31 Ocak 2009 Cumartesi

Hediye

Günün büyük kısmını dışarıda geçirdiğimden TV yayını olan Antalya BŞB - G.Saray Cafe Crown maçının son 6-7 dakikasına kadarki kısmı ve F.Bahçe Ülker - Kepez Belediye maçının ikinci yarısına bakabildim sadece. Yazının başlığını Altar Tunçkol'a ithafen attım. Onun başarılı olmasını ne kadar çok istediğimi burayı takip edenler gayet iyi bilir ancak bugün felaketti. Hem takımı hem kendisi. Kolu kanadı kırık G.Saray Cafe Crown karşısında öyle berbat bir oyun oynadılar ki yani bilmiyorum nasıl tarif edeceğim bu işi. Maç boyunca yaptıkları şeyin 'savunma' olduğuna beni kimse inandıramaz. Koray hocanın öğrencileri zaten dar rotasyonla oynayıp, özellikle hücumda kaçak dövüşmek zorundalardı. Bu da ne demek? Üçlüklere yönelmek demek. Ama eminim ki G.Saray Cafe Crown'lu oyuncular bu maçta buldukları rahat üçlük fırsatlarını idmanlarda bile bulamıyorlardır. Sanki Antalya 1 kişi eksik gibiydi sürekli sahada. Bir ara skor 49-44 Antalya lehineydi ve maç kopma eğilimine girmişti. Ersin & Douthit ikilisinin pota altında harcadığı kolşay fırsat dönüp Murat Kaya'nın ellerinden süzülen bir üçlüğe dönüşünce ve onun üstüne 3 üçlük daha gelince maç gitti zaten. Uğurlar ola. Bakmayın farkın kapandığına sonra. Benim için maç bitmişti o anda. Altar Tunçkol şu maçta ihtiyacı olan 1-2 savunma setini çizemiyorsa benim diyecek lafım yoktur buna. Bunca laf yazdık diye sakın ola ki sarı kırmızılı oyuncuların ve Koray hocanın başarısını pas geçtik sanılmasın. Bunca olumsuzluğa rağmen kazanmaya devam etmeleri ayakta alkışlanacak başarı. Üçlükler üzerine kurulu oyunları 14 isabetli üçlük bulmaları nedeniyle işledi denebilir. Rakibin sadece 7 isabetli üçlüğü var. Ayrıca ribaundlardaki 50-30'luk ezici G.Saray Cafe Crown üstünlüğü de cabası. 77-85'lik skorla biten maçın bir diğer anlamı da olası Play-Off eşleşmesinde 1-0'lık avantajı sarı kırmızılı takıma getirmesi. Ha bu arada bak aklıma geldi yine. Yahu Altar hoca! Erkenden 2 faul almış Douthit'i devrenin bitimine 1 dakika civarı bir şey kala oyuna almak, sonra onun 3. faulünü almasına sebep olmak, hatta o faulü yaparak Hüseyin'e 2+1=3 sayı şansı vermek basketbol literatüründeki hangi kitapta bir karşılık bulur? Ya da bulabilir mi? Bir ara fırsatını bulup konuşalım cidden. Bu maçtaki performansın için kocaman bir zayıf gelsin benden sana. Naçizane. Kabul edersin inşallah.

Günün diğer maçlarında Telekom Karşıyaka'yı son dakikalarda farkın eridiği maçta 87-81 ile geçmiş. Geçen hafta attığımız bir postun yorum kısmında Karşıyaka'lı arkadaşlar dahil herkesin sağlam eleştirdiği Hakan Köseoğlu 30 sayı (5/7 üçlük), 4 r, 8 a ile oynayıp ve sadece 2 top kaybı yapıp sağlam bir cevap göndermiş haberimiz ola. :) Benton'ın 23 sayı, 11 ribaundluk performansı da etkileyici. Evsahibinde Serkan öne çıkmış 23 sayıyla. Geri kalan sayılar dağılmış takıma.

Haftanın sürpriz çıkar mı diye beklenen maçında Beşiktaş Cola Turka o ihtimallerin hepsini paket yapıp gerisin geri göndermiş. Mersin BŞB'yi maçın başlama düdüğüyle başlayıp 40 dakika boyunca dövmüşler, 93-72'lik skorla galibiyeti koparmışlar. Baxter 1/7 üçlük atsa da 20 sayıyla oynamış ama asıl katkı Chatman ve Cevher'den gelmiş. Özellikle Chatman'ın 22 sayı, 9 r, 6 a istatistiklerinin triple-double kapısını tırmaladığını gözden kaçırmayalım. Maçın en skoreri ise Cevher Özer olmuş. 26 sayı, 8 r, 3 a'lik performansı ile son haftalardaki düşük vitesini yukarılara taşımış. Asıl ilginci ise bu 26 sayının 19'unu son çeyrekte atmış olması. Hahaha Kimani Ffriend de 5/14 ile faul atmış yine. Bu adam öldürecek beni ya.

Ligin dibini ilgilendiren maçta, Daçka Erdemir'i 70-65 geçip kritik bir galibiyete imza atmış. Erdemir maçın ilk yarısını 38-41 önde kapatmış, hatta son dakikalara 60-62 önde girmiş ama maçın sonunu Daçka daha iyi oynamış. James Thomas'ın 18 sayı, 17 ribaundluk performansı yeterli olmamış. Zaten asıl kritik adamlar Funk ve Barbour epey etkisiz kalmışlar maçta. Yenilgi normal yani. Geçen haftanın çılgın performanslarından birine imza atan Hakan Demirel 10 sayı, 4 r, 5 a ile yine fena oynamamış. İlk yarıdaki maçı Erdemir'in almış olması da bu galibiyeti Daçka adına daha anlamlı kılıyor. Onlarda da Soner ve Hammonds iyi oynamış.

Lider Bursa'da Renault'yu fena çarpmış. 55-91'lik galibiyetle üstüste 16. galibiyetlerini almışlar. Yeni transfer Kerem Tunçeri oynamamış, bu maçtaki 6. yabancı piyangosu ise Shumpert'a çıkmış. Efes'te süre alan 10 oyuncu da skor üretmiş, en yükseği 13 sayıyla Kakiouzis, en düşüğü ise 4 sayıyla Vujanic. Renault bol bol pota dövmüş. İstatistiklere bakıyorum da fena baya. Böylece ligdeki iki maçta toplam 74 sayı fark atmış oldu Efes Renault'ya. Geçen yılki kupa yarı finalinin acısını mı çıkarttılar acaba? :)

Cumartesi programının son maçı ise F.Bahçe Ülker ile Kepez Belediye arasındaydı. Daha iki gün önce CSKA ile epey yüksek efor isteyen bir mücadeleden çıkmış olan sarı lacivertliler ilk yarısını 46-42 önde kapadıkları maçı ikinci yarıdaki üçlüklerle kopardı (97-77). Yani ben öyle gördüm, ilk yarısını izleyemedim maçın ama ikinci yarı yağmur olup yağdılar dışarıdan. Maç sonunda takım olarak toplam üçlük yüzdeleri 15/28 idi. Kepez'in üçlük yüzdesi de gayet iyiydi aslında 10/20 ile. 5/5 üçlükle oynayıp 22 sayı üreten Giricek CSKA maçından sonra bu maçta da takımının en skoreri oldu. Semih 16, Green de 13 sayıyla katkı vermişler skora. Kepez'de ise 25 s, 8 r, 5 a üreten Fitch hem takımın hem sahanın en skoreri oldu. Traylor'ın 13 s, 12 r, 4 a, Saunders'ın ise 15 s, 12 r istatistikleri sadece bir teselli olarak kaldı. A bu arada, maçtan asıl bomba istatistiği vermeyi unuttum. F.Bahçe Ülker 40 dakikada takım olarak sadece 27 ribaund çekebilirken, Kepez Belediye cephesinde bu rakam 40 idi. Hem de 20 tanesi hücum ribaundu olarak.

Yazlıkçı Mode: ON

24.08.2004 - Special thanks to Oğuz Yenihayat -

Bir İkincisi Daha?

G.Saray Cafe Crown'da Atkins'in mide rahatsızlığı nedeniyle yaptığı ABD seyahati bitmiş, kendisi takımla beraber Antalya'da imiş. Bugünkü maçta belki bir ihtimal sahada olabilirmiş. Cüneyt & Milojevic ikilisinin sakatlıkları ve Gurovic'in de cezalı oluşuna Zizic'in yerine herhangi bir adam alınamamasını da eklersek oldukça küçük bir rotasyon olacak Koray hocanın elinde. Gerçi insanın aklına hemen ligin ilk yarısındaki Beşiktaş Cola Turka - G.Saray Cafe Crown maçı geliyor ama bu kez saha avantajı da kadro konusunda daha rahat olanda, bakalım neler olacak. Derbideki sürprize benzer bir sürpriz mi yaşanacak, yoksa daralan rotasyon bir mağlubiyet olarak mı geri dönecek sarı kırmızılılara.

30 Ocak 2009 Cuma

TBL'de 17. Hafta Programı

31 Ocak Cumartesi
15:00 Türk Telekom - Pınar Karşıyaka
16:00 Antalya BŞB - G.Saray Cafe Crown (
SkyTürk)
16:00 Beşiktaş Cola Turka - Mersin BŞB
17:00 Darüşşafaka Cooper Tires - Erdemir
17:00 Oyak Renault - Efes Pilsen
19:00 F.Bahçe Ülker - Kepez Belediye (Spormax)

1 Şubat Pazar
16:00 Aliağa Petkim - Casa TED Kolejliler
16:00 Banvit - M.A. Selçuk Üniversitesi (
SkyTürk)

29 Ocak 2009 Perşembe

Atamazsan Neye Yarar Tutmak? (48-66)

Azim, coşku, istek ve savunma hepsi üst düzeyde -özellikle ikinci yarıda- ama atamazsan da kazanamıyorsun işte. Yoksa o üçüncü çeyrekte 8 dakikalık dilimde CSKA gibi bir takımı sadece 2 sayıda tutmak her babayiğidin harcı değil. Hele o rakibi 2 sayıda tutarken ki ortaya konan mücadele, Ömer Onan önderliğinde başlatılan 'Kusana kadar savaşacağız' kampanyası, o ardı arkasına vurulan bloklar, rakibe 24 saniye içinde potayı göstermemek falan tüyleri diken diken eden türden hareketlerdi. Ama atacaksın işte, hazır rakibi bu denli tutmuşken, atacaksın. Böyle bir periyodun sonunda rakip potaya bırakabildiğin toplam sayı 13 ise (ki hiçbir çeyrekte 13'ten fazlasını göremedik bugün) istersen savaşmaktan geber, skorbord hala farklı bir skor yazıyor oluyor.

İlk turda oynanan 10 maçta Euroleague'in en çok 3 sayılık atış denemesi yapan 2. takımı olan (birincisi Joventut idi) F.Bahçe Ülker bugün sadece 14 üçlük denemesi yapıp onların da sadece 2 tanesinde isabet bulurken, aynı 10 maçlık bölümde en yüksek yüzdeyle üçlük atan takım olan CSKA ise 10/20 üçlük yüzdesiyle cayır cayır yandı bugün. Tek tek ele alındıklarında neredeyse bir çoğu Giricek & Mrsic ikilisi hariç herkesten iyi şutör olan CSKA'nın buna rağmen hiç zorlama şut yollamayıp, sürekli en doğru adamı aramaya çalışması da onların neden en büyük olduklarının en temel sebebi şüphesiz.

Uzun zamandır beklenen Gordan Giricek 2 gün önce Katie Smith'in hoş bileği sayesinde damağımızda bıraktığı tadın bir benzerini çaldı damağımıza. Özellikle ilk yarıda peşpeşe yolladığı isabetli şutları sonrasında onu daha önce pek izlememiş olan babama bile 'Hmm iyi adammış harbiden' repliğini kurdurması gecenin hoş detaylarından biriydi bizim ev adına. Bir de şu Semih'i beğenmese tam seveceğim babamı ama uyuşmuyoruz o konuda. Ha bir de tam Semih uğruna fikir çatışması içindeyken peşpeşe 2 tip yapmasın mı Semih? Bir zafer kazanmış kumandan edasıyla 'Bak senin beğenmediğin Semih'i 10 bin taraftar alkışlıyor' cümlesini haykıran babam bıyık altından kıs kıs gülmeye başladı. Neyse ayda yılda bir basket maçı izleyen peder beyin Semih aşkının benim onun hakkındaki düşüncelerimi değiştiremeyeceği için boş geçelim bu konuyu. Ya da durun ya, ben de bir cümle yazayım şuraya: 'Bu Semih NBA'e gidecekse CSKA'daki Morris nereye gidecek?'. 10 bin kişi dedik de cidden salon bugün keyifli bir kalabalığa evsahipliği yaptı. Her ne kadar kulüp tarafından gereken değer verilmese de, şu Kadıköy'den Taksim'den falan kalkan ücretsiz otobüsler ciddi anlamda etki ediyor salondaki kafa sayısına. 2 maçtır bu işin ne denli randıman verdiğini anlatmaya gerek yok. Tek temennim, genelde bu tip yenilgilerden sonra takımına küsen, Abdi İpekçi'ye bir daha gelmeyi zulüm gibi gören F.Bahçe taraftarının aynı hataya bu defa düşmemesi.

Bu sezonun F.Bahçe Ülker adına en iyi 3 ismi olan Emir, Smith ve Oğuz'un sırayla 1, 4 ve 6 sayılarda kalmaları -Oğuz sayılarının hepsini faullerden buldu bu arada- ve bu yıl boyunun kısalığıyla doğru orantıdaki performansıyla beklentileri boşa çıkaran Green'in 0 (yazıyla sıfır) sayılık müthiş katkısı da alınan yenilginin baş nedenleri listesine üst sıralardan giriş yapabilecek düzeyde gelişmelerdi. Samimi bir şey soracağım, üçüncü çeyrekteki o insanüstü savunma sırasında gözü Solomon'u aramayan var mıydı? Orada tam da 'The King' gibi bir manyağa ihtiyacı vardı işte takımın. Ama o yoktu. Sağlık olsun, hesaplar dahilinde bir yenilgiydi sonuçta. Üçüncü çeyrekte ortaya konan mücadele ve haysiyetli duruş gecenin en değerli kazanımları olurken, yine de performansı maçtan maça değişiklik gösteren F.Bahçe Ülker'in özellikle büyük maçlardaki performansını acil tarafından bir standarda oturtması gerektiği fikrindeyim. Yoksa böyle 1 çeyreklik performanslarla avunacağımız maçlar çok olur. Ha unutmadan bir de Mirsad. Bugün olsaydı farklı olur muydu? E muhakkak. Maç kazanmaya yetmezdi belki ama ortam tam onluktu.

4 Maç + 5000 TL

Telekom maçında oyundan diskalifiye edilen Milan Gurovic'e verilen ceza açıklanmış. Biraz daha detaylandıracak olursak; G.Saray Cafe Crown Antalya BŞB (d), Banvit ve Selçuk (d) maçlarında da Gurovic'siz olacak. Peki pivotlu olurlar mı? Orası şimdilik muamma. Sorsan daha vakit çok ama piyasada da oyuncu yok. NBA'e doğru bir yönelim mi var yoksa?

Trajan Langdon Röportajı

Mete abi bugünkü maç öncesinde sıcak sıcak bir Trajan Langdon röportajı patlattı. Okumak isteyenleri şöyle alalım hemen.

Slovenya

İçlerinden biri pek bir tanıdık. Kim acaba?

28 Ocak 2009 Çarşamba

Cibona Rengi

'..Son takımın Cibona olması iyi olmuş ama. Grup o kadar güçlü oldu ki çünkü, oraya Prokom gibi 6'da 0 çekecek bir takımın gelmesi tamamiyle F.Bahçe Ülker'in aleyhine olurdu. Şimdi Cibona şayet F.Bahçe Ülker dışında bir takımdan sürpriz bir galibiyet koparabilirse grup güzelleşebilir..'

F.Bahçe Ülker'in grubunu analiz ederken yazmıştım bu cümleyi. Gruba o beklediğim rengi daha ilk maçtan katıverdi Cibona. İçerde M.Siena'yı 88-81 ile geçip Top-16'ya galibiyetle başladılar. Şimdi kabaca bir hesap ile F.Bahçe Ülker'in Cibona'yı içeride dışarıda yenmesi ve Siena'yı da İstanbul'da devirmesi -şayet CSKA 6'da 6 yaparsa- gruptan çıkmak anlamına gelecek. Bu çok kaba ve basit bir hesap belki ancak Cibona'nın varlığının eğer düzgün kullanılırsa bizim için ne denli bir avantaj haline gelebileceğini anlamak için fazlasıyla yeterli diye düşünmekteyim.

Efes Guard Rotasyonu

Efes Pilsen guard rotasyonu.
Artık Eurobasket'09 elemelerindeki Türkiye ile birebir aynı.

Banvit'ten Brown Takviyesi

Dalron Johnson ile yollarını ayıran Banvit, kariyerinde Roseto, Buducnost, Seattle Supersonics, Kore ligi, Memphis Grizzlies, Charlotte Bobcats ve son olarak da NBDL ligi deneyimlerini barındıran 2,06 m boyunda, 1981 doğumlu Andre Brown ile anlaşmış. Oyuncunun istatistiklerinin bir kısmına şuradan ve buradan ulaşabilirsiniz.

Kerem Tunçeri Efes'te

İki sağlam kaynaktan aldığım habere göre Efes Pilsen Kerem Tunçeri'yi sezon sonuna kadar kiralamış. Cliff ve Peja'dan sonra gidecek üçüncü yabancı da Vujanic mi oluyor bu durumda?

edit: 2,5 yıllık sözleşme imzalamış.

27 Ocak 2009 Salı

Salı Gündemi

İşten çıktım, eve geldim, TV'yi açtım. G.Saray Cafe Crown ilk yarıyı 55-50 önde kapamıştı. Küçük bir oha çektim içimden zira Koray hoca ile birlikte değişen G.Saray Cafe Crown'un bir numaralı önceliği savunma idi. Gerçi bu maçtaki rotasyonsuzluğun gölgesinde bir hoca istediklerini ne kadar uygulayabilir o da muamma. Yine de bunların hiçbiri üçüncü çeyrekte yenen 20-0'lık seriye bahane olamaz diye düşünüyorum. 60-52 öndeyken 60-72 geriye düştü sarı kırmızılı takım bir anda. Murat Özyer zamanında epeyce bir eleştiriliyordu neden mola alıp da 7-0'lık 8-0'lık serileri seyrediyor diye, buyrun size Koray hoca. O da bir müdahalede bulunamadı. Her ne kadar Çetin Yılmaz sahadaki G.Saray Cafe Crown'un o dakikadan sonra bile maçı kazanabileceğini düşünüp haydi savunma, haydi hücum sesleriyle kulağımızı tırmalasa da maç üçüncü periyotta gitmişti artık. Maçın sonunda skorbordda 91-104'lük bir Bologna galibiyeti yazarken Hüseyin & Graves ikilisinin toplam 52 sayısı ve Marques Green'den de kısa boylu Earl Boykins'in 14 sayı - 7 ribaund - 8 asistlik triple-double kıyılarında gezen performansı akıllarda kaldı. Bir de uzun süre sonra emektar Chiacig'i görmek çok keyifliydi kendi adıma.

Telekom maçına pek bakamadım. Aynı saatte başlayan F.Bahçe bayanlarının maçı hem Katie Smith hem de Haydar Kemal Ateş faktörleri nedeniyle çok daha davetkardı. Bir ara geçtim Telekom maçına, ilk periyottan 26-11 gibi bir skoru elde etmişlerdi, bir daha da bakmadım. Gerçi fark sonra biraz erimiş hatta 2 dakika kala 3'e kadar da inmiş ama maçı 89-82 almayı başarmış lobici Telekom. :) F.Bahçe bayanlarının çeyrek finale kapı açacak turdaki ilk maçında ise uzatmalı da olsa sevindirici bir skor çıktı ortaya. Normal sürenin son 40 saniyesine 3 sayı önde girdiler ama Birsel 2 faulü de kaçırıp bir de üstüne üçlük yenince maç uzayıverdi. Uzatmalarda 80-83 gerideyken sahneye çıkan kaptan Nalan peşpeşe öyle kritik 4 sayı buldu ki, skorda 84-83'lük üstünlük ele geçirildi. Sonra da maç geldi zaten 87-83 ile. Esmeral'in burnunun kırılması herkesi üzdü mutlaka ama Katie Smith gibi insanüstü bir yaratığı seyretmek de bir o kadar mutluluk vericiydi. Ablamız 7/9 ikilik, 1/2 üçlük ve 11/12 faul isabetiyle 28 sayı üretirken, o tatlı şut stiliyle de kendisine hayran bıraktı. Maç sonunda taraftarlarla söylenen Sarı, Lacivert, Şampiyon, Fener tezahüratında Lacivert kelimesini sökmeye çalışması da kameralara yansıyan bir başka hoşluktu. Maç içinde F.Bahçe'li bayanların 40 faul atışında (ki zaten neredeyse üçte birini Smith kullandı ve sadece bir tane kaçırdı) sadece 26 isabet bulabilmesi, üçlük isabetlerde takım olarak toplam 3/9'da kalınması ve buna karşılık rakibin sadece faullerde 13/13, üçlüklerde ise 10/23 ile oynaması maç içinde dengeyi sağlayan istatistiklerdi.

Adeleke Treni de Kaçtı

Gaines'den sonra Adeleke de Euroleague yolunu tutmuş. Geçen sezon Banvit formasıyla ligimizde boy gösteren, bu sezona da Lukoil'de başlayan oyuncu Alba Berlin ile anlaşmış. Eee G.Saray Cafe Crown kimi alacak? Bu tren de kaçtı.

Maccabi Ex-Cimbomlu Avında

Maccabi Tel-Aviv Dee Brown'dan sonra yine geçen sene sarı kırmızılı forma altında seyrettiğimiz Charles Gaines'i de kadrosuna kattı. Adı G.Saray Cafe Crown'un ilgilendiği uzun oyuncular listesinin en ön sırasında olan Gaines Euroleague & Eurochallenge arasında tercihini daha üst level olan Euroleague'den yana kullanmış belli. Gel gel Adeleke diyelim o zaman. Zaten G.Saray Cafe Crown için mantıklı olan da Adeleke veya onun tarzında bir uzun alınmasıydı. Milo'su olan bir takıma Gaines epeyce lüks kaçardı. Tıpkı Zizic'in kaçtığı gibi.

Teşekkür

Mims fotoğrafıyla programa ilk konuk oluşumuzda kaynak belirtilmeden geçilmişti ama dün All-Star maçında MVP seçilen Traylor'ın formasında 'Troylor' yazmasını konu alan ve buna müteakip 'Sarbi' efsanesiyle harmanlanmış postumuzla bir kez daha konuk olmuşuz Spor Servisi programına. Sabah tekrarını izledim, bu kez kaynak verilmiş. Buradan hem ilk ziyaret sonrasındaki hassasiyet hem de ikinci kez ziyaret nedeniyle kocaman bir teşekkür yolluyorum programa emeği geçen herkese. Sevgiler.

26 Ocak 2009 Pazartesi

245 Koray Mincinozlu

G.Saray Cafe Crown koçu Koray Mincinozlu'nun lise yıllığındaki sayfası. Büyük hali için resmin üzerine tıklamanız yeterli. Crazy Boy Koray'ın tiryakiliği yıllık sayfasına kadar taşınmış, ayrıca okul yıllarını sportif faaliyetlerle geçiren her öğrenci gibi Koray hocanın da derslerle pek alakadar olmadığını öğreniyoruz. Ne varsa eskilerde var yahu.

İlk İdman

Haydar Kemal Ateş ilk idmanına çıkmış. İlk sınavı da yarın.

25 Ocak 2009 Pazar

Geliyor

Epeydir beklenen, ha geldi ha gelecek denen Giricek nihayet geliyor. F.Bahçe Ülker'in All-Star arasından istifade ederek FMV Işıkspor'la oynadığı ve 98-85 kazandığı maçta 21 sayıyla oynayan Giricek -şayet yine sakatlığı nüksetmemişse- CSKA maçıyla formasına kavuşuyor. Henüz kaybedilmiş hiçbir şey yok. Lig de, Avrupa da, Opel Türkiye Kupası da yerli yerinde duruyor. Bundan sonrası sezonun en pahalı transferi olan Gordan'a kalıyor.

Yağmur - Kaçmak - Dolu - Tutulmak

F.Bahçe bayan basketbol takımındaki gelişmeler malumunuz. Bir değişiklik oldu teknik kadroda. Eski koç Zafer Kalaycıoğlu aktif görevden alınıp pasifize edilirken, onun yerine sezona TBL takımlarından Casa TED Kolejliler'de başlayan ama tek galibiyet alamayan ve kovulan Haydar Kemal Ateş getirildi. Bu değişimin temelinde yatan ya da yattığına dair basından okuduğumuz gelişmeler hakkında direkt bir bilgim yok. Duyduklarımız Cem Akdağ'dan boşalan koltuk için ezeli rakibinden teklif alan Zafer Kalaycıoğlu'nun G.Saray ile bir transfer görüşmesi yapması, bunun yönetimin kulağına gitmesi, yönetimin antrenörün maaşını yatırmaması ve Zafer Kalaycıoğlu'nun kulübe çektiği ihtar. Yara çok fazla deşilmeden yönetim kesti parmağı şeriat tadında. Zafer Kalaycıoğlu'nu görevden aldı ama kulüple ilişkisini kesmedi. Bir nevi gideceksen de bonservissiz gidemezsin ihtarı yani.

Zafer Kalaycıoğlu şahsen antrenörlüğünü pek de beğenmediğim bir koçtur. Yanlış anlaşılmasın ama yıllardır ligin çok çok üstünde kadrolar kuran bir F.Bahçe bayan basketbol takımını ligde sürekli şampiyon yaparak yönetimin ağzına bir parmak bal çalması beni bir türlü tatmin edememiştir. Avrupa'da daha iyi başarılar elde edilebilirdi gibi sanki. Hatta bazı lig maçlarında onca büyük kadro farkına rağmen takımı yıldız oyuncuların bireyse performansının kurtarması, hatta bazen kurtaramaması, geçen sezon Cem Akdağ'ın 5 kişilik rotasyonla finalde şampiyonluğu F.Bahçe'den çalmaya ramak kalması falan da bu düşüncemin kendi adıma destekleyicileridir. Hani bir de kahve ağzıyla söyleyecek olursak; 'O takımları ben bile şampiyon yapardım' ibaresi de cuk oturabilir yazının bu kısmına. Zaten bu ve benzeri fikirlerimi geçen sene final serisi esnasında da yazmıştım.

Yalan konuşmayacağım o yüzden, Zafer Kalaycıoğlu ile ilgili basında çıkan haberleri ve görevden alınacağı ihtimalini hafif bir sevinçle okudum. Ancak sanırım Allah'ın sopası yok özdeyişini deneyimleme zamanım gelmiş olacak ki, dün aldığım haber sevincimi kursağıma taktı bıraktı. Resmi siteden yapılan açıklama üzerinden gideceğim. Basketbolda yeni yapılanma başlığıyla verilen haberde 'Son 10 yılda zaferlere imza atan bayan basketbol takımımızın daha büyük hedeflere koşması ve başarılarının sürekliliği için bu şekilde bir yeni düzenlemenin gerekliliği ortaya çıkmıştır' demiş Fenerbahçe resmi sitesi. Ve aynı haberin içinde takımın başına Haydar Kemal Ateş'in getirildiği yazıyor. Yeni bir yapılanma ve Haydar Kemal Ateş isimleri ne kadar uğraşırsam uğraşayım pek match etmiyor birbiriyle. Umudum bu birlikteliğin sezon sonuna kadar sürecek geçici bir birliktelik olması yönünde. Ancak olası bir şampiyonlukta Haydar Kemal Ateş'in gelecek seneki koltuğunu sağlama alacak olması da, sayın Aziz Yıldırım'ın Mustafa Denizli - Daum - Zico dönemlerinden akılda kaldığı kadarıyla fazlasıyla yüksek bir ihtimal.

Hayır mı şer mi bilmem ama hoşuma gitmedi bu tercih. Katie Smith için Caferağa'ya koşmaya hazırlanan ben aynı karede koçluğundan ziyade sevecenliği, hoş muhabbeti, stand-up tadındaki maç önü ve sonu konuşmalarıyla ünlü Haydar Kemal Ateş'i de görecek olmaktan yana hafif bir mutsuzluk içindeyim gibi. Olaylardan kendine pay çıkarmaya çalışan sorunlu insan modeline gireceğim belki ama benim de suçum var bu işte. Cuma akşamı rakının yanında 2 porsiyon da haydari götürmesem, cumartesi günü böyle bir haberle karşılaşmayacaktık belki. Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk en kallavisinden.

24 Ocak 2009 Cumartesi

MVP Troylor

Doğrusunun Traylor olduğunu biliyorum elbette de formasının arkasında yazan ismi baz alarak atayım istedim başlığımı. 130-122 yabancı karmasının üstünlüğüyle tamamlanan sıkıcı maçın MVP'si 20 sayı - 8 ribaundluk performansı ile Robert Traylor oldu. Genelde bu tip maçlarda -özellikle bizim memlekette- kazanan takımın en çok skor üreteni MVP olurdu. Bu kurala göre bakarsak Michael Wright alıyor ödülü ama söz konusu isim 'Traktör' olunca seyircinin daha çok sevdiği, seyircinin gözünü daha çok okşayan, onlara daha çok hitap eden adam olarak gayet normal kaçıyor ödülü onun kapması. Wright'ın pota altından bulduğu tıngır mıngır sayılar bu şov maçında tedavülden kalkmış para misali beş para etmezken, diğer tarafta Traylor'ın o iri kıyım cüssesiyle vurduğu smaçlar ve peşpeşe yolladığı iki üçlük insanların 1 Ocak günü bankamatiklere koşmasına sebep olan Monopoly parası tadındaki yeni TL'ler gibi gözüktü seyirciye.

Bu oyuncu ismini formaya hatalı yazma konusu her açıldığında da meşhur 'Sarbi' efsanesine selam durasımız geliyor. Bilmeyenler var mıdır ki bu efsaneyi? Sanmıyorum ama koyalım yine de resmini ve gösterelim hürmetimizi.

Müthiş (!) All-Star günü sırasında attığım diğer postlar da hemen aşağıda. Hala ayaktayım, hala yaşıyorum. Ne mutlu bana. :)

Sıkım Sıkım Sıkılmak

Resimdeki moda girmeme az kaldı. Zappingle ayakta duruyorum. Yine berbat bir All-Star maçı. As always. Üçlük yarışması iyiydi, ya da ben o dakikalarda daha diriydim. Ama smaç yarışmasıyla başlayan öldürücü dakikalar gitgide daha çekilmez bir hal aldı artık. Yücel abi bir güzellik yapıp da yabancı karmasını deviren ilk koç olur mu dedim ama o da olacak gibi değil. Gidip bir şeyler yiyeyim en iyisi.

Smaç Yarışmasını Forte Aldı

'Eyyy James White, nerelerdesin? Duyuyorsan bir ses ver' dedirtir cinsten bir smaç yarışması oldu. Ibekwe, Forte, Sinan, Prowell ve Tufan'ın katıldığı ilk turu 143 puanla Sinan lider tamamladı. 140'ar puan alan Forte ve Prowell da finalin diğer isimleri oldular. Finalistlerin hepsi bol bol isabetsiz denemeler yapıp atmosferi soğuttular, içlerinde en iyisi ve en yüksek yüzdeyle smaç vuranı Jason Forte idi. Kötünün iyisi olarak da o kazandı. Daha 4 maçlık TBL'li olan Forte'nin sezona Genç Banvitliler formasıyla TB2L'de başladığını da hatırlatalım hemen.

Üçlükte Sürpriz Yok

Beko All-Star 2009'da üçlük yarışmasını kazanan isim tıpkı geçen yıl olduğu gibi yine Ömer Ünver oldu. İlk turda Alper 14, Lofton 13, Brown 6, Fitch 14, Ömer 23, Reha 16 yaptılar. Finalde Ömer, Reha ve aynı puandaki Alper'i 5 seri atış sonrasında geçen Fitch kapıştılar, 22 yaparak Ömer Ünver aldı götürdü olayı. Evsahibi gazıyla ismi okunduğunda büyük destek gören Gerald Brown da koca 60 saniyede 6 yapıp tarihe geçmiştir tahminimce. :) Şimdi gözler smaç yarışmasında.

21'lik Smith

Euroleague resmi sitesinde bir yanlışlık sonucu yazana göre Devin Smith daha 1988 doğumlu, 20'sini henüz devirmiş, genç bir delüğanlı imiş. Tipi 30'a merdiven dayamış gibi bir his uyandırıyor ama demek ki yaşından biraz büyük gösteriyormuş adam. Emir ve Gasper'e 'abi' de diyor mudur acaba? :)

23 Ocak 2009 Cuma

Telekom'un Cezası Kalkmış

Demin işten fırsat bulup spor haberlerine bakayım dedim de Telekom'un 1 maç seyircisiz oynama cezası da kalkmış. Şaşkınlığım ciddi anlamda artıyor vallahi. Sağlam lobi yapmış Telekom. Ciddi bir alkışı hakediyorlar bu konuda. Ama kafamdaki soru işaretleri halen yerli yerinde duruyor o olayla ilgili.

Richie Fitch

Gerald Fitch'in ikinci Türkiye macerası oldukça şaşalı başladı. Adam ilk maçında -ilk yarısını sadece 1 sayıyla tamamladıydı- 29 sayıyla takımının galibiyetinde başrol oynadı, haftanın en iyi oyuncularından biri oldu ve son olarak da All-Star'dan sakatlığı nedeniyle affını isteyen Charles Smith'in yerine apar topar organizasyon kadrosuna katıldı. Kadrolardaki bir değişiklik de Daçka maçında sakatlanan ve 3 hafta sahalardan uzak kalacağı açıklanan Cüneyt Erden'in yerine dahil edilen Sinan Güler. Bu arada foto da TBF'den. Pek belli olmuyor değil mi? :)

22 Ocak 2009 Perşembe

Milica Dabović

Beşiktaş Cola Turka bayan basketbol takımı oyuncularından Milica Dabović FHM dergisinin Sırbistan'daki versiyonuna hoş pozlar vermiş. Şu da haberin linki. Bilmem artık Beşiktaş Cola Turka maçlarında bir seyirci artışı olur mu? :)

Massie Olmadı, Ffriend Kaldı

Mersin BŞB'de takım içi düzeni bozmakla suçlanan ve kapı dışarı edilen Kimani Ffriend, yerine getirilen Chris Massie'nin transferinde pürüz çıkmasının ardından dün affedilip Renault'ya karşı Mersin BŞB formasını giydi. Bugün de öğrendik ki; Massie olmamış, Kimani Ffriend takımda kalmış. Burası Türkiye, burada profesyonellik had safhadadır. :)

Özyer Takipte

Dün sabah Milliyet'teki röportajında ince göndermeler yapan Murat Özyer, aynı günün akşamında oynanan G.Saray Cafe Crown - Darüşşafaka Cooper Tires maçını izlemek üzere salondaki yerini almış. Fotoğraf G.Saray resmi sitesinden.

21 Ocak 2009 Çarşamba

16. Hafta - Çarşamba Maçları

Koca bir hafta iki iş gününe sığdırılınca insan biraz soğuk yaklaşıyor programa. Takip edebilmek için binbir koşuşturmaca falan gerekiyor, bu da zaten yorgun olan bünyeyi biraz daha yoruyor. Ama kazasız belasız atlattık çok şükür. Karalayalım aldığımız notları.

İkinci yarının ilk maçında Selçuk Üniversitesi kendi sahasında son haftaların formda ekibi Antalya BŞB'yi 109-102 devirdi. Son çeyreğe de 81-63 önde girdi bu arada Konya ekibi. Son çeyrekte toplam 67 sayı atıldı. Bu yıl için bir rekor olabilir mi bu? Muhtemelen öyledir ama yine de tam bir araştırmayı yarın yaparım. Bu skor şaşırttı beni biraz, Antalya ekibinden bir galibiyet bekliyordum ama Selçuk bırakmamış maçı. Ufuk Kaçar'ın 17 s, 5r, 8a, 2tç istatistikleri en göze batan rakamlar ev sahibi cephesinden. Ibekwe'nin 24 s, 6r, 1a, 3tç, 2 blok rakamlarına zaten alıştık ama adamın 2/3 ile üçlük atmış olması da ayrıca bir ilginçlik bu maçtaki. Antalya BŞB'den Mims 34 sayı (7/9 üçlük) ile haftanın şu ana kadar en skorer oyuncusu olmasına rağmen takımını kurtaramamış.

Ligin ilk haftasındaki yenilginin rövanşında Efes Pilsen Banvit'e hiç şans tanımadı. Daha ilk periyottan açtı farkı. Maçı da 96-67 aldılar. Kasun'un ilk periyottaki iştahlı oyunu hayli sevindiriciydi. Be adam 2 ay önce dönsen bu takım Avrupa'dan elenir miydi dedim onun her hücumu bitirişinde. Maç sonunda 13 s, 8r, 2 a, 1 tç rakamları yazıyordu isminin yanında ki adamakıllı ilk maçı olduğu düşünülürse gayet hoş bir performans. Ayrıca Smith de kritik sayılarıyla Banvit'in cılız da olsa ortalıkta gezinen çırpınışlarına darbe üstüne darbe indirdi. Banvit değişik takım, bu maçta attıkları üçlükleri çıkarırsan geriye hiçbir şey kalmıyor onlardan. İlginç ama böyle yani. Zaten ligde de tepetaklak oldular bir anda. İlk 9 maçın 7'sini almışlardı. Şimdi son 7 maçta sadece 1 galibiyetleri var. Resmi site için kaleme aldığım detaylı maç yazısını şuradan okuyabilirsiniz. Bu arada Efes'te 6. yabancı piyangosu Kakiıouzis'e vurdu bu maçta, Yunan oyuncu maç kadrosunda yoktu.

İç sahada 4 maçtır kazanamayan Mersin BŞB, aldığı son galibiyetlerle moral motivasyon düzeyini tavana çıkarmış olan Renault ile karşılaştı. Şanssızlık kırıldı ve Mersin 84-74'lük skorla ayrıldı shadan. Son çeyreğe 58-57 Mersin üstünlüğü ile girildiğini ve maçın son çeyrekte koptuğunu belirtelim. Hatta Renault ilk yarıda binbir tane faul problemi yaşamasına rağmen bir ara farkı 8'e kadar çıkarmıştı, devreyi de 6 sayıyla önde kapamışlardı. Renault sertlik koyup oyunu durduracaktı eyvallah da ilk yarıda takımca neredeyse 20 faule ulaşmanın da hesaplar dahilinde bir şey olduğunu düşünmüyorum. Süt erken 3'ledi, Jones hemen 2 oldu uzunca bir süre ondan yaralanılamadı falan filan. O bölümde Greg epey katkı verdi ama bir yerden sonra dengeler bozuldu Renault'da. Gordon geçen haftasonunun yıldızıydı, bugün de yine 22 sayı (9'u faullerden) attı ama 3/10'luk üçlük yüzdesi ve 8 top kaybı rakamları felaket yani. Mersin'de McCalebb'in performansı rakamsal olarak müthişti zaten de maçı yerinde izleyen bir arkadaşımın yorumlarına göre maçta resmen ufak çaplı bir sihirbaz tadındaymış. Olmayacak sayılar atmış. Benim livescore takibim sırasında aldığım notlar Eddie Basden'ın da çok kritik iki üçlük bulduğunu söylüyor, yazmadan geçmeyelim. Bu arada yeni transfer Massie oynamadı bugün Mersin'de, onun yerine Kimani Ffriend sahadaydı. Hani şu düzeni bozdu diye takımdan gönderilen Ffriend. Affedilme durumu varmış. Hatta affedilmiş.

Kepez'in en büyük sorunu dışarıdan iyi ve belli standartları olan bir forvet eksikliğiydi. Fitch'in deli dolu ve vurdumduymaz kararkterde bir adam olmasına rağmen bu sorunu çözeceği çok netti ama ilk maçından böylesine bir performansı da kimse beklemiyordu herhalde. İlk yarıyı 1 sayıyla kapatan, hatta maçın son 8 dakikasına sadece 7 sayıyla giren Fitch, son çeyrekte 5 tanesi peşpeşe olmak üzere tam 7 üçlük bulup 29 sayıyla noktaladı maçı. Kepez, son haftaların moralli takımı Beşiktaş Cola Turka'yı 80-67 ile geçti. Maçın ikinci yarısında 45-30'luk bir Kepez serisi var. Fitch 29 sayı attı ama Traylor'a 18 s, 14 r, 4 a, 2 blok rakamlarını yakalatan performansı da belitmeden geçmeyelim, ayıp olur. Beşiktaş Cola Turka'da 20 sayı üreten Baxter iraz çırpınır gibi olmuş ama ona kimse destek çıkmamış. Yeni transfer K'Zell Wesson siyah beyazlı formayla çıktığı ikinci maçında 21 dakika sahada kalıp 4'ü faullerden olmak üzere 6 sayı üretmiş, yanına da 9 ribaund, 2 asist eklemiş.

İç sahada tatlı bir atmosfer yakalayan Erdemir, bugün az kalsın Telekom'u da gümbürtüye götürüyordu. Bitime 7 dakika kala 64-62 ile skorda ilk kez öne geçen Erdemir, son 4 dakikaya da 67-67'lik skorla kafa kafaya girdi. Ama gücü yetmedi, sahadan galibiyetle ayrılan taraf 71-78'lik skorla Telekom oldu. Erdemir'de Barbour 19 s, 5 r, 4 a, 2 tç rakamlarıyla yüksek formunu sürdürürken asıl bomba performans Hakan Demirel'den gelmiş. Tahminen Hakan'ın TBL'deki kariyer rekorunu kırdığı maçtan sonra istatistik kağıdında yazan rakamlar 20 s, 6 r, 4 a, 1 tç idi. Çok etkileyici gerçekten. Ekstra ötesi bir performans. Maçın Erdemir adına kötüleri, daha doğrusu beklenti altı kalanları ise Funk ve Thomas idi. İki skorer toplam 12 sayı üretebilmişler. İşler Telekom cephesinde çok daha dengeli haliyle. Serkan'ın 5/7 üçlük yüzdesiyle ürettiği 19 sayı ve Bekir'in 4/7 üçlük yüzdesi ile ürettiği 16 sayı başkent köşesinin sivrilen uçlarıydı. Serkan da iyiden iyiye Mrsic tadında üçlük çizgisinin gerisinden oynamaya başladı he. Daha dur bakalım be Serkan, gençsin daha. Gel şöyle biraz içerilere.

Haftanın son maçında ise tek yabancılı G.Saray Cafe Crown, Darüşşafaka Cooper Tires ile karşılaştı. Maça oldukça hızlı bir giriş yapan ve farkı 12-13'e kadar çıkaran Daçka, sonra duruldu ve kontrolü rakibine teslim etti. Sarı kırmızılılar Hüseyin önderliğinde önce farkı kapadı, sonra öne geçti, sonra da farkı açıp maçı kopardı (85-75). 8 dakika süre alan Cemal'i de eklersek toplam 7 kişilik bir rotasyonla oynayan G.Saray Cafe Crown'da üçünc çeyrekte bileğini burkan ve oyuna devam edemeyen Cüneyt Erden de moralleri biraz bozdu. Ama Cüneyt'in o sakatlandığı pozisyonda üzerine basmadığı ayağıyla yine de çırpınarak topu takım arkadaşlarına kazandırmasını görmek bir taraftar için bir çok şeyden öte bir hazdı kuşkusuz. Hüseyin 20 s, 12 r, 4 a, 2 tç ile takımına ön ayak olurken, Graves 17 s ile ona destek verdi. Cüneyt'in sakatlanıp çıkmadan önde farkı 8'e çıkaran iki uzak mesafeli üçlüğü de oldukça önem teşkil ediyordu maçın gidişatı düşünüldüğünde. Daçka'da ise Barış Hersek iyi başlamıştı maça, sonra bütün takım gibi o da durdu.

Antalya'da Fitch Şov

An itibariyle Kepez - Beşiktaş Cola Turka maçında bir Fitch şov vardı ki sormayın gitsin. İlk yarıyı sadece 1 sayıyla kapayan skorer oyuncu maçı 3/8 ikilik, 7/10 üçlük, 2/5 tek sayılık yüzdesi ile toplamda 29 sayı üreterek tamamladı. Maç mı? Maçı da 80-67 Kepez aldı. Genel bir yorum geçeceğim günün maçlarıyla ilgili de bir soluklanalım anasını satayım. Bu nasıl bir tempodur böyle? Fitch'e de selam olsun, ayırdım haftanın en iyi oyuncusu koltuğundaki yerini panoramada. :) Ekstra performanslara da Hakan Demirel'i yazmak lazım. 20 sayı, 6 ribo, 4 asist rakamlarına ulaştığı bir maç var mıydı altyapı haricinde Hakan'ın? Galibiyete yetmedi orası ayrı.

KSK Taraftarından Protesto

KSK Çarşı grubu farklı F.Bahçe Ülker yenilgisinin ardından perşembe günü oynanacak olan Aliağa Petkim maçına gitmeme kararı almış. Yapılan yazılı açıklama şöyle:

''Dün oynanan Fenerbahçe maçı sonrası çok üzüldük.

Bu sıralar durmadan üzülüyoruz. Umarız üzüntüler başarı yolunda ufak tefek önemsiz detay olarak kalır.

Dün Karşıyaka Taraftarı üzerine düşeni yaptı. Arena tam doluydu. Elinden geldigince destek verdi. O kötü oyuna ragmen yinede maç sonuna kadar susmadı. Oyuna kötü demek iyi bir yaklaşım olur. Oyun berbattı. Ve biz çok üzüldük. Oyuncularımızda düne has bir özellikmiydi bilemiyoruz ama ne hırs, ne savaşçı ruhu ne de çalışma görebildik. Önemli olan yenilmek değildi. Bizi biraz tanıyan herkes bunu bilir. Bizler sonuç ne olursa olsun tüm branşlarımıza desteğimizi sonuna kadar sürdürdük. Yenilsen de yensen de dedik. Biz camia olarak maddiyat endeksli büyük başarılara imza atamadık belki ama bu tarz bir malubiyete hiç alışkın olmadık. Bizlerin en çok övündüğü özellik onur ve gurur. Bu tip varlığımızın nedeni olan özelliklere zarar gelmesine izin vermeyiz. Bizler gibi bizi temsiz eden sporcumuzda bu mantıkta olmalı.

Neyse bir şekilde bu tatsız sonucu aldık. Ve Perşembe günü Aliağa maçına gelmeme kararı ile tepkimizi belirtmek istiyoruz. Salon bomboş olacak. Hiç bir Karşıyakalı orada olmayacak.

Muhtemelen durumumuzu ABD'li sporcularımız anlamadı. Bu şekilde tüm takım gibi ABD'lilerin de kendi sahamızda oynadıgımız bir maçta Karşıyaka seyircisini görmemeleri biraz olsun tepkimizi dile getirmemizi sağlayacak. Bu durumdan ne kadar etkilendiğimizi ve bizler için çok kırıcı oldugunu anlamalarını istiyoruz. Bundan sonraki maçlarda yenilseler bile savaşmalarını, Karşıyakaya yakışır bir mücadele ortaya koymalarını istiyoruz.

Perşembe Günü Aliağa ile oynanacak karşılaşmada hiç bir Karşıyaka seyircisi Arena'da olmayacak.

Karşıyaka Çarşı Grubu''

Bu kadar tepki gerektirecek ne var tam bilmiyorum açıkçası. 15 maçta 7 galibiyetle ligin orta sıralarında salınmakta Pınar Karşıyaka. Ki kendinden çok daha büyük bütçelere rağmen. Var bu işte bir gariplik.

Barış Güney Kepez'de

İzmir'den Antalya'ya transit bir geçiş olmuş. Halil Üner geçen sene Daçka'da da öğrencisi olan Barış Güney'i de katmış kadroya. Bugünkü Beşiktaş Cola Turka maçının kampına katılmış Barış. Barış'ı elden çıkaran Aliağa Petkim ise Banvit'ten ayrılan Dalron Johnson'ı almış. Diye yazmış Erinç.

20 Ocak 2009 Salı

Banvit Johnson'ı Yolladı

Banvit bu sezon ürettiği toplam 164 sayı ile takımın 3. en skoreri, aldığı 84 ribaund ile de takımın en fazla ribaund çeken 2. oyuncusu olan Dalron Johnson ile yollarını ayırmış. Tahminimce bu haftaki Antalya BŞB yenilgisinden sonra yazdığım; izleyenlere o herkesi yenebilirim ama herkese de yenilebilirim hissini veren yumuşak oyun yapılarında bir değişikliğe gitmek istiyorlar. Ki gitmeliler de bence zaten. Bu bağlamda içeriye daha sert bir 4 numara alabilirler diye düşünmekteyim.

Mart Başı

Tufan Ersöz için beklenen takıma dönüş tarihi. Gerçi G.Saray'daki sakatlıkların üstüne kafadan bir 1 ay ekleme opsiyonunu kullanarak bu tarihi Nisan başı gibi de düşünebiliriz ama ciddi anlamda özledim ben Tufi'yi. Bu yaz onla bir imza günü düzenlemiştik Yeni Levent Lisesi'nde. Yeni sezondan çok umutluydu, herşey bambaşka olacak diyordu ama daha sezon başında sakatlık belasına tutuluverdi yine. Beklemekten ve özlemekten başka çare yok. Aslan parçası bir an önce dönsün şu parkelere de kaybedilen yıllar elbet bir şekilde telafi edilir.

TBL'de 16. Hafta Programı

21 Ocak Çarşamba
16:00 M.A. Selçuk Üniversitesi - Antalya BŞB
17:00 Efes Pilsen - Banvit (SkyTürk)
18:00 Erdemir - Türk Telekom
18:00 Kepez Belediye - Beşiktaş Cola Turka
18:00 Mersin BŞB - Oyak Renault
20:00 G.Saray Cafe Crown - Darüşşafaka Cooper Tires (Spormax)

22 Ocak Perşembe
18:00 Casa TED Kolejliler - F.Bahçe Ülker (
Spormax)
20:00 Pınar Karşıyaka - Aliağa Petkim (
Spormax)

Sevmiyorum hafta içi programlarını. Sanki arkamızdan atlı kovalıyor anasını satayım.

19 Ocak 2009 Pazartesi

Daralan Rotasyon

Zizic gitti, Milojevic'in iyileşme süreci uzadı, Gurovic cezalı ve son olarak da Rashid Atkins Amerika'ya gitti. Midesindeki sancıları artan ve bu nedenle son Telekom maçında da takımdaki yerini alamayan Atkins, midesinden geçirdiği ameliyatı gerçekleştiren doktora görünmek için Amerika yolunu tutmuş. Bu çarşamba oynanacak olan Darüşşafaka Cooper Tires maçında tek yabancı (Graves) ile sahaya çıkacak sarı kırmızılı takım. İşin kötüsü Atkins'in ne zaman döneceği sorusunun cevabı yok şu an için. Oradan gelecek habere göre belki alınacak uzunla birlikte bir tane de guard getirebilirler. Belli mi olur?

Pazartesi Gündemi

Gündem yoğundu bugün. Önce All-Star organizasyonunda yer alacak isimler açıklandı, sonra Euroleague'de Top-16 kuraları çekildi. İşin haberdar etme kısmını gün içinde kusursuzca gerçekleştirdik ama iş güç yoğun olunca yorum kısmı için akşam saatinde randevulaşmıştık.

Öncelikle All-Star'dan başlayalım. Bu listeleri kimin hazırladığını, anketlerin neden yapıldığını, ankette ismi olmayan birinin nasıl ve neden bu organizasyonda yer bulabildiğini ciddi anlamda merak ediyorum. Bir şeylerin birileri tarafından epey yukarılardan sanki kukla oynatırmışçasına idare edildiği çok net belli olmuyor mu? Evet bu yılki ligdeki yıldız oyuncu sayısı nispeten geçen yıllara göre az. Hatta ismiyle Giricek, performansıyla Ibekwe, cüssesiyle Traylor dışında özel olarak seyircisi var diyebileceğimiz kaç tane oyuncu sayabiliriz ki? Ama yine de eldeki malzemeyi optimum derecede kullanabilmek de önemli yani. Kadrolara bakıyorum ve Yücel Platin ismini görünce kendimden geçiyorum. Ohh be diyorum. Sonra yabancı takımının başında Mete Baboğlu'nun ismini görünce şöyle bir garip oluyorum, hastalıktan mı acaba diye düşünüyorum ama tam bulamıyorum bulantımın nedenini. Sanırsam hoca kalmadı ligde diye düşünüp oyuncu listesine göz gezdirmeye başlıyorum.

Yerli kadroda Cüneyt Erden, Haluk Yıldırım ve Hüseyin Beşok isimlerini görüp yok artık Libroon nidaları atıyorum. Bu mudur yani All-Star anlayışımız? O zaman Business League'de oynayan Yusuf Erboy'u da alsaymışız kadroya. Ne gerek var Cevher'e falan? At Cevher'i al Yusuf Erboy'u. :) Sonra düşünüyorum yine kısa süreli. Aklıma hemen Soner Şentürk, Sinan Güler, Evren Büker isimleri geliyor. Hatta ankette yerli oyuncular tarafında ismini görünce kesin yerli kadroda ona yer verip hoş bir güzelliğe imza atarlar diye düşündüğüm Damir Mrsic de yine bu organizasyonda neden yok acaba sorusunu sorduruyor bana.

Neyse ilk şoku atlatıp yabancı oyuncu listesine geliyorum. Gözüm hemen Emir Preldzic'i arıyor. I ıh yok. Devin Smith var mı acaba? Heh o var. Traktör? O da var. Ana, o da ne? Alex Gordon. Ne işi var yahu adamın burada? Yani aday listesinde yoktu adam. Koca listeye almadığın adamı kalkıp organizasyon kadrosuna mı alıyorsun? Yakışır ne diyeyim. Gordon sempatik bir eleman, yakından da muhabbet ettiğim için biliyorum bu huyunu. Ama kadroları hazırlayanların bunu bildiğini ve buna dayanarak onu seçtiklerini sanmıyorum. Haydi hepsini geçtim ama Alex Gordon'u alıp, bu ligin en iyi 2-3 guardından biri olan Mire Chatman'ı almamanın hukuktaki cezai karşılığı kaç ay ya da yıldır acaba? Erdemir takımından James Thomas var mesela. Dış görünüşüyle, oyunuyla, performansıyla bu ödülü haketmiyor mu sizce de? Smaç yarışmasına aday gösterdiğim Jimmy Baxter ve Antwain Barbour isimlerinin ne smaçta ne de organizasyonun herhangi bir yerinde kendilerine yer bulamamış olması da bir başka ilginçlik.

Yine ele göze bulaşmış bir organizasyon kadrosu var ortada kısaca. Bir çok arkadaşımdan duydum 'Bu kadroyu izlemek için trafiğe bile girmem' lafını. Hayırlısı artık ne diyelim. Başta da dediğim gibi bu yıl ligdeki yıldız oyuncu sayısı az ve geçen yıllara göre nispeten daha az sönük olabilir isimlerin dıştan görünüşü, bunu kabul ediyorum. Ama bari eldeki malzemeyi en tepe verimlilikle kullan. Değil mi ama?

F.Bahçe Ülker'in Top-16 grubu ise tam bir cehennem. 3 torbanın da en güçlüsünü çekmek gibi bir şey olmuş bence. Hani düşününce, kassak etsek oluşturulabilecek en zor grup bu olurdu sanki. Üstüne bir de fikstür de dandik olunca, gruptan çıkmak iyice zor bir hal alıverdi. Bir de F.Bahçe Ülker'in 2 yıldır oynadığı takımların isminden korkma gibi bir alışkanlığı var ki sormayın gitsin. Bunun sıkıntısını bu yıl Efes de yaşadı. Grup sonuncusu Panionios'un bile en azından bir kez yenebildiği CSKA - Real ikilisini Efes bir kez dahi yenemedi. Zaten gruptan çıkamamalarının başlıca sebeplerinden biri de oydu. Şayet F.Bahçe Ülker geçen yıldan beri süregelen hatta bu yıl Efes'e de bulaşan bu kötü alışkanlığını bir kenara bırakmazsa işi çok çok çok zor olur. Son takımın Cibona olması iyi olmuş ama. Grup o kadar güçlü oldu ki çünkü, oraya Prokom gibi 6'da 0 çekecek bir takımın gelmesi tamamiyle F.Bahçe Ülker'in aleyhine olurdu. Şimdi Cibona şayet F.Bahçe Ülker dışında bir takımdan sürpriz bir galibiyet koparabilirse grup güzelleşebilir. Giricek'in de döneceğini varsayarsak, yine de tamamen umutsuzluğa kapılmaya gerek yok bence. Yeter ki oyuncular karşılarındaki takımın isminden çekinip yenilgiyi baştan kabullenmesinler. Bu konuda gösterecekleri reaksiyon hem bu grup için hem de gelecek seneler için oldukça önem teşkil ediyor F.Bahçe Ülker adına.

Dönüş Hazırlığı

G.Saray Cafe Crown aradığı uzunu buldu sayılır. Çok değil daha geçen sezon takımdaydı.

Euroleague Top-16 Gruplar

E: TAU Ceramica - Olympiakos - A.J Milano - Prokom
F: Barcelona - Real Madrid - Maccabi Tel-Aviv - Alba Berlin
G: Unicaja Malaga - Lottomatica Roma - Panathinaikos - Partizan
H: CSKA Moskova - M.Siena - F.Bahçe Ülker - Cibona Zagreb

Fikstür de CSKA, Siena (d), Cibona (d), Cibona, CSKA (d), Siena şeklinde oluşmuş.

Zor grup oldu. Her torbanın en zor takımları geldi F.Bahçe Ülker'e. Hem All-Star kadroları hem de F.Bahçe Ülker'in Eurolaegue grubu hakkında karalarız bir şeyler akşama detaylı. Şimdilik mikrofon sizde.

All-Star 2009 Kadroları


Türk Yıldızlar

Koç: Yücel Platin (Oyak Renault)
Oyuncular: Cevher Özer (Beşiktaş Cola Turka), Cüneyt Erden (Galatasaray Cafe Crown), Ender Arslan (Efes Pilsen), Ersin Görkem (Antalya Büyükşehir Belediye), Fatih Solak (Aliağa Petkim), Hakan Köseoğlu (Pınar Karşıyaka), Haluk Yıldırım (Beşiktaş Cola Turka), Hüseyin Beşok (Galatasaray Cafe Crown), Kerem Gönlüm (Efes Pilsen), Oğuz Savaş (Fenerbahçe Ülker), Serkan Erdoğan (Türk Telekom), Tutku Açık (Türk Telekom)

Yabancı Yıldızlar
Koç: Mete Babaoğlu (Aliağa Petkim)
Oyuncular: Alex Gordon (Oyak Renault), Antonio Graves (Galatasaray Cafe Crown), Chuck Davis (Aliağa Petkim), Devin Smith (Fenerbahçe Ülker), Ekene Ibekwe (Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi), Joe Crispin (Banvit), Lance Williams (Banvit), Leon Williams (Pınar Karşıyaka), Bo McCalebb (Mersin Büyükşehir Belediyesi), Bootsy Thornton (Efes Pilsen), Michael Wright (Türk Telekom), Robert Traylor (Kepez Belediyesi)

3 Sayı Yarışması
Alper Saruhan (Oyak Renault), Charles Smith (Efes Pilsen), Chris Lofton (Mersin Büyükşehir Belediyesi), Gerald Brown (Pınar Karşıyaka), Ömer Ünver (Beşiktaş Cola Turka), Reha Öz (Aliağa Petkim)

Smaç Yarışması
Ekene Ibekwe (Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi), Jason Forte (Banvit), Sinan Güler (Efes Pilsen), Quan Prowell (CASA TED Kolejliler), Tufan Önen (Oyak Renault)

Organizasyonun resmi sitesi için şuraya tıklayabilirsiniz.

18 Ocak 2009 Pazar

15. Hafta - Pazar Maçları

Ligin ilk yarısının kapanış gününde ilginç skorlar, ilginç anekdotlar çıkmış ortaya. Paylaşalım, güzelleşelim.

F.Bahçe Ülker zorlu Pınar Karşıyaka deplasmanını kolaya çevirmiş, rakibini ikiye katlayıp öyle ayrılmış Arena'dan (48-94). Evsahibinin 16/52'lik iki sayı ve 2/15'lik üç sayı yüzdeleri ciddi anlamda şaka gibi. Konuk takımda ise skor gayet dağılmış yine, çoğu maçta olduğu gibi. Preldzic 18 s, 5 r, 6 a ile biraz daha öne çıkarken, Semih ve Vidmar'ın 15'er, Oğuz'un 12 sayılık performansları da takımları adına sivrilen rakamlar. Maçta Vidmar'ın isabetli bir üçlüğü, Green'in de Gökper'e yaptığı bir blokunun bulunması, maçtan bize kalan en ilginç iki nottu herhalde.

Beşiktaş Cola Turka maçında izleyip, küçük salonlarının tribünlerini tıklım tıklım dolduran taraftarlarını gördüğüm Erdemir'in bugün Aliağa Petkim'i yenmesini bekliyordum ben ama bu galibiyetin bu kadar farklı bir şekilde gelebileceğini hiç düşünmemiştim ne yalan söyleyeyim (82-45). Reese'den 3 haftadır yararlanamayan İzmir ekibi bugün maç zora girince 17 dakika da olsa kullanmış onu ama yetmemiş tabii. Barbour'a daha ilk maçından sonra dikkat demiştim, 2 maçtır yanıltmıyor beni. Bu hafta 26 sayı (10/12 iki sayılık yüzdesi) ile sazı eline almış, gelmeden önce burada yazdığımız o yüksek skorlu maçlarının şansa olmadığını ispat ediyor her hafta. Son periyotta Aliağa Petkim'in sadece 2 sayı üretebilmiş olması da haftalık panoramada en ilginç istatistik olacak açık ve net. Nedir yahu bu rakam? Şaka mı bu?

Önemli bir galibiyet de Bandırma deplasmanından mutlu dönen Antalya BŞB'den gelmiş (94-102). Bu maç öncesinde her iki takımın da 8 galibiyeti bulunuyordu, Antalya BŞB bu sayıyı 9'a çıkartmış, hem de deplasmanda kazanarak. Banvit bol skorlu maçlar çıkartarak göze hoş gelen 40 dakikalara imza atıyor ama bu oyun tarzı onları her zaman mutlu edecek sonuçlara sebep olmuyor. Arada böyle kritik yenilgiler de alıyorlar, alacaklardır da zaten. Oyunlarında güven veren bir yapı yok çünkü. En önemli silahları üç sayılık atışlar, özellikle iç saha maçlarında. Bugün sadece 4/20 ile oynamışlar üçlüklerde. E rakip de onların aksine 11/23 ile oynayınca bu maçtan galibiyet çıkarmak güç bir ihtimal halini almış onlar için. Lance Williams 31 sayı üretmiş, Crispin 18 sayı üretmiş ama yetmemişler, Antalya takımında ise skor epey bir dağılmış. Green ve Mims 19'ar sayı, Douthit 18 sayı, Ersin Görkem 13 sayı, Can Akın 12 sayı, M.Kemal Bitim 10 sayı ve Marsh da 9 sayı üretmişler. E haketmişler baba be galibiyeti.

17 Ocak 2009 Cumartesi

Torrellcrombie & Fitch

Halil Üner gelene kadar Kepez'in en sivrilen oyuncusu olan, hatta bir ara yazmayı düşündüğüm ama sonra nedense vazgeçtiğim 'Bu yılın en iyi çıkan transferleri' başlıklı yazının da en sağlam malzemelerinden biri olan Torrell Martin Kepez'den ayrılıyormuş. Halil Üner'in ilk maçı olan Erdemir maçında da 24 sayıyla şov yapmıtı eleman ama sonra kendisine verilen sürelerin azalmasıyla paralel olarak bir düşüş trendine girdi. Şaşırıyordum sürekli neden bu adam kenarda diye. Öyle ya, atletik, hoplayan, zıplayan, hücum ribaundlarında son zamanlarda gördüğüm en yetenekli adamlardan biri olan Martin her ne kadar biraz fazla deli dolu ve güven vermeyen şutu olsa dahi mevcut şartlar düşünüldüğünde Kepez takımında öyle ya da böyle takır takır oynamalıydı. Dün Fitch transferi gerçekleşince, taşlar biraz yerine oturdu kafada. Mersin maçından sonra bugünkü Renault maçında da çok az oynatılması ile puzzle tamamlandı. Ligde 5 yabancı ile oynayan takımların havuza bir miktar para ödüyor olmalarından dolayı, Kepez 4 kişilik yabancı kadrosunda Fitch'e yer açmak için yolluyor Martin'i. E daha karpuz kesecektik, All-Star'da smaç yarışması vardı falan. Alıcısı çıkar mı ki acaba TBL'den?

Hazır smaç yarışması demişken, yaptığımız anketin sonucunda Prowell, Smith ve Sinan şeklinde oluşmuş ilk üçün sıralaması. Onu da belirtmeden geçmeyelim.

15. Hafta - Cumartesi Maçları

Akşam 5 buçuk gibi mi neydi evdeydim, Efes - Mersin maçının 15. dakikasına falan yetiştim, keşke yetişmeseymişim. İğrenç bir maç oldu, içim kalktı resmen. :) Mersin sonlara kadar maçı götürdü ama son vuruşu yapamadılar. Kazansınlar istedim ama olmadı (69-68). Zaten maçı da faul atışları getirdi Efes'e. 70'leri bile görmeyen bir maçta 24 kez faul çizgisine giden Efes'e karşı Mersin'in çizgi ziyareti sayısı 13'te kalınca dezavantajlı bir ortam oluşuyor elbette biraz. Efes de kaybetseydi, bugünkü 5 maçın tamamını deplasman takımları kazanmış olacaktı. Kaya 25, Lofton 24 attılar maçta. Cenk geçen haftaki yüzdeli oyununa bu hafta da devam edip 3/4 üçlük yüzdesiyle 12 sayı üretti. Ffriend'siz haliyle Traylor karşısında tel tel dökülen Mersin uzunlarında ise bu hafta özellikle Nedim 5 s, 10 r (5'i hücum) ile biraz olsun dikkat çekti. Yine de Kepez kadar orayı talan edemeyen Efes uzunlarına da selam olsun tabii. Kerem Gönlüm'ün oynamadığı maçta Efes'in 6. yabancı olarak dışarıda kalan isminin Kasun olduğunu belirtelim ve bu kısmını noktalayalım yazının.

Günün ilk maçını izleyemedim ama dışarıdayken haberini aldım maçın. :) Beklediğim ve hafta içinde yazdığım gibi Telekom galibiyetiyle sonlandı bu önemli maç (76-92). G.Saray Cafe Crown da Koray Mincinozlu ile ilk yenilgisini almış oldu böylece. Son çeyreğe 47-77 girilmiş maçta, ilginç bir not olsun bu da. Ayrıca Gurovic diskalifiye edilmiş, Atkins de sakatmış oynamamış. Maçın tekrarını yakalarım elbet Spormax'te, izler daha detaylı konuşuruz. Zaten Çağlar (dejavu) da yorum kısmına karalar bir şeyler mutlaka, ondan da almış oluruz maç analizini detaylı.

Büyük birader Efes Euroleague'den elenince Hammonds'a yeniden kavuşan Daçka, Konya'dan altın değerinde bir galibiyet çıkarmış (85-91). Ekrem Memnun maç boyunca Hammonds & Soner ikilisini aynı anda oynatmış. Her iki oyuncu da 14'er sayı, 5'er ribaund, bir o kadar da asist üretmişler. Son periyoda Selçuk 8 sayı önde girmiş ama son 10 dakikada 20-34'lük bir Daçka serisi var ki aman aman. :) Leunen 21 sayı üretmiş 6 üçlük atarak. Evsahibinde yine tanıdık isimler var skoru üstlenen, asıl dikkat çeken nokta Jamar Butler'ın ikinci maçında da bir şey yapamaması. 20 dakika sahada kalıp 6 s, 2 top kaybıyla oynamış.

Yeni transfer Wesson takviyesiyle ligin son sırasındaki Kolej'e konuk olan Beşiktaş Cola Turka, maçın sonlarında zorlansa da kazanmayı başardı (72-76). Sonlara doğru livescore'a baktım 72-73'e kadar getirdi skoru Kolej ama sonra top kaybı ve Chatman'ın faulleri geldi, maç da siyah beyazlılarda kaldı. Prowell 24 s, Hansen 17 s ile sağlam bir performans koymuşlar ortaya ama Marshall Strcikland felaketmiş. 8 s, 4 r, 5a ortalama bir rakam gibi görünebilir ama 2/11 ikilik, 1/6 üçlük yüzdeleri bir önceki cümlede kullanılan felaket sıfatına cuk diye oturuveriyor. Beşiktaş Cola Turka'da yeni transfer Wesson ise 11 dakika sahada kalabilmiş faul problemi yüzünden. 4 s, 3 r ile bitirmiş bu maçı.

Günün asıl vurgunu, daha pazartesi günü Mersin'de büyük vurgun yapan Kepez'i Antalya'da deviren Renault'dan geldi (68-84). Eve geldiğimde skor zaten alıp başını gitmişti. İlk yarı sonunda 50-32 ile 18 farka ulaştı Yücel abinin öğrencileri. Üçüncü çeyrekte tahminen biraz top basayım, hatta hiç atmadan kazanayım havasına (bknz. İstanbul'daki G.Saray Cafe Crown maçı) girdiler ve bir anda Kepez momentumu yakalayıp farkı 7'ye kadar düşürdü. Ama günün yüzdeli ismi Gordon ve günün diğer skoreri Jones peşpeşe buldukları sayılarla farkı yeniden eski çizgisine çektiler. Üçüncü çeyreğin sonunda Ahmet de bir üçlük yollayınca, maç kırıldı gitti orada zaten. Renault için inanılmaz önemli bir galibiyetti bu. Hem kendileri 7 galibiyet oldular, hem Kepez'i 3 galibiyette tuttular. Ben Kepez galibiyeti bekliyordum, kafamdaki favori onlardı yani. Ama Yücel abi maçtan önce 'Bir iki sürprizim var, tutarsa alırız' demişti. Tutmuş demek ki, hem de epey bir fazla tutmuş. :) Artık Renault alt tarafı değil de biraz daha üst sıraları tırmalamalı. Bu kadar iyi bir ritm yakalanmışken sezon sonunda bir Play-Off sürprizi (zorda olsa) gerçekleşirse pek bir güzel olur hakikatten. Renault'da günün adamı 7/9 gibi çılgın bir yüzdeyle üçlük yollayıp 25 sayı üreten, yanına da 9 asist koyan küçük adam Gordon olurken, Jones'un 17 s, 7 r, 2 a, 2 blok rakamları da hayli dikkat çekiciydi. Kepez'de sadece Traylor, Saunders, McLinton üçlüsü ayakta kalırken, bu üçlü dışındaki hiçbir oyuncunun 3 sayıdan fazla skor üretememesi de ayrı bir ilginçlikti maçtan bize kalan.Bu arada Halil Üner'den önceki dönemde takımın en baba adamı olarak gözüken Torrell Martin Mersin deplasmanından sonra bu maçta da fazla süre almadı. 12 dakika oynayıp 3 sayı üretebildi sadece. Sakatlığı falan mı var yoksa hoca gözden mi çıkardı onu çözemedim. Hazır Fitch de gelmişken yollayacak olmasınlar?

Fitch Comes Back

Eski dost Gerald Fitch Kepez Bld. için yeniden aramızda. Antalya'ya ayak basmış ama bugün oynamayacakmış. Fitch'le birlikte Kepez iyice değişik bir takım haline gelmiş oldu, Fitch'li halleriyle de izlemek lazım bir.

Gece gece bir transfer haberi de Mersin'den gelmiş. Takım içi düzeni bozuyor diye Kimani Ffriend'i yollamışlar. Yerine de Yunan Trikalla takımından Chris Massie'yi kadroya katmışlar.

16 Ocak 2009 Cuma

Sağlam Öngörü

Beklenen oldu, Cliff Hammonds Daçka'ya döndü. Aslında burada Efes & Daçka'lı yetkilileri Cliff'in yerine hemen yeni bir guard almadıkları için kutlamak lazım. 'Ne olur ne olmaz biraz bekleyelim, belki gruptan çıkamayız falan' öngörüsünde onlar da bulunabilmişler demek ki. :) Şimdi Drobnjak da gönderilecek. Asıl merakla beklenen üçüncü sıradaki isim. Kim olacak? Smith diye duyuyorum ama.