31 Ağustos 2008 Pazar

Nike Human Race

Akşama koşudayız. Var mıdır efenim gelen?

edit: Koştuk, geldik. Organizasyon çok güzeldi. Yarış sonunda Kenan Doğulu'nun konser performansı da muazzamdı. Ama sağlam yorulmuşuz. Yarın kim bu halde işe gidecek sorusunun cevabı 'Ben' olmasaydı keşke. :)

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Rehabilitasyon Başarıyla Tamamlandı

Zaten bunun için düzenlenmemiş miydi bu turnuva? Ve bu rakiplerle? Önceki yazılarımızdan birinde belirtmiştik, her ne olursa olsun bu rehabilitasyona ihtiyacımız var diye. Aynen öyleydi. Kazanmayı unutmuştuk, güvenimizi kaybetmiştik. Ki bu olabilcek en kötü şeydi. Biraz olsun toparlandık. En azından beyinsel olarak. Eksikler yok mu? Bir sürü. Görüldüyse ne ala.

He ama görülmediyse ve sadece kupa ise işin özeti. Buyrun kutlu olsun o zaman kupa.

Didin Cimbom'u Devirmiş

Almanya'daki 3. hazırlık maçında Murat Didin'in takımı Deutsche Bank Skyliners ile karşılaşan G.Saray Cafe Crown sahadan 82-76 yenik ayrılmış. Sayı ve dakika dağılımı şöyle oluşmuş:

Erdem 0 (5 dak.), Strickland 10 (28 dak.), Zizic 22 (28 dak.), Polat 0 (7 dak.), Cüneyt 7 (30 dak.), Hüseyin 6 (25 dak.), Gurovic 20 (30 dak.), Graves 5 (26 dak.), Milojevic 6 (18 dak.)

3 maçtaki oyuncuların dakikalarına baktığımız zaman çok net görülüyor ki Murat Özyer denemeler içinde. Öyle de olması lazım zaten. Yabancıları 3+2 kuralına öyle bir oturtmalı ki, ve bu sırada yerlilerin de performansını öyle bir arttırmalı ki, bu takım bir şeyler yapabilsin. Bu arada Polat Kocaoğlu bu maçı da sayısız tamamlamış. Onun performansı çok önemli aslında ama 3 maçtır siftahı yok. Hayırlısı bakalım.

Ümit Özat

Allah onu ailesine, çoluğuna çocuğuna, tüm sevenlerine bağışladı. Görüntüleri izlerken insanın eli ayağı buz kesiyor. Mondragon ve Daum'a da helal olsun. Akıttığınız her damla gözyaşına helal olsun. Adamlığınıza, kalbinize, yüreğinize helal olsun. Kalk ayağa bir an önce kaptan. Kalk ve şov devam etsin.

Bu talihsiz anın görüntülerini izleyemeyenler varsa, şuradan bakabilirler. Büyük geçmiş olsun tekrardan. Allah onu hepimize bağışladı hepimize.

Murat Özyer Röportajı

GSBasket sitesi, Murat Özyer ile keyifli bir röportaj gerçekleştirmiş. Ben röportajdan aldığım notları paylaşayım istedim. Dileyenler röportajın tamamını www.gsbasket.org sitesinde bulabilirler.

- Geçen hafta İtalyan basınında çıkan Chalmers & G.Saray flörtü doğru değilmiş. Kesinlikle ilgilenilmiyormuş. Hatta bu tip yalan haberlerden ve anlaşmazlıklardan o kadar rahatsız olmuşlar ki yeni sezonda her pazartesi GSTV'de program yapıp, takımla ilgili en son ve en doğru haberleri vereceklermiş.

- Bu yılki temel amaç, uzunlarını dışarıya çıkartıp şut attıran, kısalarını ise alçak posta yollayabilen bir takım olmakmış. Bu bağlamda Gurovic'i hem 3 hem de 4 numarada kullanmayı düşünüyorlarmış.

- Graves'in defansif yönü çok kuvvetli olduğu gibi, rakip potaa gidebilme kabiliyeti de çok fazlaymış. Bu sayede çok faul aldıracakmış. Ayrıca fast-breaklerde de pozisyonları en fazla smaçla bitiren isim Graves olacakmış. Hem 1 hem 2 olarak oynayabilmesi de bir diğer artısıymış.

- Oyun kurucu pozisyonu Mayıs ayında Marques Green ile de görüşmüşler. Ama Murat Özyer'in G.Saray'da kalacağı Temmuz ayında netleştiği için Green ile irtibat kopmuş. Sonra da elden kaçmış. Euroleague tecrübesi olan isimlerle de görüşülmüş ama yüksek paralar istenmiş. Sonrasında bütçenin büyük kısmını bu pozisyona harcamaktan vazgeçmişler ve ligi bilen, takımı oynatabilecek bir guard olarak Marshall'ı almışlar. Yarın öbür gün Türk statüsünde oynayabilme ihtimali olması da önemliymiş.

- Türk statüsüne geçme olayının bir standartı olmayışından şikayetçilermiş. Baktığınız zaman Türk statüsünde oynayan yabancı isimler Damir Mrsic, Gergena Branzova ve Nevlin. Yani hepsi F.Bahçe cephesinden. Bu işin sürekli aynı takımın çıkarları için yapılmasından rahatsızlarmış. (Ufak bir taş var burada.)

- Abdi İpekçi'de hakemlerin farklı bir tutum sergilediğini söylemiş.

- Geçen yılki yabancılardan Gaines'i ofansif yönünün zayıf olması, şutunun olmaması gibi nedenlerle bırakmışlar. Hite'ı ise atletik ve iyi bir şutör olmasına rağmen, içeri drive edemediği için istememişler kadroda. Owens sürekli gündemdeymiş. Şayet Gurovic ve Milojevic'ten biri alınmasa Owens kadroda tutulacakmış. Britton Johnsen'den beklenen verim alınamadığı için gönderilmiş. Dee Brown ise gelgitleri olan bir oyuncuymuş. Ve eskiden kırdığı ayağından bir sakatlık geçirince psikolojik olarak çok etkilenmiş. Ve performansı düşmüş. Bu yüzden gönderilmiş.

Röportajın geneli oldukça kapsamlı. Ben sadece bazı önemli yerleri not aldım ve paylaştım. Siz tamamını okuyabilirsiniz yukarıda verdiğim adresten.

G.Saray Cafe Crown Bu Kez Mağlup

Hazırlıklarını Almanya'da sürdüren G.Saray Cafe Crown ikinci hazırlık maçında İspanyol 2. Lig ekiplerinden Mallorca'ya 84-80 yenilmiş. Resmi siteden girilen sayı dağılımı değerlerine göre G.Saray Cafe Crown toplamda 82 sayı atmış oluyor. Ya skorda bir hata var ya da oyuncuların birine fazladan 2 sayı yazdılar. Biz verelim o haliyle dağılımı, sonra editleriz düzeltirlerse.

Erdem 4 (23 dak.), Strickland 10 (33 dak.), Zizic 12 (20 dak.), Polat 0 (13 dak.), Cüneyt 7 (18 dak.), Hüseyin 5 (22 dak.), Gurovic 19 (32 dak.), Teoman 3 (16 dak.), Graves 3 (6 dak.), Milojevic 19 (32 dak.)

İlk hazırlık maçının en skoreri olan Graves bu maçta midesi bozuk olduğundan sadece 6 dakika oynayabilmiş. Polat'ın ilk maçın ardından bu maçta da sayı atamamış olması da ayrı bir komedi. Daha siftah yapmadı adam. :)

29 Ağustos 2008 Cuma

FMV Işıkspor'a Hırsızlık Şoku

İ.T.Ü ve FMV Işıkspor bugün İ.T.Ü'nün Maslak tesislerinde hazırlık maçında karşılaşmışlar. Maçın ilk yarısını 6 sayı farkla Işıkspor önde bitirmiş. Ama devre arasında soyunma odalarında tatsız bir sürprizle karşılaşmışlar. Soyunma odasının kapısı kırılmış ve içeri girilmiş. Oyuncuların paraları ve özel eşyaları çalınmış. Bir de bugün maaş günü imiş Işıkspor'lu oyuncuların. Sağlam para yürümüş yani.

Maç da yarıda kalmış haliyle.

Trabzonspor Hazırlık Programı

Yeni sezon çalışmalarına başlayan Trabzonspor bu haftasonu İstanbul'da olacakmış. İ.T.Ü ve F.Bahçe Ülker ile birer hazırlık maçı yapıp, sonra da 3 Eylül'de İtalya'ya uçacaklarmış. 8 günlük kamp için.

Efes Cup - 2. Gün

Dünkü maçları izleyememiştim. Bugün bizim maçı izledim. Çok öyle aman aman bir top oynamadık aslında. Özellikle de defansta. Bir kere herşeyden önce Fatih Solak hakkında bir şeyler yazayım istiyorum. Bir yandan da düşünüyorum, 'Adama Allah vurmuş bir de sen vurma' diye. Ama yok yani, yok. Bu adamdan Milli Takım oyuncusu olmayacağını ne zaman anlayacağız çok merak ediyorum. Tamamen blok istatistiklerine kanalize olmuş bir adam düşünün. Her feykte havalara zıplayan, iner inmez bir daha havalanan falan. Olmuyor yani, olmaz da zaten. Adam gelmiş 28-29 yaşına. Hani gelişebileceğine dair umut verici bir yaşta da değil. Bırakın takılsın orta halli takımlarda. Almayın A Milli Takım'a. Adam maçın ilk 7 dakikasında oynadı. O kadarı bile yetti yine yeniden onun hakkında bir şeyler yazma isteği duymama.

Maça Engin - Sinan - Hidayet - Barış - Fatih beşiyle başladık. Barış bana hayli umut veren bir oyuncu ve yavaş yavaş ısındırılmasında da hiçbir sakınca görmüyorum. Ama 4 numarada değil. Mümkünse 3 numarada oynasın. Oranın adamı çünkü. Sinan Güler çok iyi, çok gelişiyor ama bu gelişim esnasında şutunu da geliştirirse çok daha iyi olacak. Düşünsenize, bu kadar doğruları yapan bir adam, takımı için önemli bir oyuncu. Ama şut atamıyor. Onu savunan adam gerektiğinde onu bırakabilir bile şu haliyle. Mutlaka gelişmeli şut konusunda. Bu beş tamamen Hido'nun eline bakıyordu. Aslında takım her halikarda onun eline abkıyor ama oyuna Ersan ve Oğuz girince. Hatta bir de Kerem Gönlüm eklenince takımın zenginlikleri epey bir arttı hücumda. Oğuz'u zaten hep beğeniyorum. Değişik bir yapısı var. Çok büyük bir pivot olamayacak belki ama her zaman çeşitlilik sağlayan bir oyuncu olacak benim için. Ben koç olsam sürekli çağırırım onu mesela kadroya. Keza Kerem Gönlüm. Müthiş bir rol oyuncusu. Herşeyi yapıyor sahada. Şut atmasın, gerek yok. Şut atacak adamları o kadar rahatlatıyor ki, anlatamam.

Bugünün en iyisi Ersan'dı kesinlikle. O böyle oynamalı. Biz ondan bunu istiyoruz. 4 oynadığı zaman skoru biraz düşüyor ama bugün Kerem Gönlüm'le beraber oynayıp da 3 numaraya kaydığı zamanlarda çok daha gözüme hoş geldi benim. Zaten Ersan konusunda ileri derecede fetişistliklerim var. O benim ideal 3 numaralarımdan biri. Hele ki Japonya'daki hali. Of of offff.

Bugünün en zayıf halkası ise Kerem Tunçeri idi. Sanki maça gelmemiş gibiydi. Tanjevic onu önce Engin'le beraber sonra da Ender'le beraber oynattı. 2 numara gibi oynadı. Ama pek oynayamadı. Aklı sahada değildi dedim ya. Arada olur öyle. Dert değil. Ama Tanjevic'in 2 numarada onu denemesi de Hido dışında potaya bakan adamımız olmadığı sıkıntısına bir kanıttır benim gözümde. Peki biz bu işi yapsın diye almadık mı kadroya Ersin Görkem'i ve sonradan da Murat Kaya'yı? Neden oynamadılar hiç? Ersin kadroda bile yoktu, Murat da son 2 dakika oynadı öyle göstermelik. Kocaman bir soru işareti.

Takımda göze çarpan en büyük sorun defanstaki problemler. Koordine olamıyoruz. Portekiz'in ilk çeyrek sonunda 6 saniye içinde tek bir adama topu verip, onun boydan boya bütün sahayı kat etmesiyle bulduğu basket bunu anlatmak için küçük bir örnek sadece.

Yazının başına Fatih Solak ile girdik. Bitirirken de Ender Arslan ile bitirelim. İzlemeye tahammülümün kalmadığı isimlerden biri de o. Başı kesik danalar gibi gitmeleri, 24 saniyenin 20 saniyesini elinde eritmeleri, o göğe kadar yükselen şut denemeleri falan artık benin benden alıyorlar. Litvanya'ya attığı mucize üçlük ve bize kazandırdığı maçın borcunu hala ödemedik mi? Yani o maça karşılık çekilen bunca eziyet hala sildiremedi mi ona olan borcumuzu?

Kaç yıldır Milli Takım'da bu adam? Ne koydu basketbolunun üstüne? Tanjevic'in basketbol doğrularına göre bunca yıldır bir şeyler koyması gerekmez miydi? Koymadı, koyamadı, koyamayacak. Neden kadroda ısrarla? Başka birini dene. Hakan Demirel'i kestiğin gibi Ender'i de kes. Al Derya'yı dene ne bileyim. Başka birine yatırım yap. Olmuyor çünkü net belli.

Keza Cemal Nalga. Ne işi var bu adamın Milli Takım'da yav?

Neyse neyse biz yazdık yazacaklarımızı bugünkü maçla ilgili. İyi yanlarını kötü yanlarını. Gözümüze çarpanları. Fazlasına girmeyelim. Maçın detaylarına şuradan bakabilirsiniz.

Günün ilk maçında da şirkette öyle bir baktıydım canlı skordan, Bosna Hersek farklı öndeydi ilk 15 dakikada. Hiç tahmin etmezdim İngiltere'nin o maçı alacağını. Helal olsun adamlara. O maçın detaylarına da buradan ulaşabilirsiniz.

İki kelam da Konya'ya gitsin. İlk maçta skorbord bozulmuş, 24 saniye cihazı bozulmuş. Bizim maçta da şak dedi elektrikler kesildi. Kısa bir süre durdu maç. Sonra mum ışığı tadında bir ışıkta devam edildi bir kaç dakika. Hoş olmadı tabii.

Kasun İlk İdmanına Çıkmış

Mario Kasun yeni takımıyla ilk idmanına bugün çıkmış. Takımın Vujanic dışındaki yeni yabancıları da idmandaymış. Resimler Basket Dergisi sitesinden alınmıştır.

Efes'in şortlarında da Samsung reklamı var, dikkatimi çekti hemen.

Kepez Komple Değişti

Geçen yıl çıktıkları TBL'de gayet başarılı bir sezon geçirip, Play-Off biletini son dönemde yaptıkları beceriksizliklerle kaçıran Kepez Belediyesi bu yıl tamamen değiştirdi kadroyu. Geçen sezonki takımdan tek adam kaldı kadroda. O da Güven Esmer.

Son olarak bugün öğrendim 2 yeni isim daha katmışlar kadroya. Ve transferi tamamlamışlar. Daçka'dan Mesut Ademoğlu ve TTNet Beykoz'dan Erman Büyükbayrak ile anlaşmışlar. Mesut ile 2 hafta önce konuştuğumda 'Birkaç takım var, içlerinden biri olacak' demişti. Kepez olmuş. İnşallah bu yıl kendini gösterir. Geçen yıl talihsiz bir sakatık yaşamış ve sezonu 'kayıp yıl' olarak geçirmişti.

Nedir Durumlar?

Kendimizden önce eleme grubundaki rakiplerimizden başlamak lazım aslında. Fransa (ki grubun favorisi) gidip Letonya'dan fark yiyip, Çek Cumhuriyeti'ni farklı yenmişler. Bizim kadar olmasa da onlarda da işler daha tam rayında değil. Ukrayna ise adı sanı belli olmayan Danimarka'ya yenilip, ufaktan bir uyarı almış.

Neyse bizi işin o kısmı pek de ilgilendirmiyor aslında. Kendi bünyemizdeki sorunları aşabilirsek amaca rahatça ulaşırız çünkü. Bu yıl yeni bir kadro daha kurdu Tanjevic. Kendi kafasında sürekli bir şeyleri deneyimleyerek yeni kararlar alıyor. Ama ben bunların bir program, bir plan çerçevesinde alındığını sanmıyorum. Çünkü işin içine her yıl başka şeyler eklenebiliyor. Nedir bunlar? Hocayla takışmak mesela. Serkan Erdoğan yok muydu sizce Tanjevic'in 2010 planları arasında? Vardı ama geçen seneden sonra yok artık. İbrahim Kutluay hani bu takımın abisiydi? 2006'da Japonya'da 6. olduktan sonra Hido & Memo vatan haini ilan edilip, İbrahim'dir buraların kralı denmemiş miydi? Geçen yıl askerlik sorunu yüzünden Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra 'Ah İbo, vah İbo' diye birkaç hafta hayıflanmamış mıydı Tanjevic? Şimdi adam kulübüne dönmek istiyor, kulübe almıyor, bırakın Milli Takım'ı. Keza Kaya da yok. Geçen yaz Çek maçından sonra verdiği röportajı hatırlayan varmı? Nedir etkisi sizce? Bence hayli yüklü.

Haydi daha geriye dönelim. Bir kaç yıl önce ABD Milli Takım'ı İstanbul'a gelmişti 2 maç yapmak için. Kadromuzda kimler vardı? Bolca genç adamlar. O zaman keyifli gelmişti. Okunan hikaye keyifli gelmişti. Ben bu adamlarla yola devam edeceğim, bunlar geleceğin yıldızı demişti. En basitinden aklıma gelenler Valentin Pastal, Erkan Veyseloğlu, Cevher Özer. Şimdi neredeler? Ya da oradan sonra bir daha Milli forma giydiler mi? Hayır.

Bir de Tanjevic'in açıklamalarına da yansıyan tutarsızlıkları var ki, onlar daha da fena. Geçen yıl Kerem'i kadroya neden almamıştık? Ya da bir sene önce Ömer Onan'ı? Yaş sebebiyle. Evet mantıklı olabilir dedik. Hani yanlış anlamayın, elinde guard olmadığı halde yaşlı diye Kerem'i oynatmayıp Ender ve Hakan'la yola çıkmak değil mantıklı olan. Neden olarak mantıklı sayılabilir dedik sadece.

E bu yıl hem Kerem hem Ömer kadroda. Ne değişti peki bu iki adamın da birer sene daha yaşlanmalarının dışında? Kerem mevcut T.C. vatandaşları içerisinde o bölgede oynayabilecek en iyi adam. Elalem yıldız oyuncularını allayıp pullayıp 35-36 yaşına kadar Milli Takım'da oynatıyor. Biz zaten genel olarak o pozisyon için adam yetiştiremeyen bir ülke olmamıza rağmen, kendi evladımızı 'Yaşın büyük lan' diye küstürüyoruz. Sonra 'Gel lan gel, şaka yaptım' diyerek takıma alıyoruz. Dua etsin Tanjevic, Kerem kabul etti gelmeyi. Yoksa o da bilirdi uzaklardan nanik yapmayı.

Hido & Memo olayı bir zamanlar çok tartışılmıştı. Milli Takım'a gelmediler diye vatan haini ilan edilmeleri falan sözkonusuydu. Sonra onları da affettik. Çağırdık. Geçen yıl felaket bir turnuva geçirince suçu onlara attık. Sonra Tanjevic düşündü, 'İkisi birden olmadı, birini çağırmalıyım' dedi. Aslında Türk oyuncuların saçma sapan ego çatışmaları yaşadığı konusunda ben de hemfikirim onla. Zaten bu çok bilindik bir şey. Zamanında Aydın Örs de bu sorunu çok yaşamıştı. Hatırlayın Indianapolis maceramızı bir isterseniz. O zamanlar bir de Dodo vardı. Ego yiyen Dodo. Ortalık iyice kan gölüne dönmüştü. Şimdi sadece Hido kadroda. Memo yok. Nedeni sakatlık olarak açıklandı. Ama ben gayet iyi hatırlıyorum ki, Tanjevic sezon içinde NTVSpor'da çıktığı programda belirtmişti, 'İkisinden birini alacağım' diye. Ve bu ismin de Hido olacağını tahmin etmek pek zor değildi.

Yaz yaz bitmiyor ama tutarsızlıklar içinda başarısız olmak ile belli bir plan proje dahilinde hareket edip de başarısız olmak aynı şeyler değildir bence. Yani sonuçta başarısız oluşunuz benzer ama 1-2 yıl sonra belki fark anlaşılabilir. Benim kızdığım bu. Yoksa Tanjevic en başından beri tutarlı olabilirdi. Hatta belki ona kalsa tutarlı da olacaktı. Ama gerek federasyon, gerek medya.. çok fazla yüklendi adama. Hep bir şekilde yolunu bulup müdahale ettik ona. O da mecburen tutarsız bir adam profiline girdi. Nasılsa milyon dolarları alıyorum diye ses çıkarmadı.

Bu yaz için kurulan takım idare ederdi. Skorer, şutör bir isim eksikliği göze çarpıyordu gerçi bariz bir şekilde ama hadi idare eder dedik. Üstüste gelen sakatlıklar moralimizi bozdu. Buna kimse karşı gelemez. Ömer Aşık gitti, Semih Erden gitti, Oğuz Savaş gitti, Ömer Onan gitti, en son olarak da dün Cenk sakatlanmış. Durumu ne, bugün netleşecek. Ömer Aşık hariç hepsi oynar gibi elemelerde ama bu şanssızlıklar da hayra alamet değil hani. Aslında bu sakatlıklar hayra alamet de olabilirdi. Doğru adamları kadroya çağırıp onların yerine, bir anlamda şanssızlık sayesinde doğruyu bulabilirdik. Biz ise haklarımızı Fatih Solak ve Murat Kaya'dan kullandık. Ki külliyen büyük hatalardır bunlar. Ama herkesle kavgalı artık Tanjevic. Elindeki çağırılabilecek isimler listesi dışında kalan oyunculardan çok daha sağlam bir Milli Takım çıkartırım ben. O derece. Ama dedik ya, fikir çatışmaları, atışmalar falan artık herşey işin içinde.

Şimdi Konya'dayız, moral motivasyon turnuvasındayız. Öyle bir hale geldik ki, bu turnuva ilaç gibi yetişti bize. Çünkü takım kazanmayı unutmuştu. Çünkü takım şut atmaya korkar olmuştu. Zayıf rakiplerle oynuyoruz ama bilmeliyiz ki biz de çok güçlü değiliz. Ve moral olarak da yerlerdeyiz. Bir şekilde bu turnuvada (alınacak kupayı geçtim) moral motivasyon depolamalıyız. Öyle de yapıyoruz. Dün 12 tane üçlük sokmuşuz. Hangi hazırlık maçında atmışız 12 üçlük? Şimdilik dediğim gibi bu turnuva bazı kaybettiğimiz mevcut değerlerimizi hatırlamak için rehabilitasyon tadında gelecek. Ve yine dediğim gibi öyle bir haldeyiz ki, bu rehabilitasyona ihtiyacımız var.

Gurovic'in Meşhur Dövmesi

Resim: Lambuja

3 Uzatmalı Maçta Cimbom Galip

G.Saray Cafe Crown Almanya'daki ilk hazırlık maçında Alman 2. Lig takımlarından Bremen Roosters'ı tam 3 uzatma sonunda 102-94 mağlup etmiş.

Takımda en skorer isim Graves olurken, skor dağılımı şu şekilde oluşmuş:

Erdem 5, Strickland 10 (8 asist), Zizic 10, Cüneyt 3, Hüseyin 11, Gurovic 21, Graves 30, Milojevic 12, Polat 0, Teoman 0

Marshall'ın 10 sayı 8 asistlik performansı da gözlerden kaçmasın. İlk maçında iyi bir oyun ortaya koymuş. Ayrıca Polat 0 sayı atmış ama bunu tam 23 dakika oynayarak başarmış. O da ilginç bir detay tabii. Bu arada sarı kırmızılı takımın hazırlık programının tamamını dün şu şekilde duyurmuştuk. Bakmayanlar bakabilir, hatırlamak isteyenler hatırlayabilir.

28 Ağustos 2008 Perşembe

Efes Cup - 1. Gün

Şirketteyiz diye ilk maçı, F.Bahçe'nin CL kurası yüzünden de ikinci maçı izleyemedik. İlk günü pas geçtik. Çok bir şey kaçırmadığımdan adım gibi eminim. Önce Boşnaklar farklı geçmişler Portekiz'i, sonra da biz ezmişiz büyüüüük İngiltere'yi. Federasyonun sitesinde galibiyetimizi öyle bir abartmışlar ki, İspanya'yı yendik falan sandım. :) Bosna Hersek - Portekiz maçının detaylarına buradan, bizim maçın detaylarına ise şuradan bakabilirsiniz. Amaç belli, sonuç belli. Efes Cup'ı alıp morallenelim biraz, kandıralım kendimizi.

Sanal Berber

Hep basketbol konuştuk bugüne kadar. Arada böyle değişik şeyler de paylaşalım değil mi ama?

Yapmanız gereken şey çok basit. Öncelikle kulaklıklarınızı kulağınıza takıyorsunuz. Ama lütfen her iki kulağınızda da takılı olsun kulaklıklar. Öyle tek kulaklıkla dinleyeyim demeyin.

Sonra bu linke tıklıyorsunuz, açılan pencerede play butonuna basıyorsunuz. Ve gözlerinizi kapatıyorsunuz. Sonrası mı? Traş bitiminde traşa para almıyoruz, üç beş kelam yorum yaparsınız, ödeşiriz. :)

Uyarı: Play butonuna basınca 10-15 saniye sonra kesilebilir ses, o zaman bir daha play tuşuna basın, devam etsin. Başında öyle bir hata yapabiliyor. Bilginize.

Hadi hayırlı traşlar.

Cimbom 1 Ayda 12 Hazırlık Maçı Yapacak

Yaptığı transferlerle lige iddialı bir biçimde hazırlanan G.Saray Cafe Crown, şu anda Almanya'da. Takımın 1 ay içinde yapacağı tam 12 hazırlık maçı var önünde. Adeta seyyah gibi gezecek olan sarı kırmızılı ekibin programı şöyle.

Şu anda Almanya'da olan takım burada dörtlü bir turnuvaya katılacak.
28 Ağustos - Bremen Roosters (Almanya 2.Ligi)
29 Ağustos - Mallorca (İspanya 2.Ligi)
30 Ağustos - D.Bank Skyliners (Almanya 1.Ligi)

Sonra takım 3 Eylül'de Ankara'ya gidecek. Ve başkentte iki adet hazırlık maçı yapacak.
4 Eylül - Türk Telekom
5 Eylül - CASA TED Kolejliler

Buradan sonra durak Antalya,
13 Eylül - Antalya BŞB
14 Eylül - Erdemirspor

Yurtdışı ikinci etap hazırlıkları ise Slovenya'da olacak. Burada toplam 3 hazırlık maçı yapılacak.
20 Eylül - Helios (Slovenya)
21 Eylül - Khimki (Rusya)
22 Eylül - Pivovarna Lasko (Slovenya)

Oradan İtalya'ya gidilecek ve Oktay Mahmuti'nin çalıştırdığı Benetton Treviso takımının sezon açılışına katılınacak.
25 Eylül - Benetton Treviso (İtalya)

Son olarak ise İstanbul'da Kerem Tunçeri'li Triumph ile bir hazırlık maçı yapılacak.
28 Eylül - Triump Lyubersy (Rusya)

Ben yazarken yoruldum valla. :) Programın teminindeki katkılarından dolayı dejavu_caglar'a da tesekkurler.

Green & Smith İmzaladı

F.Bahçe Ülker'in yeni transferleri Marques Green ve Devin Smith'in imza törenleri gerçekleştirilmiş. İşyerinde olduğum için izleyemedim ama arkadaşımdan aldım haberini. Mahmut Uslu yeni oyun kurucu Marques Green'in göğsüne işaret parmağıyla dokuna dokuna 'Bu yıl senden maç başına 10-15 asist, 3-4 ribaund, 3-4 top çalma bekliyorum' demiş.

Seviyorum yahu memleketimizdeki yönetici manzaralarını. :)

Bu arada eklemeden geçmeyelim, 15.000 kişilik salonun temeli de atılıyormuş bir kaç ay içinde.

İbo Harun'u Kırmamış

Fenerbahçe Ülker'in bu yıl kadroda düşünmediği İbrahim Kutluay, İTÜ ile anlaşmış. Basında yazılanlara göre Beşiktaş ve Galatasaray ona astronomik teklifler sunmuştu ama o kabul etmemişti. Gerçi iki kulüp de böyle bir şey olmadığını açıkladılar ama yine de gündemi epey bir meşgul etmişti bu konular. Ki ben hala söylüyorum bence Galatasaray Cafe Crown'un özellikle Tufan'ın sakatlanmasından sonra yerli rotasyonuna katabileceği iyi isimlerden biri idi İbo ama aradaki ezeli rekabet bir şeylere izin vermiyor tabii.

Bu iki teklifin resmilikleri hakkında hiç bir bilgim yok ancak Kepez, Antalya BŞB ve onların yanında mali açıdan cılız kalsa da Pınar Karşıyaka'nın İbo ile resmen ilgilendiğini biliyorum. KSK'nin bütçe yetmedi, Antalya BŞB işin içine Kepez girince bozuldu çekildi aradan. En sağlam teklif Kepez'den geldi. Duyduğum bildiğim yıllık 1 M'a kadar çıktılar. Ama kabul etmemiş İbo.

Ve şimdi Milliyet'ten duyuyoruz ki İTÜ ile anlaşmış. Harun'u kıramamış. 100 milyar için hatır gönül oynayacakmış. Düşününce aslında epey sağlam ve fiyakalı bir profil yarattı kendine İbo. ''BJK ve GS'yi kabul etmeyen vefakar FB'li, trilyonları elinin tersiyle itip İTÜ'de hayır için top oynayacak.'' Aralarda neler oldu neler bitti bilinmez, ben de zaten kendi bildiklerimi yazdım yukarıda. Ama kahvedeki amcam, sporu sadece gazeteden takip eden paşam, ya da şöyle diyeyim ülkenin büyük çoğunluğu şu tırnak içinde yazdığım şekilde bilir olayı.

Kasun da Efes'te

Efes Pilsen nihayet pivotunu da buldu. Uzun süredir peşindeydiler ama bir türlü kulüp ile anlaşamıyorlardı. O sorunu da halledince Mario Kasun transferi de gerçekleşmiş oldu. Hırvat oyuncu bir iki gün içinde İstanbul'da olacakmış. 1980 doğumlu ve 2.13 boyundaki hırçın oyuncu daha gelmeden baya bir gaza gelmiş, baya bir hırs yapmış. Öyle ki, Facebook hesabında 'Mario is ready to kick some ass in Turkey' bile yazıyor. O derece yani. :)

Bu yıl epey renkli geçecek. Mirsad, Gurovic, Kasun.. hepsi de kavga potansiyelli adamlar. Bunların yanına boksa başlamış ve doping cezasını tamamlamış Kambala da iyi giderdi. Bir de Haislip'i çağırdık mı tamamdır. :)

Konudan fazla sapmayalım. Süper bir transfer. Bayılırım Kasun'a. Hoş gelmiş, sefa gelmiş. TBL'de onu izlemek için sabırsızlanıyorum.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

İstikrar mı? O da Ne?

Herhangi bir spor dalında başarıya ulaşmak konusunda istikrara ne kadar önem verirsiniz? Kimi az kimi çok önem verir ama bir şekilde bu kavramın hayatımızda yeri olmalıdır, buna da kimse karşı çıkmaz. He ben kendi adıma konuşayım, istikrara biraz fazla önem veririm. Planı, projeyi severim çünkü. Belli bir yapılanma doğrultusunda adımlar atmak, sanki bir çocuk büyütürmüş gibi takım oluşturmak pek bir hoşuma gider. Gerçi ülkemizde yöneticilerin takım oluşturma konusunda ya da istikrar dediğimiz olgudan bihaber olmaları nedeniyle hiçbir antrenöre (hangi spor dalı olursa olsun) çok fazla tahammül edilmiyor, takım adına plan proje yapma şansı verilmiyor biliyorum.

Nerden geldi böyle bir yazı yazmak peki aklıma? Farkında mısınız Beşiktaş Cola Turka kadrosundaki komple değişimin? Ya da hiç düşündünüz mü bu takım kaç yıldır komple değişiyor diye? Ben hafif hafif kafamda canlanan tablonun da bana verdiği gazla işi rakamlara dökeyim dedim.

6-7 yıl kadar geriye gittim, başım döndü daha ötesine gitmedim. Gitsem de farklı olmayacak çünkü biliyorum. Hemen adım adım başlayalım o zaman.

Bu yıl geçen yıldan kalan kim var takımda? Cevher Özer ve Mehmet Yağmur. Sadece 2 kişi. Apodaca da gönülsüz, kalmayacak %99. Yabancılar yine komple değişti. Yeni kadro, yeni umutlar anlayacağınız.

Peki geçen yıl tablo nasıldı? Ergin Ataman gelmiş, ligde Avrupa'da orada burada her yerde başarı isteniyor. Sağlam paralar harcanarak sağlam bir kadro kuruldu. Bunu yaparken 2006-07 sezonundan kimlerle yola devam edildi? Sadece Cevher Özer ve Erkan Veyseloğlu.

Şaşırmayın devam ediyoruz. 2006-07 kadrosuna gelelim. Murat Didin'le başlanan ama Ufuk Sarıca ile sonlanan sezona. O sezon daha da acımasızmışlar. Bir önceki yıldan bir tek Barış Özcan'ı bırakıp, onun yanına komple yeni bir takım dikmişler.

2005-06 sezonu Murat Didin'in ilk sezonuydu. Ergin Ataman'lı seneye benzer bir atılım vardı. Kaliteli yabancılar (Wright, Ffriend, Ellis), yanlarında Kerem Tunçeri. Gayet güzel bir kadro. Peki bu kadronun içinde bir önceki yıldan kimler vardı? Hemen söyleyelim, Tolga Tekinalp ve Nedim Yücel.

2004-05 sezonuna geldik. Bu yıl Beşiktaş için milat bile kabul edilebilir. Zira bir önceki yıldan tam 3 oyuncu kadroda tutulmuş. El-Amin bunlardan biri. Diğerleri de yine Tolga Tekinalp ve Nedim Yücel. Hatta şöyle diyeyim El-Amin Beşiktaş'ın son 9-10 yıldaki 2 yıl üstüste oynayan tek oyuncusu. Ondan önce bu başarıya ulaşan isimler ise James Blackwell, Andre Woolridge, Bud Eley, Virginius Praskevicius falan işte.

2003-04 sezonunda ise yine komple bir temizlik yaşanmış takımda. Nedim Yücel tutulmuş, gerisi komple değiştirilmiş. El-Amin gelmiş, Ayuso gelmiş, Ruzic gelmiş, Ufuk Sarıca gelmiş, Mustafa Abi gelmiş. Gelmiş oğlu gelmiş.

Dedim ya daha ötesine gitmedim diye, gitsem de aynısı çıkacak çünkü. Bunca şeyin üstüne dönüp baktığınızda Beşiktaş hangi yıllarda başarıyı yakalamış? 2003-04'de ligde yarı final, 2004-05 sezonunda ise final oynayarak asıl büyük başarı. Ne farkı var bu iki sezonun diğerlerinden? El-Amin farkı var. El-Amin'in ilk senesindeki iyi oyunu sayesinde gelen yarı final, daha sonra onun kadroda tutulup istikrar adına ufak da olsa mantıklı bir hamle yapılmasıyla ve yanına doğru oyuncuların konulmasıyla gelen final.

Zor mudur bunu görmek? Değildir. Zor mudur bunu yapmak? Değildir. Ha sen çok profesyonel bir şekilde yönetmezsen şubeni, atıyorum maaştı primdi zamanında yatırmazsan paraları, her sezon en az 3-5 kere oyuncularının antrenmana çıkmaması nedeniyle basına malzeme olursan, o takımda istesen de istikrar sağlayamazsın. Bir sene oynar, kaçar adam. Hele ki yabancı oyuncular. Arkalarına bile bakmazlar. Zaten yerli oyuncular Efes, Telekom ve F.Bahçe Ülker'in tekelinde. Mecbursun takımın çekirdeğini yabancılardan oluşturmaya. E sen her yıl o çekirdeği değiştirirsen de, çekirdek gibi çıtlarlar seni haberin olmaz.

Alican Güney G.Saray'lı Oldu

G.Saray Cafe Crown, F.Bahçe Ülker altyapısından Alican Güney ile anlaşmış. Bilmeyenler için söyleyelim hemen; Alican, Barış Güney'in kardeşi oluyor. 25.02.1989 doğumlu ve yaklaşık 11-12 yıldır F.Bahçe altyapısında. 1 ve 2 numaralarda oynuyor. Geçen yıl Tanjevic epey bir süre onu A takım ile idmanlara çıkardı. Hatta bazen maç kadrosuna bile aldı. İdmanlarda izlediğim kadarıyla Hakan Demirel tarzı diyebileceğim vurdumduymaz bir havası var. Hani o hırslıyım, kralı gelse yıkarım ruhu yok. Ama altyapı bazında her türlü Milli formayı giymiş bir oyuncu. Neden gönderildi, niye gitti gibi soruların cevaplarını da bir ara öğrenip yazarım artık.

26 Ağustos 2008 Salı

Ashley Champion Konya'da

M.A. Selçuk Üniversitesi Edmund Saunders, Monty Mack ve Alex Dunn'dan sonra dördüncü bir Amerika'lı daha getirdi. Hollanda Ligi takımlarından Upstairs Weert takımında forma giyen Champion, 1981 doğumlu ve 1.98 boyunda. 3 ve 4 numaralarda oynayabiliyor. Son 2 yıldaki detaylı istatistikleri şurada.

E bizim meşhur Michael Haynes'e ne oldu? Şu İspanya Ligi'nden gelen zat hani. Transferini şu şekilde duyurmuştuk hatırlarsanız. Demek ki olmamış. Kulübün kendi sitesinde de 4. yabancı olarak geçiyor çünkü Champion.

Trabzonspor'un Tercihi Mike Scott

Bu yıl Alpella ile birleşerek hedefini TBL'ye yükselmek olarak belirleyen Trabzonspor, tek yabancı hakkını Mike Scott'tan yana kullandı. Kent State mezunu olan Scott 2.02 boyunda ve oldukça atletik. Kolej istatistiklerine şuradan bakabilirsiniz.

Alaeddin abinin açıklamalarına göre sadece 4 numarada değil, aynı zamanda 2 ve 3 numaralarda da oynayabiliyormuş. Zaten TB2L'de var olan tek yabancı hakkını uzun bir oyuncudan kullanmak her zaman en mantıklısıdır. Trabzonspor da, daha doğrusu Alaeddin abi de doğru bir tercih yapmıştır uzun bir oyuncu alarak.

Lig Öncesi Hazırlık Turnuvaları #1

TBL 2008-09 sezonu öncesinde takımlarımızın hazırlık amacıyla düzenledikleri maç ya da turnuvaları ara ara vereyim istiyorum. Telekom'un Eylül ayı sonunda düzenleyeceği turnuvanın haberini zaten vermiştik.

2 yeni turnuva haberi daha geldi bugün mailime. Bir tanesi 5-7 Eylül tarihleri arasında Bolu'da düzenlenecek ve Selçuk Üniversitesi, Mersin BŞB, Erdemirspor takımları katılacak. Diğer turnuva ise 9-11 Eylül tarihleri arasında Uşak'ta düzenlenecek. Bu turnuvaya katılacak takımlar ise Selçuk Üniversitesi, Aliağa, Pınar Karşıyaka ve evsahibi Uşak Belediyesi.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Lionel Chalmers & G.Saray Cafe Crown

Akşam akşam hayırdır inşallah. İtalyan Mondo Basket sitesinde Lionel Chalmers ve G.Saray Cafe Crown isimlerinin beraber anıldığını gördüm. Sonra Benetton takımının sitesine baktım, yeni sezon kadrosunda görünmüyor kendisi.

Efes gibi 6 yabancı mı yapacak G.Saray da acaba? Yoksa Strickland'dan mı memnun kalınmadı? Yoksa tamamen uydurma bir haber mi? Bekleyelim görelim. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz gerçi ama, bekleyelim şimdilik. Hatta beklerken de Lionel Chalmers'ın istatistikleriyle idare edelim.

Ve Shumpert Erdi Muradına

Shumpert olayı nihayet kesinleşti. Efes Pilsen, Shumpert'ı Gebze'de sağlık kontrolünden geçirmiş. Tıpkı kadrosundaki diğer oyuncular gibi. Böylece Efes Pilsen yabancı hakkını doldurmuş oldu. Uzun süredir uzun oyuncu transferi gündemdeydi. Ama yalan oldu anlaşılan.

Peki kısa rotasyonunda benim gözüme çarpan şişkinliği siz de fark ediyor musunuz? Ya da uzun rotasyonundaki sağlam bir 5 numara eksikliğini?

Eldeki uzunlara bakalım: Kerem Gönlüm, Kaya Peker ve bir de Michalis Kakiouzis. Hepi topu bu kadar.

edit: Yorum kısmında olasılık olarak yazmıştım, doğru çıktı. Efes bir de yabancı pivot alacakmış. Böylece 6 yabancı olacak toplam. Ligde bir tanesi tribünde olacak her maç. EL'de ise 6'sı birden kadroda.

Zaza Enden Returns

Zaza Enden'i tanımayanımız yok. Pek bir renkli kişiliktir. Seveni de sevmeyeni de gayet fazladır. Hatırlayacağınız üzere en son Akçakoca Poyraz semalarında geziniyordu kendisi. Bir ara TV programlarında boy gösterdi, sonra öğrendik ki ayağından vurulmuş.

Neyse, şimdi yeniden toplamış ve basketbola geri dönüyor. Geçen yıl TB2L'de Play-Off'a kalan Eyüpspor ile anlaşmış. Zaza Enden'in dışında altyapıyı takip edenlerin yakından tanıdığı Daçka'lı Andrei Sirbu'yu da kadrolarına katmışlar. Sirbu, Yıldız Milli Takım ile Avrupa şampiyonluğu yaşamıştı. Şimdi Daçka altyapısında beraber çalıştığı koçu Türkay Çakıroğlu ile profesyonelliğe de adım atacak.

Hayırlısı olsun bakalım. Zaza büyük renk katacak hiç şüphe yok ki. :)

24 Ağustos 2008 Pazar

Chris Williams Gitti

Türk Telekom Dudley'i Türk statüsünde oynatmak için çok çabaladı ama olmadı. Kadrodaki yabancı sayısı da 6 olunca, mecburen Williams'ı gönderdiler. Yeni sezonda Telekom forması altında izleyemeyeceğiz kendisini.

Geçen yıl transfer edildiğinde ilk etapta çok göze batmamıştı ama sonra özellikle de Michael Wright'ın sakatlanmasından sonra epey sorumluluk aldı. TBL için gayet ortalama üstü bir isimdi ve adından epey de söz ettirdi. Laf aramızda Fantezi Basketbol'da da her hafta kadromdaydı. :)

Play-Off'larda G.Saray Cafe Crown karşısında İstanbul'da turu getiren son saniye basketi hala akıllarda. Onun biletini kesen şey ise final serisindeki berbat oyunuydu bence. Mirsad karşısında ezildi, bitti, öldü, yok oldu resmen. Lang ve Dudley o seride ne kadar ayakta durduysa, o da bir o kadar diz çöktü. Şimdi yönetim bir tercih yapmak zorunda kalınca da, en zayıf halka olarak o belirlendi tabii.

Elde olanlara bakalım; Dudley, Wright, Lang, Blakney, Winston.

Hemen bir soru gelebilir 'E hani yabancıların en az bir tanesi Avrupa'dan olmalıydı' diye. Ben de derim ki; Roderick Blakney Bulgar pasaportu taşıyor ve Bulgaristan Milli Takımı'nda oynuyor. ;)

Yıldızlarımız Avrupa Üçüncüsü

Ümitlerimiz Avrupa dördüncüsü olmuşlardı, içimiz buruk olsa da sevinmiştik. Biraz önce tamamlanan maçta ise yıldızlarımız Fransa'yı 77-65 yenerek üçüncülük madalyasını kazandılar. Alınlarından öpüyoruz hepsini.

Bu maç öncesinde 22.1 sayı ve 16.0 ribaund ortalamaları ile ilgili kategorilerde birinci sırada oturan Enes Kanter, turnuvadaki son maçımızı da 28 sayı, 20 ribaund ile tamamladı. İnsan evladı mısın mı desek ne desek. Bilemedim valla. :)

Beklenen Son

Amaçlarının ne olduğu, ne için Beijing'de olacakları ve neler yapacakları daha kadro açıklanır açıklanmaz belli olmuştu aslında. Sonu belli bir hikayeyi izledik belki de. Hazırlık dönemi olsun, resmi maçlar olsun yenilmeden etmeden altına ulaştılar. İntikamları aldılar, hesapları birer birer kapattılar. Zaten bu amaç için kurulmamışlar mıydı?

Gerçi bugün baya zorlandılar. Ama hedefe kilitlilik oranları o kadar yüksekti ki, süprize müsaade etmeyecekleri çok aşikardı. Fark ikilere inse de hiç gerilere düşmediler. İspanya geri dönse de, onları enterese edemediler. Müthiş bir maçtı. Haklarını verelim, İspanya'dan başka kimse de onları bu kadar zorlayamazdı. İspanya'nın Avrupa basketbolunun ne kadar üstünde olduğunu da görme fırsatı bulduk.

Manyak zevk aldık. Sabah sabah gözlerimizin pası silindi. Unutulmayacak bir sürü an vardı. Rudy Fernandez'in insanüstü tek el smacı da bunlardan biriydi. Ama en anlamlısı da hiç şüphe yok ki Kobe'nin yukarıdaki pozuydu. Üçlük basket + faul, ve ardından gelen müthiş duruş.

Ne demiş Sagopa: 'Benim yaş başını almış moruk, şampiyonu sıkar yarış'.

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Gurovic'e İlk Tepki Geldi

Bütün günü dükkanda geçirip, akşam eve geldim. Haberlere göz gezdiriyordum. Basket Dergisi sitesinde gördüm ki; Milan Gurovic'e ilk resmi tepki gelmiş.

Bosna-Hersek Dostları Vakfı bir bildiri yayınlayıp Gurovic'i kınamış. Buradan bakabilirsiniz.

Avrupa Yepyeni Bir Dünya

Benim değil Gordan Giricek'in menajeri Marc Fleisher'ın sözleri. Sadece bu kadar da değil açıklamaları. ESPN'de gözüme çarpınca, paylaşalım da bilsin ahali dedim.

Öncelikle NBA'de kalmak istediklerini ama herkesin çok yavaş hareket ettiğini ve bu sırada da Avrupa'dan ciddi paralarla teklifler aldıklarını belirtmiş Fleisher. San Antonio'dan bir teklif geldiğini ama onların da verdikleri ücretin çok az olduğunu söylemiş. F.Bahçe Ülker ve Triumph takımlarının arasından ise Euroleague nedeniyle F.Bahçe Ülker'i tercih ettik demiş.

Kontrata da değinmiş Fleisher. Kontrat 2 yıllık, ama ilk sezonun ardından NBA'e dönme opsiyonu var Giricek'in. Aynı geçen yıl Dee Brown'da olduğu gibi.

Genel anlamda Avrupa'nın artık kendini aştığından ve yepyeni bir dünya haline geldiğinden bahsetmiş.

Buraya kadar olan kısım; yazının grammar kuralları dahilinde dilimize çevrilen kısmıydı. Bir de Türkçe meali var ki, o da şu: 'Avrupa'da bok gibi para kazanacağız aga, yemişim NBA'i.' :)

22 Ağustos 2008 Cuma

Turnuvanın Yeni Hali Böyle

Daha önce Türk Telekom, Olympiakos, Fenerbahçe Ülker ve Benetton takımlarının katılımıyla düzenleneceği açıklanan ve benim de şu şekilde duyurduğum Ankara'daki turnuvada 2 takım değişmiş. Olympiakos ve F.Bahçe Ülker gitmiş, yerlerine Unics Kazan ile Efes Pilsen gelmiş.

Childress hayali kuran arkadaşlara geçmiş olsun dileklerimizi iletelim buradan. :)

Bu arada F.Bahçe Ülker'in Panathinaikos, Maccabi ve Olimpija ile bir turnuvaya katılabileceği haberi var. Sevgili İlker söylemişti bana. İnşallah olur. Güzel de olur.

Hakan Demir Röportajı

Forza Beşiktaş sitesi yeni koçları Hakan Demir ile keyifli bir röportaj yapmışlar. Paylaşayım istedim. Kendisi bir çok konuya açıklık getirmiş. Özellikle Shumpert ve Apodaca hakkındaki açıklamaları fazlasıyla samimi geldi bana. Buradan okuyabilirsiniz.

21 Ağustos 2008 Perşembe

Parker Vazcaymış

Avrupa Şampiyonası elemelerinde aynı grupta yer aldığımız Fransa'da Parker sevinci yaşanıyor. Daha önce yoğun program nedeniyle Milli Takım'dan affını isteyen tecrübeli oyuncu, karar değiştirmiş ve Gomis'in sakatlığıyla eli kolu iyice bağlanan koçunun imdadına yetişmiş.

Artık o da kadroda yani. O da rakibimiz olacak. Tüm kadro ise şöyle;

Tony Parker (San Antonio Spurs), Yannick Bokolo (Le Mans), Stephen Brun (Gravelines), Laurent Cazalon (Roanne), Nando De Colo (Cholet), Yakhouba Diawara (Denver Nuggets), Thomas Dubiez (Gravelines), William Gradit (Vichy), Dounia Issa (Vichy), Tariq Kirksay (Unics Kazan), Claude Marquis (Cholet), Marc-Antoine Pellin (Roanne), William Soliman (Roanne), Steed Tchicamboud (Cholet), Ronny Turiaf (Golden State Warriors)

Daçka'nın İlk Yabancısı Hammonds

Darüşşafaka Cooper Tires'ın ilk yabancısı belli oldu. Clemson mezunu Cliff Hammonds. Bugün sağlık kontrolünden geçen 23 yaşında ve 1.91 boyundaki oyuncunun Clemson tarihinde şöyle de önemli bir yeri var; 4 yıl üstüste çift haneli sayı ortalaması tutturan 6. oyuncu oluyor kendisi. En son bu işi başarmış olan adam da gayet tanıdık biri. Terrell McIntyre.

Genç bir takıma genç bir guard geldi en nihayetinde. Kendisi hakkındaki detaylı bilgiler burada, 4 yıl boyunca Clemson'daki istatistikleri ise şurada. Benim ilk gözüme çarpan düşük faul yüzdesi. Guard dediğin adam düşmeyecek baba % 80'in altına.

Erinç'ten detaylı bir yazı bekliyoruz artık Hammonds üstüne. Ne de olsa memleketlisi. :)

Gençlik Ateşi

Gündem yabancı oyuncu transferleriyle çalkalanadursun, altyapısından yetiştirdiği oyuncuları A Takım kadrosuna katarak dikkat çeken iki takım da yok değil hani.

Banvit'te Yiğitcan Turna (1987, 1.85, G), İbrahim Yıldırım (1990, 1.85, G) ve Erolcan Çinko (1990, 1.90, F) Selçuk Ernak'ın da talebi doğrultusunda A Takım kadrosuna alınmışlar. Zaten İbrahim ve Yiğitcan geçtiğimiz iki sezonda da arasıra A Takım kadrosuna kapak atıyorlardı, bu defa tamamen oradalar artık.

Aynı şekilde Pınar Karşıyaka'da geçen yıl Türkiye 3.'sü olan genç takımlarının yıldız oyuncuları Furkan Aldemir, Gökper Gen, Cem Bozok ve Nehir Çağlayan'ı A Takım kadrosuna kaydırmış. Bu isimlerin içinde de yine geçen yıllarda arasıra da olsa A Takım havası koklayan isimler var. Mesela Gökper. Geçen yıl baya süre bulmuştu. Birkaç hafta önce Ümit Milli Takım formasıyla da oldukça başarılıydı.

Güzel gelişmeler bunlar, sevindirici. İnşallah süre de alırlar bol bol.

(Resimler İstanbul Basket'ten alınmıştır bu arada, belirtmeden geçmeyelim)

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Murat Kaya'ya Talih Kuşu

Sakatlıklar belimizi büküyor evet. Önce Ömer Aşık, sonra Oğuz Savaş, Semih Erden ve en son olarak da Ömer Onan. Ama belimizin büküldüğü kadar boynumuzun büküldüğü de apaçık ortada. Takımda Hidayet dışında potayı düşünen bir tane adam vardı (Ömer Onan), o da sakatlandı.

Yerine kim çağrılmış? Murat Kaya. Eyvallah Murat iyi bir şutör ama adam kendi takımında bile sorumluluk alıp şut kullanmaktan çekinen biri, Milli Takım'ın skor sıkıntısına ne kadar çözüm olabilir ki?

Yok mudur ondan daha iyi opsiyonlar? En azından Serkan Erdoğan var. Ama onla da Tanjevic geçen yıl kapışmıştı. Doğru ya nasıl unuttum, Milli Takım'da bu tip hesaplar bayaaa bi bolca önemseniyor. Aymış yıldızmış kimin umurunda? Kişisel egolar herşeyin önünde.

Bizim durum tam 'Varyemez' hesabı. Buldum tam karşılığını.

19 Ağustos 2008 Salı

Gordan Giricek F.Bahçe Ülker'de

F.Bahçe Ülker nihayet NBA piyasasında aradığı ismi buldu ve Gordan Giricek ile anlaştı.

31 yaşındaki ve 1.98 boyundaki Hırvat oyuncunun kendi ağzından yorumların da yer aldığı şuradaki habere bakabilirsiniz.

Hayırlısı olsun. Fazlasıyla sağlam bir transfer neresinden bakarsanız bakın. Güzel yaşta geliyor Avrupa'ya bir kere. Ayrıca NBA'de oynamasına rağmen Avrupa basketboluna fazlasıyla aşina bir isim, kimliği nedeniyle. Birebirde durdurulması pek bir zor, sağınızdan solunuzdan nasıl geçtiğini kestiremeyeceğiniz bir isim. NBA kariyerine 29 sayı atarak müthiş bir giriş yapması da NBA tarihindeki en etkileyici başlangıçlardan biri olarak durur hala. Daha Bismillah draft edildiği gece takas olmuştu. Zaten sonra da kariyeri boyunca paçasını kurtaramadı takaslardan. Yine de severim kendisini. Beğenirim.

NBA kariyerindeki istatistiklere bakmak isteyenler şuraya bir göz gezdirsin.

Nihayet Öğrendik, Mersin'e Geliyormuş

İlk önce böyle, daha sonra da şöyle olmak üzere iki kez meze etmiştik kendisini bu bloga. Arkadaşının çenesi biraz düşük olunca Türkiye yolcusu olduğunu öğrendiğimiz Brandon Wallace'ın hangi TBL takımında oynayacağı ise tam bir bilmeceye dönüşmüştü hatırlayacağınız üzere.

İlk tahminde ıskalamıştık G.Saray Cafe Crown diyerek ama ikincisinde bulmuşuz doğruyu. :)

Mersin BŞB imiş bahsi geçen takım. Hayırlısı olsun bakalım. Ahmet Kandemir sağlam yabancılarla donattı kadroyu yine. Geçen yıl Pınar Karşıyaka'nın yaptığını bu yıl Mersin BŞB yapabilir. Dikkat diyorum.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Turnuvaya Bak Turnuvaya

Türk Telekom Eylül ayında müthiş bir turnuvaya evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. 27-29 Eylül tarihleri arasında Ankara'da düzenlenecek olan turnuvanın konukları ise oldukça ilgi çekici.

Bu yıl transfer piyasasının altını üstüne getiren Olympiakos, Oktay Mahmuti'nin çalıştırdığı Benetton Treviso ve ligimizin iki finalisti F.Bahçe Ülker, Türk Telekom.

Oy oy oyyyy.

Galibiz Ulannn

Galibiz ulan galibizzzzz. Bu gece Makedonya'dan gelen haberler iyi.

Acaba bugünkü Romanya maçından sonra oyuncularımız Japonya hatırası bu resimdeki gibi sevinmişler midir? Kolay mı ulan? Hem hazır değiliz, hem de manyak derecede hazır bir Romanya takımını uzatmalarda da olsa devirmişiz. 89-85. Süper valla. Menajerimiz Harun Erdenay da açıklamış 'Galibiyet takıma büyük moral oldu' diye.

Havamızı bulduk. Hedef Efes Cup şimdi. İngiltere, Bosna ve Portekiz'i yenip moral motivasyonumuzu tavan yapacağız. Müthiş müthiş.

Kendimiz çalalım, kendimiz oynayalım. En güzeli böyle. :)

Skor anlamında Hidayet'in yanına nihayet ikinci bir adam çıkartabilmişiz bu maçta. Ersan 20 sayı yollamış rakip potaya. 6 hazırlık maçımızın aksine bu sefer son periyotta biz geri dönmüşüz. 9 sayı geriden gelip maçı uzatmalara götürmüşüz. Sonra savunmada sertleşmişiz ve zorlu rakibimizi devirmişiz. :)

Detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

F.Bahçe Ülker Çıktı Meydane

Son iki yılın şampiyonu Fenerbahçe Ülker, akşam saatlerinde yardımcı antrenör Ertuğrul Erdoğan nezaretinde yaptığı hafif idmanla sezonu açmış. Tanjevic ve Milli Takım'daki oyunculardan yoksun olan sarı-lacivertlilerde yeni transferler Green ve Smith de ilk kez takımla beraber idmanda yer almış. Mahmut Uslu da oradaymış.