22 Şubat 2009 Pazar

Final Öncesi Bir Erdemir Yazısı

Finali izleyip kapanışı yapacağız bugün İzmir'de. Gece yola çıkıp sabah işe gitmek böylesi güzel bir 3 günlük İzmir kaçamağının ardından ne kadar cazip gelebilir ki? Ama hayat bu, kurallar böyle. Madem son günümüz burada, final öncesinde finalist takımlar hakkında güzel birer inceleme yazısı patlatalım da kendimizi bulalım biraz.

Erdemir'den başlayalım izninizle. Bu turnuvanın büyük sürprizi oldular. Aslında Ahmet Çakı ile birlikte orada ortaya çıkan bariz bir değişim vardı ama bunu bu derece yakından deneyimlemek olayın güzelliğini daha bir arttırıyor benim tarafımda. Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, taş gibi takım olmuşlar, lamı cimi yok. Küme düşeceklerini düşünmüyordum ama buradaki performans ve başarıdan sonra tamamen kafamdan attım bu düşünceyi. Zaten bu tip bir başarının takımın sahip olduğu karaktere ve özgüvene ne derece pozitif etki ettiğini hepimiz biliyoruz. Bundan sonrası çok daha iyi olacaktır Erdemir için. Ne yapıyor peki bu Erdemir?. Bir kere James Thomas denen insanüstü yaratık boyalı alanda manyak işler yapıyor. 2 uzunla tek başına baş edebilecek kadar güçlü bir isim, o izlenimi uyandırıyor direkt olarak izleyenlerde. İçeride Thomas'a sırt dayalı nasılsa, yeri geliyor onun yanına Burgess konuluyor ve boyalı alanda daha dominant bir güç sahibi olunuyor, yeri geliyor Emre Ekim ya da 4 kısaya dönülen sistemle biraz daha dışarıya kaçılıyor. Hakan Demirel'in bir an önce oynayabileceği bir takıma gidip hem kendini hem de o takımı kurtarması gerektiğine inanıyordum, yanılmadım. Çok değişmiş Hakan, bariz bir özgüven ve sorumluluk patlaması yaşıyor. G.Saray Cafe Crown maçında çok kritik bir pozisyonda iki rakibinin arasından elindeki topu bel arkasından çevirerek geçmesi ve ohaa lan kaybediyordu hissini bize uyandırması buna en güzel kanıt. Korkusuzca drive edip, yetersiz denilen finshing yeteneğini kullanması falan da çok hoş. Ancak onu yedekleyen Mithat Demirel'de net bir problem var. Sürekli zarar yazıyor takıma. Dün maçın 2 kez uzamasında onun payı vardı, erken vurabilirdi darbeyi Erdemir. Gerçi kritik dakikaları bir ara sadece Mithat ile oynayan Ahmet Çakı'nın da bu yanlışta büyük payı vardı. Topun elde kalmasını istediklerinde Hakan & Mithat ikillisinden beraber fayfalanıyorlar, ki bu Funk'ın yokluğunda ya da Barbour'un kullanılmasına ihtiyaç duyulduğunda onlara büyük bir derinlik kazandırıyor. Erdal Bibo ve Nate Funk bu takımın finishing konusunda ihtisas yapmış adamları. Erdal bazen çılgınca oynayabiliyor ama Funk'ın sabit iyi performansı onlar adına çok önemli. Hatta olmazsa olmaz. Dün o 5 faul aldıktan sonra takımdaki ona olan ihtiyacın boyutlarını çok net görebildik tribünden. Barbour ise takımın free takılanı. Dün bir çok pozisyonda one-man-show tadındaki atakları ve geri çekilip bıraktığı fade-awayleri ile takımını skorda sürükledi. Şut stili değişik, özellikle boş kaldığı pozisyonlarda 1 saatte şluta kalkıyor ve her seferinde yer mi lan acaba blok hissi uyandırıyor ama hareketliyken şuta kalkışta bu sorunu yaşamıyor pek. Ha bir de deli zıplıyor yahu eleman. Bir ribaundda baktık beli Thomas'ın kafa hizasındaydı. Höh çektik bir.

Savunma yönleri çok iyi değil bence Erdemir'in, onlar ekmeklerini atarak kazanıyorlar. Ama bazı anlarda iyi konsantre oluyorlar. Bunun Thomas ve Burgess'ın bir arada oynadıkları zamanda olması bir işaret aslında. Sokmuyorlar rakibi içeriye, soksalar da blok çakma ihtimalleri yüksek oluyor. Bugün Efes Pilsen karşısında hem 50 dakikalık bir yarı finalden çıkmış olmaları hem de sert savunmayla karşılaşma ihtimalleri onlar için ciddi derecede zor kılacak bu maçı. Ama ne farkeder ki? Onlar şimdiden gönüllerin şampiyonu oldular çoğu basketbolsever için. Tıpkı geçen yıl Yücel Platin'li Oyak Renault'nun olduğu gibi. Dünkü 2 uzatmalı yarı final maçı ciddi anlamda keyif verici bir ilaç tadındaydı ki bu da zaten onların bu sempatiyi kazanmasındaki en önemli etkendi. Bugün finale zaten birçok şeyi kazanmış bir biçimde çıkacak Ahmet Çakı ve öğrencileri, o yüzden sonucun onlar adına çok da bir önemi olmayacak.

Efes Pilsen yazısını kupa sonrasına bırakalım, oradaki ciddi değişimleri de karalayalım detaylı bir şekilde. Şimdi maç öncesinde biraz karın doyurmaca, biraz İzmir daha İzmir'in keyfini çıkarmaca vakti.

4 Yorum Yapılmış:

gibi dedi ki...

nate funk ilginç adam yumruk kadar kafası dwight howard kadar vücudu var.gereksiz kas yapmış.tipi de kedi gibi zaten.

Erinc Atilla dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=6ElJ2Z5ZoG0

check it out ;)

saLsa dedi ki...

@ Erinç

Türkçesini çözene kadar canımız çıkmıştı. :) Aaaartist Kaaaaayaa..:D

X dedi ki...

Ahmet Çakı eleştirileri yapanlar vardı buralarda ... :)