31 Temmuz 2008 Perşembe

Hay O 'Dıvayn' Diyen Dilini..

Hay o 'Dıvayn' diyen dilini eşek arıları soksun emi İhsan Bayülken. Geçtik maçın tekrarını izlemek için ekran başına. Daha bismillah hava atışı yapıldı, 'Dıvayn Howard' diye bir sesle irkildim. Yanlış duydum herhalde dedim. Sonra bir daha, bir daha, bir daha... Ailemizin yorumcusu 2 saatte belki toplam 1000 defa 'Dıvayn' dedi asıl adı Dwight olan Howard'a. Özlemiştik onu aslında. Geçen yılki 'Vırayt' (Wright demek istiyor) ve 'Danli' (Dudley demek istiyor) hitaplarıyla kalbimizde taht kurmuştu kendisi. Kurduğu tahta iyice yerleşti bugün.

Daha neler göreceğiz beyimizden bakalım. (!)

Maça gelecek olursak, ben takımı genel olarak beğendim diyerek gireyim yazıma. Yani rakibimizden ziyade kendimizi analiz etmeye çalışırsak daha doğru bir yol izlemiş oluruz diye düşünüyorum. Maça istekli başladık bir kere. Cenk ve Ersan'ın iştahlı oyunları, onlara Kerem'in buram buram olgunluk akan yönetimi ilk çeyreğin en güzel yanlarıydı. Rakibin üçlüklerle ayakta kaldığı bir çeyrekte onların silahıyla (fast-breaklerle) bile vurduk onları. Bir hızlı hücumda Kerem Tunçeri'nin LeBron'un üzerinden bıraktığı turnikede müthiş keyif aldım. Banttan izlediğim bir maçta evde havlu sallayan bir bench oyuncusu moduna geçtim adeta o turnikeden sonra. Ender'in dağlardan taşlardan salladığı bir üçlükle öne bile geçtik bu çeyrekte. O kadar iyiydik yani. Sonra Kanada maçının en iyisi Dwayne Wade öyle bir hareketlilik getirdi ki oyuna, bizim devler de sanki evde ekran başında izler gibi izlediler onu. Peşpeşe 3-4 hücumla anamızı ağlattı herif.

İkinci çeyrek ipimizin çekildiği, idam fermanımızın yazıldığı 10 dakika oldu. Savunmada vitesi 3'e, 4'e en son da 5'e taktılar, ne pas yapabildik ne doğru düzgün bir hücum. Zaten topu topu da 7 sayı bulabildik koca çeyrekte. Tek iyi yanımız savunmada dikkatli olmamız ve onlara da sadece 23 sayı imkanı tanımamızdı. Hatta onlar kadar olmasa da biz de top çaldık defansif konsantrasyonumuz ve bilinçli baskımızla. Ömer Onan & Kerem Tunçeri ikilisi Kidd & Kobe ikilisinden tam 3 top çaldılar üst üste. En son top çalış da Cenk Akyol'dan geldi. Kobe'nin ellerinin arasından aldı götürdü topu. Götürdü de ne yaptı? Yandan Chris Paul geliyor diye eli ayağına dolandı, saçma sapan bir turnike attı. Sokamadı, harcadı güzelim pozisyonu. Ulan vuruversene içine o topu. Yaz kariyerine böyle güzel bir pozisyonu.

İkinci yarıda iş biraz formaliteye döndü. Kaybedilen toplar, yenilen bomboş fast-breakler derken fark büyüdü ve tempo rölantiye indi. Her ne olursa olsun ben takımda iyiye giden bir şeyler gördüm. Hatta iyiye giden bir çok şey gördüm. Cenk Akyol denen adama Amerika dedin mi bir şeyler oluyor he. :) Herifin yürümesi bile değişiyor sanki. Bugün oldukça iyiydi, istekliydi, inşallah böyle devam eder. Ersan'ın geçen yazki hayalet hali gitmiş, gayet tırmalayan, ekmeğini taştan çıkaran, o bildiğimiz Ersan gelmiş. Barcelona ile Play-Off'larda yakaladığı yükseliş aynen devam ediyor. Kerem Tunçeri yine bu takıma çok şeyler katacak. En azından başı kesik dana gibi koşturan Ender'i daha az seyredeceğiz. :)

Hidayet ve Ömer Aşık'ın da katılmasıyla daha efektif bir hal alacağız şüphesiz. Ama yine düşününce Ersin Görkem, Ümit Sonkol, Cemal Nalga falan gereksiz hamleler bunlar. 4 sene önce İstanbul'da ABD ile 2 maç yapmıştık. O zamanki kadroda da Valentin Pastal, Cevher Özer vs. vardı. Geleceğin takımı diyordu Tanjevic. Nerelerdeler şimdi o Valentin'ler, o Cevher'ler? Hadi Ersin Görkem'i ayıralım bunlardan ama Ümit Sonkol, Cemal Nalga falan nedir yani? Fatih Solak'ı hiç saymıyorum bile. Kenara kaç blok oldu diye sormaktan oyuna bakmayı unutan bir adamdır kendisi. Onu da severiz ailecek. Senede 3 doz almaya çalışırız düzenli olarak. Goy goy olsun diye. :)

1 Yorum Var:

Sheed dedi ki...

engin dikkatimi çekti.. oyun kurucuya baskıyı üst düzeyde yapıyorlar deron da dışarıdayken, abd'nin rotasyonu da takip edemedim pek, bilmiyorum yani karşısında kim vardı o sırada.. ama sanıyorum deron vardı.. neyse, beğenmedim engin'in içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi.. emaneten oynuyordu sanki.. ender'den beklenti içine girmemeyi zaten öğrendik de ben engin'in bu sezon ligin tozunu falan atmasını da bekliyordum.. hadi inşallah..

kerem'e şu son 3 yılda 300. kez falan helal olsun.. sinan'ı da daha sık görmek isteriz sahada, aldığı kısıtlı sürede zorlama şut denerken falan da değil.. tabi bi suç varsa kenarın..

gerisi hakkında bi şey diyemeyeceğim, çünkü takım basbayağı eksik.. ha eksik olmasında tanjevic'in tercihlerinin de etkisi yok mudur, tanjevic'le yaşamayı öğrendik sorgulamıyoruz..

anıl çok güldüm, danli bi tek beni mi rahatsız ediyor diye düşünüyordum.. hadi biz de 8 yaşında ilk ingilizce öğrendiğimizde o 'r' öncesi 'w' harfini vurgulaya vurgulaya telaffuz ediyorduk da.. danli ve dıvayn'ın hiçbi mantığı yok.. ahah, neyse maç boyu diline doladı "hazırlık sürecinin henüz çok başında" kalıbını, onun için de geçerli olsun bu madem.. yalnız yeni yabancılar geldi, merakla bekliyorum yeni sezonu.. brumbaugh falan geldi, nasıl çıkacak o ağızdan bakalım.. gerçi adam da olmadık isimlerde takılıyor, enteresan..