31 Aralık 2008 Çarşamba

Hataları Vardı Ama Katkıları da

Murat Özyer'in görevden alınışının sıcaklığı hafif hafif kaybolmuşken, karalayalım bakalım bir şeyler. Öncelikle Murat Özyer'in ne kadar iyi bir Galatasaray'lı olduğunu, ne kadar efendi biri olduğunu ve ne kadar saygıda kusur etmeyecek bir yapıda olduğunun bir kez daha üstüne basarak başlayalım yazımıza. Kendisiyle 1 kez röportaj, birçok kez de unofficial konuşma fırsatı buldum. Saygılı, kaliteli, efendi, ama epey çekingen ve genelde de yanlış anlaşılmaktan korkan biriymiş izlenimi bıraktı hep bende. Bu konulardaki fikrim hiç bir zaman değişmedi. Ama bu sezon başında G.Saray kulübünün kendisine kapıyı göstermesi ve gidip Erman Kunter'le anlaşmasından sonra, araya giren 'Biz olduğumuz sürece, Özyer de olacak' ana temalı sponsor tehdidi vesilesi ile yeniden paşa paşa görevine dönmesini yakıştıramamıştım ona. Herkesle çatır çatır tartışabileceğim o adam gibi adamlığından ufak bir puan kırdım kendi içimde. Yalan yok.

Yaklaşık 2,5 sezonluk G.Saray Cafe Crown serüveni boyunca coaching konusundaki büyük temel yanlışlarını, takım yönetme konusundaki eksikliklerini kendimce hep yazmaya çalıştım. Zaten eleştirilerimin tek dayanak noktası da bu konuydu. Murat Özyer'in kendisi ya da kişiliği değil, tamamen G.Saray Cafe Crown benchinde iken yaptıkları ve yapamadıklarıydı.

Amma velakin, Murat Özyer'in 100. yılında dibe vurup küme düşmekten son anda (TBL'deki takım sayısının 14'ten 16'ya çıkarılması sayesinde) kurtulmuş koskoca bir camianın, her zaman ses getirmiş olduğu basketbol branşında yeniden ses getirir vaziyete, yeniden taraftarını salona çeker duruma gelmesindeki rolünü de es geçmeyelim. Çok iyi hatırlıyorum, Özyer'in G.Saray Cafe Crown ile çıktığı ilk lig maçında Haldun Alagaş'ta Tekel'e karşı oynayacaklardı. Gittim biraz sohbet ettik hocayla, gözleri ışıl ışıldı. 'Biz bu yıl sıralamadaki başarıdan ziyade yeniden bir ayağa kalkışı istiyoruz' demişti, taraftarı yeniden salona çekmeyi amaçladıklarını, bu ilk yıllarının bir yeniden dönüş yılı olması için uğraşacaklarını söylemişti. Gerçekten de bunu başardı Özyer o sene. Uyuyan hatta nefes almakta bile zorlanan bir şubeye hareketlilik getirdi. Play-Off'larda yarı finale çıkıp F.Bahçe Ülker'e elendiler ama bence gelebilecekleri maksimum yere de geldiler. O sene çoğu sarı kırmızılı taraftar bu başarıyla da tatmin olmazken, ben gidip kendi taraftar forumlarında yine bu fikirlerimi yazmıştım. Kimisinden tepki almıştım, kimisi tarafından haklı bulunmuştum ama Özyer bence o yıl yapabileceğinin maksimumunu yapmıştı. He Ahmet Cömert'te F.Bahçe Ülker'den yenen tarihi fark olmasa daha güzel olurdu elbet ama ona da fazla takılmamak lazım.

Uyur vaziyetten kurtulup gayet kıpır kıpır bir görünüme bürünen şubede, bunla paralel olarak hedefler de büyüdü. Aslında kurulan kadrolar hiç bir zaman aynı hedef için yarıştıkları rakiplerinin kalitesine ve derinliğine erişememiş olsa da o takımın adı Galatasaray'dı ve adı bile şampiyonluğa oynamalıydı. Türk insanına bunu anlatamazdın ki. F.Bahçe Ülker'deki yerli oyunculara bak, bir de bendekilere bak diyemezdi hiç kimse. Ya da Efes'le, Telekom'la kıyaslayamazdı kendi takımlarını hiçbir aklı başında yönetici.

07-08 sezonu kupadan eleniş şokuyla başladı, sonrasında ligde fırtına gibi tamamlanan bir ilk yarı ama ikinci yarıda gösterilen performans düşüklüğü, ligi 5. sırada bitiriş ve Telekom'a süpürülüş. Kötü bir performanstı cidden. Ama Avrupa'da alınan dördüncülük başarısı, mantıklı düşünecek olursak henüz 2. yılındaki bir takım için gayet iyi idi. Bu yıl Özyer gönderildi, sonra tekrar döndürüldü. Ama olay bir kez koptu yani, ne olursa olsun iki taraf da birbirine aynı gözle bakamazdı bir daha. Bakamadı da. Bu yılki oyunun kimseyi tatmin etmemesi (ligdeki suni galibiyet yüzdesine rağmen) üzerine yollar ayrıldı. Çoğu G.Saray Cafe Crown taraftarı bu sonu istiyordu. Kimisi sırf Türk genlerinde bulunan 'İstifa' diye bağırma kapasitesinin yüksekliği yüzünden, kimisi de gerçekten mantıklı saha içi yetersizliklere dayandırarak bunu istiyordu. Ben ikinci kesimdekilerle hemfikirdim. Olmuyordu artık ve yollar ayrılmalıydı.

Ancak hiç bir zaman da Murat Özyer'in bu kulüpte ölü bir vaziyetteyken devraldığı basketbol şubesine yaptığı katkılar da atlanmamalıydı. Taraftar forumlarında bu noktaya değinen bir çok farkındalık sahibi taraftar gördüm ama yine de beklediğim oranda değillerdi. Ben yazmadan geçmek istemedim bu gerçeği. Evet coaching konusundaki yanlışlarını, sahip olduğu silahlarını kullanabilecek bir set yazamayışını, oyuncularına hükmedemeyişini, en son uzunsuz oynayan Beşiktaş Cola Turka'ya karşı yaptığı fahiş hataları ve daha nicesini burada gayet ağır bir biçimde eleştirdim ama hakkını da teslim etmek lazım. Bir şekilde bir yerden kıvılcımı yaktı bu şube için Özyer. Devamını getirmek de başkalarına kalsın. Özyer'in elinden bu kadarı geldi diye düşünebiliriz.

Az kaldı unutuyordum. Özyer'in saha içi hatalarını eleştirdik ettik hep ama sanılmasın ki o şubeyi yönetenler sütten çıkma ak kaşık. Oradan da bir orak geçirmek lazım. Hiç yoktan kökünün kazınması gereken bir adam tanıyorum ben mesela.

30 Aralık 2008 Salı

Ve Özyer Gider

-THE END-

Antwain Barbour Erdemir'de

Ligin 2 galibiyetli takımlarından Erdemir, İspanya 2. Ligi takımlarından Tenerife'de oynayan Antwain Barbour ile anlaşmış. Oyuncuyu tanımıyorum. Kentucky mezunu, Amerika'da alt liglerde oynamış, son bir kaç sezondur da İspanya 2. Ligi'nde takılıyor. 26 yaşında ve 1.90 boyundaki oyuncunun bu sezona kadar olan zamandaki istatistiklerine şuradan ulaşabilirsiniz. Bu yıl ikinci sezonunu yaşadığı Tenerife takımıyla 12 maça çıkmış, ortalama 30 dakika sahada kalıp, 19 sayı ortalaması ile oynamış. 1,5 ay önce Alicante'ye karşı oynadığı maçta 50 sayı atmış. Bu yılki istatistikleri de şurada. İlginç bir oyuncuya benziyor. Funk'ın yükünü paylaşmaya adam geliyor demektir bu. :) Hazır transferden konu açılmışken, Banvit ile sezone giren Mutlu Demir de M.A. Selçuk Üniversitesi'ne geçmiş. İlgi & Bilgi.

TBL'de 13. Hafta Programı

2 Ocak Cuma
18:00 Erdemir - Beşiktaş Cola Turka (Spormax)

3 Ocak Cumartesi
15:30 Efes Pilsen - Kepez Belediye (Spormax)
16:00 Casa TED Kolejliler - Mersin BŞB
17:00 Banvit - Türk Telekom (SkyTürk)
17:00 Pınar Karşıyaka - Oyak Renault
17:00 M.A. Selçuk Üniversitesi - Aliağa Petkim
19:00 G.Saray Cafe Crown - F.Bahçe Ülker (Spormax)

4 Ocak Pazar
15:00 Antalya BŞB - Darüşşafaka Cooper Tires (SkyTürk)

Koça Verilen Ceza

Kerem'in Batug'da bu haftaki derbi sonrasında masaya yatırdığı bir konu var koçlara verilen cezaların yeterince caydırıcı olmadığı ile ilgili. Bu konuyu bloga da taşıyıp, bir de blog ahalisinin nabzını tutmak istedim.

Efendim konumuz şu, ceza almış bir oyuncunun bir sonraki maçta takımdaki yerini alamadığı ve takıma verebileceği tüm katkının elinden alındığı malumunuz. Peki koçlara verilen cezalarda da bu yaptırım bu kadar etkili mi? Yani en yakın örnek olarak son maçta benchin bir kaç sıra arkasında oturan cezalı Hakan Demir'in, oyun durduğunda ya da mola alındığında ya da istediği herhangi bir anda benche doğru yaklaşıp direktif verebilmesi; o koçun ceza almış ve tüm yetkileri elinden alınmış bir oyuncuya göre cezadan daha az etkilendiği anlamına gelmiyor mu?

Düşününce hak veriyorsunuz, ama sonuçta gelişen teknoloji yardımıyla (Bluetooth kulaklık vs.) salonun herhangi bir yerinden de istediği kişiye ulaşabilir Hakan Demir. Ya da hiç salona alınmadı diyelim, bu sefer de evde TV başından telefon vasıtasıyla yine oyuna müdahale edebilir. Olaya bu taraftan bakınca da ekstra bir şey gelmiyor pek akla. Anca maç saatinde bir yere kapatacaksın koçu, maç bittiğinde de salacaksın. Bak o zaman olur işte. :)

Bir de şayet Murat Özyer ya da Ercüment Sunter yarın bir gün cezalı duruma düşerse, bu durumun takımları adına gerçekten bir ceza mı yoksa tam aksine verilmiş bir ödül mü olacağı konusu var ki; O da başka bir yazıya kalsın. :)

29 Aralık 2008 Pazartesi

Örs & Ataman

Herkes okuyordur mutlaka, Aydın Örs'ün Efes Pilsen'de Sportif Direktör olarak görev alma durumları var. Hatta BasketDergisi sitesi bunu Efes koçu Ergin Ataman'la konuşarak doğrulatmış. En azından böyle bir teklifin, böyle bir düşüncenin olduğunu kesin olarak biliyoruz artık. Ergin Ataman'ın ''Ben A takım antrenörüyüm ve burada oldukça çok zaman harcıyorum. Ama Efes Pilsen'in bir çok altyapı ve pilot takımı var. Bunların hepsine yetişmem mümkün değil. İdari işlere bakan Engin Özerhun ve Çetin Çeki de bunu yapamaz. Bu nedenle bu takımları organize edecek, teknik planlamasını yapacak biri gerekiyordu. Bu da Aydın Örs'ten başkası olamaz. Bu benim hayalim. Onunla birlikte yeniden çalışmak. Kısa zamanda bu transfer gerçekleşecektir'' yorumuyla durumu özetlediği günün sabahında, bir gazetede aşağıdaki resmi görmüş olmak da hoş bir ironi oluşturmuyor değil hani. :)

''Yoğunluktan kastı buymuş demek ki'' diyen bol olur malum. Sever bizim memleket insanı böyle şeyleri. Bayılırız özel hayatla iş hayatını karıştırmaya. Ama karıştırmamak gerekir. Neyse efendim biz asıl konumuza dönelim, Efes Pilsen'in Aydın Örs dönemindeki altyapıdan o patır patır adam yetiştiren ve onları A takıma monte eden düzenin bozulduğu, hem altta hem üstte bariz sorunların olduğu çok net seçiliyor artık. Tamer Oyguç, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Hüseyin Beşok, Hidayet Türkoğlu gibi isimleri düşünüyorum da, o zamandan bu zamana Efes'i Efes yapan yapıdaki bozulmaları çok daha rahat seçebiliyorum. 'İmparator sana ihtiyacımız var, gel kurtar bizi' bence bu teklifin Türkçe meali. Şayet bu transfer gerçekleşirse, emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir. Ergin Ataman'dan tutun da, başkan Tuncay Özilhan'a kadar.

Emir Preldzic Röportajı

Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Emir Preldzic röportajı resmi siteye eklendi. Keyifle okuyacağınızı düşündüğüm röportaja şuradan ulaşabilirsiniz.

28 Aralık 2008 Pazar

12. Hafta - Pazar Maçları

Günün ilk maçında Efes Pilsen, kardeşi Daçka'yı son çeyrekteki etkili oyunuyla geçti (86-63). Maç boyunca alan savunması yapan Daçka'ya oyunun büyük bölümünde alan savunmasıyla eşlik eden Ergin Ataman, 8-0 seri yiyerek yakalanan 15 farkın üçüncü çeyrek sonunda 7'ye inmesinden sonra, son çeyreğe Sinan Güler ile başladı. Adam adama savunmaya döndüler, Sinan Soner'i kilitledi ve ilk 5 dakika boyunca Daçka sayı bulamadı. O sırada da maç koptu gitti zaten. Soner bir pozisyonda bileğinin üstüne bastı, oyuna devam edemedi. Zaten yorulmuş olan Ekrem Memnun'un öğrencileri de teslim bayrağını çektiler. Efes ilk yarıda berbat bir yüzdeyle üçlük attı, ikinci yarıda ise en az geçen haftaki F.Bahçe Ülker kadar yüzdeliydiler. Maçın başında Kakiouzis sırtladı skoru, ikinci çeyrekte alan savunmasına karşı Shumpert posttan iyi cutlar yaptı, üçüncü çeyrekte Smith girdi devreye Shumpert'a ilave olarak, son bölümde de Sinan & Vujanic ikilisi sahne aldı. Hem skor, hem de roller dengeli dağıldı. Daçka'da Hammonds'tan sonra bir guard ihtiyacı bas bas bağırıyor. Hayır anlamadığım şu, Ergin Ataman şu maça niye Drobnjak'ı, Hammonds'ı falan sürmüyor da hala Thornton, Smith, Shumpert, Vujanic, Kaikouzis ile takılıyor. Oynat adamları, bak bu hafta da Avrupa maçı yok, herifler 2-3 haftada bir maç yapar vaziyetteler. Onda da kaç dakika alırlarsa artık. Resmi sitedeki detaylı maç yazımı şuradan okuyabilirsiniz.

Diğer maçta ise Aliağa Petkim, Banvit karşısında çok değerli bir galibiyet aldı (88-82). Maçın zorluğu Reese'in kadroda olmasına rağmen süre almamış olmasıyla daha da bir artmıştı onlar için. Efes-Daçka maçını izleyip yazıyı resmi siteye yolladıktan sonra ikinci yarısında bakmaya başladım maçın livescore'una. İlk 20 dakikanın sonunda Banvit'te Yunus 4, Johnson ve Oktay da 3'er faul almışlardı. Neyse ikinci yarı başladı, yazanları gördükçe gözlerimi ovuşturmaya başladım. Bora Sancar ilk yarıda 20 dakika oynamış, 9 sayı atmış, hala oynuyor, hala atıyor. Sonra bakıyorum 'Fatih Solak Başarılı 3 sayılık atış' diye bir ibare görüyorum. Dedim yok artık cidden bir rüya bu. :) Ama gerçekti yani. Aliağa cephesinde Reese'in yokluğunda Bora Sancar 16 s, 4 r, 3 a ile oynayarak ve 38 dakika sahada kalarak günün ekstra adamı oluyor, Fatih Solak üçlük bile atıyordu. Davis maçı 31 sayıyla tamamlayıp sahanın en skorer oldui. Reha, Fatih Solak ve Wilmont da çift hanelere ulaştılar (Zaten ilk 5 başlayan adamların dışında kimse sayı atmadı Aliağa Petkim'de). Banvit'te ise Crispin + Williams toplamda 50 sayıya ulaşmışlar ama olmamış, yetmemiş galibiyete. Crispin 28 sayı atmış ama üçlük yüzdesi yine felaket (2/10). Takımın toplam yüzdesinin (5/25) neredeyse yarısını Crispin oluşturuyor zaten. Ribaundlarda 41-31 Banvit üstünlüğü var, faul atışları hemen hemen aynı, 2 sayılık atışlarda Banvit'in hem yüzdesi hem de isabet sayısı daha fazla, top kayıplarında rakamlar aynı. Buraya kadarki istatistiklerin tamamı Banvit'i işaret ederken, üç sayılık atışlardaki 6 fazla isabet maçın anahtarı olmuş, 2 puanın İzmir'de kalmasını sağlamış.

Eren & Mack

F.Bahçe Ülker - M.A. Selçuk Üniversitesi maçının son 15 saniyesinde topu sektirerek maçın bitmesini bekleyen Preldzic'e faul yaparak, 1991 doğumlu genç oyuncu Eren Özteke'nin oyuna girip ilk TBL maçını kariyerine eklemesini sağlayan Monty Mack'e küçük bir tebrik gönderelim buradan. Hoş bir davranıştı, yazmadan geçmek istemedim. Gerçi hakem anlamadı Mack'in ne yapmaya çalıştığını ve çalmadı faulü uzunca bir süre ama sonra jeton düştü. Eren de 10 saniye de olsa topla buluşup, TBL kariyerini başlatmış oldu. Hatta genç oyuncu gidip bir de turnikeye girdi.

Eren, Berkay Sahillioğlu'nun İzmir'e dönmesinin ardından bu hafta içinde sözleşme yapılıp A Takım kontenjanına dahil edilmişti. Bilmeyenler için söyleyelim, kendisi bölgesel ligde Genç Üniversiteliler takımının en efektif oyuncularından birisi. Daha 91 doğumlu ve 1.70 boyunda. Yolu açık olsun diyelim.

Kayıp Koç

''Beşiktaş Cola Turka koçu Hakan Demir dün tribündeydi eyvallah ama bizim koç 3 yıldır nerede? Bir bilen, bir gören var mı?''

by Çağlar. Doğru söze ne hacet. :)

12. Hafta - Cumartesi Maçları

Derbide 2 no'lu senaryo sahneye konmuş, maç kaybedilmiş, taraftar forumlarında 'Özyer İstifa' başlıkları post bombardımanına tutulmuş (66-58). Maçı bir şekilde yakalayıp izledikten sona detaylı yorumları yaparım ama G.Saray Cafe Crown'un sadece 5 sayı üretebildiği son çeyreği ne yapıp edip mutlaka görmeliyim. Adem ve Cevher'den kurulu bir uzun rotasyonuna karşı hiç bir uzunun çift haneye ulaşamıyorsa ben burada da bir sorun ararım. Beşiktaş Cola Turka'lı oyuncular sabah da bahsettiğim o dilleri dışana kadar mücadele edip, yüreklerini ortaya koyma işlemini yapmışlar belli. Atarak değil, tutarak kazanmışlar, hadlerini bilerek. Hepsine helal olsun. En zor günde takımı sahiplenip ayağa kaldıran Cevher, Muratcan, Haluk, Adem ve hatta Mehmet Yağmur bugün de takımlarına sahip çıkmışlar. Zaten böyle maçlarda yerli oyuncular daha bir belirleyici olurlar. Şahsen Baxter'ın bu maçı sadece 4 sayı ile tamamlayacağını bilsem, 10+ fark ile G.Saray Cafe Crown lehine bir galibiyet yazardım kafamdan. Ama Mehmet Yağmur & Cevher Özer ikilisi toplam atılan sayının %60'ını tek başlarına atarak maçı getirmişler. İstatistiklere baktım, Haluk epey bir süre 4 numara oynamış heralde. Kocaman alkış herbirine. Dediğim gibi hele bir izleyeyim maçı, detaylandırırız olayları.

Diğer maçlarda F.Bahçe Ülker, Selçuk Üniversitesi'ni farklı geçmiş (107-78). Zaten ben evden çıkarken ikinci periyodun ortalarıydı, maç zaten kopup gitmişti. Smith 7/10 üçlükle oynayarak 30 sayı üretmiş, takım olarak da (geçen haftaki kadar olmasa da) yine sağlam yüzde yakalamışlar üçlüklerde (15/26). Son haftalarda triple-double kapılarında dolanan Emir Preldzic 9 sayı, 6 ribaund, 8 asistle oynamış, yine vuramamış hedefi. Ben izleyebildiğim ilk 15 dakikada pek bir laubali buldum ama Emir'i. Saçma sapan zorlamaları vardı. Hele bir boş hücumda Smith'e vermek yerine kendi zorlaması ve bloğu beynine yemesi sağlam bir 'Yuh' çektirtti. O derece.

Kepez Belediyesi, kendisi gibi tek galibiyete sahip rakibi Casa Ted Kolejliler karşısında zorlansa da galibiyete ulaşmış (69-65). Futbolda 6 puanlık maç derler ya, o hesap bir maçtı işte. Haticeye değil neticeye bakmak lazım. Yalnız yine de 39-22 ile ribaundlarda ezdiğin bir rakibe karşı nasıl bu kadar zorlanırsın diye de sormak lazım. Traktör 21 sayı, 8 ribaund ile takımın en sivrileni. Onu ismi gönderilecekler listesinde geçen McLinton (17 s) ve yeni transfer Edmund Saunders (12 s, 12 r) izlemişler. Kolej'de en skorer isim yeni transfer Marshall Strickland olmuş. Dedik bu evlilikte hayır var diye. Boşa konuşmuyoruz. Daha ilk maçında 18 s, 7 r, 5 a, 4 tç ile oynamış. Maşallah diyelim. Prowell faul problemine girmişti onlarda, evden çıkarken livescore'a bakmıştım da şöyle bir. Zaten hepi topu 19 dakika oynamış ve 7 sayı üretmiş. Hansen bir var bir yok zaten. Belki ikisi toplam 9 sayı yerine 19 sayı üretmiş olsalar, biraz daha farklı olabilirdi işler. Ribaundlardaki ezilme de olmazdı hem.

Kritik bir galibiyet de Bursa'dan çıkmış. Evsahibi Oyak Renault, ligin altlarındaki Erdemir'e sürpriz imkanı tanımamış ve maçı 17 sayılık farkla almış (69-52). İstatistikler iki takımın da berbat yüzdeyle şut attığını gösteriyor. Renault'nun üçlük yüzdesi 5/25, Erdemir'in ki zaten 3/21 ile tamamen yerlerde. Joseph Jones 18 sayıyla takımının en skoreri. Alex Gordon 12 s, 7 r, 7 a ile haftanın triple-double kapısını tırmalayan bir başka ismi olurken 0/8'lik üçlük yüzdesiyle 'Bu nedir yahu!' diye bağırttırdı beni gece gece. 14 dakika sahada kalıp 11 sayı üreten Ahmet Erdoğan günün ekstrası olmuş Yücel abi adına. Tebrikler baba.

Benim için günün sürprizini Pınar Karşıyaka gerçekleştirmiş (73-74). Yalan yok, tertemiz bir Mersin BŞB galibiyeti bekliyordum. Ama Hakan Köseoğlu sağlam mat etmiş beni. Son saniyede üçlüğü yollayıp maçı aldırdığını mı yazayım, 25 sayı - 7 asistlik performansını mı yazayım bilemedim. Son bir kaç maçtır adamın içine şeytan kaçmış gibi oynuyor. Ne yediriyorsunuz bu adama İzmir tayfası? :) Keza Brown & Leon ikilisi de hem skora katkı yapmışlar hem de takım ribaundlarının %65'ini toplamışlar. Mersin BŞB'de tam 5 oyuncu çift haneli sayılara ulaşmış ama geri kalan ekip sadece 7 sayı üretince iç sahada bir kritik maç daha kaybetmiş oldular.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Telekom'un Antalya Fobisi

Türk Telekom geçen sezon iki maçta da mağlup olduğu Antalya BŞB'ye bugün de mağlup oldu. Sadece %18 (4/22) ile üçlük atan Telekom, maçın ilk yarısını 41-38 önde kapamasına rağmen, sahadan 69-77'lik skorla yenik ayrıldı. Konuk takımda yeni transferlerden Mims kadrodaydı, Marsh yoktu. Lisansı yetişmedi tahminen. Üçüncü çeyrekte Douthit show vardı sahada. Green ve Ersin de çok iyiydiler. Maçın ekstra performansı ise Ümit Türkoğlu'ndan geldi. Uzun rotasyonuna tam ortadan daldı ve çok kritik sayılar atıp, çok kritik ribaundlar aldı. Altar abi göreve geldikten sonraki 3 zorlu maçtan 2 galibiyet çıkararak sağlam iş becerdi. Daçka'daki başarısını bu yıl da tekrarlayacak inşallah. Altar abi cidden beğendiğim ve başarılı olmasını istediğim bir koç. Genç jenerasyon beni çekiyor heralde. :) Baksanıza zaten, eski toprak Ercüment Sunter bugün ikinci çeyreğin ortalarında o dakikaya kadar toplam 17 sayı üretmiş olan Winston & Wright ikilisini kenara alıp orada unutuyor devre sonuna kadar. Üçüncü çeyrekte de yine Wright'ı kenara alıp (tam da ondan başka skor üreten adam yokken he), sonra da benchte unutuyor adamı. E sonunda ne oldu? Maç gitti. Alzheimer mıydı o hastalığın adı? Hani şu unutkanlıkla ilgili olan. :)

Resmi sitedeki detaylı maç yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Derbiye Bakış

TBL'de 12. hafta keyifli bir derbi maçına şahit olacak. Ben akşama Ata Demirer'deyim, maçı izleyemeyeceğim ama gece tekrarını falan yakalarım mutlaka. Öğlen Türk Telekom - Antalya BŞB maçını yazacağım resmi site için. Sonra biraz da F.Bahçe Ülker - M.A. Selçuk Üniversitesi maçına bakar, kaçarım.

Derbi öncesinde evsahibi ekip oldukça sancılı. Mims ve Chatman cezalı, koç Hakan Demir de takımının başında olmayacak. Yeni aldıkları uzun Justin Williams daha gelmedi. Bugün hepi topu yedi adet as sayılabilecek oyuncuyla oynayacaklar. Bir de Arın, Yağız gibi genç oyuncular var tabii. Boyalı alanda sadece Cevher ve Adem var. Ve mecburiyetten oraya kaymak zorunda kalan Haluk Yıldırım. Üçüncü bir opsiyon yok. Mehmet Yağmur guard pozisyonunda tek başına. Muratcan belki destekler onu yorulunca. Ama Muratcan'ı kim destekleyecek sorusu biraz açık. Ömer Ünver sezon başından beri adamakıllı tek maç oynamadı. Problemler bol yani evsahibinde. Tek avantajları iç sahada oynamak. Taraftarlar mutlaka dolduracaklardır salonu.

G.Saray Cafe Crown'da ise sakatlıklar biraz ortamı bulandırıyor. Milojevic kesin olarak yok. Erdem de oynayamayacak diye duydum. Keza Gurovic ve Atkins'de de ufak sorunlar varmış ama son bir haber alamadım. Yine de uzun rotasyonu olarak Hüseyin - Cemal - Zizic - Polat dörtlüsüyle çok ağır basmaktalar. Graves ve Cüneyt şayet Atkins oynamaz ise 1-2'yi kapatabilirler. Ama bu durumda yer yer 1 numaraya kayabilecek olan Graves'i de düşününce, forvet bölgesinin biraz kel kalabileceği ortaya çıkıyor. He yok Atkins ve Gurovic oynarlarsa, o vakit ibreler G.Saray Cafe Crown lehine keskin bir biçimde döner. Onlar adına bir diğer dezavantaj da Murat Özyer. Nedense şöyle bir maçta dahi güven veremiyor bana. Ve eminim ki taraftarına da.

Beşiktaş Cola Turka tamamen gaz ile oynayacak. Yapacak başka bir şeyleri yok. Taraftarlarının da desteğini alarak, yüreklerini ortaya koymaya çalışacaklar. Ama Adem ve Cevher faul problemine girerlerse işler kopar gider. Bu da en az 2+2=4 kadar net bir denklem. Murat Özyer şayet bu maçı alamazsa zaten artık rahat rahat oturamaz o koç koltuğunda. O açıdan maç içinde ters bir skor oluşursa, strese girip hata yapabilite oranını yükseltebilir. Var bir çok örneği çünkü. Evsahibi takımda kilit oyuncu Baxter. Takımın bir numaralı skor opsiyonu o olacak bugün. Adem ve Cevher'in faul sayıları ve sezon başından beri ortalarda olmayan Ömer Ünver'in ne yapacağı da kaderlerini etkileyebilir. Konuk takımda ise son maçlarda Hüseyin merkezli bir gidişat var. Hüseyin epey süre alıyor ve epey de skor üretiyor. Savunmada ayaklarının yavaşlığından dolayı bazı zaafları var ama Cevher & Adem ikilisini fazlasıyla tırmalayabilecek form düzeyinde şu anda. Keza Zizic'in performansı da çok önemli. Badalona'ya transfer olma işi çıkana kadar takımın en iyisi olan oyuncuya, birkaç hafta aradan sonra sarı-kırmızılı formayı giydiği Oyak Renault maçında takım arkadaşları pek de hoş davranmadı. Yeni transfer gibi, adama top vermediler etmediler. Hepi topu 3-5 kez topla buluştu Zizic. Bakalım bu maçta ve sonrasındaki genel gidişatta durum nasıl olacak?

Sözün özü kağıt üstünde G.Saray Cafe Crown favori. Gurovic ve Atkins de oynarsa eğer, çok büyük olasılıkla alırlar maçı. Ama şayet Beşiktaş Cola Turka'lı oyuncular dilleri dışarı çıkana kadar oynayıp, bir de üstüne galibiyet koparırlarsa ve akşam eve geldiğimde G.Saray taraftar forumlarında 'Murat Özyer İstifa' başlıklarında post bombardımanı olduğunu görürsem de hiç şaşırmam. Garip ama böyle. Herkese keyifli günler, keyifli maçlar.

BanvitBasketbol.com

Banvit kulübü resmi web sitesini yenilemiş, şuradan bakabilirsiniz. Oldukça hoş bir hal almış sayfa. Ve şu anda bana göre ligin en iyi kulüp web sitesi durumunda. Bu yıl EfesBasket.org da yenilendi. Artık orası da epey güncel tutuluyor ama Banvit'in sayfası 'Banvit Store' bölümüyle biraz daha öne çıkıyor. Her takımın şöyle bir web sitesi olsa fena mı olur? Ya da her takım kendi ürünlerini satabilse net üzerinden? Ben şimdiden her biri için 1 sipariş vermeye hazırım mesela. Ki benim gibi olan bir sürü kişi de vardır. Ama gel gelelim, kulüplerin web siteleri Allah'a emanet vaziyette. Anca maç sonuçları ya da transfer haberleri yer alıyor. Bu yıl kendi sayfası üzerinden basketbola önem veren bir kulüp de G.Saray Cafe Crown. Takdir ediyorum, fazlasıyla üzerine düşüyorlar websitesi olayının. Ama onların da G.Saray.org dışında ayrı bir siteye ihtiyaçları var bence. İçinde sadece basketbol olan. Ve onlar da şu anki durumlarından çok daha iyi olabilirler. Dergi tadında tutabilirler isterlerse. F.Bahçe Ülker'e bakıyorum, sitede anca maçtan önce saat/mekan duyurusu, maçtan sonra maçın sonucu, ha bir de bilet fiyatları yazıyor. Zor mudur çeksen her hafta bir oyuncuyla iki kelam sohbet etsen?. Zor mudur web sitesinden antrenman görüntülerini yayınlasan?. Ürünlerini satsan etsen. Haydi bazı ufak kulüplerimizi anlayabiliyorum biraz ama imkanı olup da yapmayanlara daha çok kızıyorum bu konuda.

Banvit ön ayak olur belki bu konuda diğer takımlara da. Unutmadan söyleyeyim, Banvit Store'da forma siparişi vereceğim, 6 farklı beden var, harika. Ama hangi beden hangi ölçüleri temsil ediyor bu yazılmamış. Ufak bir dipnot olsun bu da benden. Yanına en azından bedenlere göre boy ölçülerini yazarlarsa insanlar az çok fikir sahibi olabilirler diye düşünüyorum.

26 Aralık 2008 Cuma

İade-i Ziyaret

Sabah son postumu atıp, birkaç iş için şirketten ayrıldım. Telefonum çaldı, arayan sevgili Doğan Hakyemez (Dodo) idi. Kendisi sitenin sıkı takipçilerindenmiş önden onu söyleyeyim. Ancak Marsh transferinden sonra buradan getirdiğim eleştirilerden sonra sağolsun arayıp olayın iç yüzünü anlatma gereksinimi hissetmiş. Çok mutlu oldum.

Bu sezon başında Marsh'a 3 yıllık sözleşme teklif ettiklerini, hatta Türk statüsüne geçirme düşünceleri olduğunu, ancak oyuncunun 400 bin istediğini (geçen sezon 175 bin alıyormuş), kendilerinin binbir fedakarlıkla 330 bine kadar çıktıklarını ama sonrasında Marsh'ın kabul etmeyip, daha düşük bir paraya başka takıma gittiğini anlattı. Marsh'a epey bir kızmış Dodo bu yüzden. Onun yerine alınan Melvin'in takım ahlakına uymayan birkaç hareketi nedeniyle gönderilmesinden sonra ilk olarak geçen yıl Selçuk forması giyen Warren Carter'la anlaştıklarını ama o sırada Marsh'ın boşa çıktığını, bu nedenle tercihlerinin Marsh'a döndüğünü ve en önemlisi Marsh'ın sene başında kabul etmediği miktarın çok daha altında bir paraya Antalya BŞB ile sözleşme imzaladığını öğrendim kendisinden.

Zaten buralarda bir sorun yok, elbette kulübün maddi sorunlar nedeniyle oluşturabildiği bütçeye uygun olmasa alınmazdı Marsh. Ancak zaten benim eleştirdiğim nokta: Marsh ile anlaşılamamasından sonra Antalya BŞB'nin benim için dışa açılan tek kapısı olan kulüp web sitesinden yapılan açıklamalardı. 'İstese de bu kulübe gelemez artık' , 'Marsh'tan daha skorer ve ribaundlarda daha etkili Melvin'i transfer ettik' gibi mesela. Zaten sevgili Dodo da bunların kızgınlıkla söylendiğini ve kendisinin de hatalar yapabileceğini kabul etti. ;)

İlk İstanbul deplasmanlarında hem Marsh hem de Dodo'yla keyifli bir röportaj patlatacağız. Öpüyorum abi seni. Mutlu oldum gerçekten aramana, keyifli ve sıcak yaklaşımına. Ve hepsinden önemlisi siteyi takip ederek aramızda olmana.

Dodo - Marsh - Yalın

''Marsh geçtiğimiz sezon elde ettiğimiz başarıda önemli rol oynamıştı. Kendisi ile tekrar anlaştık. Bu sezon da, hem Ricardo Marsh’ın hem de Büyükşehir Belediyespor’un, geçtiğimiz sezonun üzerinde bir başarı edeceğine inanıyorum''

Dodo'nun bu sözlerini Yalın'ın ''Sahte'' isimli parçası eşliğinde okumanız tavsiye edilir. Daha bir anlam kazanıyor o vakit.

25 Aralık 2008 Perşembe

Röportaj Tamam

Röportajımızı yaptık, 1-2 güne ekler Mete abi resmi siteye. Ve ben de buraya tabii. Keyifli bir akşam oldu. Röportaj sırasında Emir'in babası ve küçük kardeşi de bizimleydi. Akşamın en güzel noktalarından biri de Emir'in Müslüman olduğunu öğrenmekti herhalde. Bundan benim de haberim yoktu. Bizdenmiş kerata. :)

Cezalar Açıklandı

Disiplin Kurulu cezaları karara bağlamış. Beşiktaş Cola Turka'da Chatman 1 maç, Mims 2 maç, koç Hakan Demir 2 maç müsabakalardan men cezası alırken, Selçuk Üniversitesi'nden İlker Türel 1, yardımcı antrenör Gökhan Güney 2 maç ile cezalandırılmışlar. Derbide Beşiktaş Cola Turka hem koçsuz hem de 2 yabancısından yoksun bir şekilde sahada olacak.

Marsh Yeniden Antalya'da

Antalya BŞB geçen yılki takımın en iyi oyuncusu olan Ricardo Marsh ile yeniden anlaşmış. Elbetteki de doğru bir hamle. Fazlasıyla doğru hem de. Ama düşünüyorum da, sezon başında kendilerine geç cevap döndü diye kapı önüne koymanın, biz onu sildik demenin, sonra Melvin'i transfer edince kulüp web sitesinden yok Marsh'tan şöyle iyi, yok Marsh'a göre çok daha kapasiteli gibi açıklamalar yapmanın ne anlamı vardı? Bak yine kesişti yollar.

24 Aralık 2008 Çarşamba

Kolejli Marshall

Marshall da giymiş yeni formasını. Foto için teşekkürler Çağlar.

Kaynak:
tedkolejlilersk.org.tr

Mims Yeni Takımıyla İdmanda

Pınar Karşıyaka'dan ayrılan skorer oyuncu Ralph Mims yeni takımı Antalya BŞB ile ilk idmanına çıkmış. Bir de 4 numara alacak olan Antalya ekibinde adı geçen adaylardan biri eski oyuncuları Ricardo Marsh, diğeri ise geçen sezon Selçuk'ta oynayan Warren Carter.

Bu arada geçen gün dedikodusunu yaptığımız Saunders ve Strickland transferleri de gerçekleşti. Böylece taşların tamamı yerine oturmuş oldu. :)

Kartal Uzununu Buldu

Beşiktaş Cola Turka uzun oyuncu arayışını (biraz da derbi maçına yetişmesi için çaba sarfederekten) sonlandırdı. NBA'de Sacramento, Golden State ve Charlotte formalarını da giymiş olan Justin Williams ile anlaşmışlar. 2.08 boyunda ve 84 doğumlu olan oyuncu en son Çin Ligi'nde takılıyormuş. Bir yanda her yerde yazan para krizi haberleri, bir yanda da yeni transfer. Pek uymuyor birbirlerine ama orası Beşiktaş Cola Turka. Orada herşey serbest.

TBL'de 12. Hafta Programı

27 Aralık Cumartesi
15:00 Türk Telekom – Antalya BŞB (Spormax)
16:00 Kepez Belediye – Casa TED Kolejliler
17:00 Oyak Renault – Erdemir
17:00 F.Bahçe Ülker – M.A. Selçuk Üniversitesi (Spormax)
18:00 Mersin BŞB – Pınar Karşıyaka
19:00 Beşiktaş Cola Turka – G.Saray Cafe Crown (Spormax)

28 Aralık Pazar
15:00 Efes Pilsen - Darüşşafaka Cooper Tires (SkyTürk)
16:00 Aliağa Petkim – Banvit

Cumartesi akşamı Ata Demirer'de olacağım haberini mi aldın da, bütün programı o güne yıktın Mete baba? :)

Erkek Borsası

Bugünkü Sabah gazetesinin eki Günaydın'da Aysu Baceoğlu 'Erkek Borsası' açmış, analiz yapmış. Haberde adı geçen isimlerden biri olan Ece Gürsel'in ise şu yukarıdaki fotosunu koymuşlar. Biz de utanmadan memleket basınında basketbola yeteri kadar yer verilmiyor falan diyoruz.

23 Aralık 2008 Salı

Bir Kadın Bir Erkek

Bomba bir dizi. Perşembe geceleri Digiturk'ün kanalı Türkmax'te saat 23:30'da yayınlanıyor. Yarım saat sürüyor. Zaten sadece 2 oyuncu var. Sabit bir kamera karşısında 3 yıldır nişanlı olan bu çiftin (Emre Karayel ve Demet Evgar) ev, market, sinema, piknik, alışveriş ve bilimum yerdeki diyalogları oluşturuyor diziyi. Konsept yurtdışından alınma tahmin edebileceğiniz üzere. 12 bölüm oldu, bölümleri nette dolaşmaya başladı, yakında halka açık bir kanala zıplayabilir. Çünkü epey bir hayranı oluşmuş durumda. Fırsatını bulursanız bir göz gezdirin derim. Acayip keyifli. HIMYM ve Big Bang'in üstüne bir de bu geldi, üçledik dizileri.

Şimdi Nerede? #8: Sean Green

Darüşşafaka forması giydiği yıllardan hatırlayacaksınızdır onu. 98-99 ve 99-00 sezonlarında Ansley, Okunskyy (1 yıl da Nosov ile oynamıştı) ve Orhan Güler'li Daçka kadrosunun kısa forvetiydi. Her ne kadar Ansley performansıyla öne çıksa da, Green de gayet sağlam istatistikler yakalamıştı. Hatta daha uçan kaçan bir eleman olduğundan o yıllarda daha bir ilgimizi çekiyordu. Uzun mesafeli üçlükleri, kendine has şut stili de akıllarda kalan noktalardır onla ilgili. 1991 yılında Indiana Pacers tarafından draft edildikten sonra NBA'de sırasıyla Indiana, Philadelphia ve Utah formaları giymişti. Ardından Avrupa'ya yelken açan Iona mezunu bu yağız delikanlının yolu 98 yılında Türkiye'ye de düşmüştü. Daçka arkası bir de Fransa'da Dijon tecrübesi yaşadıktan sonra basketbolu bırakıvermiş. Dün Mete abi sağolsun haber etti Slam'de şöyle bir röportajına denk geldim diye. Atletizme merak salmış, takılıyormuş. Paylaşmadan geçmeyelim. Esas oğlan Michael Ansley'i de bir ara ağırlayalım TBL Nostalji köşesinde. Değil mi ama?

edit: Yuh diyorum. Araştırmaya başladım da Ansley 42 yaşında ve hala top oynuyormuş yahu Polonya 1. Ligi'nde. Hem de gayet 30-35 dakika alıp 15-20 sayı üreterek. Biz de adamı Nostalji köşesinde ağırlayalım diyoruz, ana bacı küfür etsek daha iyiymiş paşaya. Şimdi Nerede köşesinin bir sonraki konuğu belli olmuştur beyler. :)

Marshall Strickland

İki yıllık Alpella performansının iç saha kısmına %80-90 oranında tanık olmuş biri olmama rağmen tam net karar veremiyordum Marshall Strickland adına. Alpella'daki oyun düzeninde en aktif isimlerden biriydi. Hatta son yıl en aktif isimdi. Ancak yaptıkları ya da ondan yapmasını istedikleri şeyler onun büyük bir takımda veya daha takım gibi bir takımda neler yapacağı konusunda içinden çıkılmaz bir denkleme düşmüş gibi hissetmemi sağlıyordu. Çünkü Alpella'da en büyük skor opsyionlarından biriydi kendisi. İstediği zaman kaldırıp atabiliyordu. Topu iyi taşıyabilmesi, top kaybı sayısının az olması Alpella gibi bir takım için yeter koşuldu. Diğer genç arkadaşlarını da doğru zamanlarda topla buluşturduğunda herhangi bir problem kalmıyordu onun adına. Şuta dayalı bu sistem elbette iş yapıyordu, Marshall da işe yarıyordu. Ama kendi kendime düşündüğüm zaman, 'Yahu bu adam pick'n roll yapsa nasıl yapar?', 'Yahu bu adam tepeden şut atmasa da penetre edip takımın uzununa ya da dışarıda bekleyen kısaya topu çıkarsa nasıl olur?' sorularına cevap bulamıyordum. Yine de Alpella'daki hocası Alaeddin Yakan'ın bir maçın devre arasında yaptığımız sohbette bana kurduğu 'Marshall tam bir büyük takım oyuncusu, göreceksin çok büyük oyuncu olacak' cümlesi onun için iyi şeyler düşünmemi sağlıyordu. Bu yaz transfere ayırdığı paranın büyük kısmını Yugo kökenli oyuncularına ayıran Murat Özyer, guard mevkiisi için hem ligi bilen hem de ucuz bir oyuncu arayışındaydı. Bu doğrultuda küme düşen Alpella'da iki yıldır başarıyla oynayan, her iki sezonda da 16 sayı ortalamaları yakalamış, hatta 2 sezon boyunca oynadığı maçlarda sadece 6 kez tek haneli sayılarda kalmış Marshall Strcikland, klasik Türk statüsünde oynama geyiği de düşünülerek kadroya katıldı. Transferinin ilk gününden itibaren eleştirilmeye başlandı Marshall. İnsan düşününce ne kadar zor bir durum olduğunu kavrayabiliyor kolayca. Ama başaran da başarıyor. Alt edebiliyor bu durumu. Marshall başaramayanlardan oldu. Oynadığı maçlarda tıpkı Hakan Demirel gibi sadece top getir-götür işlerine bakan, potaya bakmaya korkan, şut denemekten çekinen, denese de girmeyecek gibi hisseden, hemen takımın godaman yıldızlarından birine topu verip sorumluluk akmaktan kaçan bir yapıdaydı. Psikolojik bir dumur yani diğer bir tabirle.

G.Saray Cafe Crown'da en zayıf halka görülüp sene başından beri 7'den 70'e herkesin ağzına pelesenk olan Marshall Strickland'a kulüp tarafından kapı gösterildi en sonunda. Birkaç maçtır kadroda olmayan Marshall şu anda Casa Ted Kolejliler ile flört halinde. İş yapabileceği bir takım. Hem Kolej'in ona hem de onun Kolej'e ihtiyacı var. Hayırlı bir evlilik olur bence. Zaten guardı Kevin Bell ya da türevi olan bir takımın ligde kalması pek de kolay olmazdı. Strickland ilaç olabilir oraya. Hayırlısı ne diyelim.

Laf-ü Güzaf #6

''Büyük olasılıkla bu jump-ball'u Antonio Graves alır. Hem daha kalıplı, hem de daha iyi sıçrıyor..''

G.Saray Cafe Crown - Oyak Renault maçının son saniyelerinde Alex Gordon iki faul atışını da kaçırdıktan sonra hücum ribaundunu alırken Graves ile topu paylaşamayınca sevgili Çetin abi bizi epey bir eskilere götürdü. Allah'tan cümlesini bitiremeden reklam falan soktular hemen araya, yoksa daha da uzatacaktı. :) Sonra top kenardan başlayınca ufak bir şaşkınlık yaşadı tabii.

Renault Kazanmak İstemedi

11. haftanın son maçında G.Saray Cafe Crown son çeyrekte 10 sayı geriye düşmesine rağmen, 15-4'lük bir seri ile maçı kazanmayı başardı (68-67). Maça aslında gayet güzel başlamıştı sarı kırmızılılar. Kolay bir galibiyet alacaklar gibi dururken, Renault bulduğu üçlüklerle maça tutundu. Hatta öne geçti. İlk yarı berabere bitti ama, ikinci yarının büyük bir kısmını konuk takım önde götürdü. Hatta G.Saray Cafe Crown nasılsa alırım diye diye bir türlü maça konsantre olamadı. Hüseyin Beşok dışında maçı önemseyen adam yoktu gibi. Maçın bitimine 05:38 kala 63-53 ile skorda 10 farkı yakalayan Renault, Özyer'in aldığı molanın ardından 10-0'lık seri yiyerek rakibine yakalandı. Bu zaman zarfında Yücel abinin oyuna neden müdahale etmediğini anlayamadım açıkçası. Renault'da o yakalanan 10 farkı koruyarak, hatta hiç sayı atmadan maçı kazanayım havası vardı ama yemedi işte. Evsahibi önce farkı kapadı, sonra da seriyi 10-0'dan 12-0'a taşıyarak skorda avantajı yakaladı. Yine de herşeye rağmen Oyak Renault öne geçmeyi başardı yeniden 2 sayı ile. Ardından G.Saray Cafe Crown yaptığı hücumda bitime 21 saniye kala sağ dipte Graves'i bomboş topla buluşturdu ve bulduğu üçlükle skorda yeniden öne geçti. Sonra Alex Gordon kendisine yapılan 2 faulü de kaçırdı, hücum ribaundunu alıp bir kez daha hücum etti Renault. Ama olmadı. Her iki takımın da berbat faul yüzdesiyle oynadığı maçta (%38 ve %36), kaçan faullerin canını yaktığı taraf Oyak Renault oldu. Bursa ekibinin maçın sonlarında yaşadığı fiziksel problem de gözden kaçmadı. Şut atmayı geçtim, pas verecek halleri kalmamıştı. Zaten 10 farkla girdikleri son 5 küsür dakikada sadece 4 sayı (ki onun da 2'si faullerden) üretebilmiş olmalarının başka bir tarifi de olamaz.

Hüseyin 28 sayı - 12 ribaund ile oynadı, maçın en istekli adamıydı takımı adına, Atkins'in 9 asist yapmış olması iyiydi, Graves 11 sayı attı ama maçın sonundaki o kritik geri dönüşte bulduğu 2 üçlükle en büyük katkıyı sağladı, Alex Gordon 21 sayı atmasına rağmen en kritik yerde takımını yaktı. Bugün öğlen 'Affedilmesi doğru mu?' diye sorduğumuz Zizic ise 15 dakika sahada kalıp 2 sayı buldu. Maçtaki bir başka ilginç detay da Bursa ekibinde bu maça kadar 25-26 dakika ortalamayla oynayan Stiemsma'nın sadece 8 dakika sahada kalmış olmasıydı.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Preldzic Röportajı - Ön Hazırlık

Tartışmasız bu sezonun en formda oyuncularından biri. Geçen yılın ortasından itibaren başlayan yükselişi bu yıl bangır bangır bağırararak devam ediyor. Haliyle güzel bir röportajı da hakediyor. TBL.org.tr sitesi için Emir Preldzic ile bu perşembe bir röportaj yapacağız bir aksilik çıkmazsa. Ben Emir'le konuştum, o tarafı ayarladım. Artık top sende Mete abi. Kulübe salıver haberi.

Evet her röportaj öncesinde olduğu gibi bu röportaj için de sorularınızı alalım. Var mıdır Emir'e sorularınız?

Özlemiştim kankamı, ne zamandır fırsat bulamıyordum görmeye. Anca telefondan falan konuşuyorduk. Vesile olacak röportaj. How I Met Your Mother'ın yeni sezon bölümlerini DVD'ye çekeyim de gidince vereyim, kafamın etini yiyordu yeni sezon bölümleri diye diye. :)

Akşam Pazarı

Hafta daha yeni başladı ama transfer dedikoduları İstanbul'da yağan yağmur misali patır patır döküldüler. Hafiften akşam pazarını da andırmıyor değil hani, herkes ne bulduysa alıyor kelepir. M.A. Selçuk Üniversitesi'nde Edmund Saunders ile yollar ayrıldı. Saunders'ı Kepez'in aldığı söyleniyor. Ayrıca Pınar Karşıyaka'nın skorer oyuncusu Ralph Mims'in de Antalya BŞB ile anlaştığı haberi geldi bir kaç yerden. Son yakınlaşma ise G.Saray Cafe Crown'da kadro dışı bırakılan Marshall Strickland ile Casa Ted Kolejliler arasında. İlk 2 transfere bir şey diyemem ama Kolej şayet Kevin Bell'i gönderip Marshall'ı alırsa iyi iş yapmış olur. Bir Marshall Strickland yazısı yazacağım ama fırsat bulamadım. Aklımda ama.

21 Aralık 2008 Pazar

Üçlük Olup Yağmak

Bu deyim genelde hep kullanılır ama bugünkü maçta cidden bir üçlük yağmuru vardı. 20 üçlük denemesinin 15'inden isabet bulan F.Bahçe Ülker, özellikle toplam 66 sayı ürettiği ikinci ve üçüncü çeyreklerde Banvit'i her alanda ezerek beklediğinden çok daha kolay bir galibiyet aldı (79-112). Süre alan 11 oyuncu da sayı üretti, Emir Preldzic triple-double'ı kılpayı kaçırdı. Ligin resmi sitesinde yer alan maçla ilgili detaylı maç yazımı şuradan okuyabilirsiniz.

Ligin resmi sitesinde maç yazılarını daha güzel hale getirebilmek adına kurulan ekibin bu hafta yazdığı diğer maç yazıları ise şöyle:

Sevgili Cem'in Darüşşafaka Cooper Tires - Türk Telekom maçı yazısı
Sevgili Emre'nin Casa Ted Kolej - Efes Pilsen maçı yazısı

Dudley & Wright Röportajı

Sevgili Mete Aktaş'ın Daçka maçı öncesinde Telekom'un iki yıldızı Erwin Dudley ve Michael Wright ile yaptığı röportajı şuradan okuyabilirsiniz. Bu röportajda özel işlerim nedeniyle yer alamadım ama bundan sonra röportajlarla da ligin resmi sitesine destek vereceğim. Buradan da paylaşmaya devam edeceğiz elbette. Keyifle okuyacağınızı umuyorum.

Uzun Arıyoruz Uzun

G.Saray Cafe Crown'da transfer adına hareketli günler başladı yine. İlk önce guard sorunu vardı çözülmeyi bekleyen. Onu hallettiler Rashid Atkins ile. Şimdi sıra iyi bir uzunda. Elde 8-10 kişilik bir liste var diye duydum. Bu isimler içinde en öne çıkanlar Josh Powell ve eski Banvit'li Kenny Adeleke. Adeleke'nin takımıyla sorunları olduğu gelmişti kulağıma 1-2 hafta önce. Olabilir yani.

Uzun olup da sorunlar yaşayan Zizic ise kulüpte kaldı gibi. Badalona yüksek maliyeti nedeniyle vazgeçti bu işten. Gittiler eski oyuncuları Moiso'yu aldılar. O da ortada kaldı. Yönetim kadro dışı bıraktığı yıldızı yeniden kadroya alsam mı almasam mı sorusuna cevap aramakla meşgul şu anda.

20 Aralık 2008 Cumartesi

11. Hafta - Cumartesi Maçları

Günü kendimize ayırdık, 6 maçlı programdan uzak bir gün geçirdik. Geldim, skorlara baktım, favoriler kazanmış. Herhangi bir sürpriz yok. Ama hoş detaylar var yakaladığım ya da haberini aldığım. Paylaşalım bakalım.

Efes hafta içindeki galibiyetin de moraliyle Kolej'i deplasmanda da olsa rahat geçmiş (63-77). Shumpert 17 sayı ile öne çıkmış, Kaya da double double yapmış. Panionios maçının gizli kahramanı Kakiouzis yine iyiymiş. Evsahibinde ise Prowell 20 sayı ile oynamış. Caner Öner'in 12 sayısı da sevindirici.

Karışık durumdaki iki takımın maçında gülen taraf Antalya BŞB olmuş. Aliağa Petkim'i (84-70) ile deviren güney ekibi Altar Tunçkol yönetimindeki ilk galibiyetlerini de almış oldular. Nedim 22 sayıyla öne çıkmış, Ersin de 15 sayı atmış. Yerliler takımı sahiplenmişler beklediğim gibi. Mike Green'in 12 sayı yanına 9 da asist koyması güzel olmuş onlar için. Fatih Solak'sız bir kadroyla Antalya'ya giden Aliağa'da ise Reese - Davis - Wilmont üçlüsünün toplam 51 sayısı yetersiz kalmış. 4/23 ile üçlük atmışlar. Antalya BŞB'ye göre tam 14 hücum ribaundu fazla almış olmalarına rağmen maçı 14 sayı ile kaybetmiş olmaları da büyük başarı gerçekten. Bu arada hafta içinde Selçuk Üniversitesi'nden ayrılan Berkay Sahillioğlu Aliağa Petkim ile ilk maçına çıkmış. Gerçi hiç oynamamış ama kadrodaymış.

3 haftadır kazanan ve belli bir ritm yakalayan Beşiktaş Cola Turka, Konya deplasmanından da galibiyet çıkarmış (74-78). Maçın son anlarında Selçuk geri gelmiş ama nefesleri yetmemiş. Haluk 5/7 üçlük isabetiyle oynayıp tam 21 sayı üretmiş, sahanın en skoreri olmuş. Son haftaların en formda ismi Cevher 25 dakika sahada kalıp sadece 2 şut denemesi yapmış, 1 sayıyla oynamış. Mehmet Yağmur'un 14 sayı, 4 ribaund, 6 asistlik performansı ekstra olmuş onlar için. Bu arada maçın 3. çeyreğinde Beşiktaş Cola Turka'dan Chatman, Mims ve Hakan Demir diskalifiye edilmişler. Konya ekibinden de İlker Türel diskalifiye edilmiş. Haftaya Beşiktaş Cola Turka - G.Saray Cafe Crown maçı var. Zaten dar olan Beşiktaş Cola Turka kadrosu ne yapacak bakalım bu şartlarda.

Türk Telekom'un ligde son 3 maçını da kaybetmiş olmanın vereceği gaz ile bugünkü maçta halen Bora ve Hammonds'ın eksikliklerini dolduramamış olan Daçka'yı rahat geçeceğini düşünüyordum. Pek öyle olmamış. Son çeyreğe kafa kafaya girilmiş, son çeyrekte Telekom biraz vites yükseltip maçı almış (71-78). Gerçi Asım ve Serkan yomuş Ankara ekibinin kadrosunda ama dediğim gibi daha rahat bir galibiyet bekliyordum her ne olursa olsun. Michael Wright ağırlığını koymuş pota altına. 24 sayıyla maçı alan adam olmuş. Tutku'nun 12 sayısının yanında yazan 11 asist de pek bir hoş hani. Zaten total asist sayılarında da 23-9 Telekom üstünlüğü var.

Halil Üner'in tavşanlar Karşıyaka'da fena avlanmışlar (85-70). Bakmayın maçın 15 sayı farkla bittiğine, son çeyreğe 25 sayı geride girmişler. Hem de evsahibinin en önemli skor opsiyonu olan Mims maçı 0 (yazıyla sıfır) sayıyla tamamlamış. Buna rağmen ezip geçmişler Kepez'i. Leon 21, Brown 17 sayıyla oynamış. Asıl bomba istatistik Hakan Köseoğlu'ndan gelmiş. 20 sayı, 9 ribaund, 8 asistle oynayan tecrübeli guard triple-double'ı kılpayı kaçırmış. O böyle oynadığı zaman KSK, hele de içeride kolay kolay maç vermez. Kepez Belediyesi hafta içinde Kammron Taylor'ı ülkesine yollamış, Bavcic ise mecburiyetten kadrodaymış. Yeni yabancı gelene kadar idare ediyor işte. Traktör 26 sayı atmış, geri kalan takım sus pus. Haliyle farklı yenilgi de gelmiş tabii. Karşıyaka'lı seyirciler maçın son bölümlerinde 'Çökertmeden çıktım da Halil'im' türküsüyle Halil Üner'le makara yapmışlar.

Mersin BŞB, Erdemir deplasmanından 1 sayı farkla galip dönüyor (80-81). Son çeyreğe 4 sayı geride girmişle ama maçı almayı bilmişler. Uzun süredir sakatlığı yüzünden oynamayan Lofton da oynamış, 6 sayı ile bitirmiş maçı. Ümit Sonkol yine oynamamış. McClaebb ve İnanç skorda öne çıkmışlar, Erdemir'de ise Funk sivrilmiş, onun dışında skor dağılımı dengeli. Hakan Demirel de 6 sayı üretmiş. Detaylı istatistikler gelsin, daha derin konuşuruz.

19 Aralık 2008 Cuma

Ibekwe & Garnett

M.A. Selçuk Üniversitesi'nin bu yılki en efektif ismi olan Ekene Ibekwe, TBF'nin sitesine verdiği röportajda kendisine Kevin Garnett'i örnek aldığını söylemiş. Şöyle alıcı gözüyle bakınca, hafiften andırmıyor da değil hani.

Şimdi Nerede? #7: Horace Jenkins

Efes Pilsen'e 2006-07 sezonuda Hapoel Jerusalem'den gelmişti. Bir önceki sene Ulep Cup'ta sayı kralı olunca Efes'li yetkililerin dikkatini çekmişti ve Euroleague sayı kralı Drew Nicholas ile birlikte kadroya katılmışlardı. Ama ne var ki o yıl işler hiç de beklendiği gibi gitmediydi. Horace Jenkins'in hafif sokak basketbolu tadındaki oyunu ile Mahmuti'nin hafif askeri meşrepli düzeni uyum sağlaayamamıştı. Jenkins kariyerinin en düşük sayı ortalamasını tutturduğu Efes Pilsen'den Şubat ayı gibi ayrılmak zorunda kalmıştı. Yeniden eski takımı Hapoel Jerusalem'e dönen 74 doğumlu oyuncu, 2007-08 sezonunda İtalya'nın Fortitudo Bologna takımına transfer oldu. Ligde ve Avrupa'da oynadığı maçlarda % 50'lik galibiyet yüzdesi yakalayıp orta şeker giderken Jenkins takımın sivrilen adamlarından biri oldu. Bu yılki durağı ise bir başka İtalyan takımı Eldo Caserta. Henüz sadece 3 maça çıktı yeni takımıyla. Ama her maç biraz daha üstüne koyarak gidiyor. Son maçında Fortezza'ya karşı 18 sayı üretmiş.

Neydi O Tezahürat?

Neydi o tezahürat? 'Siz böyle oynayın, canımızı verelim' olabilir mi? Dün Efes Pilsen takımı koçundan malzemecisine kadar galibiyete inanmış bir şekilde sahadaydı. Bu yıl Efes Pilsen'i ilk kez böyle gördüm ben. Kendi elleriyle zora soktuları işi bir şekilde lehlerine döndürebilirlerdi. Mücadele ederek, inanarak. Onlar da bunu yaptılar. Gerisi zaten çorap söküğü gibi geldi. (64-78)

Maça rakip guarda baskı ile başlayan temsilcimiz daha ilk periyottan vurdu rakibine darbeyi. Bunun üstüne çok yüzdeli oynamak da eklenince devreyi güzel kapadık. Hatta Vujanic'in son saniyede attığı üçlük hakemlerin devre arasında TV'den kontrol etmelerinin ardından iptal olmasa çok daha güzel olabilirdi.

İkinci yarının ilk kısmında kötüydü Efes. Bir ara skor 47-51'e kadar gelince eyvah dedim içimden ama dedik ya Efes inanmıştı. İzin vermedi istenmeyen bir sonuca, farkı yeniden açtı. Maçın sonunda 14 sayılık fark yazıyordu skorbord. Ve bu skor bir değil iki galibiyete eşdeğerdi. İlk maçta burada Panionios'a 9 sayıyla yenilmişti çünkü mavi beyazlılar. Şimdi o avantajı da ceplerine koydular. Ve bence gruptan da çıktılar. Son 2 maçta mağlubiyet alsalar bile gruptan çıkacaklardır. Maçta Thornton çok yüzdeliydi. 2 üçlük dışında şut kaçırmadı. Sakat Kerem Gönlüm, müthiş bir özveriyle sahaya çıktı, 28 dakika oynadı, %100 şut isabetiyle 17 sayı üretti, bu maçın sürpriz adamı Kakiouzis ise belki de Efes formasıyla en iyi maçını oynadı.

18 Aralık 2008 Perşembe

Haberler - Kısa Kısa

- Aliağa Petkim'de saktlığı süren Fatih Solak Antalya BŞB ile yapılacak maçta oynamayacakmış. 4. bir yabancı takviyesi düşünüyorlarmış Ocak başı gibi. Oyuncuların idmana çıkmadığı haberleri yalanlanmış ama maddi problemler kabul edilmiş. Ödemelerde sıkıntı yaşanıyormuş.

- M.A. Selçuk Üniversitesi'nde Berkay Sahillioğlu serbest bırakılmış. Yerine altyapıdan Eren Özteke kaydırılmış A takıma. Berkay'ın İzmir takımlarından biriyle anlaşacağı haberi var kulağıma gelen. Belki TB2L yapar oynamak için. Öğrenirim yakında.

- Antalya BŞB'de sular pek durulmuşa benzemiyor. Operasyon sesleri geliyor derinden derinden. Ama her halikarda bu haftasonu oynanacak Aliağa Petkim maçını kazanmak istiyorlar.

- Pınar Karşıyaka yönetimi cumartesi günü futbol maçının da olmasını gözönüne alarak Kepez Belediyesi maçı biletlerini 5 YTL'ye çekmiş.

Laf-ü Güzaf #5

Sevgili Çetin Yılmaz, F.Bahçe Ülker - Joventut Badalona maçında Marques Green'in penetre ederek turnikeden bulduğu sayının ardından esprili bir dille Green'i uyarıyor:

'Green bu tip penetreleri daha sık yapmalı. Zaten soyadı da Green. İçeri girin.'

Güzel Çarşamba

F.Bahçe Ülker son aldığı yenilgilerle biraz keyifleri kaçırmıştı Avrupa'da ama kritik Joventut galibiyetiyle yeniden işi sağlama aldı (89-63). Gerçi gruba yapılan başlangıç çok daha kolay bir terfi gerektiriyordu ama olsun. Dün çok rahat geçti maç. Beklemiyordum bu kadar kolay olmasını. El kol sallaya sallaya aldı maçı sarı lacivertliler. Bu kez güzel geçen bir ilk yarının ardından kötü bir üçüncü çeyrek oynama huylarına da yakalanmadılar. Emir Preldzic'in ilk çeyrekte havada fake atarak bıraktığı turnike, Rasim'in üçüncü çeyrekte çaktığı blok sonrası sağa sola 'I'm the king of the world' hareketi yaparken takım arkadaşının turnikeden boş dönmesi, Mrsic'in küçük çaplı futbol şovu, Smith'in blokları, Semih'in kafaca maça gelmemiş olması, hatta bir fast-break'te garip bir hücum faul alması maçtan akılda kalan hoş notlardı.

EuroChallenge'daki temsilcimiz G.Saray Cafe Crown ise Zizic, Gurovic, Milojevic'siz gittiği Zagreb deplasmanından galibiyetle dönerek gruptan çıkıp çıkmama sorusunu İstanbul'daki iki maça taşıdı (78-82). Gerçi iyi mi yaptılar kötü mü yaptılar pek emin değilim. Çünkü bu kupa yorucu bir kupa. Yine de karar onların tabii. Hoş bir dereceyle bu kupayı bitirmeye kimse hayır demez sonuçta. Sakatlığı nedeniyle uzun zamandır oynamayan Polat Kocaoğlu'nun 29 dakika süre alması da ayrı bir sevindirici gelişme onlar için. Grupta 2 maçları kaldı, ikisi de Ayhan Şahenk'te.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Ersin Dağlı

Tanıştırayım; Ersin Dağlı.

Türk vatandaşlığına geçme işlemleri tamamlandı. Bu sene Türk statüsünde oynaması zor gibi ama seneye kesin olarak Telekom'da bir yabancı kontenjanı boşalıyor.

Son Uyarılar Bunlar

2010 için işler giderek ciddiye binmeye başladı. İspanyol AS gazetesinde bugün çıkan haberde bugüne kadar vaadettiklerini yerine getiremeyen Türkiye'nin elinden bu organizasyonun alınması ihtimali ciddi ciddi konuşulmuş. Hatta Türkiye'nin yerine birkaç aday bile gösterilmiş. Arjantin, Çin, Avustralya hatta Yunanistan ve İspanya. Ama İspanya 2010'u istemiyor, onlar 2014'ü hedefliyorlarlarmış. Şubat ayının 15'inde son bir kontrol daha var. Ak döt kara döt o zaman ortaya çıkacak.

AS gazetesindeki habere şuradan bakabilirsiniz.

Baklavayı Yiyen Gider


Fotoğraf Kepez Belediyesi idmanında çekilmişti sezon öncesinde. Kulağıma gelen bilgi; resimde baklavaları götürürken görünen Kammron Taylor & Edin Bavcic'in Halil Üner tarafından yolcu edileceği yönünde. Her fırsatta Traktör ve Martin'den övgüyle söz eden Üner, Taylor'ı Erdemir maçında kadroya dahi almamıştı. Bekleniyordu zaten böyle bir hamle. Halil Abi kendi yabancılarını monte edecektir bir şekilde takıma.

Melih Yavşaner de ucuz kurtulmuş he, başkan onu epey bir kamufle etmiş fotoğrafta. Net bir kanıt yok baklavaya dair. Yoksa o da yolcu olabilirdi. :)

16 Aralık 2008 Salı

Telekom Devam, Kartal Tamam

Eurocup'taki temsilcilerimizden Türk Telekom, deplasmanda 4 sayıyla yenildiği Aris'i Ankara'da 78-65 yenerek grup liderliği yolunda büyük avantaj yakaladı. Bir diğer Yunan takımı Panellinios'a deplasmanda yenilmemek gerek tabii. Gerçi onlar da bugün Bnei Hasharon'a yenilince pek bir umutları kalmadı. Yine de dikkatli olmak lazım. Turdan şüphem yok da, liderliği kaybetmesinler.

Bu kupadaki diğer temsilcimiz Beşiktaş Cola Turka ise İstanbul'da hafiften salladığı ama yıkamadığı Khimki'ye Rusya'da diş geçiremedi ve 91-65 mağlup oldu. Maçın ilk 15 dakikasını izleyemedim, kalan kısmına baktım. Ezildi yani Beşiktaş Cola Turka. Hem oyun olarak, hem ribaund olarak, hem duruş olarak. Ellerinden de fazlası gelemezdi zaten. Bu uzun rotasyonuyla bu kadar mücadele edebildiklerine de dua etmek gerek. Artık son iki maç rölanti havasında olacak. Zira hiçbir matematiksel umutları da kalmadı bugünkü sonucun ardından.

TBL'de 11. Hafta Programı

20 Aralık Cumartesi
15:00 Casa TED Kolejliler – Efes Pilsen (Spormax)
16:00 Antalya BŞB – Aliağa Petkim
17:00 Pınar Karşıyaka – Kepez Belediyesi
17:00 M.A. Selçuk Üniversitesi – Beşiktaş Cola Turka
17:00 Darüşşafaka Cooper Tires – Türk Telekom (SkyTürk)
18:00 Erdemir – Mersin BŞB

21 Aralık Pazar
15:00 Banvit – F.Bahçe Ülker (Spormax)

22 Aralık Pazartesi
20:00 G.Saray Cafe Crown – Oyak Renault (Spormax)

Hakan Demirel Erdemir'de

Hakan Demirel ligde 10 maçta 2 galibiyetle alt sıralarda bulunan Erdemirspor'a kiralık olarak verilmiş. İyi olmuş onun adına, artık son şanslarını kullanıyor çünkü. Ya batacak, ya çıkacak. Bir ara Karşıyaka için de adı geçiyordu.