29 Kasım 2008 Cumartesi

TBL Nostalji #3: Petar Naumoski

Türkiye'ye basketbolu sevdiren adamlardan biridir Naumoski. 7 numaralı formasıyla, formasının askısına terini silmesiyle ve Efes Pilsen'le yaşadıklarıyla adını bu ülke basketboluna altın harflerle yazmıştır. Hatta öyle ki onun zamanlarında sokakta çoğu küçük çocuk NBA'den oyuncu ismi söylemek yerine 'Naumoski' adını haykırırdı basketbol oynarken. Ne kaslı ve şişirilmiş bir vücudu vardı, ne de öyle deve gibi bir uzunluğu. Gayet devlet memuru tipli bir adamdı. Belki de o yüzden bu kadar yakın hissettik onu kendimize. Ne var lan, ben de oynarım onun gibi, ben de silerim terimi formamın askısına, ben de üçlük atarım hiç kendimi kasmadan diyebilmemizi sağladı belki de o sıradan tipiyle.

1992-93 sezonuyla başladı Efes kariyeri. O yıl Efes Pilsen normal sezonda ve Play-Off'ta oynadığı 37 maçı da kazanarak şampiyon oldu. Avrupa'da ise Avrupa Kulüpler Kupası adıyla oynanan kupada finale kadar çıktık ama finalde Torino'da oynanan maçta Aris'e kaybettik. Bir de üstüne bir araba dayak yemiştik. Kabus gibiydi şimdi hatırlayınca. 1993-94 sezonunda da şampiyon oldu Efes. Ve o yılın bitiminde Petar Naumoski Benetton Treviso'ya transfer oldu. Benetton formasıyla İstanbul'da Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finali oynadı. 25 sayı attı, takımı kupayı kaldırdı. Aynı yıl Efes Pilsen'de guard koltuğunda Chris Corchiani, Gökhan Güney, Bora Sancar üçlüsü vardı. Ligde şampiyonluk gelmemişti. Bunun üzerine Naumoski 1 yıllık aradan sonra yeniden Efes'e geldi. Bu sefer daha tecrübeliydi. Ve hedef Avrupa'da başarıydı. Çok bekletmedi bizi Petar. Efes'e yeniden merhaba dediği 1995-96 sezonunda lig şampiyonluğunun yanında bir de Koraç kupası zaferi elde edilmişti. Efes Pilsen zirve yapmıştı artık. Sıradaki hedef en büyük kupada Final-4 oynamaktı. Naumoski Koraç zaferinin ardından 3 yıl daha Efes'te oynadı. Bu üç yılın ilkinde şampiyonluk geldi, diğer ikisinde ise finalde önce Ülkerspor'a, sonra da Tofaş'a kaybettiler. Avrupa mı? Bir türlü olmadı. O beklenen başarı bir türlü gelmedi.

Naumoski Efes'teki son senesi olan 1998-99 sezonu final serisinde son 2 maçta sadece 8 ve 1 sayı atmıştı. Neden böyle bir şey olmuştu peki? Evet Alper Yılmaz onu acayip kilitliyordu ama işin altında asıl büyük bir neden daha vardı. O yıl Naumoski'ye normal sezonu lider bitirip, bir de Play-Off'ta finale kalınırsa 250 bin dolar alacağı söylenmişti Pano Natof tarafından. Naumoski finale kalınmasının ardından hakkı olan bu parayı isteyince Pano Natof kendisine 60 bin dolar vermeye kalkmış. O da hakkı olan parayı istemekte diretmiş. Alamamış. Aydın Örs'le konuşmuş, 'Finale motive ol, şampiyon olalım, sonra konuşuruz' yanıtını almış. Ama motive olamamış. Şampiyonluk kaçmış, ardından da Naumoski kaçmış.

Efes defterini buruk kapatan Petar, yeniden Benetton'a döndü. 1 yıl orada oynadıktan sonra, Ergin Ataman'ın çalıştırdığı M.Siena'ya transfer oldu. O yıl Ergin Ataman'la birlikte Saporta Kupası'nı kazandılar. Sonrasında 2004 sezonunda Ataman'ın çalıştırdığı Ülkerspor bastı parayı getirdi Naumoski'yi. Yarım sezon Ülker forması giydi ama eskisi gibi değildi tabii. Milletvekilliği yapıyordu en son Makedonya'da.

Biz onu Efes kariyeriyle biliriz aga. Gerisine karışmayız. O Efes Pilsen'in bayrak adamlarındandır. Eliyle 4 işaret ettiği zaman, 4 adamın dışarıya çekildiği, ve Naumoski'nin tek başına oynadığı seti kim unutabilir acaba? Onun zamanında hücum süresi 30 saniye idi. Petar hiç abartısız 25 saniye elinde tutardı topu. Sonra ya kendi oynardı, ya da Volkan Aydın & Ufuk Sarıca ikilisinden birinin eline yollardı ki üçlük atsınlar diye. Volkan & Ufuk için pek de hayırlı bir adam değildi aslında düşününce. 'Petar Pilsen' denirdi bir aralar Efes Pilsen'e. Hatta o zamanların müthiş yorumcusu İsmet Badem'in 'Naumoski'nin sazı eline alması lazım' repliği de efsaneler arasındadır.

Kendisi hakkında unutamadığım bir detay vardı. Bir röportajında sağ bileğini ödüllendirmek için bilmem kaç bin $'lık Rolex saat aldığını söylemişti. Hoş bir detaydı. Şimdi düşündüm de nasıl bir fetiş alanına giriyor acaba bu? :) Efes Pilsen'e transfer olduğunda tercümanlığını yapması için kulübe gelen Oktay Mahmuti'nin zamanla kendini geliştirmesi ve en sonunda Efes Pilsen başantrenörü pozisyonuna gelmesi de yine küçük ama güzel bir detaydır. En unutamadığım performanslarından biri de, Koraç zaferinin kazanıldığı yıl Bologna deplasmanında daha ilk yarıda 4 faul almasına rağmen, ikinci yarıda hiç korkmadan savunma yapmaya çalışması, elini kolunu oraya buraya gözünü karartarak sallamasıdır. Nasıl almadı o beşinci faulü hiç anlamadım. Hem de direkt olarak Efes'i katletmek amacıyla sahada olan bir hakem grubundan. Muazzamdı.

Değişik bir adamdı. Stili vardı. Kendi gibiydi.

Çocukluk kahramanlarımızdandır. Büyük başarılar kazanmıştır Efes'le. Koraç zaferinden sonra konulan 'En büyük kupada Final-4 oynamak' hedefine ulaşamama nedeni olarak Efes yönetiminin bir türlü kaliteli yabancıları katamayışını göstermişti. Ama hemen onun Efes defterini kapattığı sezon Damir Mulaomerovic'li kadroyla Final-4 başarısı gelince ortaya da ironik bir tablo çıkıvermiştir. Saygılarımızı yollayalım buradan kendisine. Türkiye'ye basketbolu sevdiren adam. Ne kadar teşekkür etsek azdır sana.

12 Yorum Yapılmış:

MixBasket dedi ki...

Ben son dönemlerine yetişebildim ancak, kalitesini ve kendine has özelliklerini çabuk kavradım.. Gerçekten sevdiğim bir oyuncu.. Keşke onu daha iyi tanıyabilseydim diyorum. Yazı için teşekkürler..

keymark9 dedi ki...

basketbolu sevdiren adam. kesinlike öyle. petar, haluk, harun'dur bana bu oyunu sevdiren adamlar. bir kere atletiklik değil basketbol bilgisinin önemli olduğunu kanıtlamışlardır. keşke yine petar olsa da günümüz gençleri o imrendikleri uçan kaçan adamlar yerine gerçek basketbol izleyebilseler.

Juan y Fer dedi ki...

Hello,
he was a spectacular player, one of the best european players during the last years.
Regards,

http://saqueneutral.blogspot.com/
(a blog about sport in English and Español)

Adsız dedi ki...

Mrsic yazısından sonra bana benim için hayal kırıklığı oldu. En azından ledo nun sıkıysa naumoski siz gelin sözünden bahstmeliydi. Yada koraçın allındığı seneki değlasmandaki Paninious maçından. Petse ye biraz ayıp olmuş ayrıca finaldeki o performansı sadece $ lara bağlamak. O seri bir devrin ve misyonun kapanışıydı. Olması gerekendi....

oguzmania dedi ki...

Hakikaten içinde bulunduğum nesile basketbolu sevdiren yegane adam, Efes Pilsen'in Abdi İpekçi'yi ağzına kadar dolduran o güzel Avrupa maçlarını izlememiş olsaydık bu oyunu acaba bu kadar çok sever miydik? Kimler gelip kimler geçti o hep hatırlanacak...

Terini formasının askısına silmesinin yeni bir set oyunu anlamına geldiği şeklinde bir şehir efsanesi vardı doğru mudur acaba bilen var mı?

dejavu_c dedi ki...

Ne günlerdi yahu,birçoğumuz gibi benim de basketbolu sevmemi sağlayan adamların başındadır Naumoski.

Şöyle bir gerilere doğru gittik sayende AnıL,eline sağlık.

pepearda dedi ki...

formasi dolabimda durur hala..


:)

Kerem dedi ki...

Ne Corchiani ne de Mula dolduramadilar yerini. Halbuki ikisi de kalburüstü adamlardi zamaninda. Velhasil kendisi Efes'te Tanri'ya yakin bir performans göstermisti ve yerini gelse o dönem ancak Jordan doldururdu. Unutamadigim maci Badalona'yla A. Ipekci'de oynanan ve uzatmalara da giden, Petar'in sirf kendi keyfi icin rakibin ikisi kardes 3 guardini 5'lettigi macti. Rakibin guardlari telef olduktan sonra oyununa dönüp maci bitirmisti hazretleri. Canavardi. Rakibin ayagina bakip kontradan sut atardi. Ufuk'a, Tamer'e, Volkan'a kariyer yapmisti. Ufuk'un boyali alana girmeden 30 attigi dönemler. Pana deplasmani, Torino'da yenen dayak, Istanbul A. Ipekci salonunun mabedlestigi dönem.

Adsız dedi ki...

Ondan sonra basketbola olan ilgi çok azaldı.. Basketbolu takip etmeyi orda bırakanlar

Sheed dedi ki...

yalnız geçen gün rastladım, naumoski'nin yeri "şimdi neredeler" serisi olmalıymış meğersem.. lega C2'de oynuyormuş galiba..

http://www.derthonabasket.it/squadra.htm

coach dedi ki...

30 sayı ortalamyla oynuyormuş yuh bee..41 yasına ragmen 35 dk ortalaması var o da ayrı bir olay

tarski dedi ki...

seneye itu'ye gelsin bare, harun ibo falan takilsinlar.