19 Mayıs 2009 Salı

G.Saray Cafe Crown Üçlüklerle (80-66)

Serinin 2. maçını da kazanıp işin Ayhan Şahenk kısmını kazasız atlatmak isteyen G.Saray Cafe Crown'a karşılık, deplasmandan 1 galibiyet çıkartıp seriyi Akatlar'da bitirmek isteyen Beşiktaş Cola Turka'nın kapışmasında gülen taraf evsahibi oldu. İlk yarının sonlarında 19 sayılık farkı yakalayan sarı kırmızılılar ikinci yarının ilk 5 dakikasında rakiplerine farkı eritme şansı tanısa da buldukları kritik üçlüklerle rakibinin direncini kırıp maçı almayı başardılar.

Maçın ilk çeyreğinde ne vardı? Uzun süre sonra ilk 5 başlayan Tufan'ın peşpeşe yolladığı airballar vardı mesela. Genç oyuncu (ruhu genç :p) sakatlık döneminin ardından formunu bulamadı hala. Derbideki airbalları da bunun kanıtıydı. Sonra Chatman'ın kulağındaki 10 küsür dikişten mütevellit kocaman bir bandajla oynaması. Daha doğrusu oynayamaması vardı. İlk 7 dakikada hiçbir şut girişiminde bulunmayıp öyle kendince takılınca hemen kenara alındı Burak Bıyıktay tarafından. Beşiktaş Cola Turka'nın maçtaki ilk 10 sayısını atan Cevher vardı sonra. Takımı adına ayakta kalan tek isimdi ilk çeyrekte. Skor mu? O da 24-16 idi ilk çeyrek bitiminde. Fast-breaklerden epey bir ekmek yedi evsahibi ancak skor 22-11 iken Hosley'nin smaç vurmayıp Tolliver'a attırmaya çalıştığı bir hızlı hücum vardı. Tolliver onu değerlendiremeyince G.Saray benchi faul isteğiyle ayaklanıp bir teknik yiyiverdi. Belki orada şaşalı bir smaçla bitse olay, maç farklı bir yere gidebilirdi. Ayrıca maçın genelinde G.Saray Cafe Crown adına şöyle bir problem gözlemledim. Tek kişilik fast-breaklerde sorun yok ama 3'e 1 gidilen hızlı hücumlarda bir türlü bitiremiyorlar. Herkes bir adım önde oluyor gibi sanki, haliyle de bitiremiyorlar.

İkinci çeyrek ise tamamen G.Saray Cafe Crown dominasyonuyla geçildi. Savunmada vidaları iyice sıktılar, rakibe nefes alma fırsatı vermediler, onları sürekli zor şutlara zorladılar. Cevher'in bir feyk arkası attığı üçlük dışında çok da başarılı oldular zaten. İşin hücum kısmında ise Hosley, Polat ve Murat'ın üçlükleriyle farkı açmaya başladılar. Devrenin bitimine 6 dakika kala Chatman'ı bir kez daha oyuna saldı Bıyıktay. Zira ilk çeyreğin son 3 dakikası dahil 7 dakikadır oynayan Mehmet Yağmur bocalamaya başlamıştı. Graves'in üçlüğüyle ilk yarının bitimine 01:15 kala 45-26'a gelen skor, maçtaki en büyük farka da tanıklık ederken devrenin son sözünü üst üste bulduğu 4 sayıyla Chatman söyledi ve 45-30'luk skorla soyunma odasına gidildi.

İkinci yarının başında Burak Bıyıktay Chatman - Mehmet Yağmur - Muratcan üçlüsüyle başlayıp bir anlamda 'Ya herro, ya merro' dedi. Maç ya 30 farka gidecekti ya da planı tutacaktı. Planı tuttu. Rakibinin ilk yarıda bolca kullandığı boyalı alanı kullanmamasından ve dışarıdan yolladıkları şutların girmemesinden faydalanan siyah beyazlılar Chatman & Muratcan ikilisinin sayılarıyla bir anda 10-0'lık seriyi yakaladı ve skoru 45-40'a kadar çekti. İkinci 20 dakikanın ilk 5 dakikasında sayı bulamayan G.Saray Cafe Crown Hüseyin'in 1/2 faul atmasıyla bu çeyrekteki ilk sayısına kavuştu. Herkes oyunun ritmini eline geçiren Beşiktaş Cola Turka öne geçmeyi de başarır mı acaba diye düşünürken, Tolliver ve Atkins'in yolladığı iki üçlük ve yakalanan 8-0'lık G.Saray serisi 'Hızır' gibi yetişti evsahibine. Kötü bir başlangıcın ardından rakiplerini kendilerine iyice yaklaştıran sarı kırmızılılar buldukları iki üçlükle durumu toparladı ve final periyoduna 55-47 üstünlükle girdi.

Son bölümde Cevher & Chatman'ın skor anlamındaki çabaları takımın geri kalan kısmındaki yorgunluk belirtileri nedeniyle yüksek verim veremedi. Bir de üstüne Hüseyin Beşok'un kritik bir zamanda gelen üçlüğü eklenince fark çift hanelerde gezinmeye devam etti. Skor 70-63 iken Mehmet Yağmur'un bomboş bir turnikeyi bitirememesinin ardından hızlı hücumda sayıya ulan G.Saray Cafe Crown, bir sonraki hücumda yine Mehmet Yağmur'un yaptığı top kaybını da değerlendirince maç koptu gitti. Daha geniş bir rotasyonla oynayabilmenin meyvelerini özellikle maçın son periyodunda toplayan Koray Mincinozlu, serinin 2. maçını da kayıpsız atlatıp yarı final yolunda dev bir adım attı. Şimdi Beşiktaş Cola Turka'ya hiç maç kaybetmeden kazanılacak 3 maç gerek. Kolay mı? Değil. İmkansız mı? O da değil. Ama bu maçta oldukça etkisiz kalan Wesson, Haluk, Baxter gibi isimlerin bir daha böyle oynamamaları gerek. Zaten dar rotasyonla oynuyorsun, e sen üstüne bir de verimsiz oynarsan kenardaki koçun da eli kolu bağlanıyor elbette. Kolay değil Beşiktaş'ın ve haliyle Burak Bıyıktay'ın işi.

6 Yorum Yapılmış:

dejavu dedi ki...

Savunma alışkanlık işi denilir hep bunun en güzel örneğini veriyoruz iki maçtır. Bütün sezon savunmayı iplemeyen biz savunma yapmaya çalışıyoruz ama olmuyor haliyle. Benchde mola arasında hadi beyler savunma diye bağırarak yapılmıyor bu meret. İyi savunma yapmakla faul yapmayı karıştırıyoruz birbirine, bütün çeyreklerde dört dakika dolmadan faul limitimiz çoktan dolmuştu.

Kadro kalitesi ile kazanmaya devam ediyoruz. Beşiktaş Cola Turka da oldukça kötü atıyor bu seride, dün Chatman ve Cvher hariç geri kalanlar 8/38 attı. 19/33 ft attılar, ee bu şekilde deplasmandan galibyet çıkartman imkansız zaten.

3. maçı alır Beşiktaş Cola Turka şayet seri bitti diye bırakmadılarsa ve taraftarlar da ortalamanın üstünde bir rakama ulaşırlarsa Akatlar'da.

Maç sonunda Burak Bıyıktay'ın Erşan Kartal açıklaması da 3. maçta hakemleri etkilemeye yönelik bir açıklama olarak geldi bana. Yoksa dün izlediğimiz maçta hakemlik birşey yoktu, iki tarafa da defalarca kolay düdük çalındı, temasa hiç izin vermediler. 26 faul ev sahibine, 21 faul deplasman takımına çalınmış. Teknik fauller her iki tarafa da çalındı, abartıcak bir şey yoktu yani.

tarski dedi ki...

«genc tufan» demek aslinda o kadar da abes kacmiyor. kendisi hem ruh hem fizik olarak oldukca genc gosteriyor. lakin tufan bugune bugun 80'li yani 30'una merdiven dayamis tecrubeli bir oyuncu.

saLsa dedi ki...

@ tarski

Harbi yav, ben neden genç oyuncu yazmışım ki oraya :) Senin yorumu okurken de hiç üstüme alınmıyorum he, yorum kısmında biri yazmış herhalde diye düşünüyorum. :)

19 Mayıs Gençlik Bayramı ya bugün, ondan oldu herhalde. :D Sabah çok fazla tören izledim galiba. :D

HotSauce21 dedi ki...

maçı izleyememiştim; anıl ve dajavu çok güzel özetlemişsiniz sağolun izlemiş kadar oldum.

türk takımlarının fast break özrü bırak yazıyı,kitap olur kitap.yıllarca 3e1 fast break mahvetme senaryoları izledik özellikle avrupa kupası maçlarında.hele ki türk milli takım maçlarında fast break'lere 4e0 gidilmedikçe ben o fast break'e fast break demem.sanırım ani ve doğru karar verme mekanizmamızda ki genetik bir hatadan olayı bunun çözümünüde bulamayacağız.

bu arada 2.paragraf 6. satırdaki "attempt girişimi" full-dolu gibi bişey olmuş anıl :))

Adsız dedi ki...

polat gercekten turkiyenin mirsadtan sonra en iyi 4 numarası oldugunu gosterdi bence.bravo polat...

saLsa dedi ki...

Öpüyorum seni Kerem'cim. :) Süper yakalamışsın valla, anlaşıldı ben bu yazıyı sarhoş kafayla yazmışım. :D