21 Mart 2009 Cumartesi

Türk Telekom: 87 - F.Bahçe Ülker: 78

Ciddi anlamda düşünceler içerisindeyim deplasmanlarda bu takımın neden sürekli rakibini 8-10 farktan kovalaması hakkında. Ama cevap bulamıyorum. Ercüment Sunter'in çok ekstra bir şey yapmasına gerek kalmıyor Tanjevic'e karşı oynadığı maçlarda, zira o herşeyi düşünüp yapıyor ve rakibine altın tepside sunuyor zaten. Üstüne bir de artık bir klasik haline gelen Kris Lang'in F.Bahçe Ülker maçlarındaki career-high oyununu ekleyince al bir de buradan yak kıvamına geliyor maç F.Bahçe taraftarı için.

Maçtan önce bu maçın konuk takım adına şampiyonluk yolunda dev bir adım niteliği taşıdığını yazdım her platformda. Nedenleri basitti. Buradan galibiyet ile dönülmesi halinde lig ikinciliği konusunda dev bir adım atılacaktı, yarı finaldeki olası rakiplerinden birine 1-0'lık avantajı cebine koyacaktın, final yolunu açacaktın vs vs. Ama maç sonundaki tabloya bakıyorsun kapkaranlık. Lig ikinciliği ihtimali sıfır denecek kadar az. Çünkü rakibine ikili averajda da üstünlüğü kaptırdı sarı lacivertliler. Bu da demek oluyor ki son 7 haftada rakibinden 3 galibiyet daha fazla alması gerekiyor takımın. Geçeceksin o işi kısaca. Daha G.Saray Cafe Crown'u hesaba bile katmadım yani. Böyle de ince bir çizgiydi işte bu maç. Aynı avantaj ve dezavantajların Telekom için de geçerli olduğu maçta tüm bu olasılıklara hakim olan, bu konuları yalamış yutmuş ve bilincinde olan taraf kimdi? Türk Telekom elbette. F.Bahçe Ülker'de maç öncesinde 5 dakika oynarsa süper olur diye düşündüğüm Ömer Aşık 20 dakika sahada kalıyor ve takımının en dienç gösteren, baş kaldıran adamı oluyor. Sizce de yok mu burada bir terslik?

Maça karşılıklı basketlerle başlandı, ilk çeyrek de öyle geçti. Tutku'yu ne Green'le ne de Emir'le durduramayan Tanjevic Mrsic piyonunu kullandı bu iş için. İşe de yaradı sayılır, biraz reaksiyon görünce tıkanan Tutku defansa da bocalamaya başladı, Mrsic 2 penetreyle dalıp sayılar bile buldu hatta o yaşında. Farkı 6-7 sayıya çıkaran sarı lacivertliler taraftarlarını galibiyet için umutlandırırken maçın onlar adına ilk kırılma anı yaşandı. Skor 27-33 iken Oğuz Savaş'ın pota altında boş bir pozisyonu kaçırması ve ardından faul yaparak Lang'i faul çizgisine yollamasının üstüne bir de Bajramovic ile kafa kafaya çarpışan Mirsad'ın kaşının yarılması nedeniyle kenara gelmesi maçın rüzgarını Telekom lehine çeviriverdi. Tanjevic'in bu rüzgarın terse esmeye başladığı ve rüzgarın şiddetlendiği anlarda mola alıp takıma bir iki soluklanma imkanı vermemesinin tarifini ise ben bilmiyorum açıkçası, kesin tecrübeli hoca biliyordur ama. :)

Devreyi 6 sayı ile önde kapayan Telekom üçüncü çeyrekte hücumda bocalatıp rakibine farkı 3-4 sayıya kadar indirme fırsatı tanısa da Serkan ve Bekir'in üçlükleri, hatta kaç maçtır rezil performanslar gösteren Balakney'nin bile sayılarıyla skordaki 8-9 sayılık farkı yeniden ele geçirdi. Tutku & Lang ikili oyunlarından hiç bahsetmiyorum bile. Aynı sayıyı aynı şekilde aynı maçta 8927438643 kez yemek ancak Tanjevic takımına mahsus bir şeydir tahminen. Babam bile ekran başında yahu hep aynı sayıyı yiyoruz diyebiliyorsa tecrübeli koç da diyebiliyordur diye düşünüyorum. Hata mı ediyorum acaba? :)

Son çeyreğe 9 sayıyla girilmesine rağmen maç bir türlü kopmuyor, F.Bahçe taraftarı saçma da olsa garip bir umutla maçı izlemeye devam ediyor. Ve önce Ömer Onan'ın sonra da Mrsic'in iki üçlüğü ile fark 3'e kadar iniyor. Bu fark eriyişinde önce Dudley'e sonra da Lang'e 2 sağlam blok çakan, bir hücumda da pas arası yapan Ömer Aşık'ın katkısını atlamayalım. Dedik ya yazının başında da en dirençli adam oydu diye. Tam da buralarda çok efektifti işte. Ancak Ömer Aşık'ın pas arası yapmasıyla topu kucağında bulan Damir Mrsic 3'e 1 hücumda öyle gereksiz bir şekilde turnikeye girip blok yedi ki, bu da zaten maçın sarı lacivertli takım adına ikinci ve asıl önemli kırılma anıydı. Pozisyon döndü Bekir'in elinde sol dipte üçlük+faul'e ve haliyle 4 sayıya dönüştü, üstüne bir de Bajramovic'in üçlüğü gelince maç da bitti gitti zaten. Yalnız Mrsic'in 3'e 1 harcadığı pozisyon öncesinde orta çizgide Telekom'lu oyuncunun yaptığı hatta evet yaptım diye el bile kaldırdığı faulü çalmadı hakemler. Belki de avantaja bıraktılar kimbilir. Fenerasyon ya isimleri, hazır 3'e 1 gidiyorlarken faul çalıp atağı kesmeyeyim boşver diye düşünmüş de olabilirler.

Telekom altın değerinde bir galibiyet aldı. Şayet F.Bahçe Ülker kazansa onlardan çok daha büyük bir avantajı cebine koyacaktı ama yenilginin daha çok can yakacağı taraf maçı almayı başardı. Konuk takım kanadında maçı kazanmak için sahaya çıktığını belirten tek adam ise uzun sakatlık dönemi ardından formasına kavuşan Ömer Aşık'tı. Telekom'da Bekir ve Serkan'ın toplamda 8/8 ile üçlük atması, Tutku'nun geçen haftaki Beşiktaş Cola Turka maçından sonra bu maçta da 10 asist yapması, Lang'in her F.Bahçe Ülker maçında olduğu gibi yine coşup 20 sayıya ulaşması maçı evsahibine getiren başlıca noktalardı. Yerlere atlamaları, mücadele etmeleri daha çok inanmaları da vardı tabii. Konuk takımda ise Oğuz Savaş'ın daha ilk çeyrekte bir pota altından bir de kenardan topu oyuna sokarken yaptığı top kayıpları bile konsantrasyonun ne derece sıfır olduğunu anlatmaya yeter benim kafamda.

Kim? Giricek mi? Valla artık ben onda da bir suç bulmuyorum. Suçlu Giricek ve Mrsic oyundayken Emir'le bitmek zorunda bırakılan 2 hücum setinin yazarındadır. Gurovic'e özel set yazmıyor diye eleştirdiğimiz Murat Özyer'e selam olsun. Yalnız değilsin hoca, bak usta da yanında.

4 Yorum Yapılmış:

ercan dedi ki...

Bekir kaldığı yerden devam etti. Geçen hafta bize 6/9 üçlük atmıştı. Bu hafta da 4/4 attı.

Serkan da 4/4 atınca toplamda 8/8 yapmışlar.

Erinc Atilla dedi ki...

belli ki artik, tanjevic, takimlarinda yildiz oyuncu istemiyor...kerem tunceri, el ustunde tutulurken milli takima almadi, memo ile hedo'yu once kusturdu, simdi memo atlantigin diger yakasinda efsanelesiyor, ama cagirmayacagini acikladi (kim bilir belki memo, ikinci bir sampiyonluk yuzugu bile takacaktir)...solomon'u tutmak icin pek caba sarf ettigini de dusunmuyorum...simdi de giricek...

sanirim fenerbahce'ye yapilan yildiz oyuncu transferleri sadece, taraftara, rakiplerinin arkasinda kalmiyoruz mesaji vermek adina...

harcanan paralara da yazik, kurulan takimlara da...

Alperen Kaplan dedi ki...

Şimdi Murat Hoca'nın işin içine katılmasını anlayamadım.

Murat Hoca Gurovic'e setler çizdi,ama Gurovic formsuz olunca sokamadı bunları. Şu sıralar Koray Hoca da çiziyor Guro yine atamıyor. Problem Gurovic de...

Ceren dedi ki...

Galatasaray da Murat hoca zamanında setler çizliyordu Koray hoca zamanında Gurovic'e setler çiziliyor.
hatta biz arkadaşlarla maçlarda ki setleri öğrenmiştik artık.çizilmiyor diyen oyunu okuyamıyordur