21 Mayıs 2008 Çarşamba

Telekom Haketti Ve Aldı

Finale kalan tarafın başkent temsilcisi olması; daha iyi basketbol oynamanın, daha iyi bir takım olmanın semeresinin alınması açısından çok önemliydi. Ve adalet yerini buldu belki de. Neden adalet diyorum? Açayım hemen.

Beşiktaş Cola Turka kısıtlı yerli kadrosunun yanına iyi yabancılar alarak sert bir takım oldu. Seyircinin bu yıl kendilerini de desteklemesi ile şampiyonluk yolundaki rakiplerinin aksine ligde sürpriz yenilgiler almayıp normal sezonu en tepede bitirdiler. Ama devre arasında Kaya Peker'in Dinamo Moskova'dan aldığı iyi teklife rağmen zoraki bir şekilde kadroda tutulması ve performansının düşmesiyle birlikte takım da düşmeye başladı. Zaten kısıtlı olan yerli kadro, 3+2 kuralı ile de birleşince Ergin Ataman'ın belini fazlaca büktü. Sezon sonuna doğru yerlerde sürünen performans, savunmada yapılan yüzlerce hatalara karşın hücumdaki yüksek yüzdeyle kazanılan maçlar, Banvit serisinde 3 maçta da rahat oynayamamak.. vs vs.. birikti birikti ve muhtemel sonun habercisi oldu.

Türk Telekom ise Galatasaray Cafe Crown serisinden cebine koyduğu morali ile daha da güçlü, daha da kendinden emin bir takım oldu. Wright'ın sakatlanmasından sonra dağılan oyun düzeni de yeniden yerine oturmaya başladı. Roller doğru paylaşıldı. Avantajlı olunan yanlar iyice ortaya çıkarıldı ve doğru hamlelerle finale uzandı takım.

Bir kere şöyle düşünün. Finalde oyun kurucusuz bir takım izlemek ister miydiniz siz? Ben istemezdim şahsen. Sene başından beri yırtındık durduk. Bu takıma adam gibi bir guard alırsanız 2-3 gömlek sınıf atlayacak şu takım diye. Dinletemedik. Ne Dalmau, ne Mehmet Yağmur, ne de sonradan zorla alınan Chase ilaç olamadılar o bölgeye. Ki yine Brian Chase içlerinde en iyisiydi şüphesiz.

Beşiktaş Cola Turka takımının oyun kurucuları rakibi dışarıdan tehdit etmekten o kadar acizler ki, El-Amin ve Tutku onları savunurken adeta savunmada dinleniyorlar. Biliyorlar ki, nasılsa şut atmayacaklar, atsa da büyük ihtimalle sokamayacaklar, olsa olsa al gülüm ver gülüm yapacaklar. Diğer şut silahlarına yoğunlaşıyorlar. Dışarıdan şutuna güvenebileceğiniz sadece Shumpert var. Haydi biraz da Apodaca. O kadar. Her yönüyle gelişme gösteren Sinan Güler dahi şut yönünde hala karnesi çok çok zayıf olan isimlerden.

Uzun lafın kısası, kısa rotasyonuyla ezdi geçti Türk Telekom Beşiktaş Cola Turka'yı. Ergin Ataman ne yaptıysa, ne ettiyse de faydalı olacak yerli oyuncuları bulamadı. Erkan'lar, Sinan'lar, Mehmet'ler, Cevher'ler, Onur'lar, Kaya'lar. Hepsi yalan oldular bu seride. Takke düştü kel göründü de denebilir aslında. Ergin Ataman her ne kadar bu yıl elindeki kısıtlı, sağı solu delik kadroyla yapabileceğinin maksimumunu yaptıysa da; onun da sihirbazlığı bir yere kadardı ve yarı finalde tıkandı.

Telekom ise sezonun ortasında yaşanan büyük sıkıntıya (Bütün oyun planının kurulu olduğu Wright sakatlanıp sezonu kapamıştı) rağmen ayakta kalmayı başardı. Geniş kadrosunun, özellikle de kısa rotasyonundaki bol seçenekliliğin avantajlarını hep kullandı. Hareketli uzunlarıyla sırtı dönük oyunu rafa kaldırıp, yüz yüze oyunu tercih etti. Hızlı basketboldan ödün vermedi ve bence yazının başında dediğim gibi finali fazlasıyla haketti.

Finalde Beşiktaş Cola Turka ve Fenerbahçe Ülker'in eşleşmesi; medyada yaratacağı etki ve ortaya çıkaracağı derbi ruhu ile çok daha tercih edilen seçenekti ama bence basketbolun keyfinin alınması ve doğru basketbolun, geniş kadroların, bol seçenekli hamlelerin izlenmesi açısından Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom eşleşmesi çok daha iyi oldu.

Henüz Yorum Yapılmamış