17 Temmuz 2008 Perşembe

Bir Marques Green Yazısı

F.Bahçe Ülker'in Marques Green ve Devin Smith transferlerini resmen açıklamasının ardından her köşe başında bu iki isim konuşulmaya başlandı. Özellikle de Green. Boyuydu, performansıydı, kılıydı, tüyüydü vs vs. Devin Smith konusunda gerek James White'ın yerine alınmış olması gerekse de hakkında pek bir bilgi sahibi olunmaması nedeniyle bir sessizlik hakim. Ama Marques Green herkesin dilinde.

Gelin şöyle beraber bir analiz edelim bu yeni bücür guardı.

Bu transfere büyük tepki koyan taraftarların çoğu Solomon'un gönderilip yerine onun alınması nedeniyle bu reaksiyonu göstermekteler. (Solomon'un yeteneklerine hayran olanlar listesinin en başında yer alan biri olduğumu da belirteyim hemen bu arada.) Ancak hemen önden şunu söyleyeyim ki, en az Solomon kadar sevilecektir Green. Taraftarlar yepyeni bir sevgili kazandılar diyebilirim şimdiden. Nasıl ki Solomon'un özel taraftarı vardı, Green'in de olacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.

Ne yapar peki bu adam? Neyi iyi yapar yani?

Marques Green'in en büyük özelliği oyun zekası. Uzunları fevkalade beslemesi, onlara jeneriklik asistler yapması, takımı yönetmesi; onun CV'sindeki en büyük artıları. Ayrıca oyunun hücum kısmında boyunun kısalığından dolayı herhangi bir dezavantaj yaşamadığını da söyleyeyim. İçeri penetrelerinde topu oldukça yüksekten bırakması, tek adım üzerinden şuta kalkma yeteneğinin yüksekliği onu bu konuda çok rahatlatıyor. Stop-jump-shot dediğimiz olayın en iyi temsilcilerinden biridir kendisi. Ayrıca mesafe tanımaksızın da üçlükler yollar. Hani Solomon'un 24 saniye biterken yolladığı bombalar var ya, onları Green'de de bolca göreceğiz oyunun sıkıştığı anlarda. Ama çok daha yüksek yüzdeli olacağından emin olabilirsiniz.

Boyunun kısalığı ona defansif anlamda sorunlar yaratıyor. Yani bir EL seviyesinde kendisinden 20 cm uzun guardlara karşı ne yapacağını kestirmek biraz güç. TBL'de çoğu guarda karşı sırıtmaz bu konuda ama dediğim gibi EL'de sıkıntılar yaşanabilir.

Bu yıl Avellino takımında Smith ile beraber oldukça güzel bir sinerji yarattılar. Takımı ligde üçüncülüğe, kupada ise şampiyonluğa taşıdılar. Avellino'nun Euroleague vizesi almasını sağladılar. Dip not olarak da verelim; Marques Green, Toni Kukoc'un İtalya'da oynarken bir maçta en fazla asist yapma rekorunu da kırdı bu yıl. Tam 17 asist ile.

Peki nedir yani Tanjevic'in Solomon yerine Green'i tercih etmesinin nedeni?

Bir kere çok çok daha disiplinli. Ve çok çok daha takım oyuncusu. Bir çok forumda ve basketbol ortamında eleştirilen F.Bahçe Ülker'in uzunları kullanmama alışkanlığını ortadan kaldıracak bir isim. Çünkü Green uzunları besledikçe oynadığı oyundan keyif alan biri. Solomon kadar delici değil kesinlikle. Bunu belirtelim, ama ondan çok daha iyi bir besleyici. Yani şöyle diyeyim, ben F.Bahçe Ülker'de oynayan uzun bir oyuncu olsam, Solomon - Green değişikliğinin ardından bayram ediyor olurdum. Hatırlayın bir, Solomon'un 3'e 1 yakalanan kaç hücumu rahat bitirmek yerine üçlük deneyerek harcadığını, ya da hatırlayın maçın başında kafasını taktığı bir pozisyon yüzünden o maçın tamamında takımına zarar verdiği maçların sayısını. Elbette o çok büyük bir star. Ve elbette ben de onu izlemekten keyif alıyorum. Ama işin bu yanına geçtiğimiz zaman bu saydığım işler de görünmüyor değil hani.

Tanjevic'in Solomon'dan vazgeçmesinin bir nedeni de devamlılık ve antrenman anlayışı. Mesela Green'i hiç bir zaman bir antrenmandan kaytarırken göremezsiniz. Ya da sezon başı kampına katılmadığını. Ya da sezon içinde büyük bir sakatlık yaşamadıkça maç kaçırdığını. Olmadık tartışmalara imza attığını falan. Evet Solomon kadar büyük ve yüce bir winner değil ama onun kadar bıçak sırtı konumda bir oyuncu da değil.

Unutmadan, şunu da belirtmeliyim ki; Tanjevic'le yaptığım röportaj sırasında off the record olarak bana sürekli Air Avellino takımından bahsetmişti kendisi. Ama hiç tahmin etmemiştim şahsen o takımdan iki oyuncuyu alma planları içerisinde olduğunu. Hatta abartayım biraz, 40 yıl düşünsem Semih'ten 3 numara, Preldzic'ten 1 numara, Oğuz'dan 4 numara yaratmaya çalışan, takımdaki tüm oyuncular 2 metre üzerinde olsa ne süper olur diyen bir hocanın kalkıp da Green'i transfer edeceğini. Zaten Green ismi gündemi meşgul etmeye başladığında bu habere pek inanmamamın en büyük nedeni de buydu. Hayatta almaz Tanjevic diyordum boyu bu kadar kısa adamı. Ama yanılttı beni.:)

Biliyorum herkes Solomon'un ayrılmasından yana dertli. Ve bu yazdıklarım belki saçma geliyor ya da abartı geliyor ama bu adam da kötü bir adam değil. Hatta dediğim gibi taraftarın yeni sevgilisi olacak. Aha da buraya yazıyorum. İstatistikleri ve yaptıkları da ortada zaten. Onu Ted Kolejliler forması giydiği sezon, İstanbul'a geldiği her maçta izlemeye çalıştım. Analiz edip, o boy dezavantajına rağmen neyi nasıl yaparak kendini avantajlı konuma soktuğunu görebilmek için.

Onu az da olsa izlemiş olanlar zaten yansıtıyorlar bunu yorumlarına. Her ne kadar Solomon'un yerine gelmiş olmasından dolayı bir hüzün varsa da içlerinde, onun iyi yanlarını da görebiliyorlar. Ama hiç izlememiş olanlara tavsiyem, Youtube'a girip Marques Green isimli videolara bir göz atmalarıdır. Az çok fikir sahibi olursunuz ve bu yazıda yazdıklarımı pekiştirirsiniz.

3 Yorum Yapılmış:

Sheed dedi ki...

hücum kısmında bence de yararlı olacaktır.. solomon'la farklı meziyetlere sahip, özellikle uzunların gelişimine katkıda bulunacaktır.. solomon'ın uzunlara verdiği paslara bakıyoruz, içeri drive edip sıkışınca verilen ve uzunun elinde adeta bi bombaya dönüşen toplardı bunlar.. gerçi savunmanın dikkatini üzerine çekebiliyordu, adı solomon olduğu için.. green ise oğuz'a, vidmar'a birebir için iyi pozisyonlar hazırlayacaktır aksine.. yalnız savunma kısmında EL'de kesinlikle zorlanır, planinic'in papaloukas'ın karşısında falan düşünüyorum da..

ayrıca mrsic'in hızını kaybettikçe 1 numarada sıkıntı yaşadığını görüyoruz.. şu an FB ülker'in en net ihtiyacı bi back-up guard, hakan'ın da gözümüzün önünde çürüdüğünü görüyoruz.. bu konuda bi gelişme var mı?

son olarak da çoğu kişi için kapalı kutu olan devin smith için de aynı güzellikte bi yazı bekliyoruz eğer izleme fırsatı bulabildiysen..

Damir dedi ki...

Aslında bu yazıyı okuyuncaya kadar gözümü Solomon hırsı bürümüştü Green karşısında.Onu bi kaç sene önce ligimizde izlediğimizde 1.65 olduğunu duyunca gülme krizine girmiştim,o boyda guard mı olur diye..Hatta ondan feyz almaya çalışan 1.65lik bir arkadaşım vardı burada basket aşkıyla yanıp tutuşan,bak oğlum bu adam da 1.65 diyip kendini 1 lig seviyesinde oynayabilir durumda görüyordu.Maçları detaylı olarak izlediğimde hareketli olması çok büyük artısıydı.Hücum anlamında tıfıl olduğundan mıdır nedir bir bakıyorsun aradan çıkıvermiş.Ve sizinde yazdığınız gibi Stop-jump-shot konusunda yeteneğini görmüştüm.İkili oyunlarda bunu uzun oyuncuyla karşı karşıya kalırsa daha sık izleyebiliriz sanırım.Beni tek düşündüren konu artılarının bir yana bırakılıp,eksi kısmına geçildiğinde boyunun kısalığından dolayı savunmada yaşayacağı zaaflar.Zira düşüncesi bile kötü adam poposunu dayayıp 3lük çizgisinden içeri kadar ite kaka sürükleyebilir Green'i.Ben bu yüzden savunma olarak düşeceğimizi düşünüyorum.Top çalma konusunda yeteneği var anladım ama EL'de karşına ne kurtlar çıkacak,öyle adama ha diyince top çaldıracak adamlar yok yani.Harşeyin hayırlısı diyorum ve yeni Fenerbahçe'yi merakla bekliyorum.Smith-Green ikilisi bakalım neler katacak bize.

blackrobe dedi ki...

yazılanların hepsine hucum anlamında katılıorum...
bende green i bicok defa izlemiş birisi olrak takım oyunu konusunda cok buyuk katkaılar saglayacagını dusunuorum takaım. fakat....
bence fb ülkerin en buyuk özelliği basarsının temel anahtarı dıs oyunculara yapılan baskılı savunamydı geecn sezon.....
solomon un yaptıgı inanılmaz savunma ömer onan kinsey ve hatta james white la destekleniyor ikisi de cok iyi birer blokcu olan semıh erden ve ömer asıkla sonlanıyordu...
ben şimdi bu savunma gucunun cok buyuk bi düşüş gösterecegi dusuncesıydımm....

ayrıca bana göre şuursuz bi antrenör olan tanjevic in bu transferi istemesini ve solomon u kusturmesının endeni sadece ve sadece ipleri biraz daha eline almak...

yoksa hepimiz geçen sezon tbl de fb ülkeri aslında kimin şampiyon yaptıgını ve el gelen basarıda aslna payının kime ait oldugunu biliyoruz!!