11 Aralık 2008 Perşembe

Avrupa'da Çarşamba Mesaisi

Efes Pilsen deplasmanda da yendiği A.J. Milano takımıyla Abdi İpekçi'de karşılaştı. Mutlaka kazanılması gereken bir maçtı ve kazanıldı. Ama izlediğim dönemlerde (2. çeyrek ve 3. çeyrek) her an sürpriz bir konuk takım galibiyeti çıkabilecek gibiydi maç. Son çeyreğe de kafa kafaya girildi zaten. Sonra Efes kurtarmış maçı (74-67). Vujanic & Kerem ikilisinin toplam 39 sayılık katkısı sevindirici. Daçka'dan ithal edilen Hammonds'ı da çok beğendim ben. Zaten hazırlık döneminde takımla beraber çalışmış, Efes formasıyla hazırlık maçlarına çıkmıştı. Takıma adapte olması kısa sürmüş. Ligde yabancı kotasına takılması en büyük şanssızlığı. Pratik yapamıyor bu yüzden. Şimdi asıl kritik maç Yunanistan'da. Panionios karşısında mutlaka ama mutlaka kazanmak gerekiyor. Hem de mümkünse 10 ya da üstü farkla kazanmamız gerekiyor. Garantilemek için değil, gruptan çıkmak adına umutlanabilmek için. Kaybedersek zaten elveda diyoruz dolaylı yoldan. Zor maç olacak. Kazanır mıyız? Şu anda şu Efes takımı her skoru alabilir yani. 30 fark da atsa şaşırmam, 30 fark da yese şaşırmam.

EuroChallenge'daki tek temsilcimiz G.Saray Cafe Crown ise ölmüş ağlayanı yok (87-75). Bu kupanın gereksiz ve yorucu bir kupa olduğunu Buducnost'a elendiklerinden hemen sonra yazmıştım. Deplasmanların alakasız kentlerde olduğunu, yorucu yolculuklara maruz kalındığını ve maçların da gereksiz bir tempoda geçtiğini belirtmiştim. G.Saray Cafe Crown iki maçtır hatta kazandıkları ilk maçı da sayabiliriz, üç maçtır bu kupaya öylesine katıldığını, el mecbur maçlara çıktıklarını ve bir an önce yenilip havlu atmak istediğini belli eder tarzda oynuyor. Madem öyle katılmasaydılar diyesi geliyor insanın. Dün Ukrayna'da Khimik karşısında yine ne savunmada ne hücumda düzgün bir şeyler koyamadılar ortaya. Haydi hücumu bir şekilde kamufle ederiz de savunma? Yaptıkları şeyin savunma olduğunu savunmak en acemi avukatın bile yapmayacağı iştir. 3. çeyrekte 29-10'luk felaket bir peformans sayesinde maçtan uzaklaşıyorlar ama bu sadece işin görünen kısmı. Maçı izleyen biri olarak G.Saray Cafe Crown'un maçı alabileceği hissi hiç uyanmadı bende. Skor kafa kafayayken de, G.Saray Cafe Crown öndeyken de. Zizic kadroda yok, kadroda olan Gurovic (ki takımın büyük yıldızı diye alındı) 15 dakika oynuyor ve topu sadece 3 kez potaya yolluyor, Milojevic desen kendi halinde, Atkins 30 dakika oynuyor ama pek bir varlık gösteremiyor, garibim Graves çabalıyor biraz, sakatlıktan yeni çıkan Murat Kaya 23 dakika oynuyor ve 10 sayı üretiyor, bir de son moda Hüseyin Beşok. Zizic'in kadro dışı kalmasıyla epeyce bir süre bulmaya başladı. Rakamlara bakıyorsunuz 18 sayı, 13 ribaund yapmış. Vayyy iyiymiş diyorlar ama savunmadaki o acizliğin baş sebebinin Hüseyin olduğunu göremiyorlar. Adamın bacakları onu taşımıyor artık, savunmada sıfır. Hücumda ise 18 sayı atmış ama kaçırıp da yedirdiği fast-breaklere ne demeli? Saçma bir fade-away, zorlama bir el üstü üçlük, kendi şutu olmayan sayı denemeleri? Ve 33 dakika sahada kalıyor. Çoğu G.Saray'lı arkadaşımın dediği gibi 'Başta hoca yok ki anasını satayım'. Dün Özyer'in en sağlam arkasında duran kalelerden GSBasket de dayanamayıp tepkisini koymuş. Hayırlısı bakalım.

1 Yorum Var:

dejavu_c dedi ki...

Daha önce de epey yazıp çizdik bu konuda.Kupa3'e düşüp oynamak istemeyebilirsin Zizic gibi,makul karşılanabilir birşey bu.Bizim gibi yaş ortalaması yüksek,kadrosu şu anda sakatlıklar nedeniyle daralan bir takım için bu maçlar handikap demiştim ilk maçımızdan önce.Katılmak zorunda değilsin çekilebilirsin silah zoruyla sokmuyorlar,hadi katıldın diyelim gençlerle oyna şunu.Hüseyin'i Cüneyt'i Mılo'yu götürme bari,adamlar lig maçında ölücek duruma geliyor bu maçlardan sonra.

Dinlendiricem diye kenarda tutuyor bu oyuncuları dün Gurovic'i mesela..Fark 19 olmuş Milo'yu oyuna alıyor bir de birşeyler anlatıyor almadan oyuna,ne anlatıyorsun kime anlatıyorsun sen kimsin Özyer?

Last castle is down..Gsbasket de gitmiş,hayırlı olsun.