Uzunlar üzerinden ilk kez bu derece sırtı dönük oyun oynadı F.Bahçe Ülker. Bu sayede geldi belki de maç. Ömer Aşık, Mirsad Türkcan ve elbette Damir Mrsic en kritik dakikalarda kenara alınmadan sahada tutulunca, bir şekilde galibiyet alındı ve tur vizesi kapıldı.

Solomon'un yokluğunda kazasız belasız ama bol uyarılarla geçti seriyi sarı lacivertliler. Şimdi rakip Efes Pilsen. Hem skor, hem saha, hem taraftar avantajı onlarla. Son dönemde Efes'e karşı kurulan üstünlük de cabası. İstenen oldu, Efes'le yarı finalde eşleşildi. Bakalım işler de planlandığı gibi gelişecek mi?

Efes Yendi.. Stop..


Maç başladı Stop.. KSK'da Marshall yok Stop.. Efes önde Stop.. İlk yarıda 14 sayı Efes galip Stop.. Fark kapandı KSK geri döndü Stop.. Hakemler içeri kaçtılar Stop.. Seyirci dışarı çıkartılıyor Stop..

Maç bitti 85-77 Efes aldı Stop..

NTV sağolsun, TBF sağolsun.. Anca arkadaşlardan telefonla haber alabildik maçtan, sonra o arkadaşlar da çıkarıldılar salondan.. Bir de maç skorunu aldık işte..

Maçla ilgili yazacak bir şey yok. Bir şey bilmiyoruz etmiyoruz zira.

Emeği geçenlere teşekkürler..

11 Mayıs 2008 Pazar

Seni Seçtim Pikachu

Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi geçtiğimiz hafta, gemiyi limana yanaştıran (!) Mete Babaoğlu ile yollarını ayırmıştı. Bir haftadır süren görüşmelerin ardından; geçen yıl Hakan Yavuz'un yardımcısı olarak girdiği sezonda Hakan hocanın istifası ile head coachluğa gelen Cengiz Karadağ'da karar kılındı. Bu yıl Selçuk Üniversitesi ile yollarının ayrılmasından sonra Akçakoca Poyraz takımını çalıştıran Karadağ, bir sene aradan sonra yeniden yuvaya dönme fırsatı buldu böylece.

Cengiz Karadağ gerek kulübü tanıyan, gerek şehri bilen, gerekse de bu yönetimle daha önce çalışmışlığı olan biri olaraktan fazlaca maceraperst bir seçim değil. Ama kendisinin ilk seçim olmadığını da biliyoruz. Önce Yücel Platin, sonra Altar Tunçkol ve en sonunda da bu yılın efsane yorumcusu (!) İhsan Bayülken'e teklif götürüldü, nabız yoklandı. Olmadı. Öze dönüldü.

Hayırlı evlat göreve çağrıldı. Hayırlara vesile olur inşallah.

Tezler Çürümek İçindir

Komik ama gerçek. Son maça kadar uzamasına, en kötü ihtimalle 4 maçta bitmesine kesin gözüyle bakılan bir seri 'Süpürülenler' listesinde kendine yer buldu. Hem de oynanan 3 maça bakıldığında tam tersi sonuçla süpürülmesi bile gayet olası olan bir seri.

İlk 2 maçta ne yapmıştı Galatasaray Cafe Crown? 2 maçın son 3 dakikalarında sadece 3 sayı üreterek, birinde 15 sayı geriden gelip rakibini yakaladığı maçta, diğerinde ise 6 sayı önde olduğu maçta rakibine vermişti maçları. Bugün ne oldu? Farkı yoktu ilk 2 maçtan. Son 3 dakikaya girerken Galatasaray Cafe Crown yine 6 sayı öndeydi. Maçın sonu dramatik oldu ama son aynı oldu.

10 saniye kala Dee Brown 2 faul atışının birini sokunca 86-84 oldu skor. El-Amin aldı topu moladan sonra, tek bacak arası hareketiyle koca savunmayı yardı ortadan ikiye. Hani balığın kılçığını çeker alırsın ya, o hesap. Bıraktı turnikeyi. 3 saniye kala basketi yemenin şaşkınlığı ile alelacele topu oyuna sokan Galatasaray Cafe Crown, Murat Kaya topu elinde tutamayınca 1,8 saniye kala rakibine teslim etti topu. Kenardan bir kez daha sokuldu top oyuna, El-Amin ikili sıkıştırmayı görünce Williams'a inirdi topu, o da yakın mesafeden salladı, girdi. Bu kadar atraksiyon 1,8 saniye (hatta Williams topu elinde çıkarırken 0,2 vardı) içinde gerçekleşebilir mi? Hala kafamda soru işareti var ancak Serhat Çetin'in Beykoz maçında bulduğu üçlüğü düşününce; olma ihtimali hiç de az değil gibime geliyor.

Koca bir sezon bitti Murat Özyer ve öğrencileri adına. 120 dakikalık üç maçta toplam 9 dakika berbat oynamalarının karşılığı 'Süpürülmek' oldu. Hem de daha dün 'Bu Ligde Süpürülmek Yok' yazmışken. Gerçi bizim bu lafla kastımız küçüklerin büyüklere göstereceği direnişti. Böyle bir serinin bu tezi çürüteceğini bilmek için Nostradamus olmak gerekirdi. Aslında bu seriyi süpürülme olarak saymak da pek akıllıca değil ama şunu açık sözlülükle söyleyebilirim ki: 'Keşke her takım böyle süpürülse'..

Öyle bir 10 saniye yaşadık ki, ne yazacağımı, nelere değineceğimi bile unuttum. Yazımın taslağı tamamen değişti. Galatasaray Cafe Crown hakkında detaylı bir yazıyı daha sonra yazarım zaten ama bu maçta bahsetmeden geçmeyeceğim üç beş notu da bir köşesine iliştirelim şu yazının.

- Haluk Yıldırım'ın bir Galatasaray Cafe Crown hücumunda Murat Kaya'yı takip etmesi ve en sonunda yetişemeyeceğini anlayıp, yüzüstü yere yapışma pahasına topa doğru bir planjon yaparak, son kez şansını denemesi.. Ve aynı Haluk'un 36 yaşında olması..

- Murat Kaya'nın üç saniye koridoru içinde Dudley'nin bacakları arasından Gaines'e verdiği pas ve ardından gelen Gaines basketi.

- Barış Özcan'ın otomatiğe bağlamışçasına şutları yollaması. Tam 6 üçlük saydım. Ve yüzdesi de %100.

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Bu Ligde Süpürülmek Yok

Eveeeet, hareketli ve bol sayılı bir Play-Off gününü daha geride bıraktık. Aynı saatte, İstanbul dışı farklı şehirlerde oynanan 3 karşılaşmanın her birinde bir araba dolusu sayı oldu.

Beşiktaş Cola Turka, Banvit karşısında özellikle üçüncü çeyreğin sonu ve dördüncü çeyreğin başında zorlansa da maçı koparmasını bildi. Ve böylece yarı finale adını yazdıran ilk takım oldu. Şimdi Türk Telekom - G.Saray Cafe Crown serisinden gelecek rakibini bekliyorlar.

İzmir'de ise beklenen olmadı, tecrübe kazandı. Efes Pilsen ilk maçı kaybederek dezavantajlı başladığı seride peşpeşe 2 maç alarak tekrardan avantajı eline geçirdi. Bu maçta Serkan Erdoğan'ın uzuuun süreli sakatlıkların ardından ilk kez bildiğimiz Serkan Erdoğan gibi takımının en skoreri olması hem Milli Takım için hem de kendisi için oldukça sevindirici. Bu arada Karşıyaka taraftarlarının maçın hakeminden yana epey bir şikayetçi oldukları da kulağıma gelenler arasında. Naklen yayın olmadığı için salonda bulunan arkadaşlarım sayesinde fikir sahibi olabiliyorum ancak.

Günün tek naklen yayınlanan maçında ise Fenerbahçe Ülker bu yılın özellikle iç sahadaki flaş ekibi Antalya BŞB karşısında sahadan boynu bükük ayrılarak seriyi bitirme şansını tepti. Şimdi pazartesi günü takımlar bir kez daha karşılaşacaklar Antalya'da. Konuk ekipte ilk 2 maçta olduğu gibi Solomon yine yoktu, ayrıca hafif sakatlıkları bulunan Ömer Onan ve Ömer Aşık da hiç süre almadılar. Maçın F.Bahçe Ülker adına ilk beşi; Emir - Kinsey -Rasim - Semih - Vidmar gibi insanı derin düşüncelere salan bir beşti. İlk yarıda 8/14 ile üçlük atarak maçta sözünü geçiren sarı lacivertliler, ikinci yarıda bu yüzdenin epey bir altında kaldı. Bir de üstüne Douthit - Marsh ikilisinin canla başla oyunları eklenince, son periyoduna önde girdiklerii karşılaşmada yenilgiyi kabullenmek durumunda kaldı Tanjevic'in öğrencileri.

Sezon ortasında katıldığım bir TV programında ve sonrasında bir yazımda da ortaya attığım bir tezim vardı. ''Bu yıl Play-Off'ta hiç bir takım süpürülmeyecek'' demiştim. Bu lige o kadar güvenmiştim ki, bunu derken kendimden oldukça emindim. Önce hafta içinde Banvit'in Beşiktaş Cola Turka karşısında aldığı galibiyet, ardından Antalya BŞB'nin bugünkü galibiyeti gösteriyor ki bu ligde gerçekten süpürülmek yasak. Şimdi bunun üstüne kalkıp yarın Galatasaray Cafe Crown yeniliyormuş ve süpürülüyormuş, ne gülerim he.:)

Unutmadan, bir çift sözüm de federasyona olacak. Yayıncı kuruluşun elinde fazla spiker & yorumcu opsiyonu yok diye, İstanbul dışı 2 şehirden aynı günde birden fazla maç yayınlamak zor geliyor diye bizi bu basketbol keyfinden yoksun bırakamazsınız. Ya bu sene bu işi doğru yapacak bir kanala verin ihaleyi, ya da illa ki NTV alacaksa da üç beş şart imzalatın şunlara da diledikleri gibi at koşturmasınlar. 3 süper maç, tek canlı yayın.

Sebep?

Aman paşalar yorulmasın.

Haydi Buyrun Caferağa'ya

TBBL Final Serisi'nde Galatasaray, Fenerbahçe'yi 71-62 yenerek durumu eşitledi ve böylece iş son maça kaldı. Çarşamba günü Caferağa'da dananın kuyruğu kopacak.

Serinin geneline bakacak olursak, bana göre Galatasaray oynanan 4 maçta da Fenerbahçe'den iyi oynadı. Özellikle hücum varyasyonlarındaki çeşitlilikler ve setlerin uygulanışı; Cem Akdağ ile Zafer Kalaycıoğlu'nun coaching yeteneklerinin arasındaki farkı açıkça ortaya koyuyor. Şahsen şu kadro ve şu imkanlar Cem Akdağ'ın elinde olsa ortaya neler çıkardı çok merak ediyorum.

Dar bir rotasyonla oynamalarına rağmen, hem hücumdaki zenginlikleri hem de ribaundlardaki genel üstünlükleriyle seriye tutundu Galatasaray. Fenerbahçe ise yıldız oyuncularının eline bakan ve 4 maçın hepsinde sürekli geride olan takım idi. Kazanılan 2 maçta dahi maçın büyük çoğunluğu sarı kırmızılı takımın üstünlüğüyle geçti. Bu fazlasıyla kötü bir psikolojidir, fazlasıyla da zararı vardır.

Çarşamba günü evsahibi olması ve daha kaliteli bir kadroya sahip olması nedeniyle elbette Fenerbahçe bir adım daha önde. Ama serinin geneline bakacak olursak Galatasaray'ın şansının da hiç yabana atılamayacak miktarda olduğunu belirtebiliriz. Hele ki Çarşamba günü yine skor avantajını eline geçirirse konuk ekip, Fenerbahçe stresin de etkisiyle olmadık işler yapabilir. Fenerbahçe maçı ve şampiyonluğu istiyorsa, ilk dakikadan itibaren istekli oynayarak rakibini bu seride ilk kez geriden gelen ve kovalayan takım durumuna düşürmeli.

Benden bu kadar, gerisi kızlara kalmış. Caferağa geçen yıl olduğu gibi bu yıl da şampiyonun belirleneceği son maça tanıklık edecek. Bakalım kim kazanacak? Kim kupayı kaldıracak?

9 Mayıs 2008 Cuma

Play-Out Geldi Varsayalım

Erdemir'le Aliağa'yı attık yukarı nasılsa, şimdi hafif hafif gelmesine kesin gözüyle baktığımız Play-Out hakkında konuşalım. Geçen akşam 6.Adam dergisi sayesinde tanıştığım ve beraber çalışma fırsatı bulduğum Ali Emre Dedeoğlu ile konuşuyorduk da, muhabbet Tofaş'ın bir şekilde TBL yolunu tutabileceği ihtimali üzerinde dönerken, Ali Emre'nin de uyarısıyla ufaktan bir dank etme durumları yaşandı bende. Şayet bu Play-Out gelirse, haksızlık olmaması adına TBL takımlarımız sadece tek yabancı ile oynayacaklar o maçlarda. Yani şöyle diyeyim; bundan önce bir kez yapıldı bu Play-Out işi, onda da bu şekilde uygulandı. Hatta Galatasaray vardı o zamanlar küme düşmeme mücadelesi veren takımların içinde ve Play-Out maçlarında Boddicker'dan yana kullanmıştı tek yabancı tercihini.

TBL'de küme düşen takımlar kimler? Alpella ve TTNet Beykoz. Başlayalım bakalım ufaktan incelemeye. Play-Out gelirse bu takımlar ne yapar ne eder diye düşünmeye.

Alpella kadrosunda 3 yabancı var. Marshall Strickland, James Hughes ve Damien Kinloch. Damien'ın doping teşhisi nedeniyle ligin son bir kaç haftasında da oynayamadığını biliyoruz, o yüzden koyduk onu bir kenara. Kaldı elimizde Hughes ve Marshall. Marshall bu takımın beyni bir kere. Alaeddin Yakan'ın tercihi yüzde 99 Marshall'dan yana olacaktır. Ancak son haftalarda Hughes tek başına oynamıştı içeride, şimdi onun da olmaması o bölgeyi tamamen Deniz Tunca, Onur Gülveren ve eğer iyileşmişse Hasan Özkan üçlüsüne bırakacak. 4 numarada oynayabilen Can Özcan'ı da katabiliriz bu listeye ama her ne olursa olsun içeriden güçsüz denebilecek bir takım haline gelecekler.

Hadi Alpella neredeyse bütün sezon boyunca o yerli gençlerle oynadı ve tek yabancı Marshall'la idare edebilirler belki. Peki TTNet Beykoz ne yapacak? Hiçbir kritik oyuncusunun pasaportunda ay-yıldız yok. Seç desen kimi seçeceksin o 4 tane içinden. Burgess? Withers? Gilbert? Roberson? Hadi o kısmı geçtiler ve birini seçtiler diyelim, yanlarında kim oynayacak? Umut Görür ve Caner Öner sezonu kapadılar. Kalıyor geriye Umut Tınay, Erdal Bibo, Alper Yılmaz, Levent Bilgin, Cem Coşkun. Bu kadar. Fazlası yok. Erman ve Mehmet de var ama 30 maçta toplasan 5'er dakika oynamadı bu adamlar. Tüm setler yabancılar üzerine kurulu, nasıl yaparlar ederler bilemiyorum.

Yani demem o ki, öyle bariz güç farkları olmayacak arada ve hiçbir sonuç da süpriz olarak adlandırılamayacak. Alpella bir adım daha önde olabilir bütün bir sene bu yerli çocuklarla oynadıkları için ama onların da boyalı alan zaafiyetini sokaktan geçen alakasız biri bile görebilir. TTNet Beykoz'a bakıyorsun.. Ne umutla kurulmuştu, şimdi ne halde. Sponsordan yana problem yaşayabilecekleri dedikoduları da iyice dillenmeye başladı. İTÜ & Tofaş ikisi birden geliyor mu TBL'e. Ne gülerim he. Bakalım hele bi gelsin de resmi olarak şu uygulama. Sonra yeniden bir analiz ederiz.

Şimdilik tek yabancı uygulamasını bilin ya da hatırlayın, kafi benim için.

8 Mayıs 2008 Perşembe

Bir Taştimur Klasiği Vol:8

Bilen vardır, bilmeyen vardır. Tahmin ediyorum ki bilmeyen çoğunluktadır. Yazalım 3-5 satır da bilenlerin sayısı artsın diyerekten geçtik yine klavyenin başına.

Erdemirspor.. 3 gündür süren TB2L final grubundan üçte üç yaparak şampiyon ünvanıyla çıktı. Takımın başında kim vardı? Gökhan Taştimur. Kendisi kariyerinde tam 7 takımı ikinci ligden birinci lige çıkarma başarısı bulundurduğundan dolayı bu işin profu diyebileceğimiz bir coach. Geçen sezon Kepez Belediyesi'ni, ondan önce Samsunspor'u.. ve daha nicelerini atıverdi birinci lige. Şimdi Erdemir ile bu başarıyı 8. kez yaşıyor.

Peki sadece bu işe mi yarar bu adam? Bilmeyenlerin ufuklarını biraz daha genişletelim o zaman. Kariyerinde Montepaschi Siena'da Ergin Ataman'ın yanında yardımcı antrenörlük ve kazanılan bir Saporta Kupası, ardından İtalyan Rigamonti Sandrio takımında head coach'luk, daha öncesinde Pınar Karşıyaka takımında Ergin Ataman'ın ayrılmasından sonra aldığı head coachluk görevi. Bunlar da var yani.

Öptük yanaklarından hocam.

Ataman Böyle İstedi

Çok tartışılan ama kesin cevabı olmayan bir konudur bu. 2 sayı öndesiniz diyelim ve atıyorum maçın bitmesine 10-15 saniye kalmış olsun. Savunmanıza güvenerek, yiyeceğiniz olası bir basketle maçın uzaması ya da yiyeceğiniz bir üçlükle maçın kaybedilmesi riskini göze almak mı daha mantıklıdır? Yoksa hemen rakibe faul yaparak onu serbest atış çizgisine götürüp (ikisini de atarsa en kötü ihtimalle uzar, birini kaçırırsa avantaj yine sende) sonra da son hücumu kendin yapmak mı daha akıllıcadır? Birinci seçenek daha çok tercih edilendir, çünkü maçın sonunda sevinseniz de üzülseniz de kimse sizi eleştirmez. İkinci seçenek ise risklidir, zira maç kaybettirirse 'korkak', maç kazandırırsa 'dahi' ilan edilirsiniz.

Ergin Ataman bugün ikincisini tercih etti. He ama bu hep bunu tercih eder gibi anlaşılmasın, sadece bugünlük bunu tercih etti. Belki de o an öyle hissetti. Ama tutmadı kumarı. 2 atış girdi, son hücum başarısızca harcandı ve maç uzadı.

Uzatmalarda ise hani çoğu kişinin Sevilla - Fenerbahçe maçında iş penaltılara kalınca Fenerbahçe'nin tur atlayacağını hissetmesi gibi bir his vardı bende Banvit adına. Geriden geldikleri için daha moralliydiler. Şans da onlarla olunca, önce 9 saniye kala Apodaca iki faulü kaçırdı, sonra da 1 saniye kala Crispin'in mucizevi basketi geldi. Aldılar maçı. Süpürülmediler. Seriyi 2-1'e getirdiler.

Hoşgeldiniz !!

TBL'in yeni takımları Erdemir ve Aliağa Belediyesi oldu. Erdemir 3'te 3 yaparak final grubunun şampiyonu olurken, Aliağa Belediyesi Tofaş'a 6 sayı farkla yenilmesine rağmen averajla TBL biletini kaptı.

Lakers vs. Celtics

486 makinamın minicik hafızasında yer alan bir oyun var dı ki, saatlerce başında tutardı beni.

c:\>
c:\>cd oyun
c:\oyun>cd bball
c:\oyun\bball>bball

Şu 4 satırın benim için taşıdığı önemi herhalde yıllar geçse de unutmayacağım.

Lakers vs. Celtics oyunu. 1989 Electronic Arts yapımı. 8 NBA takımı ve sabahlara kadar süren Play-Off heyecanı. Lakers, Celtics, Chicago, Phoenix, Detroit, Utah, New York, Seattle. He bir de All-Star'lar. Bu kadardı ama yetiyordu.

Tam da o dönemler, hem renklerden hem Magic'ten ötürü Lakers'a aşık olduğumuz vakitler. Alıyoruz Lakers'ı. Abdul-Jabbar ve Worthy koca gözlükleriyle zaten kafadan karizma haline getiriyorlar takımı. Bir de yanına koy Magic'i. Of of offf.. Jabbar'la hook mu atarsın, Magic'le dışarıdan mı sallarsın, Worthy ile fast break mi kasarsın. Ne yaparsan yap yahu.

Utah'ta Stockton, Malone, Hornacek.. Celtics'de sapsarı Bird.. Chicago'da Jordan, Pippen.. New York'da Ewing.. Phoenix'de Johnson.. Zorluyorlardı ama öyle bir takım olmuşum ki yedeklerimle beraber, giren çıkanı aratmıyor. Alıyorum şampiyonluğu. Bıkmıyorum yine oynuyorum. Kah alıyorum kupayı, kah almıyorum. Ama 'repeat until' döngüsüne girmiş gibi her seferinde başa dönüyorum. Pentium 200 MMX alana kadar. Sonrası malum. NBA Live 98, 99, 00, 01.. Uzuyor gidiyor..

Ama hala her bu oyun aklıma geldiğinde, takıyorum USB'mi, atıyorum efsaneyi bilgisayara, başlıyorum oynamaya. Eskisi gibi sabahlatmasa da 1-2 maç yapmak bile iyi geliyor insana.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Bir Adım Yukarıda

TBBL Final Serisi namına yakışır biçimde ilerliyor. Caferağa'da yakaladıkları avantajı evlerinde şampiyonluğa dönüştürmek amacındaki Galatasaray'lı kızlar, üçüncü çeyrekte 48-40 geriden gelip öne geçtikten sonra maçı alabilecek duruma da gelmişken faullerdeki düşük yüzdeleriyle maçın uzamasına neden oldular.

Uzatmalarda ise hem kadro derinliğini hem de tecrübesini iyi kullanan Fenerbahçe, ilk maçta kaybettiği avantajı yeniden ele geçirip, seriyi 2-1'e getirdi (73-74). Bu galibiyetle bir adım yukarı fırlayan sarı lacivertliler; Cumartesi günü oynanacak maçı da kazanırlarsa şampiyonluğa ulaşacaklar.

Mantıklı Karar

TB2L Yükselme Grubu'nda bugün oynanan maçlarda alınan skorların ardından, yarınki 2 maç da çok büyük önem taşır hale gelmişti. Şahsen olacağını ummuyordum bu öneriyi getirirken ama akıl edildiğini görünce de epey bir sevindim.

16.00 Tofaş-Aliağa Belediyesi (Yüreğir Spor Salonu)
16.00 İTÜ-Erdemir (Menderes Spor Salonu)

Eveeet, yarın Adana'da 2 ayrı salonda 2 ayrı maç var. Aynı saatte başlayacak maçların ardından TBL yolcuları belli olacak. 2'de sıfır çeken Tofaş'ın bile şansı var. Haydi rast gele bakalım.

Ellerimdeydin, Tutamadım

Maç boyunca skoru önde götüren Galatasaray Cafe Crown, son 5 dakikada rakibine karşı koyamadı ve seride avantajı ele geçirme fırsatını tepti (73-68). Son çeyreğe 60-56 önde girmişti halbuki sarı kırmızılılar. Üstüne üstlük bir de tam 7 hücumdan boş dönüp, ilk 5,5 dakikada sayı atamayan bir Telekom vardı karşılarında. Bu sırada farkı gerektiği kadar açamadılar. 64-56'lık skordan sonra Telekom sahne aldı. Rakibini yakaladı ve öne geçti. Maçın sonlarında hakemlerin çaldığı faul düdükleri ile ortam iyice gerilirken, konuk ekipte son dakikalarda Hüseyin - Gaines - Owens üçlüsünün 5 faul alıp dışarıya gelmiş olmaları da maçtan verilecek bir başka ilginç nottu.

TB2L'de İşler Karışık

Günün ilk maçında Harun Erdenay'dan yoksun İTÜ; bütün maçı geride götürmesine rağmen dünden ders almamış Tofaş'ın ikramlarını kırmayıp, son çeyrekte rakibini sildi süpürdü (83-79). İTÜ'de tecrübeli oyuncu biter mi hiç? Dün hiç oynamayan Kemal Tunçeri vardı bu kez sahada da. Tecrübesiyle takıma çok şey kattı.

Sonraki maçta ise dünün harika çocuklarının gücü Erdemir'e yetmedi. Erdemir 2'de 2 yaparak TBL yolunda dev bir adım attı (57-49).

Asıl curcuna yarın. Her iki maç da çok kritik. Ve her iki maçın da skoru birbirini etkileyecek. Galibiyetsiz Tofaş'ın bile şansı var. Yalnız, ilk maçta Tofaş yenerse, Erdemir garantiliyor. E bu sefer de amaca ulaşmış olmanın vereceği konsantrasyon sorunuyla İTÜ - Erdemir maçında ibreler İTÜ'ye dönüyor. E bu sefer de Tofaş'ın galibiyetinin bir anlamı kalmıyor.

Bakalım ne yapacaklar. Belki ufak bir ihtimal, iki ayrı salonda her iki maç da aynı saatte başlayacak şekilde bir düzenlemeye giderler. Ya da daha kuvvetle muhtemel, maçların yerlerini değiştirirler. İTÜ - Erdemir maçı önce oynanır.