27 Ağustos 2008 Çarşamba

İstikrar mı? O da Ne?

Herhangi bir spor dalında başarıya ulaşmak konusunda istikrara ne kadar önem verirsiniz? Kimi az kimi çok önem verir ama bir şekilde bu kavramın hayatımızda yeri olmalıdır, buna da kimse karşı çıkmaz. He ben kendi adıma konuşayım, istikrara biraz fazla önem veririm. Planı, projeyi severim çünkü. Belli bir yapılanma doğrultusunda adımlar atmak, sanki bir çocuk büyütürmüş gibi takım oluşturmak pek bir hoşuma gider. Gerçi ülkemizde yöneticilerin takım oluşturma konusunda ya da istikrar dediğimiz olgudan bihaber olmaları nedeniyle hiçbir antrenöre (hangi spor dalı olursa olsun) çok fazla tahammül edilmiyor, takım adına plan proje yapma şansı verilmiyor biliyorum.

Nerden geldi böyle bir yazı yazmak peki aklıma? Farkında mısınız Beşiktaş Cola Turka kadrosundaki komple değişimin? Ya da hiç düşündünüz mü bu takım kaç yıldır komple değişiyor diye? Ben hafif hafif kafamda canlanan tablonun da bana verdiği gazla işi rakamlara dökeyim dedim.

6-7 yıl kadar geriye gittim, başım döndü daha ötesine gitmedim. Gitsem de farklı olmayacak çünkü biliyorum. Hemen adım adım başlayalım o zaman.

Bu yıl geçen yıldan kalan kim var takımda? Cevher Özer ve Mehmet Yağmur. Sadece 2 kişi. Apodaca da gönülsüz, kalmayacak %99. Yabancılar yine komple değişti. Yeni kadro, yeni umutlar anlayacağınız.

Peki geçen yıl tablo nasıldı? Ergin Ataman gelmiş, ligde Avrupa'da orada burada her yerde başarı isteniyor. Sağlam paralar harcanarak sağlam bir kadro kuruldu. Bunu yaparken 2006-07 sezonundan kimlerle yola devam edildi? Sadece Cevher Özer ve Erkan Veyseloğlu.

Şaşırmayın devam ediyoruz. 2006-07 kadrosuna gelelim. Murat Didin'le başlanan ama Ufuk Sarıca ile sonlanan sezona. O sezon daha da acımasızmışlar. Bir önceki yıldan bir tek Barış Özcan'ı bırakıp, onun yanına komple yeni bir takım dikmişler.

2005-06 sezonu Murat Didin'in ilk sezonuydu. Ergin Ataman'lı seneye benzer bir atılım vardı. Kaliteli yabancılar (Wright, Ffriend, Ellis), yanlarında Kerem Tunçeri. Gayet güzel bir kadro. Peki bu kadronun içinde bir önceki yıldan kimler vardı? Hemen söyleyelim, Tolga Tekinalp ve Nedim Yücel.

2004-05 sezonuna geldik. Bu yıl Beşiktaş için milat bile kabul edilebilir. Zira bir önceki yıldan tam 3 oyuncu kadroda tutulmuş. El-Amin bunlardan biri. Diğerleri de yine Tolga Tekinalp ve Nedim Yücel. Hatta şöyle diyeyim El-Amin Beşiktaş'ın son 9-10 yıldaki 2 yıl üstüste oynayan tek oyuncusu. Ondan önce bu başarıya ulaşan isimler ise James Blackwell, Andre Woolridge, Bud Eley, Virginius Praskevicius falan işte.

2003-04 sezonunda ise yine komple bir temizlik yaşanmış takımda. Nedim Yücel tutulmuş, gerisi komple değiştirilmiş. El-Amin gelmiş, Ayuso gelmiş, Ruzic gelmiş, Ufuk Sarıca gelmiş, Mustafa Abi gelmiş. Gelmiş oğlu gelmiş.

Dedim ya daha ötesine gitmedim diye, gitsem de aynısı çıkacak çünkü. Bunca şeyin üstüne dönüp baktığınızda Beşiktaş hangi yıllarda başarıyı yakalamış? 2003-04'de ligde yarı final, 2004-05 sezonunda ise final oynayarak asıl büyük başarı. Ne farkı var bu iki sezonun diğerlerinden? El-Amin farkı var. El-Amin'in ilk senesindeki iyi oyunu sayesinde gelen yarı final, daha sonra onun kadroda tutulup istikrar adına ufak da olsa mantıklı bir hamle yapılmasıyla ve yanına doğru oyuncuların konulmasıyla gelen final.

Zor mudur bunu görmek? Değildir. Zor mudur bunu yapmak? Değildir. Ha sen çok profesyonel bir şekilde yönetmezsen şubeni, atıyorum maaştı primdi zamanında yatırmazsan paraları, her sezon en az 3-5 kere oyuncularının antrenmana çıkmaması nedeniyle basına malzeme olursan, o takımda istesen de istikrar sağlayamazsın. Bir sene oynar, kaçar adam. Hele ki yabancı oyuncular. Arkalarına bile bakmazlar. Zaten yerli oyuncular Efes, Telekom ve F.Bahçe Ülker'in tekelinde. Mecbursun takımın çekirdeğini yabancılardan oluşturmaya. E sen her yıl o çekirdeği değiştirirsen de, çekirdek gibi çıtlarlar seni haberin olmaz.

2 Yorum Yapılmış:

Kaan Mert dedi ki...

El-Amin'li kadrosunu izlemek bana büyük zevk veriyordu. Efes'in rakibi de oldular zamanında finalde ama o zamanlar tecrübesizlik kupayı kaldıramadılar.
Sürekli bir değişim içindeler. Tamam birtakım hamleler olacak yazın ancak Belşiktaş'ta işler kötü gidermiş gibi sürekli bir dğeişim var.
Futbolda Andalo'dan bir ekip şampiyonluk kovalar ertesi sezon futbolcuları dağılmış olur bu da öyle birşey herhalde. Başarı iki sezon olamıyor Beşiktaş'ta nedense.

Cengiz Haskan dedi ki...

Beşiktaş, yerli rotasyonunu koruyarak kadroyu geliştirmek yerine takımı dağıtıp her sene şamoiyonluk parolası ile çıkmaya çalışıyor.

Basketbolda iyi yerli rotasyon oyuncusu bulmak çok zor, zaten iyi olanları da Fenerbahçe-Efes Pilsen-Telekom topladığı için devşirme ya da altyapıdan, NCAA'den yerli belirli bir altyapıya sahip kimi bulurlarsa -kadroya uygun olarak- getirmeleri gerekiyor.

Özellikle uzun rotasyonuna hiç önem vermiyoruz ülke olarak, yeni yeni farkına varabiliyoruz, Efes yıllarca önemli maçlarda belirli bir sınırda takılıp kalırken ligi yerli uzun rotasyonu ile kolayca domine etti, bu kadar basitti.

Beşiktaş her sene birden böyle takım kurayım, şampiyon olayım dediği sürece çok zor, denk gelir de iyi ve doğru uyumlu oyuncular transfer edilebilirse belki ama bu da yerli rotasyonundan geçiyor yine.Efes'e şampiyonluk verilmesi yine bunun eseriydi ama yönetim o sene kesinlikle başarılı olmuştur. Nitekim o kadroyu dağıtmak kadar saçma bir hareket olamazdı, zaten sonraki senelerde neler olduğu ortada.

Seçimlerde titiz olamayan, maddi konularda varolan ismi yokeden bu yönetim artık kariyerli oyuncuların konuşulanlar yüzünden gelesini de engelliyor.Özellikle futbolda yaşananlar ve son dönemde basketbol kaynaklarının kısıtlanarak yaşattıkları sanal krizler tuz, biber ekti.Olası bir şansı da yönetim eliyle tepiyor.

Bu arada Varda unutulmuş, Ffriend'den çok daha fazla katkı sağlamıştı.Formayı atmasaydı belki Varda faktörü takımı çok dağıtmazdı ama Beşiktaş'ın yaptığı onurlu bir harekettir, forma kutsaldır, saygısızlık yapılamaz!

Beşiktaş sabretmeli, yerli rotasyonunu yetiştirmeli,geçiş yılları yaratmalı, ilk etapta şampiyonluğu değil gerçekçi, sınırlarını bilen hedeflerle yükselebilen planlar oluşturmalı.

Önce doğru ve uzun vadeli, Beşiktaş'ı seven bir hoca bulmaları lazım, gömlek değişir gibi hoca değişmemeli.