2 Nisan 2009 Perşembe

Durduk Yere 12 Fark (67-55)

Olacak iş mi şimdi bu? Ne güzel 6-8 sayı civarında gezindiriyordu kızlar farkı, ben kupayı aldık bile dedim içimden, sonra ne oludysa oldu, kabus gibi bir 15 dakika oynadılar. 46-38 öndelerdi, maç bitti 67-55 gerideler. Son iki çeyrekte sadece 9'ar sayı üretebildiler, son çeyrekte 25 (yazıyla yirmibeş) sayı yediler. Şimdi rövanşa 12 sayılık bir dezavantajla giriyorlar. İmkansız mı? Kesinlikle değil ama gerek de yoktu hani böyle bir şeye. Takımdaki onca tecrübeli oyuncuyu düşününce buradan buraya gelmemesi gerekiyor gibi geliyor sanki maçın. Kupanın sahibi 9 Nisan'da Ayhan Şahenk'te belli olacak. G.Saray'lı kızlara 13 fak lazım. Şu can sıkıcı son 2 çeyrek olmasa çok güzel olacaktı ama 9 Nisan'ın çok çok güzel bir gün olması da öyle çok çok çok zor değil hani.

8 Yorum Yapılmış:

dejavu dedi ki...

Rakip takım hakkında çok şey biliyordum her ne kadar daha önce hiç canlı izlememiş olsam da. Beklediğim her hamleyi de yaptılar, buna karşılık biz de Augustus'u ilk beş altı dakika saklayıp onsuz hücum ettik.Bu da bir stratejiydi tabii ama Augustus'u hiç boş bırakmadılar, sürekli double-team geldi bezen abartıp üç kişi gittiler üstüne. Augustus da takımın insiyatif alması için herşeyi yaptı ama kimse öne çıkma niyetinde değildi yarı final maçından sonra,dolayısıyla oyun onun üstüne kaldı. Çok da iyi oynadı ama kimseden yardım gelmeyince olmuyor tabii.

Tam saha baskıyla başlayıp top çalamasalar da süremizden çaldılar sıklıkla,hemen ardından zone'a yerleştiler;epeyce çalışmışlar bunu belliydi. Ama alana karşı iki kere harika hücum edip altı sayı çıkarınca bir daha denemediler bunu. Bu baskıda topu hep Tuğba ile getirdik ki alışık olmadığımız bir görüntü bu hele ki Işıl sahada iken. Ayağından bir sakatlığı vardı ve bandajla oynadı ,rahat değildi pek mimiklerinden belli oluyordu zaten. O nedenle Tuğba'yı tercih etmiş olsa gerek coach Okan Çevik ama onun da sakin kalamadığını gördük.Neyse Bandera iyileşir haftaya kadar,onun varlığı ve katkısı çok çok önemli.

Maçtan önce 8-9 sayılık bir farkı kabul ederdim şahsen,ki bahis büroları da 7 sayılık bir handikap açmışlardı maça, ama devreye 8 son çeyreğe 4 sayı önde girip de 12 sayı ile kaybetmek hoş olmadı tabii. Felaket bir son 15 dakika oynadık, öncesinde 38-46 iken tam altı hücumdan boş döndük,iyi savunduk ama sayı bulamadık ve çift haneye çekemedik. Maç boyunca bıdı bıdı konuşan Derya Özyer'in söylediği tek mantıklı cümle 10 sayının psikolojik bir baraj olduğu gerçeğini yaşatamadık onlara.Onu başarabilirsek kupayı uçağa koyup getirmiştik dün gece.

Neyse artık 9 Nisan'ı bekleyeceğiz ve çeyrek başına 3 sayılık bir fark lazım. Daha önce yaptık bunu, haftaya da yapabiliriz dahası dün gördük bu takımı,benim korkum yok şahsen. Savunmada işi sıkı tutup,rahatlıkla çift haneye çıkabileceğimiz bir takım izlenimi bıraktı bende. Tek korkum şubenin varlığını Fenerbahce maçlarında hatırlayanların salonu tıka basa dolduracak olması,ters tepmez umarım.

Son söz de geçen hafta bilet fiyatlarını 20-50 YTL olarak belirleyen yönetime gitsin. Yarı final bedava,kapılar açık final 50 Ytl.Vizyonunuz bu kadar yapacak birşey yok, açın bakalım kapıları.Lig maçlarında kapalı duran pembe koltukların perşembe akşamı açık olacağını da ekleyeyim unutmadan.

Sarayın Sultanları . .

Ceren dedi ki...

taranto takımını bu sene çok izledim.gerek italya ligi maçlarında gerekse avrupa kupası maçlarında.maçta izlediğim taranto takımı beni hiç ama hiç yanıltmadı.seviyesi yapabilecekleri belli bir takım ama dişlileri genelde yavaş dönsede tıkır tıkır çalışan bir takım.final serisinden önce iki takımdada tek bir ortak özellik çarpıyordu: o da oyun içinde iki takımda anlamsız şekilde denge ivme kaybediyordu.ki bu maçta da gördük iki takım adınada iniş-çıkışlar çok kez tekrarlandı.bir kere galatasaray'da augustus böyle oynarsa ikinci maçtada o farkı yakalamamız çok zor. topları bu kadar dışarda alıp ekstra işler yapmaı bize kupa getirmez.Işıl'ın oyuna bir kere daha çok girmesi lazım ve pota altı(ki taranto yu geçme yolu budur bence) kesinlikle kullanılmalı.pota altının kullanılması augustus'un daha rahar içeri girmesi ve pota altına daha rahat top indirilmesi demek.
yalnız şunuda söyleyeyim bilmiyorum bayan basketbolunu ne kadar takip ediyorsunuz ama augustus falan daha avrupa'da nasıl oynanır sorusuna kafasında bir cevap bulamamıştır.ki bu konunun uzmanlarından biride karşıda : batkovic. batkovic buraları iyi oynayabilen bir oyuncu defalarca bunu ispatladı kariyerinde ve avrupa basketbolunu daha iyi bilmesi sebebiyle maç içindeki tıkanıkları çok daha rahat açabilen biri.benim korkum o oyuncudandır.galatasaray maçın en önemli anında kırılma yaşadı bu çok üzücüydü. işte bu durumlarda tecrübeli koç ve oyunculara ihtiyacın var.maalesef bu aklı gösteremedi takım.açıkçası taranto ne o ilk yarı kadar kötü bir takım ne de galatasaray 16.dakikadan sonraki kadar kötü bir takım.işler çok farklı olacaktır istanbul'da.erkek basketbolunda psikolojik sınıra katılırımda bayan basketbolundaki psikolojik sınır bence yoktur varsada 10 sayı kadar çok değildir.o yüzden galatasarayın çok akıllı oynaması gerek.
bir de, taranto alanı iyi yapan bir takımdır.galatasaray'ın ard arda iki üçlük sokması sahadi beşin zone için uygun olmamasından kaynaklanıyordu.yerleşemediler bile düzgünce.yoksa doğru beşle zone'a döndükleri anda hiç öyle basit bir savunması yoktur italyanların.bu yanıltıcı olmasın çünkü hemen değiştiler falan bunu taranto defalarca dener maçta bazen.
umarım ikinci maçta güzel bir oyunla kazanırız ve kupayıda alırız.sadece iki takımın iyi oyunlarını düşündüğümde maalesef ben 13 sayı bulabileceğimiz düşünmüyorum.bu maçtada fark çıkması için çok ani bir ivme kaybı olması gerek iki takımdada.açıçası rakip daha tecrübeli benim korkum o.

Adsız dedi ki...

@ Ceren

Harika yorumlamissin maci tebrikler

saLsa dedi ki...

Ceren & Çağlar. Diyecek sözüm yok vallahi, süpersiniz ellerinize sağlık ikinizin de. Bayan basketbolunu pek öyle detaylı takip etmiyorum, ilaç niyetine geldi bu bilgiler vallahi.

Sarp dedi ki...

Her şeyden önce, Augustus'a bu kadar bağımlı hale gelmemiz beni korkutuyor. Kursk maçında da aynısı oldu; ancak Augustus insanüstü oynayınca 62 sayıyı bulup maçı kazandık. Maçlarda ne zaman sıkıntıya düşsek, diğer oyuncular bir köşeye geçiyorlar ve ya "three down" denip, Augustus pota altında iki uzunun arasına geçip bunlardan birinin perdesini kullanarak topu almaya çalışıyor ya da tepede savunmacısından kurtulmaya çalışıyor. Üstelik, bu pozisyonların sonunda doğru dürüst isolation da yapamıyoruz. Kısacası, ilk maçtan sonraki Augustus'a doğru zamanda topları verdik söylemine katılmıyorum, çünkü tüm topları takım Augustus'la kullanmaya çalışıyor. Bu durum, son dönemde hepten ayyuka çıktı ve bir an önce staffın bir şeyler yapması lazım; fakat pek umutlu değilim, maalesef.

Bir de Young meselesi var. WNBA'de nasıl oynadığını geçtim, bu oyuncunun geçen senenin Galatasaray'ında nasıl verimli olduğu belli. Neden o şekilde ikili oyunlarda ve orta mesafe şutuyla kullanılmaz da, undersized olmasına rağmen boyalı alanda sırtı dönük olarak iş yapması beklenir? Üsteliki Kress onun oynaması gerektiği gibi oynuyor, o bölgelerde toplar alıyor.

Üçüncü önemli nokta da, prese karşı top çıkarılması daha doğrusu çıkarılamaması. Bir ara Tuğba'yla top getirmeye falan çalıştık; ama topu çıkarsak da organize olana kadar zaman eriyordu. Üstelik, tam saha baskı oyununda önemli yer tutan Mersin'e karşı 30 top kaybı yapmışken, bu maçta da prese karşı zorlanmamız hem ikinci amç için hem de Mersin'le oynanacak Türkiye Kupası maçı için kaygı verici.

Okan Çevik'in bu maçta pek de iyi bir sınav veremediğini düşünüyorum. Üçüncü çeyrekte prese çıkamayıp sayıyı yemişken, diğer çeyreğe bu kadar havaya girmiş olarak başlamamaları için hemen mola alıp seyircinin gazı alınabilirdi, üstelik ardından bir top kaybı daha yaptık ve fark dörde indi. Ayrıca son çeyrekte alınan molalardan sonra işlerin kötüye gitmeye devam etmesi, aldığımız molanın ardından tek bir pas bile yapmadan topu Seimone'un getirmesi ve tepeden zorlama bir şut atması ve fast break'i yememiz de bana göre bunun göstergelerindendi. Bu takım zaten savunmada kötü bir durumda değildi, hücumda ise kritik anlarda tek oyuncuya bağımlı hale gelmiş durumdayız.

Buradaki maçta 13 farkı yakalamak imkansız değil; ama bu sefer Augustus mucizesi beklemeden, yerli oyuncuların da kapasitelerini ortaya koymaları lazım. karşımızda çok daha kapasiteli bir takım olacak ve Kursk'a karşı başladığımız gibi kötü başlarsak maçı çevirme şansımız olmayabilir.

Alperen Kaplan dedi ki...

Sarp abi yi de ben tebrik edeyim... :)

dejavu dedi ki...

@ Ceren;

Bayan basketboluna ilgili basketbolseverleri görmek ve burada fikir alışverişinde bulunmak çok keyifli,onu söyleyeyim baştan.

Psikolojik sınır eşiğinin yükseklerde olduğunu gösterdi zaten takım 20 fark lazım iken pes etmeyerek,bir önceki turda. Demek istediğim fark 8 ve altı hücumdan boş dönüyorsunuz, iyi savunma yaptığınız halde. Orada farkı çift haneye çekebilsek gelicek bir mola ve ardından daha kontrollü bir oyunla farklı bir sonuç alınabilirdi dün. Kaldı ki berbat son 15 dakikaya rağmen bitime iki dakika kala fark sadece 4 idi 58-54ile. Orada da tutunmayı beceremedik,burada saha içi olduğu kadar kenar ekibin de kendini sorgulaması gerekiyor tabii.

Augustus konusu ise çok daha farklı..Tek oyuncuyla bir takımı yenmeye çalıştık dün olmadı doğal olarak. Dynamo maçının etkileri olsa gerek bunlar, ikinci periyotta Esra biraz kıpırdandı daha sonra o da durdu. Bir isim öne çıkabilseydi dün, ben buradayım diyebilseydi Augustus da rahatlayacaktı biz de. Işıl'ın durumu sakatlığından kaynaklanıyor bu arada, yoksa dünkü oyunu onun gerçek oyunu değil gerçi istatistikleri gene iyi ama Işıl bu değil.

Bir de son olarak zone'a hücum konusu var. Sahadaki beşin uygunluğu tartışılır tabii de orada bol pasla, doğru adamı bulana kadar topu çevirmemiz mühimdi ve nihayetinde doğru shot- selection'la basket geldi. Dünkü savunmamızdan memnunum ben esasen sondaki o kırılmayı bir kenara bırakırsak gerçekten iyi savunma yaptık. Kendi sahasında 75+ 'larda maçlar çıkartan bir takım son dakikalardaki saçmalamamız olmasa 60'ı ancak görebilecekti.

Kupanın en büyük favorisini iki maçta da yenen ve isimlere bağlı kalmaksızın oynayan bir sistem takımı Taranto. Kursk karşısında olduğu gibi geriye düşersek dönmemiz çok zor olur diye düşünüyorum ben o yüzden ufak ufak çeyrek başı 3 sayı ile gitmek en temizi.

**
Maçtan bir hafta önce maçın kilit noktası pota altı performansımız ve yerli oyuncuların çekingenliğini atması olur diyen Sarp'a da bir alkış gelsin. =)

Biz bu takımı eleriz arkadaş havası var bende halen dün akşamdan sonra, hayırlısı bakalım artık bir hafta daha bekleyeceğiz.

Ceren dedi ki...

Daha önce yazdığım yorumda 26. dakika yerine 16.dakika yazmışım bir de bir kaç yazım hatası olmuş kusura bakmayın.

dejavu, yazdığın konuların çoğuna katılıyorum.bayan basketbolunu ya bu da basketbol diye izlemek yorumlamak yanlış olur çünkü erkeklere göre çok daha farklı oynanıyor.gerek fizik açısından, gerek taktiksel açıdan çok daha değişik oynanır.zaten yorumlarındada bunun bilincinde yazdığın farkediliyor.

italyanlar bize göre çok daha iyi geleneksel bir yapı içinde oynarlar bu oyunu.bayan basketbolunu daha iyi bilen hocalar vardır.transfer sezonunda bir bizde olan transferlere ve etkilerine bakıyorum, bir de italyanlardaki etkilere bakıyorum.liglerinde olan bir çok takım akıllı transfer yapıyorlar.yani demek istediğim avrupa basketbolunu iyi bilen hedeflerine ve takıma uygun oyuncu alıyorlar.bizdede genelde wnba de istatistiklere bakılır bir ya da iki tane sağlam amerikalı alınır geri kalanlar da paranın yettiği ölçülerde menajerlerin en çok pazarladığı isimler olur.taraftar ve ödeme konularına hiç girmiyorum :)
taranto nun zone savunmayı bu sene iyi yaptığını düşünüyorum.tamam ikinci maçta çıkarlar alan savunmasını yaparlar galatasaray da buna cezayı keserse yinede böyle düşünecem.bu bence kötü yaptıklarını değil gs nin iyi hücum edebildiğini gösterir zone a karşı.ben yıl içindeki genel durumlarından bahsettim sadece orda.
augustus meselesinde de, bence bu tarz oyunculara türk hocaların bakış açısı çok mantıklı değil. zaten wnba de serbestlik çok ön planda bir de coach sana ya kızım sen yeteneklisin al şu topu yen şunları bakayım derse o oyuncuların da bu söylemi sınırları aşma pahasına kullandığını defalarca gördüm.neden? çünkü yarın gazete pondexter 35 attı yazacak, shay doron 40 attı yazacak, augustus 45 attı yazacak.ama avrupa basketboluna uygun oyuncu olabildimi hayır!
bunun sonucunda da yıl içinde takım aşama kaydedemiyor genelde yerinde sayıyor.diğer oyuncuların insiyatifi azaldığı için onlarda gelişemiyor.ben bu yüzden avrupa basketbolunu iyi bilen oyuncuların bayan basketbolunda daha değerli ve saygın olduklarını görüyorum.sonuçta rusyada ne kadar rüya takımlar kurulsada o wnba oyuncuları sistem içinde verilen görevleri iyi yapıyor ve ortaya sağlam bir takım çıkıyor.
galatasaray ilk maçta savunmayı iyi yaptı bencede.bu tür zorluk derecesi yüksek bir maçta son anlardaki düşüşüne kadar iyi bir direnç ortaya koydu .bende bunu bekliordum zaten.
lakin yorumlara bakınca şu gözüme çarpıyor.ya iki denk güçlerin çarpışması, tam gs nin dişine göre takım alırız kupayı vs. ya iyide bizim dişimize göre takımsa onlar içinde aynı durum geçerli.bu yorum kupayı kimin kazancağı belli olmaz sonucunu getireceğine tam tersine kupayı alırız biz lafı ağızlarda dolaşıyor.
ben ilk maça tekrar baktığımda galatasaray ın augustus dışı oyuncuları devreye sokamaması, augustus'unda ısrarla yanlış oynaması, pota altını iyi kullanamamasını gördüm.anahtar bencede pota altı oyunudur.boyalı alandaki oyunun şöyle bir geri dönüşümü olacak bize.batkovic ve godin'i yorarsak oyunlarda belli dönemlerde düşmelerini sağlarız.godin zaten çok potaya bakan bir oyuncu değil ama ilk maçtaki yüzdesi yerlerdeydi daha iyisini yapar normalde 8-9 sayı 8-9 rib civarlarında dolaşır.batkovic kaleyse eğer fethedilecek, o da kapıda askerdir.o askeri yıkarsak kaleye gireriz.batkovic zaten durmaz ama yavaşlatılsa yeterli olabilir. kısa forvetleri çok verimli olmayan bir takım gibi görünürler.taranto nun zaten sene başından beri sorunuda bu.savunma ağırlıklı oyuncular ama kapasiteleri yettiğince.
iki takımda çok denk şimdi artılar var eksiler var.çok denk oyunlar olması gerek gibi gözüküyor ki ölede oldu genele bakınca.şimdi ikinci maç ve aklıma gelen ilk topic: tecrübe.açıkçası onlar daha tecrübeli biz ellerine kullanabilecekleri bir koz verdik 12 sayı bir final maçı için hele hele bayan basketbolu için yüksek bir sınır.yarı finalde yaptık yine yaparız denebilir.ama oynadığımız takım açıkçası 4 takım içindeki en formsuz takımdı.umarım yaparız şahsen bnm fikrim % 60 taranto alır kupayı.umarım % 40 gerçekleşir ve tarih yazılır.