13 Aralık 2008 Cumartesi

TBL Nostalji #4: Pete Williams

Çocukluk kahramanlarımızı andığımız TBL Nostalji köşesinde 4. konuğumuz Pete Williams. Conrad McRae'nin yeni yeni damgasını vurduğu ligimizde göklerin hakimi sıfatının birkaç taliplisinden biri de Spider lakaplı Pete Williams idi. Onu unutmak, ya da onu hatırladığımızda yüzümüzün gülümsememesi mümkün müdür acaba?

Ülkemize tıpkı Conrad McRae'de olduğu gibi yine F.Bahçe tarafından getirilmiştir kendisi. Yaşım itibariyle bu kısımları pek hatırlayamasam da, F.Bahçe formasıyla Play-Off maçlarından birine eli kırık bir biçimde çıktığını okumak hep heyecanlandırmıştır beni. Sonrasında G.Saray'a geçmiş ve Paşabahçe ile final oynanılan ve sonu şampiyonlukla biten sezonda sarı kırmızılı forma ile kupa kaldırmıştır. Ardından yolu Bursa'ya düşmüştür Tofaş'ta oynamak için ama asıl benim ve çoğu akranımın bildiği macerası 4 yıl süren Ülkerspor formalı yıllarıydı. Yan bağlarından sakatlanmıştı ciddi bir şekilde. İçimiz cız etmişti, sonra yeniden sahalara dönünceki sevincimi hala hatırlayabiliyorum net bir biçimde. Ama Spider bir daha eskisi gibi olamadı. Olsun banane, yine de benim kahramanımdı o. Türkiye kariyerinin son demlerini İTÜ'de geçirmiş ve Teknik Üniversite'li öğrencilerin de hayatlarını 1 yıl da olsa keyiflendirmiştir.

Kapatıyorum gözümü, Pete'i düşünüyorum. İnce uzun, heryeri efil efil kas, 2.00 metre boyunda (aslında kısa gibiydi ama, zıplamış haliyle bir 5 metre falan oluyordu yanılmıyorsam. Ya da ben o zamanlar çok çizgi film izlediğimden öyle düşünüyordum), ağzından kürdanı düşmeyen değişik bir 4 numara idi. McHammer saçları, James Edwards bıyığı ile tam da o yılların adamıydı be. Hatta garip olacak ama aynı dönemlerde bir çizgi film vardı Denver diye. Bir dinazor ve onun arkadaşlarının maceraları anlatılırdı. Orada bir eleman vardı kaykaycı. Saç modeli yüzünden hep Pete Williams'a benzetirdim onu. Aradım buldum da bak resmini. :)

Şutu zayıftı eyvallah ama yahu nasıl bir zıplama yeteneği vardı adamda öyle. Dedim ya sanki zıpladımıydı 5 metre oluyor gibiydi. Hiç unutmuyorum bir F.Bahçe maçında Mitch Smith ve Kevin Rankin'in üstünden bir smaç vurmuştu ki, adamın dizleri Mitch Smith'in kafa hizasındaydı. Maç içinde eğer ona bir blok vurulmuşsa, ya da Allah muhafaza onun üstünden biri smaç vurmuşsa falan, hesabı kapatmadan rahat edemezdi. Ya yediği bloktan daha kallavisini vururdu rakibinin kafasına, ya da demin Mitch Smith örneğinde olduğu gibi insan içine çıkamaz hale getirirdi karşısındakini. O dönemin oyuncularını hatırlattığımda, o oyuncuların İsmet Badem ile olan bir anısını ya da bir münasebetini de mutlaka iliştirmek zorunda kalıyorum ama mecburum yani. :) Ülker yıllarıydı, bir CSKA maçı oynanıyor İstanbul'da, ilk 5 hücumun 5'ini de smaçla bitirdi Pete Williams. Haliyle İsmet abimiz zevkten dört köşe oldu. İsmet Badem'in o 5. smaçtan sonraki zevk çığlıkları yeniden kulağımda çınladı bak şimdi. Ayrıca Pete bir smacının ardından İsmet Badem tarafından 'Hamburgerin içinden sıyrılıp akan kaşar peyniri' benzetmesine de maruz kalmıştır. Gerçi onun Cheeseburger olması gerekirmiş diyor şimdi insan ama o dönemde demiyorduk işte. Sokakta ya da evde kapı arkasına astığımız basket potalarında onun gibi faul atma takliti yapardık. Kollarını öne doğru getirir, dilini ve ağzını garip bir şekle sokardı. Bizim de ilgimizi çekerdi tabii, hemen copy-paste yapardık. Bir Detroit Pistons macerası yaşamışlığı da vardı Pete'in ama buradaki yılları, bu ülke basketbolundaki yeri hepsinden çok daha önemliydi ve özeldi. Ülker reklamlarındaki ters smacı belki de ülkede gördüğümüz ilk ters smaçtı. Sonra maçlarda da vursun diye ağzımız açık beklerdik, vururdu da zaten. Magic Johnson'ın memleket topraklarındaki Ülker maçındaki performansı da yine unutulmazlar arasındadır onun hakkında. Conrad McRae'den yemiş olduğu bir feyk de vardı ki akıllara zarardır, kepaze olmuştur ama o anı bile güzel hale getirmiştir. Nette bununla ilgili bir yorum buldum, çok güldüm, hiç değiştirmeden onu koyayım:

'Conrad McRae'nin buna bir hareket çekmişliği vardır ki bu olay Pete Williams hariç kimin başına gelse kalan kariyerine kuzey kutbu liginde penguen turnuvalarına katılmak suretiyle devam ederdi. Hadiseyi aynen naklediyoruz: Efes hücumu sırasında top Conrad'da ve bu oyuncu Pete Williams'ın yakın savunmasındadır. Conrad McRae tek elinde tuttuğu topu pota altına doğru pas atar gibi yapınca (ki bunu fake atmak şeklinde tabir ediyor muyuz, ediyoruz evet), Pete bir anlık boşluğa düşüp savunduğu adamdan gözlerini ayırarak topun gittiği yeri takip etmeye çalışmış, bulamadıkça sağa sola dönmeye başlamıştır. Elemanı keklemiş olmanın haklı sevinci içindeki Conrad McRae'ye ise Hz. İsa uçuşuyla o klasik kafa göz yaran smaçlarından birini yapmak kalmıştır.'

Hazır yeri gemişken, Yiğiter Uluğ abimizin de şöyle bir yazısı vardır Pete Williams ve kankası Larry Richard ile ilgili. Okumadan geçmeyin derim onu da.

Özlüyoruz böyle adamları, o yılları. Nostalji iyi ki varsın yahu.

4 Yorum Yapılmış:

Ömer dedi ki...

Yasim nedeniyle hayal meyal hatirliyorum bende. Yalniz aklimda kalan bir sey var; Bu adam sanirim Ulker'in hobby adli urununun reklaminda oynamisti. :) Ki cok severim hobby'i ezelinden beri, sanirim ondan kalmis aklimda.

cemcomu dedi ki...

salsa bea yazsana Larry Richard abimizide nostalji köşende keyifle okuyoruz bu yazıllarını tbl içinde tebrikler renk getirceğine inanıyorum orayada.
bu arada omuzu sakat diye larrye özenip tek elle serbest atış atan kaç kişi vardır ?

CaRtMaNtR dedi ki...

Naumoski yazısını okurken iki ismin daha yazısı olsa keşke diyordum. Biri Pete Williams diğeride Michale Ansley'di. Bu yazıda öncekiler gibi zaman makinasına sokuyor insanı :D

ako dedi ki...

İsmet Badem, GSli Gary Nickerson için de "cheeseburger gibi sıyrıldı" benzetmesini kullanmıştı. Adamın canı çekiyor herhalde.