24 Mart 2009 Salı

Dakika mı? Para mı?

Bodoslamadan gireceğim konuya. Bugün El-Amin de transfer edilince 4. guard konumuna düşen Barış Ermiş'tir yazıyı kaleme almamın nedeni. Ne zamandır aklımdaydı aslında bu konu ama bugüne kısmetmiş. Şimdi efendim bu genç oyuncularımız bana göre parayı dakikaya tercih eden arkadaşlarımızdır. Çok mu ağır oldu? Belki ağır olmuş olabilir ama akıllı kararlar vermedikleri kesin hepsinin de. Ha belki Sinan'ı diğerlerinden ayırabiliriz. Zira Ergin Ataman'ın ona sadece ön alan baskısı yapacağı zamanlarda dakika vereceğini bilseydi gelmeyebilirdi Efes'e. Ama diğerleri? İzninizle onlara edecek üç beş kelamım var.

Resimdeki sırayla gidelim. Engin Atsür. Bu yıl sakatlığı yüzünden pek kadroda bulunamadı ama bulunsaydı ne olacaktı sorusunun cevabı hangimizde 'Ortalama 20 ya da üstü dakika alır' olurdu sorabilir miyim? İmkansız. Peki senin yaşın kaç Engin? 25. Yani patlamayı yaptın yaptın, yoksa ortalama bir guard olarak ya da hakkında 'Yahu çok potansiyelli adam', 'Çok efendi, kültürlü bir guard' şeklinde yorumlar yapılan bir guard olarak takılacaksın bu piyasada. Bunu ben o biz siz onlar görüyor da sen niye göremiyorsun? Sezon başında seni deli gibi isteyen G.Saray Cafe Crown'a gitseydin mesela, Marshall'mış, Atkins'miş, esamesi okunur muydu bu adamların? Takır takır alırdın süreni, gösterirdin kendini. Sonra daha güçlü bir vaziyette çalardın Efes'in kapısını. Ender'in bile yedeği olarak değil de birinci guard olarak girerdin Merter tesislerine.

Barış Ermiş'e ne demeli? Geçen sene KSK formalı röportajlarını çıkarttırmayın bana şimdi. Dedikleri hala aklımda: 'Sonunda limitsizce süre bulabildiğim, kendimi gösterebildiğim bir takımdayım. Çok mutluyum, çünkü oynuyorum' ya da bunun türevi olan cümlelerle donatmıyor muydu sayfaları? Ki zaten doğrusu da bu değil miydi? E ne diye oynamayacağını bildiğin halde -hatta bir kere gidip de oynamayı beceremediğin takıma, aynı hocaya- gidersin? KSK'nin sana sunduğu sözleşmenin 3-4-5-6 -her ne haltsa- katı olduğu için olmasın? Nerde kaldı peki gelişmek, oynamak? Hani nerde geçen seneki dakikaların, istatistiklerin, sorumlulukların? Hani Barış bunu KSK forması altında yaşamasa, süre almanın keyfini çatmasa bu hataya düşmesini kabullenebilirim belki ama o bile düşüyorsa bu hataya, para denen meret cidden 1 numara.

Sinan Güler'i yazının başında da söylediğim üzere ayırıyorum bu üçlüden. Zira üst level bir takım kadrosunda bulunmayı hakediyordu kesinlikle. Ha belki 1 sene daha sürekli oynayabileceği bir takımda takılamaz mıydı? Takılırdı elbette ama yükselmek onun hakkıydı diyebiliriz. Onun olayı biraz yanlış tercihle alakalı. Ergin Ataman kuyruğu sıkışınca gençleri görmez oldu, onu sadece ön alan baskısı yapacağı zamanlarda ya da kopan maçlarda hatırlar oldu. Geçen sezon önce Beşiktaş Cola Turka ile sonra da yazın Milli Takım ile birlikte güzel bir sıçrama yapan Sinan'ın isminin karşısında 1-2 dakika yazar oldu bu sezon. Onun tercihi de bir ihtimal F.Bahçe Ülker olabilirdi, zira Tanjevic onu 2 numarada kullanabilirdi daha sık ama orada da Mrsic, Ömer Onan gibi ustalar var. Ve kuyruğu sıkışınca bu ustalara gözü kapalı dakika veren bir diğer adam da Tanjevic.

Gelelim zurnanın son deliğine. Serhat Çetin. F.Bahçe Ülker'e transferinin nasıl gerçekleştiğini hepimiz hatırlıyoruz. Resmi siteden yapılan 'F.Bahçe Ülker altyapısında Serhat kalitesinde birçok gencimiz var, o nedenle Serhat ile ilgilenmiyoruz' açıklamasının üstünden bir kaç hafta geçmeden kadroya katılmıştı genç oyuncu. Burada golü yiyen yönetimdi ama Serhat'ı kimin istediğini bilen hala yok. Tanjevic'in istemediği kesin de, net cevap ne bilmiyorum. Çok da önemli değil zaten bu. Geçen yıl Alpella'ya yollanmıştı Tanjevic tarafından, süre alsın, gelişsin, pişsin, iyice sıçrama yapsın diye. Ne oldu? Alpella küme düştü ama Serhat orada çırpınan oyunuyla, takıma liderlik edişiyle 'Ben buradayım' mesajını verdi. Verdi de, alan oldu mu? En azından Tanjevic aldı mı? Almadı. Kupa maçlarında yalandan ilk beş başlatmalar, sonra 1 hata yapınca kenara çekip adamın dakikasını 3-4 dakikayla kısıtlamak ne zamandan beri genç yetiştiriciliği oldu? Serhat kendisi söylemişti bana, 'Ben Preldzic'ten daha iyi oyuncuyum' diye. Evet öylesin, ama neden o zaman ikinci hatta üçüncü tercih olduğunu adın gibi bildiğin yerdesin? En azından başvursana yönetime be koçum, 'Beni kiralık verin bir yerlere, ben bu yılı oynamadan geçirirsem bu benim için intihar olur' desene. Belki o zaman değerini anlarlar.

Bu gençlerin mantığını anlamadım, anlamıyorum, anlamayacağım. En basiti Aliağa'da hiç süre almayan genç bir oyuncunun bile aylık maaşı benimkinin 2-2,5 katı iken nedir bu yaşta böylesi bir para aşkı? Sen zaten ortalamanın çok çok üstünde kazanıyorsun en ortalama takımda bile, git, oyna, öyle gel imzala şu bol sıfırlı kontratları. Hem daha çok itibar görürsün, hem de belki yarın öbür gün bir çocuğun duvarını süslersin posterinle. Fena mı olur? Diyorum ya işte anlayamıyorum. He Asım Pars'ı anlıyorum ama. Adam bir sezon hayatının topunu oynadı Karşıyaka'da, gitti kaptı Telekom'dan bol sıfırlı kontratı. Yaş kaç? 33. Hayatının fırsatıydı, kaçırmadı. Alley-hoop'luk pası hiç bekletmeden vurdu potanın içine. Süper Loto talihlisi olmaktan sonra gelebilecek en müthiş şeydi Asım'ın başına, almasa aptallık ederdi. :)

17 Yorum Yapılmış:

normar dedi ki...

bu yazının altına imzamı atarım. dozunda eleştiri ve çoğundada haklısın salsa.basketbolu yakından takip eden çoğu kişininde bu konuda senle aynı düşündüğünü adım gibi bilirim.eline sağlık

Sheed dedi ki...

"ben preldzic'ten daha iyi oyuncuyum" sözünde ciddiyse serhat'ın daha büyük sorunları var bence..

engin konusunda da, ergin hoca ile muhtemelen konuşmuştur ve bi şekilde ikna olmuştur.. sonuçta barış gibi blakney-tutku ikilisinin arkasına gitmedi engin.. ben engin atsür olsam, takımın diğer guardlarının ender ve vujanic olduğunu görsem, kendimi onların arkasında görmezdim açıkçası.. 18-22 dakika civarı alabileceğimi düşünürdüm.. ki normali de buydu bana kalırsa..

Ceren dedi ki...

Sinan ve diğerlerini bencede ayırmak gerek.Bile bile ladesdir bu.Oyunculuklarına hiçbirimizin lafı yok ama bunları düşünemiyorlar mı yoksa işin içinde bilmediğimiz olaylar mı var.
salsa bir de senden şöyle bir isteğim olacak.Kalbur üstü takımlarda yeterli süre alıp basketbollarını bir gıdım geliştiremeyen oyunculardan bahseden bir yazı.Benim aklımda bir kaç oyuncu var ama eminim ki sende daha fazla vardır.

MixBasket dedi ki...

Anıl ancak bu kadar anlatılabilirdi yani.. Aynen ben de imzalarım bunu..

Adsız dedi ki...

turk oyuncuların en buyuk problemı zaten paradır..ozellıkle genc oyuncular dıye tabır edılen 20-25 yas arası potansıyelı yuksek oyunculardır bunlar..bır yıl sure aldıkları takımda harıka oynarlar onsan sonra transfer sezonunda bol sıfırlı kontratlar yapıp bır yıl kenarda oturup paslnırlar..

goreceksınızkı salsa nın saydıgı bu gencler onumuzdekı sezon yıne sure alabılceklerı takımlara gıdecekler yıne harıka oynayacaklar sonrakı sezon yıne bol sıfırlı bır kontrak yapıp yıne paslanmaya devam edecekler..maalesef ulkemız basketbolunda buyuk sorunlanlardan bırı budur..erkenden zengın olmak ısteyen potabsıyel sahıbı genc oyuncular bu yolu tercıh edıyorlar..30una geldıklerınde kafalarını vurmak ıcın yer arıyacaklar ama bulamayabılırler...

Adsız dedi ki...

Yazan diğer arkadaşlar gibi görüşlerine aynen katılıyorum. Zaten ligdeki oyuncular bir iki takımımızı sıçrama tahtası olarak görüp üst sıralardaki takımlara kapağı atıyorlar sonrası işte tablodaki gibi.

Adsız dedi ki...

Açıkçası ben bu noktada oyunculara hak verdiğimi söylemeden edemeyeceğim. Oyuncular; buraları tercih ediyorlar; çünkü zaten varabilecekleri maksimum yer bu.

Şimdi Barış özelinden gidelim. Karşıyakada çok iyi bir sezon geçirdiğinden bahsettik; sezon istatistikleri 8 sayı 3 ribaund 3 asist. Takımdaki; 5. skor opsiyonu ; işin açıkçası önem olarak da 5. oyuncu. Ve de; hani bu şampiyonluğa oynyan falan değil; gayet mid-level bir takım. Şimdi; Barışın bu takımda yaptığı işler; kendisine; karşıyakadakinin 4 katı civarı bir para getiriyor. Bu noktada; sorulacak sorular şunlar?

1. Barış eğer, bu oyununun üstüne biraz koysa; takımdaki 3. önemli oyuncu olsa mesela, statüsü ne akdar yükselir?

2. Barış; ortalama bir 1. lig takımının go-to-guy ı olabilir mi?

Benim kişisel görüşüm; 2 soruya da negatif. Artık özellikle yukarıdaki takımlar; iyice dominant olmaya başladılar; diğer organizasyonlara; ve oradan çıkacak adamlara acı ama gerçek hiç güvenmiyorlar. Bu nedenle de; artık 2. takımlar bile yetmiyor; 3. takımları var oyuncularına yer açabilmek için. Ne olursa olsun; gözümüzün önünden ayrılmasın diyorlar.

Bu şartlarda; Anıl'ın iyi basketbolcu olmak argümanına katılıyorum. Ama; 8 sayı 3 asist de; 10 sayı 5 asist de; ancak Tutkunun arkasında bol sıfırlı bir kontratla yedek bekleminize yetecekse; neden bir yılı paraların bir ödenip bir ödenmediği; organizasyonun sorunlu olduğu; küçük takımlarda 4 de biri fiyatına oynayarak harcayasınız ki? Eninde sonunda geleceğiniz yer telekomda yedek beklemek. Neden bu fırsatı tepesiniz?

İşin ucunda Hakan Köseoğlu olmak da var. Yılalrdır her gittiği takımda; önemli roller oynuyor iyi istatistikler yapıyor- bu cümle iyi veya kötü bir oyuncu olmasından bağımsızdır- ama ; journeyman.

O üzden zaten yeterince uzattım; toplayayım; eğer çok büyük bir yldız adayı değil de; her jenerasyonda 1-2 tane çıkabilen; başarılı ama çok büyük olmayan yeteneklerden biriyseniz; hazır kapılar açıkken geçmeniz gerekebilir bazen. Sırf dakika almak için; çok daha büyük zorluklara katlanmak zorunda kalabilirsiniz ileride zira.

Adsız dedi ki...

Anıl ben de senden bu tarz bir yazı ya da yorum bekliyordum;eline sağlık.
Bu 4'lü gibi çok fazla örnek verilebilir esasında.Örneğin Muratcan geldi aklıma;o da bu hatayı 2 defa yapanlardan.İtü ve BJK'de geçen göz kamaştırıcı yıllardan sonra Ülkerspor'a transfer olmasıyla kaybettiği yıllar ve oyuncu rehabilitasyon merkezi KSK'de kendini bulmasının ardından yine KSK'de kendini bulan oyuncuları benchinde oturtmaya meraklı Telekom takımı tarafından durdurulması.Sinan'ın TBL kariyeri hafiften Muratcan'ın ki gibi başladı;hayırlısı.
Bu isimlere az daha Soner de katılacaktı bu sene.Eğer Efes'e gitseydi -ki Efes yönetimi bastırsa alırdı(yazın beraber idman yapıyorlardı);onun da hanesine yazardık kayıp yılları.
Bir detay daha aklıma takıldı. Daha olumlu düşünmek istiyorum;bu kadar para ekseriyetiyle hareket ettiklerini düşünmeksizin soruyorum:acaba bu adamlar bir üst klasmandaki yerleşik düzeni sarsıp,süre alma isteğiyle mi gidiyorlar diye.Ama şu an da ben Barış olsam antrenörümün,yöneticimin yüzüne bakmaya utanır,büyük bir özgüven problemi yaşardım.
@sheed,
Bence Serhat'ın Preldzic'ten iyi oyuncu olduğunu düşünmesi problemli bir durum değil.Üst düzey alt yapı kariyeri olan bu genç oyuncular arasında öyle büyük farkların olmadığını düşünüyorum.Olay takımında sahip olduğun krediye bakıyor bence.Üstelik Serhat 20 yaşına kadar Preldzic'ten daha ön planda bir oyuncuydu.Ama Preldzic gibi uygun ortamı bulamadı bir üst seviyede kendisini göstermek için.Yani Preldzic'in gelişme grafiğine bakarak Türk olsaydı aynı Serhat gibi Cenk ve Ersan'ın arkasında 2. planda düşünülebilirdi yorumu yapılabilir.Ama şu an da Cenk'ten daha iyi oyuncu olduğunu söyleyecek çok insan vardır heralde.Bizim genç oyuncuları öyle ya da böyle kazanacak oturmuş bir yapı inşa etmeye ihtiyacımız var bence.Yoksa her genç oyuncu için doğru yerde doğru zamanda bulunup anı değerlendirmek farz olur;onlar için tüm şartlar sürekli zorlaştırılırken(al sana psikolojik baskı)Mesela bence Ender Arslan'ın şu durumlara düşmesinde kendisi kadar Mahmuti'nin de payı vardır.Zizic'ten fersah fersah iyiyken şimdi ikisinin bulunduğu konuma bakın.Aynı şey çok potansiyelli bulduğumuz diğer genç oyuncularımız için de 5 yıl sonra söylenecek malesef.Buna tepkimdir aslında El-Amin transferine tepkim.
Ne oldu Telekom KSK'den 300bin dolara Erdinç Balto'yu almıştı bi ara;duyan gören var mı?Genç Telekom gibi iddiasız bir takımda 10 dk almayı haketmeyecek kadar vasıfsız bir adamsa neden onca para verdin?Ya da eğer o parayı ve değeri verdin neden şans vermiyorsun?KSK'de kalsaydı oyuncu olabilir miydi o adam?Çok zor işin içinden çıkmak.
-yangchonchoi-

Adsız dedi ki...

tanjeviç efendi emire verdiği şansı
ve guard süresinin yarısını serhata verseydi ülkemiz çok üst düzey bir oyuncu kazanabilirdiama sloven hayranlığı tıpkı oğuz savaş gibi serhatı da arka planda tutuyor

barisozman dedi ki...

bu konuya belki de en çok kafa yormuş insanlardan biri olarak, şimdi basketbol basınından uzak olunca olayı daha iyi anladığımı hissediyorum ve kesinlikle oyunculara hak veriyorum. çok doğru yapıyorlar.
dışarıdan bu iş çok farklı gözüküyor, izleyenler için. ama aslında bunun bir şirket yapısından pek bir farkı yok. örneğin turkcell'de bir operatör mi olmayı tercih edersiniz yoksa bilmemne netin genel müdürü mü? bence doğru tercih bir şekilde turkcell'de operatör olmaktır. sonuçta bir şekilde iyi performansla parlayarak bekleyince orada da genel müdür olmasan da önemli müdürlerden biri olabilirsin. bir çalışma kültürü edinirsin. değerli insanlarla çalışma fırsatı yakalarsın. bilmemne netle belki bir gün kendi çabalarınla iyi bir müşteri yakalayıp dünyanın merkezi gibi hissedersin, ama bu kısa süre. uzun vadede bu başarılar unutulur ve turkcell'e bir şekilde geçersen o kültürü almak için baştan donatılırsın.
oyuncuların durumu da aynen bu. sinan güler'in bir anda tüm sezon kenarda oturmasına bakıp belki de avrupanın en iyi forvetleriyle haftanın her günü efes pilsen temposunda antreman yaptığını unutmamak gerekir. bunun yerine erdemir'de her maç 35 dakika oynayıp performans vermesi geleceği için bence daha sağlıksız bile olabilirdi.
burada oyuncular için sıkıntılı olan iki konu var.
birincisi bilmemne net değil de biraz daha kurumsal bir şirketten gelip turkcell'de daha saygın bir pozisyondan başlamanın maalesef koçların insiyatifinde mümkün olmaması. karşıyaka, beşiktaş gibi bilmemne net'ten daha saygın kurumlarda bile geçen iyi sezonlar ertesi yıl efes'te, fener'de, telekom'da sorumluluğa dönüşmüyor. diğer konu ise maalesef yine bu koçlar bu kadronun daha minör parçalarını kullanmakta çok yürekli olamıyorlar. sinan güler örneğinden gidersek bu sezon düzeli bir 10-15 dakika sağlıklı bir başlangıç olurdu, ancak bunun yerine hiç oynamamak gibi psikolojik açıdan çok sıkıntılı bir süreç başlıyor. burada bir yanlışlık oluyor.
burada da koçlara hak vermemek zor. gerçek devler 8-9 kişilik gerçek rotasyonlarla doğuyorlar. cska, tau, panathinaikos, maccabi gibi avrupa basketbolunun son yıllarına damgasını vuran takımlarda da 9-10-11 ve 12. oyuncular çoğu zaman tüm sezon benchi ısıtıyorlar. onlar da genelde genç yıldız adayları oluyorlar. burada maalesef kısır bir döngü olduğu kesin. bu oyunculara sadece kaliteli antreman yeter mi onu düşünmek gerek.

sorunun çözümü büyük takım koçlarının sinan'a 10-15 dakikayı düzenli verecek sistemi oturtması ve bilmemne net yerine daha küçük ama kurumsal yapısı olan şirketler gibi takımların kurulması gözüküyor. örneğin bir daçka'da oynayıp ekrem memnun'un sistemi, bir alpella tecrübesi oyuncuya bir şey katıyor. ancak anlamsız 3 amerikalı ve yetersiz coaching olduğu bir ortamda 35 dakika oynayıp 20 sayı atmanın çok bir anlamı yok. çünkü bu durum, o oyuncu için sürdürülebilir bir durum değil. oyuncunun odaklanması gereken oyuncu karakteri orada edindiği ortamdan çok farklı.

Sheed dedi ki...

diğer arkadaşlarla da sağlıklı bi tartışmaya girilebilir ama zaman sorunum var.. serhat'ı bi 4 senedir falan takip ediyorum, çok iddialı konuşmayayım.. o galatasaray döneminde özellikle ziyadesiyle takip ettim.. preldzic'in verdiği ışığı çok fazla vermedi açıkçası.. guarda yaptığı baskılı savunma dışında üst düzey basketbolda fark yaratabilecek bi yanını görmedim.. bence tüm bunlar kadar oyuncularımızdaki fazla özgüven de bugünkü durumda pay sahibi.. örneğin hakan 2004 turnuvasında finale çıkan takımın yıldızlarından biri olunca her şey bitti zannediyor, bi başkası efes'te ilk beş başladı diye, bambaşkası da son sıradan hawks tarafından 'draft' edildi diye "i'm the chosen one, işte türk basketbolunun geleceği" modunda dolaşıyor etrafta.. oyuncu kendisini geliştirmek için bireysel olarak çalışmaya yönelse, bugün hakan da, cenk de, bi başkası da aynı yerde olabilirdi.. tabi ki koçlar da, diğer yetkililer de çoğu zaman köstek oluyor.. bi ercüment sunter var mesela yıllardır başımızda, onu savunacak değilim.. ama "koçlar şans vermiyor, basın üzerime üzerime geliyor anne" demek kolaycılığa kaçmak olur kanımca.. mesela ömer aşık'ı bugünden sonra kim durdurabilir.. serhat'ın açıklaması da bu aşırı özgüven tehlikesinin somut bi yansımasıdır bence..

daha uzun bi şeyler karalarım muhtemelen.. şimdilik yangchonchoi'ye cevap verdim.. baba, "zisis" olacak bi de sanırsam ;)

Erinc Atilla dedi ki...

baris ermis, bizde 85bin civari bir para aliyordur ve efes zamanindan kalma son model bir TT'si vardi...telekom 425bin onerdi, arkasina bile bakmadi...

evet bizde skor onunden ilk siralarda degildi de, hosley-neal-sean uclusunun oldugu takimda skor yonunde birinci olan adami iki haftada kaparlardi zaten :)

baris ve asim icin sene sonunda bir calismam olcak :) ama asim ayri bir yerde...kendisinin sozu vardi, biz ona 250bin liraya kadar ciktik...ve dedi ki, iki katina kadar teklik gelirse kalirim, fazlasina anlayin, cocugum oluyor, belki son kontratim olcak, gitmem gerekir...zira telekom cikti 700 bin lira verdi senelik, 2 sene kontrat imzaladilar, o da gitti, son derece de hakli...

fakat baris, gecen sezon boyunca, oynuyorum, oyunumu gelistiriyorum, basketbol camiasina kendimi gosteriyorum tarzi konusup, yedek oturmasi garanti olan bir klube gitmesi, anil'in da dedigi gibi, ben maas cekime bakarim abicim, anlayisi sebebi iledir...

hakan'a gelirsek...hakan'in buyuk butceli takimlar tarafindan tercih edilmeme sebebini anlamiyorum...zira fundamental'i iyi bir oyuncu, belki biraz fazla top kaybi yapiyor, belki agir savunma karsisinda biraz bocaliyor ama, bence buyuk butceli takimlarin kadrosunda kolayca oynayabilecek bir durum...zaten bir soylentiye gore kendisine simdiden onumuzdeki sene icin 1milyon lira teklif edilmis...

engin ise...cenk akyol olma yolunda gidiyor...amerika neler yaptigini ben canli sahidiyim...clemson'a geldiginde kendisi ile de konusmustum, turkiye'de ilk etapta oynamayi dusunmuyorum, zira yabancilara cok sure veriyorlar tarzi bisiler demisti...sonuc ?? efes'te bilmem kacinci yedek oyuncu...demek ki engin icin de para herseyin onune gecmis...

simdi burdan su sonuca varmayalim...hani ne diye para icin transfer oluyolar, gelsinler ucuza bizde oynasinlar demiyorum...tabiki de profesyonel oyuncular, tabiki de kazanclarini arttirmak isteyeceklerdir...fakat bir trade-off vardir, simdi barcelona 2milyon dolar verse, 3 sene benim olcaksin dese, fakat asla ilk 12'ye dahi giremeyecegini bilsen, gidersen, hic de mantikli olmayan ir hareket yapmis olursun...biraz paradan kisip, biraz alacagin sureden kisip, orta yolu bulmasini bilmeleri gerekirdi...ama iste, ben parami koyayim cebime gerisi cok da onemli degil anlayisi sebebi ile, nasil ki zamaninda arda bench'e mahkum edildi istanbul'da, bu oyuncular da antreman oyuncusu kivaminda takiliyor, ve cok yazik oluyor...

butun sezon oturan engin, belki de milli takimda onemli dakikalarda gorev almasi gerekecek, bilemeyiz...bir de isin bu boyutu var...

HotSauce21 dedi ki...

şu an karşıyakada kaça oynuo bilmiorum ama hakan köseoğlu'na 1 milyon verecek takım menajeriyle tanışmak isterim.bizim mahalledeki çocuklardan birini kakalarım belki bende.

Erinc Atilla dedi ki...

hotsauce, bizde 200-225bin civarina oynuyor olmasi gerekir, tam net hatirlamasam dahi...

Adsız dedi ki...

bence yorumarda değinilmeyen ama salsa nın yazısının kritik bir noktası olan aliağa nın genç oyuncusunun salsa nın maaşının iki iki buçuk katını alıyor olması. veya aliağa nın genç oyuncusunu bir kenara bırakalım çok daha uç bir örnek vereceğim, cemal nalga isimli canlının gs den üç senede bir trilyon alması. kimsenin yeteneğini gölgelemek istemiyorum ama bu paralar bu kadar kolay kazanılınca bir yerden sonra da oyuncuda tüccar mantığıyla ne kazansam kardır düşüncesinin yerleşmesini yadırgamamak gerek. adam daha yirmilerin başlarındayken beş sene sonra ne açacağını düşünüyor, tekstile mi girsem, bir yer mi işletsem, borsa vb. sonuçta ne oluyor engin atsür gs yerine efes in dördüncü guardı oluyor, bu durumdan efes de engin de memnunsa bizlere de söyleyecek bir şey kalmıyor. hakan kösepğlu nu falan konuşmayalım, onlar istisnadır, bizim ülkemizde normalı bu, yorulmaya gerek yok.

Ismail Arslan dedi ki...

Bunu biraz farklı acılardan degerlendirmek gerekir.

Engin Atsur : Milli Takım da ki performansından sonra Engin zaten Efes den yetişmiş bir oyuncu oldugu icin sezon basında ara ara Vujanic iki numaraya cekilip Engin-Vujanic-Smith-Ender-Thornton-Shumpert rotasyonu dusunuluyordu ki Engin cok agır sakatlandı ve hala ABD da tedavi olduyor diye duymustum en son yani Engin bu durumdan cok farklı.

Sinan Guler: Aynı sekilde Sinan parayı secseydi zaten Besiktas-Telekom serisinde Fenerbahce den cok iyi bir teklif aldıgı soyleniyordu ve o zaman direk Feneri secerdi. Ama Besiktas'ı ve olusacak duzeni bekledi. Yani oyle parayı secen bir oyuncu degil baslığı gorunce aslında onlar adına biraz uzuldum okumuşlarsa da kesinlikle Sinan ve Engin de uzulmuslerdir.

cannksk dedi ki...

iyi iyi bunlar böyle 1 sene sürünüyorlar biz de ertesi sene bedavaya alıyoruz gelin sizi oynatacaz diyerek. bizden bir tek mehmet yağmur adam gibi yaptı kariyer planını şu an 21 yada 22 yaşında, ksk ve bjk gibi orta-üst takımlarda yeri geldi ilk beş çıktı yeri geldi iyi-kötü süre alan 2.guard olarak rol aldı. kendisi çok yetenekli bir oyuncu değil fizik desen yok, hız desen yok, şut desen yok, oyun kuruyor desen o da değil ama sadece aklını kullanıp düzgün kariyer planlamasıyla 2-3 seneye süre alacağı büyük bütçeli bir takıma geçip kalıcı olacak