23 Aralık 2008 Salı

Marshall Strickland

İki yıllık Alpella performansının iç saha kısmına %80-90 oranında tanık olmuş biri olmama rağmen tam net karar veremiyordum Marshall Strickland adına. Alpella'daki oyun düzeninde en aktif isimlerden biriydi. Hatta son yıl en aktif isimdi. Ancak yaptıkları ya da ondan yapmasını istedikleri şeyler onun büyük bir takımda veya daha takım gibi bir takımda neler yapacağı konusunda içinden çıkılmaz bir denkleme düşmüş gibi hissetmemi sağlıyordu. Çünkü Alpella'da en büyük skor opsyionlarından biriydi kendisi. İstediği zaman kaldırıp atabiliyordu. Topu iyi taşıyabilmesi, top kaybı sayısının az olması Alpella gibi bir takım için yeter koşuldu. Diğer genç arkadaşlarını da doğru zamanlarda topla buluşturduğunda herhangi bir problem kalmıyordu onun adına. Şuta dayalı bu sistem elbette iş yapıyordu, Marshall da işe yarıyordu. Ama kendi kendime düşündüğüm zaman, 'Yahu bu adam pick'n roll yapsa nasıl yapar?', 'Yahu bu adam tepeden şut atmasa da penetre edip takımın uzununa ya da dışarıda bekleyen kısaya topu çıkarsa nasıl olur?' sorularına cevap bulamıyordum. Yine de Alpella'daki hocası Alaeddin Yakan'ın bir maçın devre arasında yaptığımız sohbette bana kurduğu 'Marshall tam bir büyük takım oyuncusu, göreceksin çok büyük oyuncu olacak' cümlesi onun için iyi şeyler düşünmemi sağlıyordu. Bu yaz transfere ayırdığı paranın büyük kısmını Yugo kökenli oyuncularına ayıran Murat Özyer, guard mevkiisi için hem ligi bilen hem de ucuz bir oyuncu arayışındaydı. Bu doğrultuda küme düşen Alpella'da iki yıldır başarıyla oynayan, her iki sezonda da 16 sayı ortalamaları yakalamış, hatta 2 sezon boyunca oynadığı maçlarda sadece 6 kez tek haneli sayılarda kalmış Marshall Strcikland, klasik Türk statüsünde oynama geyiği de düşünülerek kadroya katıldı. Transferinin ilk gününden itibaren eleştirilmeye başlandı Marshall. İnsan düşününce ne kadar zor bir durum olduğunu kavrayabiliyor kolayca. Ama başaran da başarıyor. Alt edebiliyor bu durumu. Marshall başaramayanlardan oldu. Oynadığı maçlarda tıpkı Hakan Demirel gibi sadece top getir-götür işlerine bakan, potaya bakmaya korkan, şut denemekten çekinen, denese de girmeyecek gibi hisseden, hemen takımın godaman yıldızlarından birine topu verip sorumluluk akmaktan kaçan bir yapıdaydı. Psikolojik bir dumur yani diğer bir tabirle.

G.Saray Cafe Crown'da en zayıf halka görülüp sene başından beri 7'den 70'e herkesin ağzına pelesenk olan Marshall Strickland'a kulüp tarafından kapı gösterildi en sonunda. Birkaç maçtır kadroda olmayan Marshall şu anda Casa Ted Kolejliler ile flört halinde. İş yapabileceği bir takım. Hem Kolej'in ona hem de onun Kolej'e ihtiyacı var. Hayırlı bir evlilik olur bence. Zaten guardı Kevin Bell ya da türevi olan bir takımın ligde kalması pek de kolay olmazdı. Strickland ilaç olabilir oraya. Hayırlısı ne diyelim.

4 Yorum Yapılmış:

saLsa dedi ki...

@ Okan

;)

Okan dedi ki...

başlığa katılıyordum ama o ayrı:)

dejavu_c dedi ki...

Alpella'dan gelmiş olması onun adına ilk handikaptı,Fenerbahce Ülker-Alpella ilişkilerinden dolayı.

Sahada birşeyler verebilseydi bu da gözardı edilirdi ona da eminim ama 0 katkı ile oynadı.5 şut kaçırıp,0 asistle oynadığı bir maç sırasında Çetin Yılmaz'ın onu övme çabaları ile aklımda kalıcak kesinlikle.

Ted'de iş yapacağı kesin ama büyük takımın guardı olamayacağını gördük.

Adsız dedi ki...

Flört bitti, evlilik başladı. Kevin'e teşekkür edildi, Marshall'a merhaba denildi.