15 Nisan 2009 Çarşamba

Talih Kuşu

Dünden yapmıştık rezervasyonumuzu bu yazı hakkında. Aslında söyleyeceklerim çok da uzun değil. Dallandırıp budaklandırmak, lafı dolandırmak amacında da değilim. Şimdi efendim iki güzide bayan basketbol takımımız da birer kupa kazandılar. G.Saray Fiba Eurocup'ta, F.Bahçe ise Teknosa Türkiye Kupası'nda mutlu sona ulaştılar. Lig şampiyonluğunu da eğer ki sezonun flaş ekibi Samsun Basket bir sürpriz yapmaz ise bu iki takımdan biri alacak. Takımların koç koltuklarında oturan isimler kimler? Okan Çevik ve Haydar Kemal Ateş. İki koçun da kariyerlerinde geçen haftaya kadar kupa yoktu diye biliyorum, varsa da lise takımıyla onla bunladır. Haydi Okan Çevik Daçka'da falan güzel işler yapmıştı da Haydar Kemal Ateş'in sağlam bir CV'si dahi yok, elini attığını kurutmuş.

Peki bu iki kupa sahibi koçumuzun ortak özellikleri ne? Bence başlarına konan talih kuşu. Okan Çevik liseli olmasından sebep oturuyor o koltukta. Yeri gelmişken söyleyeyim sarı kırmızılı takımdaki bu liseli olsun çamurdan olsun mantığını da pek mantıklı bulmamaktayım ben. Zira bugün öğrendim bir arkadaşımdan, Okan Çevik'ten önce o koltuk için düşünülen isim Fehmi Sadıkoğlu imiş. Adam 'Yahu boşverin benim heyecanım falan kalmadı' demiş olmasına rağmen kendisine ısrarla koçluk teklif edilmiş. Sonra peşin para isteyince, cüzi bir miktara 'He' diyen hatta -burada bir mübalağa vardır- 'Üstüne para bile veririm' diyebilecek olan Okan Çevik'e yönelinmiş. Haydar Kemal Ateş'in koltuğa oturuşu ise zaten apayrı bir olay. Bana göre 'Komedi' bile denebilir hatta. Önce Zafer Kalaycıoğlu'na rahatın batması, onun zehirli sularda gezmesi, sonra yönetim tarafından kendisine değişik bir muamelenin yapılması falan filan. Bunları zaten zamanında uzun uzun konuşmuştuk. Sonra Mahmut Uslu'nun kolejden arkadaşı olan Haydar Kemal Ateş'e teklif götürülüyor. Teklif gitmeden cevabı gelmiştir diye tahmin ediyorum yine ufak bir mübalağa yaparak. Velhasıl kelam iki koç da şu anda Türkiye'nin en büyük takımlarından 2 tanesinin başındalar ve hatta şu anda ikisi de birer kupa sahibi durumundalar.

Amca dayı ilişkisi mi, ahbap ilişkisi mi, yüksek mevkilerde tanıdığım var torpili mi, yoksa talih kuşu mu dersiniz siz buna bilmiyorum ama ben en zararsız olanını, yani talih kuşunu seçiyorum. İlkokul Paşakapısı, Ortaokul İstek Belde, Lise Haydarpaşa. Konar mı dersiniz bir talih kuşu da bu başa? :)

4 Yorum Yapılmış:

Sarp dedi ki...

Senin işin zor Salsa. :)

Haydar Kemla Ateş zamanında çok konuşuldu, zaten. Bu yüzden Okan Çevik hakkında yazmak istiyorum.

Eurocup'ı alınca daha önce bayan basketbol maçlarında salonlara uğramayan yazarların methiyelerini okumaya başladık. Ne ara takip ettiler, takımda neyin daha iyi daha kötü olduğunu anladılar, bilmiyorum. Kursk serisinde de, Taranto serisinde de kenar yönetimden aldığımız katkı fazlasıyla sınırlıydı. Krize girdiğimizde kenar yönetimin kilitlendiğini görmek hiç de zor değil. Sadece geç gelen mola falan demiyorum, takımın molalardan dönüşü de genelde felaket oluyor. Geçen maçın son hücumu livescoredan takip ettim, niye ikilik çizdi anlamadım demişsin. Aslında, ikilik çizse o top Seimone'a giderdi zaten, sanki mola almamışcasına berbat hücum ettik.

Sırf mola dönüşleri ya da kenarda kilitlenmek değil, hoşuma gitmeyenler. Kursk maçından sonraki açıklamları hatırlarsınız. Topu, Seimone'a doğru zamanda verdik, siliahımızı ikinci yarıya sakladık filan. Maçı izleyenler görmüştür, Seimone'un performansının doğru zamand atıp vermekle falan alakası yoktu, tam tersine en basit isolationı bile uygulayamadık. Tüm toplar Seimone'dan döndü zaten. Pres silahımızı ikinci yarıya sakladık sözüne de yorumum yok, ben ikinci yarı deli gibi savunma yapan, Seimone'un da hücumda sürüklediği bir takım gördüm, kenardan önemli müdahaleler değil.

Daha fazla uzatmayayım, uzun lafın kısası umarım alınan kupa gözleri kamaştırmaz da seneye bu bütçelerle kurulan kadroyu kaldırabilecek bir coach gelir. Bana göre, yerli olarak böyle tek isim Cem Akdağ, onun da geri dönmesi söz konusu olmaz herhalde, bu durumda geriye yabancı bir coachla çalışılması kalıyor.

serpil dedi ki...

haydar hoca'yı kişiliğinden dolayı çok beğeniyorum. kadromuz iyi hangi hoca gelse az çok başarılı olur zaten.

tozlu parkeler dedi ki...

Haydar Hoca'nın kendisi sempatik bir adam olmasa, erkek takımını gözgöre göre kadro ve oyun karakteri erezyonuna uğratan ellerin bu seçimine de kalayı basacaktım ama o dönem yapabilecek başka bir şey de yoktu.
Ama ilginçtir, Haydar Hoca'nın elindeki takım bırakın vites küçültmeyi az buçuk daha dirençli bir hale de geldi denebilir.

X dedi ki...

Tek itirazım :
Samsundan daha çok şansı Mersine veriyorum. Samsunun havasının dağıldığını düşünmekteyim. Evlerinde sürprize devam tabi.