17 Mayıs 2009 Pazar

İlk Yarı Finalist F.Bahçe Ülker (74-92)

Kolay oldu, biraz ilk çeyrek, kalan 30 dakikada da 2 kez geriye dönme çabaları dışında Antalya cephesinde yine pek bir numara yoktu. Seri de 2 maçta toplam 54 farkla uzamadan bitti zaten. Maça Rasim Başak ile başladı Tanjevic. Amaç Marsh'ı durdurmaktı. Ama Altar Tunçkol bu hamleye biraz hazırlıksız mı yakalandı ne yaptı anlamadım, zira genç koç Rasim'i Douthit ile, Semih'i ise Marsh ile tuttu. Rasim'den iki boş üçlük yiyip, Semih'ten de 2-3 kez boş atış yiyen (tabii Semih sokamadı bunları her zaman olduğu gibi) Antalya'da savunma değişti hemen. Semih de kenara geldi bu sırada Tanjevic'in gazabına uğrayarak. Bomboş şutları ve potanın içine bırakışları bu kadar yüksek yüzdeyle nasıl kaçırabiliyor aklım almıyor gerçekten. Tanjevic de anlayamadı herhalde ki sadece 11 dakika oynattı bugün Semih'i. Onun yerine oyuna giren Oğuz ilk çeyreğin sonu ve ikinci çeyreğin başında üst üste 3-4 kez 'Sırtı dönük oyun nasıl bitirilir' dersini uygulamalı vererek maçın ilk kırılmasını yaşattı zaten. Sonra Mirsad, Ömer Aşık, Solomon, Smith derken giyotin bir kez daha indi güney ekibinin boynuna. Ömer Aşık'ın formu Milli Takım adına da sevindirici. Uzun bir sakatlık döneminden bu kadar verimli dönmesi kimsenin beklemediği bir şeydi. Bugün 2 fast-break bitirdi ki koşarak, bu da onun adına büyük bir artıdır. Solomon & Green dakikaları paylaştılar. Solomon'un aldığı faullerin tamamının gereksiz şekilde alınması 2 kez kenara alınmasına yol açtı. Green'e de ekmek çıktı tabii. Mirsad'ın ilk maçtaki süper formu bugün de yerli yerindeydi. Zaten takımının en çok sahada kalan adamıydı Devin Smith ile birlikte. Son çeyrekte üst üste yaptığı 4 asiste 3 tane daha eklese sezonun ilk triple-double yapan oyuncusu yapacaktı, olmadı. 21 s - 10 r - 7 a ile bıraktı. Antalya ekibinin ilk maçtaki facia üçlük yüzdesi (2/19) yerini ondan az biraz daha iyi durumdaki 6/16'ya bıraktı. Bu kez ikilik yüzdeleri faciaydı, 19/52 nedir yahu? Bu kadar attempte bu kadar mı isabet olur? Aynı alanda F.Bahçe Ülker çatır çatır vurdu smaçları 24-/38. E hepsi garanti atışlardı elbette, olacak o kadar. Onların berbat yüzdeleri ise üçlük ve faullerdeydi. 11/32 üçlük haydi neyse de 11/24'lük faul yüzdesinin tarifi kolay yapılır cinsten değil. Hiç de anlamam zaten faul yüzdesinin düşük olmasını? Ulan üçlük farklıdır, ikilik de farklıdır, çünkü action halindesindir sürekli. Çalışsan da olmayabilir, günün gününe de uymayabilir. Ama faulün çözümü basit. Çalışmak.

Genelde böyle serilerin bitime yakın maçlarında Amerikalılar kafaca pek maçta olmazlar, bir an önce kaybedip memlekete kaçma isteğinde olurlar ama sözkonusu şehir Antalya olunca durum değişik mi oluyor ne oluyor. :) Hani tatil dönemi, turist dönemi, ne kadar daha burada kalsak iyidir diye mi düşünüyorlar. :) Şaka bir yana, Douthit, Marsh ve Green bugün takımlarının en iyileriydi. Can ve Ersin (ki sezon içinde parasal sorunlar yaşandığı sırada takımın takındığı karakterli duruşun baş mimarıdır bu iki oyuncu) pek bir etkisizdiler bugün. Son 2 dakikada altyapıdan Jonathan Can Özbek'in oyuna girmesi sevindirdi beni, keşke 2 değil 4-5 dakika oynatsaydı onu Altar hoca. Nasılsa fark efil efil artıyordu o bölümde. Jonathan Can'dan Dodo epey bir umutlu bu arada. 92 doğumlu, anne Alman, baba Türk, yıldız takımda oynuyor. Seneye A takımda olacak, bol bol izleriz inşallah.

Maçta gözüme çarpanlardan biri de sahanın kenarındaki reklam panolarında full 2010 reklamı dönmesi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın devreye girdiği, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'ın harekete geçtiği ve organizasyonun Antalya'da kalması için epey uğraş verildiği biliniyor. Hayırlısı bakalım. Kayseri'de olmasından daha iyidir zaten ama hareket lazım biraz, malum vakit sıkışık.

4 Yorum Yapılmış:

Adsız dedi ki...

maçı salonda izledim gerçekten güzel bir atmosfer vardı
fenerbahçe de kendini sıkmadan kazandı
maçın en ilginç notu ise maçın sonuna doğru teker teker fenerli oyuncuları alkışlayan fb li bir grup taraftarın sıra serhat çetin e gelince 'serhat çeçen serhat çeçen oley' demesiydi :)zaten serhat da gülerek karşılk verdi buna .tabi burda suç biraz da tanjevic de bence.bu maçta bile eğer süre vermiyosan ne diye aldın ki takıma adamı.daha adını bile öğrenemedi taraftarlar.
ayrıca gözüme çarpan bir başka notta ilk yarının bitimine 1.5 dakika falan kala salona traylor ve mclinton un gelmesiydi.
tabi buldular mis gibi havayı bırakırlarmı antalya yı :))

Adsız dedi ki...

Salsa,ufak bir düzeltme;

90 doğumlu bir oyuncu ancak genç takımda kontenjan olarak oynar..Yıldız takımda oynama yılı maksimum 93 olmalıdır.

Semih Tuna.

TurkSports.Net dedi ki...

jonathan Can Özbek 90 değil 24.08.1992 Blaubeuran Almanya doğumlu ama tarafınızca farkedilmiş olması güzel, yetenekli bir çocuk..

saLsa dedi ki...

@TurkSports.Net

Hocam teşekkürler, 90 diye biliyordum ben, düzeltiyorum hemen.