12 Nisan 2009 Pazar

Oyak Renault: 81 - G.Saray Cafe Crown: 69

Cuma Telekom ve F.Bahçe Ülker kaybedince G.Saray Cafe Crown için 3.lük hatta belki bir 2.lik için sağlam bir iştah oluşmuştu. Ama aynı iştah Renault için de geçerliydi. Zira alt taraf ile bağlantısını koparan ve hafif hafif Play-Off planları yapmaya başlayan Bursa ekibinin ilk 8 yolundaki tüm rakipleri de kazanmıştı. Onlar için de mutlak galibiyet hedeflenen bir maç oldu yani bugünkü mücadele.

Maçın başından itibaren oyuna ağırlığını koydu Renault ve şayet yanlış hatırlamıyorsam rakibine skor üstünlüğünü hiç vermeden maçı tamamlayıp kazandı. İlk yarıda araya koyduğu farkı tecrübeli rakibine yer yer kapattırsa da, ekstra üçlüklerle o hevesini sürekli olarak kırmayı başardı Bursa ekibi. Yalnız bazı noktalarda Alper'in, Gordon'un gereksiz erkenlikteki şut seçimleri, bazı noktalarda ise farkı korumak için tempoyu düşürme hamleleri onlara zor dakikalar yaşattı. Yahu koş koş onayınca dağıtıyorsun işte rakibini, ne vites küçültüyorsun. Geçen hafta Mersin yaptı, gördü anyayı konyayı. Bugün üçlüklerde çok yüzdeli olmasalar belki Renault'da aynı sonla karşı kaşıya kalabilirdi. Aslında bu derece üçlük bağımlısı oyun pek sevdiğim bir şey değildir ama Renault bu işi farklı yapıyor, topu gerçekten güzel döndürüyorlar. Hani öyle sallama üçlük sayısı öyle aman aman değil. Elbette Serhat Büker'in kalkıp 3/3 ile üçlük atması kendisini bile şaşırtacak bir olay ancak, Jojo'nun Evren'in hatta Gordon'un çoğu üçlüğü belirli bir set sonucunda ortaya çıkan olaylar. Gerçi yine de maç bitiminde Renault istatistiklerine bakınca üçlük denemesinin ve isabetinin, ikiliklerin sayılarına göre fazla olması (11/21 ikilik, 16/35 üçlük) maçı izlemeyenlere garip gelebilir.

İlk yarıda maçın o belirli bir farka oturması sırasında boyalı alandaki Jones & Fobbs manyaklığı neydi öyle peki? Uçanı kaçanı blokladılar adamlar. Ki blok vurdukları adamlar da Hosley, Hüseyin, Milo, Tolliver. Öyle Atkins'i, Cüneyt'i falan bloklamadılar yani.

Arşive bakıyoruz, G.Saray'ın Renault deplasmanındaki son galibiyetinin tarihi 19.02.2000. 9 seneden de fazla olmuş. Renault bugün de kazandı, KSK deplasmanından sonra Renault deplasmanındaki fobisi de devam etti yani sarı kırmızılıların. Fobi deyince aklıma hep Yücel abinin Sunter fobisi geliyor. Orası ayrı bir olay ama adamın bir G.Saray hobisi olduğu da bir gerçek, özellikle Bursa'daki maçlarda. Bir yolunu bulup kazanıyor adam.

G.Saray Cafe Crown ise altın tepside kendine sunulan ikramı geri çevirdi. Maçı geri çevirme çabaları ise sağ dipten, sol dipten, göbekten yedikleri üçlüklerle püskürtüldü. Sunter evde bayramını yapmıştır, keza Tanjevic de. Hosley'li Tolliver'lı G.Saray Cafe Crown'un 7. lig maçında 5. mağlubiyeti oldu bu. Kazanlan Erdemir ve Mersin maçlarının da nasıl ıkına sıkına kazanıldığını biliyoruz. Var bir sıkıntı var, net yani. Murat Kaya, Erdem Türetken, Tufan Ersöz hatta Milan Gurovic. Bu adamlar da gelirse Koray hoca işi gücü bırakıp yine meditasyon seanslarına başlayabilir benden söylemesi. 2 adam tüm rotasyonu tarumar ettiyse bir de bu adamların geldiğini düşünmek sırf düşünce olarak bile akıl sağlığını tehdit ediyor.

Maçla ilgili son paragraf, en özel adama ayrılsın. Evren Büker bu yılın benim gözümdeki en gelişim gösteren ismidir. Soner Şentürk onu 3-4 boy arkadan takip etmektedir. Bugün yapmadığı şey var mıydı sahada? Üçlük vardı, smaç vardı, ters turnike vardı, penetre vardı, ribaund vardı, blok vardı (Altay bu gece uyuyabilir mi acaba?), e asist de vardı. Daha ne olacak? 18 sayı, 4 ribaund, 8 asist ile man of the match'tır kendisi. Hatta full sezon göz önüne alındığında man of the team'dir. Sezon sonu sözleşmesi bitiyor, tepelerden bir yerden taliplisi olabilir, sağlam bir kontrat kapabilir, Renault'nun onu elde tutması çok çok zor. Aslında 1985 yazan nüfus kağıdıyla Mr. Tanjevic'in de dikkatini çekemez mi? Yaş haddine takılmayan, performansıyla aha da ben buradayım diyen, hırsı gözlerinden fışkıran bir adamı üzerinde ay-yıldızlı formayla düşününce ben pek bir mutlu oluyorum. 23 Nisan haftasında Bursa'da olacağım bir mani çıkmaz ise, KSK maçı için. Evren'le bir röportaj için şimdiden yapıyorum rezervasyonu.

Bugün bir maç daha vardı aynı saatte başlayan. Cuma günü paraları ödendikten sonra tam tekmil İzmir deplasmanına giden Antalya BŞB'li oyuncular (bir tek sakat olan Mims yoktu) küme düşme hattında çırpınan Aliağa'yı son anlarda zorlansalar da 90-101 ile mağlup etmeyi başardılar. Aliağa'da ülkesine dönen Marshall yoktu, Reese kadrodaydı ama hiç oynamadı. Reha 27, Hazer 15, Ceyhun 17, Bora 11 atıp ekstra katkılar verdiler ama Antalya tarafında da Ersin & Can ikilisinin toplam 60 sayısı vardı. O taraf biraz daha ağır bastı. Fark 20'yi falan gördü bir ara, dedim rahar rahat alırlar maçı, sonlarda 2 sayıya kadar inince (88-90) biraz heyecan gelir gibi oldu ama Aliağa ihtiyacı olan galibiyete uzanmayı başaramadı.

3 Yorum Yapılmış:

dejavu dedi ki...

2.oluruz 3.oluruz falan hayalleri görenlerin uyanması açısından iyi oldu bu maç.

Maçın hemen başında Milojevic'in basketi ile 2-1 öne geçmiştik bu arada..:)

Kaan Mert dedi ki...

Dün Anıl abiye maçı sormuştum iddaa için. Tehlikeli maçtı evet ama son söylediği bende bir ışık uyandırdı ve Oyak'a oynadım. Sağolsun 8 lira koyduk cebe..

Bursa'da kazanamıyor Galatasaray :)

tozlu parkeler dedi ki...

Oyak Reno zaten taş gibi takım. Kelimenin tam anlamıyla taş gibiler. Mücadeleleri hep üst düzeyde.
Yücel Platin bu ligin pırlanta değerinde hocalarındandır. Oyuncusunu sever, korur onun takımındaki oyuncular takım olmanın bilincindedir, mutludurlar, disiplinin asık suratla, azarla sağlanmayacağını bilir, mücadeleyi hep üst düzeyde tutar, maçın içindedir hep, takımları serttir ama hiç çirkeflik yapmazlar.
Helal olsun Yücel hocaya ve Oyak Reno'ya.
Bu arada Evren Büker muhteşem bir 2 numara oldu çıktı.
Kimi anlarda oyunun temposunu ayarlayan olgunluğu ise takdire şayan.
Çalışarak ve oyuna konsantre olarak neler becerilebiliyormuşu ispat ediyor.