29 Ağustos 2008 Cuma

Nedir Durumlar?

Kendimizden önce eleme grubundaki rakiplerimizden başlamak lazım aslında. Fransa (ki grubun favorisi) gidip Letonya'dan fark yiyip, Çek Cumhuriyeti'ni farklı yenmişler. Bizim kadar olmasa da onlarda da işler daha tam rayında değil. Ukrayna ise adı sanı belli olmayan Danimarka'ya yenilip, ufaktan bir uyarı almış.

Neyse bizi işin o kısmı pek de ilgilendirmiyor aslında. Kendi bünyemizdeki sorunları aşabilirsek amaca rahatça ulaşırız çünkü. Bu yıl yeni bir kadro daha kurdu Tanjevic. Kendi kafasında sürekli bir şeyleri deneyimleyerek yeni kararlar alıyor. Ama ben bunların bir program, bir plan çerçevesinde alındığını sanmıyorum. Çünkü işin içine her yıl başka şeyler eklenebiliyor. Nedir bunlar? Hocayla takışmak mesela. Serkan Erdoğan yok muydu sizce Tanjevic'in 2010 planları arasında? Vardı ama geçen seneden sonra yok artık. İbrahim Kutluay hani bu takımın abisiydi? 2006'da Japonya'da 6. olduktan sonra Hido & Memo vatan haini ilan edilip, İbrahim'dir buraların kralı denmemiş miydi? Geçen yıl askerlik sorunu yüzünden Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra 'Ah İbo, vah İbo' diye birkaç hafta hayıflanmamış mıydı Tanjevic? Şimdi adam kulübüne dönmek istiyor, kulübe almıyor, bırakın Milli Takım'ı. Keza Kaya da yok. Geçen yaz Çek maçından sonra verdiği röportajı hatırlayan varmı? Nedir etkisi sizce? Bence hayli yüklü.

Haydi daha geriye dönelim. Bir kaç yıl önce ABD Milli Takım'ı İstanbul'a gelmişti 2 maç yapmak için. Kadromuzda kimler vardı? Bolca genç adamlar. O zaman keyifli gelmişti. Okunan hikaye keyifli gelmişti. Ben bu adamlarla yola devam edeceğim, bunlar geleceğin yıldızı demişti. En basitinden aklıma gelenler Valentin Pastal, Erkan Veyseloğlu, Cevher Özer. Şimdi neredeler? Ya da oradan sonra bir daha Milli forma giydiler mi? Hayır.

Bir de Tanjevic'in açıklamalarına da yansıyan tutarsızlıkları var ki, onlar daha da fena. Geçen yıl Kerem'i kadroya neden almamıştık? Ya da bir sene önce Ömer Onan'ı? Yaş sebebiyle. Evet mantıklı olabilir dedik. Hani yanlış anlamayın, elinde guard olmadığı halde yaşlı diye Kerem'i oynatmayıp Ender ve Hakan'la yola çıkmak değil mantıklı olan. Neden olarak mantıklı sayılabilir dedik sadece.

E bu yıl hem Kerem hem Ömer kadroda. Ne değişti peki bu iki adamın da birer sene daha yaşlanmalarının dışında? Kerem mevcut T.C. vatandaşları içerisinde o bölgede oynayabilecek en iyi adam. Elalem yıldız oyuncularını allayıp pullayıp 35-36 yaşına kadar Milli Takım'da oynatıyor. Biz zaten genel olarak o pozisyon için adam yetiştiremeyen bir ülke olmamıza rağmen, kendi evladımızı 'Yaşın büyük lan' diye küstürüyoruz. Sonra 'Gel lan gel, şaka yaptım' diyerek takıma alıyoruz. Dua etsin Tanjevic, Kerem kabul etti gelmeyi. Yoksa o da bilirdi uzaklardan nanik yapmayı.

Hido & Memo olayı bir zamanlar çok tartışılmıştı. Milli Takım'a gelmediler diye vatan haini ilan edilmeleri falan sözkonusuydu. Sonra onları da affettik. Çağırdık. Geçen yıl felaket bir turnuva geçirince suçu onlara attık. Sonra Tanjevic düşündü, 'İkisi birden olmadı, birini çağırmalıyım' dedi. Aslında Türk oyuncuların saçma sapan ego çatışmaları yaşadığı konusunda ben de hemfikirim onla. Zaten bu çok bilindik bir şey. Zamanında Aydın Örs de bu sorunu çok yaşamıştı. Hatırlayın Indianapolis maceramızı bir isterseniz. O zamanlar bir de Dodo vardı. Ego yiyen Dodo. Ortalık iyice kan gölüne dönmüştü. Şimdi sadece Hido kadroda. Memo yok. Nedeni sakatlık olarak açıklandı. Ama ben gayet iyi hatırlıyorum ki, Tanjevic sezon içinde NTVSpor'da çıktığı programda belirtmişti, 'İkisinden birini alacağım' diye. Ve bu ismin de Hido olacağını tahmin etmek pek zor değildi.

Yaz yaz bitmiyor ama tutarsızlıklar içinda başarısız olmak ile belli bir plan proje dahilinde hareket edip de başarısız olmak aynı şeyler değildir bence. Yani sonuçta başarısız oluşunuz benzer ama 1-2 yıl sonra belki fark anlaşılabilir. Benim kızdığım bu. Yoksa Tanjevic en başından beri tutarlı olabilirdi. Hatta belki ona kalsa tutarlı da olacaktı. Ama gerek federasyon, gerek medya.. çok fazla yüklendi adama. Hep bir şekilde yolunu bulup müdahale ettik ona. O da mecburen tutarsız bir adam profiline girdi. Nasılsa milyon dolarları alıyorum diye ses çıkarmadı.

Bu yaz için kurulan takım idare ederdi. Skorer, şutör bir isim eksikliği göze çarpıyordu gerçi bariz bir şekilde ama hadi idare eder dedik. Üstüste gelen sakatlıklar moralimizi bozdu. Buna kimse karşı gelemez. Ömer Aşık gitti, Semih Erden gitti, Oğuz Savaş gitti, Ömer Onan gitti, en son olarak da dün Cenk sakatlanmış. Durumu ne, bugün netleşecek. Ömer Aşık hariç hepsi oynar gibi elemelerde ama bu şanssızlıklar da hayra alamet değil hani. Aslında bu sakatlıklar hayra alamet de olabilirdi. Doğru adamları kadroya çağırıp onların yerine, bir anlamda şanssızlık sayesinde doğruyu bulabilirdik. Biz ise haklarımızı Fatih Solak ve Murat Kaya'dan kullandık. Ki külliyen büyük hatalardır bunlar. Ama herkesle kavgalı artık Tanjevic. Elindeki çağırılabilecek isimler listesi dışında kalan oyunculardan çok daha sağlam bir Milli Takım çıkartırım ben. O derece. Ama dedik ya, fikir çatışmaları, atışmalar falan artık herşey işin içinde.

Şimdi Konya'dayız, moral motivasyon turnuvasındayız. Öyle bir hale geldik ki, bu turnuva ilaç gibi yetişti bize. Çünkü takım kazanmayı unutmuştu. Çünkü takım şut atmaya korkar olmuştu. Zayıf rakiplerle oynuyoruz ama bilmeliyiz ki biz de çok güçlü değiliz. Ve moral olarak da yerlerdeyiz. Bir şekilde bu turnuvada (alınacak kupayı geçtim) moral motivasyon depolamalıyız. Öyle de yapıyoruz. Dün 12 tane üçlük sokmuşuz. Hangi hazırlık maçında atmışız 12 üçlük? Şimdilik dediğim gibi bu turnuva bazı kaybettiğimiz mevcut değerlerimizi hatırlamak için rehabilitasyon tadında gelecek. Ve yine dediğim gibi öyle bir haldeyiz ki, bu rehabilitasyona ihtiyacımız var.

Henüz Yorum Yapılmamış