18 Nisan 2009 Cumartesi

G.Saray CC: 111 - Beşiktaş CT: 94

İlk 12-13 dakika itibariyle fazlasıyla dış şut odaklı bir derbi oldu. Öyle ki ilk çeyrek 29-17 bitti ve iki takımın toplam üçlük yüzdesi 10/14'tü. Bunların 7/9'u G.Saray'a aitti ve aynı G.Saray 9/11'i de gördü 2. çeyreğin hemen başında. İlk çeyreğin sonunda Cüneyt'in uzun mesafelerden yolladığı üçlük ve takım olarak yakaladıkları yüzde bana İzmir'de Antalya BŞB ile oynadıkları kupa çeyrek final maçını anımsattı. Hazır üçlükler ve bu vesileyle farkın açılmasına değinmişken, maçın spikeri Melih Gümüşbıçak'a da bir değinelim. Melih Gümüşbıçak'ın fanatik bir Beşiktaş taraftarı olduğunu biz LigTV'deki futbol maçlarından biliyoruz eyvallah da, bilmeyen bir adam izlese bugünkü maçı, şöyle bir ne oluyor ya, niye adam bu kadar ruhsuz anlatıyor diye düşünür. Yahu sen bir derbi maç anlatıyorsun, tuttuğun takım farklı geriye düşmüş olabilir, rakip takır takır ne sallasa giriyor da olabilir, ama senin maçın içine etme lüksün yok, sanki Milli Takım Dünya Kupası'nda final maçına çıkmış ve 5-0 mağlup durumdaymış da sen de o maçı anlatıyormuşsun hissini bana vermene de gerek yok. Buna bir ayar gelir herhalde Digitürk taraflarından, zira Beşiktaş'ın 10-20 farkla önde götürdüğü maçlardaki desibelini her maçta görmek isteriz kendisinden. 'G.Saray'dan bir üçlük daha, ama zannetmiyorum ki böyle gitsin', 'Beşiktaş üçlüklere acil bir önlem almalı', 'G.Saray bir kez daha üçlük deniyor (ses burada kısılıyor) ve bu da isabetli (üzgün bir ses tonu)', 'Beşiktaş bir maçta yenecek sayıyı ilk yarıda yedi' cümleleri ve Altay Özurgancı'ya 2-3 dakika boyunca ısrarla Alpay demesi beni fazlasıyla rahatsız etti, sizi bilmem. Neyse maça dönelim biz yeniden.

G.Saray'da Hosley & Tolliver yoktu ilk 5'te. Milo & Hüseyin ile, dışarıda da Atkins & Graves ile transferler öncesi düzenine yakındı takım. Beşiktaş zaten dar kadrosu yüzünden alıştığımız bir rotasyonla oynadığından orada pek bir sürpriz yok. Maçın başı dengeli gitti karşılıklı şutlarla ama sonra G.Saray'ın bu dış şut bombardımanı dozajı artınca fark da arttı. İlk yarı skoru 63-44 gibi abartı bir şekilde oluştu. İkinci yarıda bir Beşikaş serisi izledik başta. Skoru 6 dakika içinde 67-65'e kadar getiren Beşiktaş, sonrasında skorun 80-67'ye gelmesine engel olamadı. Farkın eridiği kısımda benim evde yatarak yaptığım gibi kenardan maçı izleyen Koray hocaya da selam olsun. Son çeyrekte aradaki farkı tatlı tatlı koruyan evsahibi takım, önemli bir galibiyete imzasını atmış oldu. 111-94'lük skor bir Avrupa ligi maçı için anormal gibi gözükse de Bırak Bıyıktay'ın Beşiktaş'ı için fazlasıyla normal. Siyah beyazlıların savunma yapmak gibi bir düşüncesiz yok zira. Bu zihniyet onlara küçük maçlarda çok maç kazandırabilir ama büyük maçlarda tökezlemeleri kuvvetle muhtemel. G.Saray'da ise bu kötü savunmayı değerlendirmek dışında ekstra bir şey yoktu bugün. Aslında vardı ya, Hüseyin Beşok yeniden sorumluluklarla donatılmış gibi geldi bana. Hafta içinde yapılan toplantıların bir getirisi olabilir mi bu? diye düşündüm ben, günahı boynuma.

Tolliver 30 sayı attı. Ve bunu 8/8 ikilik, 4/6 üçlük yüzdeleri ile yaptı. Sadece bu yüzde bile Beşiktaş tarafındaki savunma özrünün bir izahıdır aslında. Lig ikinciliğini kapma yarışında 3 takım da aynı hizadalar artık. Son 3 haftada kendi aralarında oynayacakları 2 maç olayı netleştirecek. Bakalım bu üç takım Efes arkasına nasıl dizilecek.

4 Yorum Yapılmış:

Adsız dedi ki...

melih gümüşbıçak bir daha maç anlatmasın.bu nedir ya.

vakilinchuk dedi ki...

Efes rahat götürecek ligi sanki.El Amin eski etkisini şimdilik yapamadı,sezonun geri kalanında Telekom'u şahlandıracağından şüpheliyim.Solomon'u görelim bakalım.O birşeyler yapabilirse ancak Fb-Ülker'in şansı olabilir.Gs-CC(-ki tuttuğum takımdır) yarı finali öpsün başına koysun play-offlarda.

Adsız dedi ki...

karsıyaka, ted gibi en kötü takımlara bile kaybetmeseydik şimdi hiçbir şey yapmadan ikinciliği garantileyecektik. gerçi ikinci olsak ne olacaktı, o da ayrı bir soru.
bizim takım için son şans önümüzdeki maçlar. solomon un un gelmesiyle iyice çorba olmuş ülkerle, benzer bir durumda olan telekom. bu maçlardan birini alırsak her şeye rağmen üçüncü oluyoruz, zaten alamazsak da hiçbir şey olmayalım. umutlu olmak istiyorum ama dünkü oyunla keseratar ın yöneteceği bir maçta bizim hiç şansımız olamaz ülker karşısında.

dejavu dedi ki...

13/25 atmış Beşiktaş Cola Turka üç sayı çizgisinin gerisinden,23 asist yapmışlar takım halinde. 8 oyuncunun beşi 14 ve üzerinde skor üretmiş, oyuna giren herkes katkı vermiş bir şekilde.. İstatistik kağıdına bakan biri bunlar rahat kazanmıştır abi der ama bizim yüzdemiz çılgındı dün, tıpkı kupada Altar hocaya saçbaş yolduran yüzde gibi.

Haftaiçi yenen yemeğin, yapılan toplantıların etkisini bekliyordum, bunun da galiibyet şeklinde döneceği kesin gibiydi benim kafamda ama değişen birşey yok halen. Taraftar geldi biraz, derbi diye oyuncular biraz daha motive oldular taraftarla o kadar. Yoksa dün yine rezil oyunlarımızdan birini oynadık. İki takım da gayet kötüydü, oyun open-court'a dönünce birkaç güzel hareket izledik o kadar.

Koray Hoca'nın son maçı olabilir demiştim maçtan önce tıpkı Özyer gibi Beşiktaş derbisi ile gidebilirdi o da..Dün yine enteresan kararlar vardı, takımın en iyisi Tolliver üçüncü çeyrek benchi ısıttı. Fark 19'dan 8'e indi kenardan tık yok, alsana hocam molayı demek de Koray Hoca gibi bir basketbol adamına ayıp olur,haddim değildir bliyorum ama neyi izlediğimizi bilmiyorum. Beşiktaş hiçbir zaman maçı kazanacak havası vermedi dün, bu sistemle tepe takımlara(?)karşı kazanması da zor zaten ama alt gruba karşı her zaman iş yapar bu run&gun.

Spiker mevzuusu da ayrı bir olay. Altay'a üç dakika Alpay dedi, çocuk sayı attı da ekranın altında ismi çıkınca Altay olduğunu gördü. Kıt basketbol bilgisi ile maçı yorumlamaya çalışması da ayrıca komikti, futbol gibi değil di mi Melih her an birşey oluyor.=) 2 atış atıcak dedikten sonra topu kenardan sokunca oyuncu,2 atış kullanmaaaaaaayacaaaak tabii ki diye toparlamaya çalışması falan komikti. O kadar para verdik, yayın hakkını aldık diye etiket yapan Digitürk de derbiye adam gibi bir spiker bulsun bir zahmet artık. Hayır daha playofflar var asıl ve önemli maçları şu ana kadar hep bu Melih anlattı,çekeceğimiz var valla. Tarafgirliğini falan bıraktım, basketbol anlatsın da taraflı anlatsın ona da razıyım.

Basketbol oynamadığımıza göre haftaya umutlu olmak için de bir sebep yok, 15'in altında bir farkla kalsın da bari ikili avantajımızı koruyalım dicem de o da anlamsız artık, dördüncü olup maksimum Efes'e süpürülücez, o da maximum yani.