20 Ekim 2008 Pazartesi

2 Dakikanın Bedeli (80-70)

Müthiş bir ilk 18 dakika. Sonra bir o kadar berbat bir 2 dakika. Yenen 8-0'lık seri ve soyunma odasına 42-34 gibi hiç de maçın hakkı olmayan bir skorla gitmek; Tau karşısında Euroleague sezonunu açan F.Bahçe Ülker'de moralleri bozdu hiç şüphe yok ki. Zaten ikinci yarıda bu 2 dakikanın ceremesini epey bir çekti F.Bahçe Ülker. Fark bir ara 14'e kadar ama F.Bahçe Ülker cidden iyi oynadı. Takım hiçbir zaman paniklemedi, dağılmadı. Elbette hücumda hep doğruları yaptıkları söylenemez ama Giricek gibi bu takımın en büyük skor opsiyonunun (tahminimce maç öncesinde sakatlandı) oynamadığı bir maçta olurdu böyle şeyler. Çok önemli değil gibi gelebilir ama Serhat Çetin'in yokluğu bile çok etkiledi takımı. Kısa rotasyonu çok dar kaldı.

İlk yarıdan başlayalım. Cidden bildiğiniz tecrübeli bir Avrupa takımı gibi oynadı sarı lacivertliler. Ben epey keyif aldım. Bu yarıda tek eksi yan Rakocevic'in bir türlü durdurulamamasıydı. Rakocevic'in şut stilini oldum olası sevememişimdir. Güven veren bir sitle sahip değil bence. Ama ilk yarıda 20 sayı bıraktı potaya. 34-34 iken skor, son 2 dakikada yapılan acemice hatalar, Vidmar'ın (artık öğren be adam şu pozisyonlarda topu potanın içine vurmayı) pota altında Telekom kupa maçındaki gibi basit bir pozisyonu blok yiyerek harcaması, Tanjevic'in teknik faulü 42-34'lük skoru doğurdu.

İkinci yarının ilk 10 dakikasında bu farkın gölgesinden kurtulamadık hiç. Farkı eritemeyince, bu sefer geriye koşamadık, hazırlıksız yakalandık, fark açıldı. Tanjevic belli bir dönemde Hakan Demirel'i soktu oyuna. Evet mecburiyettendi ama yine de umutlu olmaya çalıştım. Sağolsun Hakan full zarar ziyandı yine. 2 turnikeye girdi, ikisini de yüzüne gözüne bulaştırdı, elindeki topu kaptırdı (Mrsic de bugün 2 kritik top kaybı yaptı, bomboş turnikeler yedik). Ve maçın döndüğü nokta. Alan savunmasına döndük, sinsi sinsi yaklaştık. Ribaundlarda biraz etkili olabilsek herşey çok daha farklı olabilirdi belki ama Green'in çaldığı topun akabinde Mrsic'in üçlüğüyle fark 2'ye inince (70-68) Allaaah diyerekten doğruldum yattığım yerden. Ama sonu iyi olmadı, oynayamadık, getiremedik işin sonunu. 80-70 ile sahadan ayrıldık. Yenildik ama takımın ortaya koyduğu karakter, bunca eksiğe rağmen pes etmeyiş ve ekran başından dahi anlaşılabilen birlik bütünlük hoş donelerdi sarı lacivertliler adına.

İlk yarıda Rakocevic, ikinci yarıda McDonald sıkıntı yarattılar fazlasıyla. Alan savunmamız bizi maça ortak etti ama bu sırada o kadar çok hücum ribaundu verdik ki rakibe, grubun 1 numaralı takımını deplasmanda yenerek başlama şansımızı ortadan kaldıran en büyük istatistiki farklılık da oradaydı zaten. Ömer Aşıkkkk diyoruz ve yazıyı bitiriyoruz. Bugün çok arandın be koçum.

Son paragrafı da Mustafa İyi ve Çetin Yılmaz'a ayıralım. Splitter'i İspanyol milli takımının oyuncusu yapan, Teletovic'in tepeden attığı üçlük için onun şutu değil şeklinde yorumuu getiren Mustafa İyi vasat bir not alıverdi benden. Çetin Yılmaz ise TTNet Beykoz koçluğundan önceki dönemlerde nasılsa öyle hala. Fark 5'e inmiş. Bu hücumda yemeden gidip basketi atarsak çok iyi olacak diyor. E iyi olacak hocam tabii. Olmaz olur mu? Ama stüdyodan iyi bir sinerji yarattılar haklarını verelim. Çetin Yılmaz takım ha geldi ha gelecek diye diye geri döndürüp maça ortak etti F.Bahçe Ülker'i. Sezar'ın hakkı Sezar'a. :) Ama teknik taktik yorumlar zayıf tabi. Skor yazarı denen adamlar var ya, bu da onun skor yorumcusu versiyonu. Sürekli matematik dersindeymiş hissi uyandıran yorumlarını özlemişiz Çetin abi. :) Ve unutmadan, maçın hakemleri: Saygıyla eğiliyoruz efendim önünüzde. Müthiştiniz.

Maçın detaylı istatistikleri şurada.

2 Yorum Yapılmış:

Adsız dedi ki...

Bu saatte keyifle okudum yorumunu eline sağlık Anıl. -Umut-

koray dedi ki...

Ümit vericiydi basketbol ama sonu galibiyeyle bitse müthiş olacaktı. içeriyi karatacak bir uzun yüzde yüze yakın oynadılar pota altında, rakoviçi tutabilecek bir kısa maçın en skoreri oldu ve de oyun sıkıştığı anlarda topu eline verceği birini aradık yani Ömer diğer Ömer Semih Serhat ve Girecek hepsinin yokluğu hissedildi en azından biri olsa hani Serhat olsaydı ne olurdu derseniz Rakoçeviç'i tutmak için Mrsiç oyuna girince onu bile o kadar çok aradıkki. Green'i çok beğendim ama şu gerçek varki karşısındaki guard hiç bir zaman skor bulmaya oynamadı Tau'nun da fiziksel zaafından yaralanmak için bir oyun kurgusu yoktu. Ama Green'in olmadığı zamanlar da tam bir felaketti görünen o ki Fenerbahçe'nin mevcut kadrosuyla en çok başına ağrıtacak şey gene gard sıkıntısı olacak. Rasim'in çabası Tede karşı 40 sayı farkla biten bir maçta çok az süre almasına karşı bir Eurolig maçında 5te çıkıp özgüvenle attığı şutlar da alkışlanmaya değerdi.