26 Ekim 2008 Pazar

Devam Ediyoruz !!!

Yasak gelmiş olabilir ama bir şekilde post eklemeyi başarıyorum siteye. Lakin tek eksiğim şimdilik resim ekleyebilmek. Zamanla onu da buluruz bir şekilde.:)

Neyse efendim asıl olan yazılanlardır, biz de yazmaya devam ediyoruz. Öyle ya da böyle şimdilik devam ediyoruz.

Ligde 2. hafta maçları Pınar Karşıyaka - Türk Telekom maçı haricinde tamamlandı. A bir de yarım kalan Erdemir - Darüşşafaka Cooper Tires maçı var tabii. Hem skorbord hem de 24 saniye aygıtı bozulunca öyle bir salonda maç oynanması da ihtimal dışı kalıyor elbette.

Maçların 6 tanesi cumartesi günüydü. İlk maçta Efes Pilsen ile Oyak Renault kapıştı. Kupada bu iki takımın mücadelesinde sahadan sadece 1 farkla galip ayrılabilmişti Efes Pilsen. Banvit ve Partizan maçlarındaki pek de umut vermeyen görüntü, Oyak Renault'ya yapılan yarı saha baskısıyla bu maçlık ortadan kalktı. Oyak tahminlerimin de altında kötü oynadı. Özellikle Alex Gordon'u ben ilk kez izledim, resmen felaketti. Zaten bir yerden sonra Yücel abi tamamen yerlilere döndü. Maçı kaybettik, bari 1-2 genç kazanalım gibilerinden. Elbette hedef maç değildi onlar için ama daha 5. dakikada maçın antrenman maçı havasına bürüneceğini onlar da tahmin etmiyorlardı kuşkusuz.

İlk haftanın fiyakalı delikanlısı Banvit ise Selçuk deplasmanındaydı. İlk yarıyı hatta üçüncü çeyreği de gayet güzel bir şekilde önde kapadılar. Ama gel gelelim son çeyrekte müthiş bir geri dönüşle maçı kazanan taraf Konya ekibi oldu. Saunders'ın skor anlamındaki kısırlığı ribaund kısmındaki patlamasıyla (20'ye yakın ribaund aldı) kendini gizledi. Sadece Ufuk Kaçar ve Monty Mack'in eline bakıyor olmaları trajik bir olay ama adamların ikisi de skor atınca sorun kalmıyor ortada. Nijerya'lı eleman Ibekwe de maşallah bu maçta da pek sağlam istatistikler yakaladı. Böyle olunca Banvit'in Crispin - Williams - Yunus üçlüsüyle ürettiği skor da anlamsız kaldı tabii.

Lige mağlubiyetle başlayan iki ekip Ankara'da kapıştılar. Biri son şampiyon F.Bahçe Ülker'den bir araba dolusu fark yiyip dönen Casa Ted Kolejliler, diğeri de kendi evinde hemşehrisi Pınar Karşıyaka'ya teslim olan Aliağa Petkim. Maça Kolej ekibi hızlı başlayıp, güzel bir diferans yakaladı. Ancak Aliağa önce farkı eritip, sonra da öldürücü darbeyi son çeyreğe sakladı. Son çeyrekte skor berabereyken bir anda 14-15 sayılara kadar çıktı. Aliağa da işin şifresi Reese. İlk hafta çok kötü oynamıştı ve takım yenilgiye mahkum olmuştu, bu hafta ise takımının toplam sayısının neredeyse yarısını (33 sayı) Reese attı. Değişik takım işte, Reese ve diğer yabancılar iyi attıkça kazanırlar, atamadıkça yenilirler. Kolej'deki tehlike çanları da bangır bangır çalmaya devam ediyor.

Günün bir diğer naklen yayınlanan maçında G.Saray Cafe Crown ile Antalya BŞB takımları karşılaştılar. Her iki takımın da yerli oyuncularının sakatlıkları nedeniyle, yerli rotasyonları fazlasıyla dardı. Maçın ilk 15 dakikası da kafa kafaya geçti zaten. Ama hem ilk yarının sonlarında hem de ikinci yarının tamamında sarı kırmızı bir şov vardı sahada. Maçtan önce maçın 24 sayı farkla G.Saray Cafe Crown tarafından kazanılacağı söylense, Murat Özyer ya da herhangi bir G.Saray Cafe Crown'lu yetkili, oyuncu, taraftar buna inanmazdı. Ama öyle oldu. Cemal bir ara 2-3 blok çaktı peşpeşe. Gurovic coştu, taraftar ayrı coştu, takım ayrı coştu. Ve bunların hepsini ligin belki de en iyi set oyunu oynyan takımına karşı yaptılar. Antalya BŞB kişilere pek bağlı değildir ama bu maçta Ersin Görkem'i de Can Akın'ı da fazlasıyla aradılar.

G.Saray Cafe Crown İstanbul'da şov yapadursun, ezeli rakibi Beşiktaş Cola Turka ise Mersin'de kolu kanadı kırık bir şekilde uçmaya çabalayıp, sonunda da uçamayıp yere çakıldı. Chatman'ın sakatlığı, Stanojevic'in 100.000 dolarlık bir menajer payı nedeniyle sözleşmesinin feshi ve basında çıkan ekonomik kriz (Beşiktaş Cola Turka ve ekonomik kriz kavramları kardeş oldular zaten artık) fazlasıyla engel oldu onların bu maç üzerinde iddialı olmasına. Rakip de ilk maçını son anda kaybetmiş, gayet iyi yabancılarla gayet iyi kadro kurmuş, iç sahada dolu tribünlere oynayan Mersin BŞB olunca yenilgi de kaçınılmaz oldu. Ffriend, Lofton, McCalebb oyuna ağırlıklarını koydular, Eddie Basden ise ilk kez Mersin formasını giyerek siftah yaptı. Beşiktaş Cola Turka Chatman'sız oynadığı her maçta zorlanacaktır, çünkü bu takımın hem kupada hem de hazırlık maçlarında iyi oynamasının başlıca nedeni Chatman idi. Sahada bariz bir fark yaratıyordu. E yokluğu da yaratıyor tabi böyle olunca, ama aleyhte. :)

Pazar günü yani bugün tek maç vardı. Ama o da Efes - Oyak maçı gibi daha 5 dakikada antrenman maçına döndü. Antalya'da Kepez Belediyesi'nin yeni salonunun açılışı maç açısından tam bir fiyasko oldu. 90-49 bitti maç. F.Bahçe Ülker yine 5 eksiğiyle oynadı. Ömer Aşık, Semih Erden, Ömer Onan, Gordan Giricek ve Serhat Çetin. Bildiğin kafaya oynayacak bir takım çıkıyor bu 5'ten. :) Ama güzel bir kimya yakalaı F.Bahçe Ülker. Tau maçında yenilgiye rağmen verilen umutlar, ligin ikinci maçının da uzak ara kazanılmasına yetti de arttı bile. Enes Kanter nihayet huzurlarına çıktı TBL seyircisinin. 8 sayı, 12 ribaund ile oynadı. İlk maçı için hiç de fena değil vallahi. İlk periyotta Vidmar & Mirsad ikilisinin, ikinci ve üçüncü çeyrekte Devin Smith'in, son çeyrekte ise Oğuz Savaş'ın oyunlarını izlemek oldukça keyifliydi. Kepez bugün kötü yüzdeyle attı, kötü oynadı, maça konsantre değillerdi vs. Pivot eksiklikleri çok göze çarpıyor ama bugün içeride Shaq de olsa bir fark olmazdı açıkçası. Komple kötüydüler. Yine de hedef maçlarda onları takip emek çok daha mantıklı. Potansiyel var, yok değil.

Yarın 2. haftanın son maçı İzmir'de. O maçın detaylarını da yarın gireriz artık.

Salsabasket'i izlemeye devam edin, çünkü ben yazmaya devam ediyorum. :)

Henüz Yorum Yapılmamış