4 Şubat 2009 Çarşamba

Teselli Bulmaya Devam (87-79)

CSKA maçından sonra da dedim, kolay teslim oluyoruz büyük takımlara karşı diye. Sonra maç içinden bir teselli bulup onunla avunuyoruz. Geçen hafta CSKA'ya 8 dakika boyunca sadece 2 sayı attırmayı bulmuştuk, bu sefer de bu denli berbat bir oyuna rağmen son çeyrekteki skor sayesinde Siena deplasmanından sadece 8 sayı farkla yenik dönüyor olmayı bu kefeye koyabiliriz. Hakikatten hakkı 20 sayı fark olan bir maçta farkı uyuta uyuta 8'e çekmek -ki daha da düşebilirdi- başarı sayılabilir ama bugün top mop oynamadı takım. Yani elle tutulur hiçbir yanı yoktu. Bir tek Giricek. Sakatlığını atlattıkça daha iyi olacak, hatta abartırsak F.Bahçe Ülker şayet lig şampiyonluğunu alacaksa bunun sağlayıcısı olacak çok net belli. Yani bu adamı pek fazla rotasyona sokmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Kobe misali diğerlerinden farklı olan bu amcayı oyunda tutup, etrafını donatmak lazım bence. Tanjevic bunu ligde yumurtanın kapıya dayandığı kritik Play-Off maçlarında bal gibi yapıyor ama gönül ister ki böyle sezon ortası maçlarında da yapsın. En azından Avrupa'da. Yoksa Kolej'e, Kepez'e karşı 35 dakika sahada kalmasına elbette gerek yok.

Mirsad 25 sayıyla bırakın takımı maçın en skorer ismi olurken, diğer taraftan yaptığı amatörce hareketlerle en az bir 25 sayı kadar da zarar verdi takıma. Hele ilk yarıda sağ ve sol ayağını 3'er kez oynatarak stepsin babasını yaptığı bir pozisyondan sonra, hakemin haklı düdüğüne verdiği tribal tepki son noktaydı benim için. Artık anladım ki bu bir psikolojik sorun. İnsan turnikede bile bir fazla adım attığında hissedebilirken, 4-5 fazladan atılmış adımı nasıl hissetmez? Bunca tecrübe, bunca üst düzey maç oynamak ama diğer taraftan da tüm bunlarla alakasız bir amatörlük içinde olmak. Nasıl bir senkron çözemiyorum? Ayrıca Siena'nın 13/27 üçlük yüzdesine 6/19 ile karşılık vermek ne yüzde ne de üçlük denemesi olarak hiç yakışmadı F.Bahçe Ülker'e. Ne attılarsa giriyor diyor spiker ama insan bir savunmayı sorgular değil mi? Fark olmuş 6-7, Green ortalıkta geziniyor, McIntyre çıkıp yollayıveriyor üçlüğü. Böyle savunmaya böyle üçlük yüzdesi. Değil mi ama? Aklıma gelmişken, Semih ne zaman gidiyorsun NBA'e baba? Git de hem sen kurtul hem biz. Cidden bak. Şişir biraz daha abdominalleri, sonra kısmetse bu yaz yallah. Ben kaldıramıyorum çünkü artık bu oyunu, bu tavrı, bu duruşu.

Şimdi kalçamız ak mı kara mı Zagreb'de belli olacak. Almaktan başka çare yok o maçı. Şu iki maçtaki dağınık oyun pek umut vermese de, bu takımın isminden korktuğu takımlara karşı başka, ismini gözüne kestirdiği takımlara karşı başka oynama hastalığı da her türlü sonucu olasılık dahilinde tutuyor, yalan yok. Zaten bu ilk 2 yenilgi mantık dahiliydi. Haftaya Zagreb'den çıkarılacak bir galibiyetin üstüne, İstanbul'daki iki maçın galibiyetini de ekleyebilirsek çıkar gideriz gibi. Tabii CSKA Siena'ya yenilmeyecek. Yenilmeyeceksiniz değil mi abisi?

Yazının sonunu bayanlara değinerek getirelim. Bugün yine uzayan ve kabız eden bir maç sonunda rakiplerini yenip çeyrek finale kaldılar. Sevindik ettik ama sevinç kursakta kaldı. CSKA'dan gelebilecek bir galibiyet haberiyle, hem daha kolay bir rakip olan Macar takımı ile eşleşecek hem de saha avantajını cebimize indirecektik ne güzel. Ama ilk yarıyı farklı önde kapayan CSKA ikinci yarıda uyku moduna geçince maç uzadı. Bu tokat da yetmedi onlara, uzatmanın son anlarına 3 sayı önde girmelerine rağmen maçı bir kez daha uzattırmayı başardılar. E sen uykudan uyandırırsan karşındakini, onlar da vuru geçerler tabii. Taktılar farkı CSKA'ya. Bizim payımıza düşen de saha dezavantajıyla birlikte eski dost Cappie'nin takımı Ekaterinburg oldu. Şansımız? Zaten azdı, şimdi hepten az. Ama Cappie'yi yeniden Caferağa'da görecek olmak. İşte onun tarifi de az.

3 Yorum Yapılmış:

MixBasket dedi ki...

Green ile olmaz bu iş. Hakkında yazacağımı da söylemiştim. Mirsad'ın verdiği tepki hep şöyledir: Elini ağzına götürür, gözleri pörtlek olur ve elini iki yana açar.

m3ehmet dedi ki...

Gardları sanki savunma yokmuş gibi şut attı(Green sağolsun)...
Mrsiç'i sadece derbiler ve ligde maçlar koptuktan sonra almak lazım...
Giricek ilk yarı top alabilmek için kendini parçaladı...
Mirsad ne zaman italyan takımı görse istatistik olarak en iyi ama oyun olarak ???
Bir de böyle bir maçta ömer niye bu kadar az süre alır annamadım...

Erinc Atilla dedi ki...

sezon basinda da heryerde yazmistim...green ile olcak isler degil bu isler...

ve yillarca mirsad'a tepki koyariz...cok fazla tribune oynuyor, cok fazla tiyatro yapiyor diye...bunu her dedigimizde de fenerliler elestirir bizi...taniyin artik adaminizi yawf...bakin salsa da acik ve net sekilde belki de ilk defa sorunun mirsad'in karakterinden kaynaklandigini (psikolojik) yazmis...hadi fenerliler, kasin biraz, kabul edebilirsiniz mirsad'in basketbolcu oldugu kadar da tiyatrocu oldugunu...

td'de yazmistim, fener isini mart'a birakmamasi gerekir diye...daha henuz subatin basindayiz da, sanki bu is yas gibi olcak fenerbahce adina...