24 Nisan 2009 Cuma

F.Bahçe Ülker: 89 - G.Saray Cafe Crown: 62

Maça Cüneyt - Atkins ikilisini beraberce sahaya sürüp, 3 numaraya da Hosley'i koyan Koray hocanın planları pek tutmadı. Burada bir numaralı set çift guardla dikkati dağıtıp, topu da dolandırıp, Cüneyt'i boş şutlarla buluşturmaktı. Ama bu plan işlemedi. Bu dakikaları Ömer Onan ve Oğuz Savaş'ın orta ve uzun mesafeli şutlarıyla geçiştiren F.Bahçe Ülker vardı. Green'in 2 faul yapıp kenara gelmesi ve elbette Solomon'un oyuna girmesi Abdi İpekçi'yi hafiften bir salladı. Hosley'nin dağlara taşlara giden şutlarıyla hücumlardan boş dönen sarı kırmızılılar ilk 10 dakikayı 24-15 geride kapadı. İlk çeyreğin bitiminde salonda (TV'den ekranın karşısındaki tribünün en üstündeki yerde oturan) bir grup sarı lacivertli taraftar 'Yönetim İstifa' diye bağırdı ısrarla. Tribünlerden de epey bir tepki gördüler tabii.

İkinci çeyreğin başında ilginç bir olay yaşandı. F.Bahçe Ülker'in hücum süresinin bitmesine 2 saniye kala top dışarı çıktı, kenardan sokulacak oyuna. Anonsçu Mustafa sürenin 2 saniye kaldığını hem Türkçe hem de İngilizce anons etti. Biz dedik 'Vaaay havasını da yaptı' ama Giricek top eline geldiğinde halen durumdan bihaber bir şekilde geveleyince süre doldu. Tabii patlattık biz de hemen, 'Abi bu takıma Sırpça anons lazım' diye. :) Emir hemen 2 faul yaptı (ki birinde genç Altay güzel bir üçlük + faul aldırdı, ama sonra bir daha şut kullanmaya cesaret etmedi), Mirsad dizini işaret edip doğrudan doğruya soyunma odasına gitti, Tolliver tepede bomboş pozisyonlarda şut denemeyip (sanki Beşiktaş Cola Turka maçında babamdı o deli şut yüzdesiyle oynayan) penetre ya da yan pas yaparak topları kaybetti ve Mrsic. Adam oyuna girdi. İnsan bir selamun aleyküm der, bir merhaba der, yok direkt salladı 2 tane üçlüğü. Oradan başlayıp 14-0'lık bir F.Bahçe Ülker serisi geldi arkasından ve skor 40-20 oldu. Maçın kırıldığı yerdi zaten bu seri. İlk yarı sonunda skor 45-29 olarak yazdı tabelada. Tabii farkın 20 sayıdan devre sonunda 16'ya inmesinde F.Bahçe'li taraftarların payını da atlamayalım. Fark olmuş 20, takım almış gazını gidiyor, 'Çıldırın çıldırın bilmemne çocukları' diye yırtınıyorlar, hakem oyunu durduruyor, anons yaptırıyor haklı olarak, sonra çat 5-0'lık seri. Bu oyunu bu ülkede öğreneceğimiz günü görürsem gözüm açık gitmez vallahi.

İkinci yarıda takım savunmaları her iki takım adına da düştü. Zorlasalar her hücum sayı olacaktı hele ki üçüncü çeyreğin ilk kısmında. Ömer Onan alev alev yanarak başladı ikinci yarıya, konuk takımda ise Atkins'in Milo'nun perdelerinden çıkıp bulduğu jump-shotlar vardı. Arada hakemin hatalı bir karşılıklı faul kararı sıkıştı, Ömer'in Cüneyt'e faulü sırasında Cüneyt bir şey yapmamıştı ama karşılıklı faul çalındı. Ve F.Bahçe Ülker'in stop ettiği an geldi. 59-39 ile farkı yeniden 20'ye çeken sarı lacivertliler uzunca bir süre 59 sayısında kalıp rakibinin farkı 13'e kadar indirmesini seyrettiler. Tabii Tanjevic de geniş kadrosuyla mıncık mıncık oynayarak buna katkıda bulundu. Sarı kırmızılı oyuncular farkın az da olsa erimesinden sonra kendi kendilerine bir 'Acaba?' çekerlerken, son saniyede Preldzic'in ligin ilk yarısında Ayhan Şahenk'te oynanan maçta attığı mucizevi zorlama üçlüklerinin bir benzeri geldi ve üçüncü çeyreğin kapanışı 63-48 olarak yapıldı.

Son çeyrekte ise aradaki fark tatlı tatlı korundu, Hosley birşeyler yapmaya çalıştı, direndi skorda ama hep bireysel. Devin Smith bir pozisyonda Hüseyin'in falan üstünden sağlam bir hücum ribaundu çekti ve hemen devamında turnikeye girdi. Hosley'nin blok da tepesine indi. Sonra bir kaç hücum sora bu kez Smith Hosley'i blokladı arkadan gelip, hesabı kapattı. Tıpkı üçüncü çeyreğin sonunda olduğu gibi Emir Preldzic yine bir üçlükle haftanın en önemli maçının kapanışını yaptı. 89-62 maçı kazanan F.Bahçe Ülker, hem ik yarıdaki 16 sayılık yenilginin rövanşını aldı hem de rakibini ligde dördüncülük koltuğuna itti. Tepedeki isyankar grup maçın son çeyreğinde ve maç bitiminde de tepkilerini göstermeye devam ettiler, Aziz Yıldırım ve yönetim aleyhine bağırdılar sürekli. Zaten onlar da olmasa tribünler 10 numaraydı bugün. Tabii edilen küfürleri saymıyorum. Artık alıştırdılar bizi sağolsunlar, her salonda aynısı. Futbol taraftarları salonlara geldikçe bu gerçek de değişmeyecek ne yazık ki. Küfürlerden nasibini alan Hüseyin Beşok, maç boyunca oyuna konsantre olamadı, erken faul problemine girdi, ilk yarıdaki üçlükler girmedi, son çeyrekte biraz kıpırdanır gibi olsa da genel anlamda terleyemeden maçı bitirdi. Baskıyı ve üzerine oynanmasını kaldıramadı pek.

Sonuçta özlemişim Abdi İpekçi'yi. Sağla bir tribün de vardı bugün salonda. Bir ara herkes maçı falan bıraktı onları seyretti. 2 kez anons yapılmasını sağlayacak kadar küfür etmeleri hiçbir zaman alkışlanacak değil benim tarafımdan ama küfür harici süperdiler gerçekten. F.Bahçe Ülker G.Saray Cafe Crown'un sadece 3/16'lık isabet oranı yakalayabildiği üçlük atışlarda 12/25 ile oynayıp, kendisi için çok önemli bir maçı sahaya sürdüğü 12 oyuncusuna da sayı ürettirerek 27 sayı farkla kazanırken, Vidmar'ın kadro dışı kalmış Solomon'un da rotasyona eklenmiş versiyonlu kadrosunun derinliğiyle küçük de bir 'Oha' çektirtiverdi.

7 Yorum Yapılmış:

supervisor dedi ki...

Bilgi olarak yazayım o maçın içine eden grup S.Saran ve malum şahıs(T.K) tarafından futboldaki başarısızlığın faturasını basketboldan çıkarmaya çalışan zavallıların adamlarıydı sadece.Ne garip ki senin en başarılı şuben basketbol ama yönetimi istifaya davet ediyorsun tek kelimeyle traji komik...

TEK KİMLİK FENERBAHÇE

berker dedi ki...

İstifaya davet eden kişiler T:K ve Saran'ın adamları falan değildi.Bu kişilerin asıl adamları hiç katılmadı,maça dahi gelmediler.
Öyle yada böyle olacaktı bu tepki.Kongreye kadar dahada artacaktır.Saracoğlunda tepki verdirmiyorlar,caferağadan kobuyorlar,para cezası,iptal edilen kombineler yinede protesto edenler sağladı birliği tribünde bu maçta.

elcorte dedi ki...

Bu kadar önemli bir maçta hemde mutlak yenmen gereken bir maçta yönetimi protesto edicem diye maçın içine etmenin kimsenin hakkı yok o birliği sağladı dediğin grup dur ben söyleyim adını kendine Cruel Boys diyen gfb nin alt grubundan bahsediyorsun protesto etmek ne olursa olsun herkesin hakkı da peki bu grubu protesto eden birine üst kattan 20-25 kişi üstüne uçmak ne oluyor neyse fazla uzatmaya gerek yok son olarak Aziz Yıldırım olmasaydı sizde olmazdınız...

TEK KİMLİK FENERBAHÇE

kenz dedi ki...

Maçın hiçbir diliminde kafalarını kaldırmalarına müsade etmedik, tabiricaizse basketbol dersi verdik.

12 oyuncumuzun tamamı skora katkı yaptı.Rasim dışında herkes asist yaptı.Mirsat sakatlanmasaydı(sadece 3dk. sahada kalabildi) daha da farklı olabilirdi.Neyseki durumu ciddi değilmiş(dizinde ödem oluşmuş) play-offda parkede olacak.

Mrsicin girer girmez soktuğu 2 üçlük, içimin yağlarını eritti desem yeridir:)

Taraftarın tıklım tıklım doldurmasına şaşırdım.Genelde derbilerde 7-8 bin seyirci olurdu, üstelik hafta içi bir maç.

Gs'de milojevic bizi en zorlayan oyuncuydu, sağolsun rakip koç ona fazla süre vermedi.Cüneyt'in de 30 dk. süre almasına rağmen 0 çekmesi güzel oldu.

Böylece 2 takım arasındaki son 5 yılda yapılan 13 karşılaşmanın 10'undan, sahamızda yapılan son 7 karşılaşmanın ise tamamından galip ayrılmış olduk.

DE SOUZA dedi ki...

her zamanki gibi güzel bi özte olmuş.ama bnm merak ettiğim bi konu var değinmemişsin.ben tam "bizimkiler mola aldı,ohh ne güzel oldu" derken bi de duyayım "6s molası" maçın bitimine 1.28 kala 19 sayı gerideyeken 6s koçu neden mola alır ?

saLsa dedi ki...

Başlayacağım FB'nizden de GS'nizden de. Cidden bayıyor beni bu çocuksu fanatik muhabbetleriniz. Tribün ağızlarınız.

Bunlar için taraftar forumlarınız mevcut, gidin orada saçın kelimelerinizi. Burayı olduğu gibi bırakın. Hani derler ya 'Ya buraya uyun, ya da size uyan yere gidin' diye. Budur işte.

Anlayana.

Saygılar.

dejavu dedi ki...

6s koçu ilk maçı 16 sayı farkla kazandığı için olası bir eşitlik durumunu düşünerek- nasıl olacaksa bu artık- 16'nın altında bir farkla kaybetmek için aldı o molayı. Mola ters tepti fark daha da açıldı orası ayrı.

6s koçu doğru olanı yaptı yani, ha bu arada ben de 6s'liyim.