26 Temmuz 2008 Cumartesi

TBL Nostalji #2: Henry Turner

TBL Nostalji köşemizi geçen hafta Charles Shackleford ile açmıştık. Çok müthiş bir oyuncu olmasından dolayı değil de, aklıma gelen unutulmaz bir anıyı da hatırlatmış oluruz diye onu tercih etmiştik. Bu hafta ise performansı nedeniyle unutulmazlar arasına girmiş bir oyuncuyu yazalım dedik. Henry Turner'ı. Unutulmaz efsanelerden birini.

Avrupa'nın Jordan'ı idi o. Onu Türkiye'de 3 sene izleyebilmiş olmak, çıplak gözle hareketlerini gözlemleyebilmiş olmak, sokakta arkadaşlarla basketbol oynarken onun gibi şut atmaya çalışmak bile müthişti. Peki ya onun müthişliği? Fenerbahçe formasıyla tam 3 sezon salındı parkelerde. Ekürisi diyebileceğimiz Dallas Comegys ve dönemin genç ama süper yeteneği İbrahim Kutluay ile birlikte 3 silahşörler deniyordu onlara. Şanssızlıkları 3 silahşör + 7 kazma (tabiri caizse) ile oynamalarıydı.:) Osman Yaycıoğulları, Erdal Koşan, Hicri Güneri, Güray Kanan vs vs. Bu adamlarla oynamak zorunda kaldılar. Hatta dönemin Fenerbahçe kadrosunun bir resmini de koyacak olursak, ne demek istediğim biraz daha net anlaşılacaktır.

Neyse biz dönelim yine Turner'a. Turner'ın Fenerbahçe'li yetkililer tarafından ilk dikkat çekişi Fenerbahçe'ye karşı Panionios formasıyla 40 küsür sayı attığı maçtı. O maçı takip eden sezonda Sacramento Kings'te oynamış, sonra da 95-96 sezonunda forma giymek için Fenerbahçe'ye gelmişti. Dallas Comegys ve İbrahim ile müthiş bir üçlü olup takımı sırtlamışlardı. Fade-away şutlarına kimse bir önlem alamazdı Turner'ın. Yumuşacık bileği ile havada süzülerek attığı şutları kolay kolay hafızalardan silinmez onu izleyebilenler için. Üçlük, penetre, smaç.. Ne ararsan var, 10 parmağında 10 marifet derler ya, tam karşılığı. 96-97 sezonunda ligde sayı kralı oluşu, aynı hafta içerisinde 1 Avrupa, 1 de Lig maçında 46 ve 42 sayı atması, tıpkı Yunanistan'da olduğu gibi burada da maçlarda özel seyircisinin olması. Say say bitmez ki.

Ama taraftarın onu ve Comegys'i bu kadar bağrına basmasının asıl nedeni yürekten oynamalarıydı. Öyle bir G.Saray maçı var ki, Turner dendiğinde akla gelecek ilk maçlardan biridir. TV başındayım, F.Bahçe ve G.Saray karşılaşıyorlar ligde. F.Bahçe maçı önde götürüyor, Turner - Comegys - İbrahim üçlüsü şov yapıyor, Turner kendisini tutan iki savunmacısına da beşer faul aldırıp oyun dışı bırakıyor (ki onlardan birisi Lütfi Arıboğan'dı), herşey F.Bahçe'nin lehine. Sonra Turner sakatlanıyor ayak bileğinden ve maça devam edemiyor. G.Saray farkı eritiyor, skora dengeyi getiriyor, maç uzatmalara gidiyor. Uzatma dakikalarında G.Saray öne geçiyor, sonra tünelde Turner görünüyor, bileğinde kocaman bir bandajla hafif de topallayarak sahaya çıkıyor. Oyuna giriyor, dipten bir fade-away atıyor. Sayı üretmeye kaldığı yerden devam ediyor. F.Bahçe yeniden öne geçiyor. Ve o Turner sakat bileğinin üzerinde zıplayarak G.Saray'lı Burak Sezgin'e bir blok vuruyor ki, işte maç orada bitiyor. Bu maça salonda ya da ekran başında tanıklık etmiş birisi sanmıyorum ki unutabilsin gördüklerini. Maçtan sonra öğreniyoruz ki, Turner bileğinin çatlak olmasına rağmen çıkmış sahaya. Hangi taraftar tapmaz böyle oyuncuya bir düşünün.

Madem başladık, onla ilgili unutamadığım anılarımdan birini daha anlatayım. Caferağa'da F.Bahçe maçındayım, rakip kim tam hatırlamıyorum. Müthiş insan Erdal Koşan, Henry Turner'a bir pas attı, top Turner'ın yaklaşık 1,5 metre üstünden geçip dank diye Caferağa'nın duvarlarına çarptı. Turner döndü kenara, yeter artık alın beni oyundan dedi. :) Dedik ya adamların şanssızlığı 3 kişinin yanında 7 tane dip level adamın oynamasıydı diye. Bir skorer için Erdal Koşan'ın eline bakmak ne demektir, bunu bilir misiniz? Çok zor şeydir gerçekten.

Neyse ki son senelerinde Levent Topsakal ve Serdar Apaydın gibi o zamanların iki iyi yerli ismini katmışlardı kadroya da adamlar rahat nefes almışlardı. O yıl şampiyonluk bekleniyordu kadrodan ama yine de Ülker ve Efes'in kadroları çok daha derindi. Yarı finale çıkılmasına, hatta Ülker'le oynanan ilk maçın kazanılmasına rağmen, peşpeşe 2 maç kaybedilince finale çıkan taraf Ülker olmuştu. Seriyi 2-1'e getiren son maçta Henry Turner ve Dallas Comegys'in 6'şar sayı ile oynamış olmaları ise onların sonunu hazırlamıştı. Zaten o sezonu takip eden yılda da Abdul-Rauf'lu, Tabak'lı, McRae'li, Milic'li rüya kadro kurulmuştu. Ama Erdal Koşan yine vardı. Hatta unutulmaz anılarıyla birlikte vardı. Ben şu Dream Team ve Erdal Koşan yazı başlıklarını bir kenara not edeyim de ilerde onlara da değiniriz Nostalji köşemizde.

Velhasıl kelam Henry Turner candır, canandır. Ne o G.Saray maçı unutulur, ne de 3 yılda yaptıkları. Son senesinde Türk vatandaşlığına geçip Hakkı Uzun adını bile almıştır. O kadar bizdendir yani. :)

7 Yorum Yapılmış:

muratozen dedi ki...

Kaybelilen son ülker serisinin ilk maçında levent topsakal ayak bileğinden sakatlanmıştı yoksa fener serisi alırdı. Diğer 2 maçta
tüm yük erdal kaşan a kalınca tabiki birşey olmadı. Bu konuda erdal'ı eleştirmek haksızlık olutor bana göre. Kapasitesi zaten belliydi adamın. Asıl sorun ledo nun yanına orta düzey bir yedek guard bulamayan fenerbahçe kenar yönetimindeydi.
Son olarak Turner Fenerbahçe'den sonra italya'ya gitmişti Turner.

Sheed dedi ki...

canlı izleyemedim o kadroyu ama turner-comegys ikilisi en iyi kısa-uzun kombinasyonlarındandır türkiye'ye gelmiş..

fotoğraftaki kadro şanssızlıkmış biraz tabi.. ibo'nun bize göre sağındaki de burak bıyıktay heralde, eheh.. 'omo'lu forma da baya geçmişe döndürdü beni :)

saLsa dedi ki...

Evet Burak Bıyıktay..:)

Yukarı sırada: Turner - Zaza - Dallas - Hicri - Reha - Osman Yaycıoğlu

Alt sırada: Erdal - İbo - Burak - Altar - Güray - Gökbörü var..:)

saLsa dedi ki...

Hatta Osman Yaycıoğlu'nun yanında Kemal Dinçer var, onun yanında yarısı kesilmiş olsa da Hakan Artış var..;)

ADE dedi ki...

çoçuklugumda basketbolu bu üçlü ile sevmistim.. Özellikle Turner in maclarini izledikten sonra kapıların üstlerine vurmaya calismamda ki yegane sebeptir..

canoğlan dedi ki...

erdal koşan'ın ipekçi'de bi maçtan sonra arabası taşlanmıştı yanlış hatırlamıyorsam ya da yanlış aksettirmedilerse. sol bel halil ibrahim ve guard erdal koşan isimli küçük korku hikayem var ergenliğime dair, kimse çocuğuna okutmasın amin.

gökbörü aygar'ın da gs'dan fener'e transfer hikayesi vardır meşhur.

güray diyince de meşhur üçlük bombardımanı yaptığı efes maçı gelir aklıma, hatta o maçta ilk yarıda 4 faul almıştı art arda 5-6 üçlük attıktan sonra.

samet dedi ki...

basketbolu sevmemdeki en büyük nedenlerden bir tanesidir. turner ve comegys benim için iki ayrı oyuncudan ziyade bir bütündür.

caferağa'da fenerbahçe-hapoel jarusalem hazırlık maçı sonrasında ikisiyle de konuşmuştum ,anadolu lisesinde öğrendiğim çatpat ingilizceyle, hiç unutmadığım birgündü. o zaman hapoel'de de Curcic oynuyodu :)

turner diyince aklıma fade away şutları gelir, üstelik potaya arkası dönük aldığı topları zıpladıktan sonra havada dönüp potaya atardı.. sık sık maç içinde küserdi ve küstüğü zamanlarda uzun zaman top kullanmazdı maç içinde :))