28 Eylül 2008 Pazar

Türk Telekom: 77 - Efes Pilsen: 79

Güzel maç olacak dedik, nitekim de oldu. Saha içi doğrular, yanlışlar, acemilikler hepsi bolca vardı. Telekom'un istediği ritmde gitmedi maç. Hızlı hücumlar olmadı onların adına pek. Zaten Efes de bunu istemişti ve maçı kazanacak takımın Efes olduğu çok belliydi ilk 30 dakika sonunda. Ama Efes de maşallah öyle bir son periyot oynadı ki, rakibi elleriyle ortak etti maça. İlk çeyrekte 4 dakika içinde 3 faul alıp kenara gelen Vujanic sayesinde (son çeyrekteki 15 sayının 10'u ondan geldi) maçı alabildiler. O da olmasa uçup gidecekti yani maç.

Maçın ilk periyodu karşılıklı basketlerle kafa kafaya gitti. Telekom tipik her maçın ilk başları gibi Dudley'i kullandı, o da bu kullanımı karşılıksız bırakmayıp sayılarını üretti. Efes ise Kasun ve Shumpert ile etkili oldu. Özellikle Kasun üzerinden oynanan ikili oyunlar gelecek adına ümit vericiydi Efes adına. İkinci çeyrekte ise Telekom'un malum tıkanıklığı baş gösterdi. Şutlar girmedi, e içeriyi kullanmak da unutuldu çoğu zaman olduğu gibi ve Efes Pilsen farkı açtı. Bu çeyrekte Smith ve Kaya da devreye girmeye başladı.

İlk yarıyı 9 sayı farkla önde bitiren Efes Pilsen üçüncü çeyreğe kötü başladı. Ama bunu değerlendiremedi Telekom. Öyle ki ilk 5 dakika geçildiğinde oluşan skor Efes lehine 5-4 idi. Bu 5 dakikada Efes'in hücumda sadece üçlük denemesi ve onları da sokamayışını değerlendirebilseydi Telekom, farklı bir ritim bulabilirdi maç. İlk 5 dakikadaki kötü oyunu bozan ve takımını ayağa kaldıran isim ise tecrübeli Charles Smith oldu. Onu izlemek gerçekten muazzam. Sadece sayı atmıyor, defansta da en baba savunmacılara taş çıkartıyor. Alkışlamamak mümkün değil.

Smith sayesinde paçayı kurtaran Efes Pilsen, son çeyreğe de 13 sayı farkla girmişti. Ama çeyrek başı sendromuna bu çeyrekte de yakalandılar. Bu kez de ilk 4 dakikada sadece 2 sayı bulabildiler. O da Vujanic'in işisel gayretiyle yaptığı penetre sayesinde idi. Telekom bu kez boş durmadı ve bu kısırlığı değerlendirip farkı 4-5 sayı civarına çekip maça tutunuverdi. Efes'i üçüncü çeyrekte Smith kurtarmıştı ama bu defa bir kurtarıcı yoktu sahada onların adına. Yani Vujanic bu çeyrekte atılan sayıların çoğunu atıyordu ama farkın eriyip gitmesine engel olamıyordu. Vujanic'in kritik dip üçlüğüne Serkan Erdoğan da aynı kritiklikteki üçlüğüyle karışılık verdi ve takımını daha da umutlandırdı galibiyet adına. Yapılan taktik faullerden Kerem Gönlüm ve Vujanic ile %50 oranında yaralanabilen Efes Pilsen yine de son 9 saniyeye 3 sayı farkla önde girmişti. Bu sırada Blakney kendisine yapılan faulden doğan atışların ilkini sokup, ikincisini kaçırdı ama Dudley mucizevi bir şekilde ve epey de bir bal ile topu tipledi ve skora dengeyi getirdi.

Alınan molanın ardından tıpkı Banvit TÜBAD Turnuvası'nda Ender'in Beşiktaş Cola Turka'ya attığı penetre basket gibi, Vujanic dalıp sayıyı buldu bu kez de. Tutku'nun bu pozisyondaki savunma yetersizliği de gözlerden kaçmadı tabi. 3 saniye kala bu kez Telekom denedi mola alarak şansını ama topu potaya dahi gönderemeden o 3 saniyeyi eritince maçı kazanıp turnuvanın üçüncüsü olan taraf da Efes Pilsen oldu. 77-79. İlk çeyrekte 4 dakika içinde 3 faul alıp kenara glen ve bir daha oyuna girmeyen Vujanic son 10 dakikada takımının üretebildiği 15 sayının 10'unu atarak, en önemlisi maçı getiren basketi bularak günün adamı oldu. Ama Smith'in muazzam oyununu atlamayalım Vujanic'e dalıp. Asıl günün adamı oydu çünkü.

Telekom'da Winston dünden daha etkili gözükmesine rağmen yine bana pek ışık vermedi. Dün 30 dakikaya yakın oyunda kalmıştı, bugün de epeyce bir sahadaydı ama ondan çok çok daha az süre alan Bekir çok daha efektifti en basiti. Telekom'un en büyük sıkıntısı savunma. Geçen yıl da böyleydi, bu yıl da böyle. Birinci skor opsiyonu olan üçlük atışlarda da bugün sadece 5 kez başarıyı bulmaları (ki bu 5 üçlüğün 2 tanesi son 2 dakikada geldi) onların hücumda tıkanmalarının başlıca nedeni. Wright yine yoktu. Ayrıca Dudley'nin alternatifsizliği bir tek benim mi dikkatimi çekiyor. Orada Dudley'i yedekleyecek iyi bir 4 numara eksikliği bas bas bağırıyor. Şu anda bu işi Mutlu Akpınar yapmaya çalışıyor, düşünün artık.

Efes Pilsen yeni bir takım olmasına rağmen sahada doğruları yapan taraftı. Son çeyreği saymaz isek, hücumda hep çizili oyunlar oynamay gayret ettiler. Boyalı alanı Telekom'a oranla çok daha fazla kullandılar. Efes'in de savunma iyi değildi ama Telekom'u durdurmak için en gerekli şeyi (kısa savunmasını) iyi yaptılar. Yoksa onların boyalı alana inen topların da çoğu sayı oldu. Ama işte karşılarındaki takım sürekli kısaları düşünen bir takım olunca Smith, Shumpert, Sinan gibi savunmacıların biraz vites yükseltmeleri işlerin kolaylaşmasını sağladı onlar adına.

Güzel maç oldu, keyifli maç oldu. Telekom Wright'ın da takıma katılmasından sonra içeriyi kullanmayı daha çok düşünecektir muhtemelen. Ama savunma konusundaki sıkıntıya bir çözüm bulmaları şart. Bir de şu Dudley'nin alternatifsizliği olayı var. Efes biraz daha umut verici Telekom'a göre. Telekom'da Dudley için geçerli olan durum (biraz daha az hasarlı olabilecek şekilde) Efes'te de Kasun için geçerli. Kerem - Kaya - Kakiouzis - Shumpert dörtüsünden oluşturulabilecek herhangi bir ikilinin 5 numarada sırıtması oldukça olası.

Son olarak maçın sayı dağılımını da verip, uzayalım:

Türk Telekom: Roderick Blackney 5 (1 ribaund, 6 asist), Serkan Erdoğan 17 (2 ribaund, 4 asist), Bekir Yarangüme 4 (2 ribaund, 2 asist), Tutku Açık 7, Barış Özcan (1 ribaund, 1 asist), Kennedy Winston 10 (4 ribaund, 1 asist), Mutlu Akpınar (8 ribaund, 1 asist), Erwin Dudley 16 (8 ribaund, 1 asist), Kristoffer Lang 12 (7 ribaund, 2 asist), Asım Pars 6 (8 ribaund)

Efes Pilsen: Mario Kasun 17 (6 ribaund, 4 asist), Charles Smith 22 (8 ribaund, 5 asist), Preston Shumpert 6 (5 ribaund), Marvis Thornton 3 (2 ribaund, 1 asist), Kerem Gönlüm 4 (4 ribaund, 3 asist), Milos Vujanic 10 (1 ribaund), Kaya Peker 4 (3 ribaund, 2 asist), Engin Atsür (2 ribaund, 1 asist), Sinan Güler 1, Ender Arslan 12 (1 ribaund, 2 asist)

4 Yorum Yapılmış:

phonix dedi ki...

yazılarınızı takip ediyorum, telekomun uzun rotasyonunda sıkıntısı olduğunu söylemişsiniz, ancak telekomun en önemli oyuncusu wright'i unutmuşsun dizinde ufak bir ödem var, halen takım onun üzerine kurulu türkiye kupası maçlarında sahada olacak. dudley onu yedekliyecek ;)

saygılar.

saLsa dedi ki...

Wright'ı nasıl unuturum..:) Unutmadım tabiiki de.. Benim dediğim Dudley'nin pozisyonu.. Yani 4 numara.. Lang - Asım - Wright.. Bu isimlerin hepsi 5 numara.. Dudley tipinde adamlar değiller..

Yani Asım - Wright ikilisi ya da Lang - Wright ikilisi çok yavaş kalırlar ayak hızı olarak, bi düşünsene..

Wright başlı başına bir takım.. Ama 4 numarada bir eksiklik var.. Dudley yalnız o pozisyonda.. Onu Türk yapabilirlerse (ki onun için uğraşıyorlar zaten) 4 numaraya bir takviye gelebilir..

phonix dedi ki...

doğrudur, ancak asım transferi tamamen wright'ın bu sezon 4 oynaması için yapıldı, ayrıca bence wright avrupada ayakları en hızlı oyunculardan birisi, neyse bu blog'u eclea'nin sayesinde öğrendim, güzel oldu beğenerek okuyorum yazılarını.

saLsa dedi ki...

Güzel sözlerin için teşekkürler..

Wright 4 oynarsa bu defa 5'te Lang oynar, Asım bana güven vermiyor o bölgede.. Bir şeyleri doğru yapsa da burası KSK değil, Telekom, bir kaç level üstte olmalı performans..

Bu sefer de yabancı kontenjanı engel olur saha içi dengelere.. Du bakalım başlasın bir maçlar, belli olur rengi işin..