28 Mayıs 2009 Perşembe

Türk Telekom: 79 - F.Bahçe Ülker: 85

Güzel maç oldu. Yine ilk yarıda F.Bahçe çift haneli farkı gördü, yine 3. çeyrekte Telekom geri geldi, yine skorda öne geçmeyi başardı. Ama bu kez maç sonuna kadar oyun kafa kafaya gitti ve onca çatır çatır mücadelenin sonunu bir anlık 'Uyku' moduna geçen Telekom savunması belirledi. Mirsad kenar topunda boş bir üçlük buldu, döndü bir tane de ballı kaymaklı panyalı bir üçlük daha soktu. Bitti gitti işte. Acı ama gerçek.

Maça ilk maçtaki beşinin aynısıyla (Green - Mrsic - Smith - Rasim - Semih) ile başladı F.Bahçe Ülker. Telekom'da ise Tutku'nun yerine El-Amin, Barış'ın yerine de Serkan vardı ilk beşte. Kalan üçlü ilk maçtaki gibi Bekir - Bajramovic - Lang şeklinde idi. Maç sakin başladı, 3 dakika geçildiğinde tabelada sadece 2-2 yazıyordu. Gerçi nasıl bir sakinlikse 3 dakikada 4 faul hakkını dolduruverdi F.Bahçe. Bu avantajını oldukça iyi kullandı Telekom. Çeyreğin tamamını faul çizgisinde geçirdiler desek abartmış olmayız herhalde. Lang'in alıştığımız F.Bahçe Ülke maçı performanslarından birini sergileyecekmiş gibi başladığı ve 9 sayı ürettiği çeyrekte son 2 dakikaya 18-18 eşitlikle girildi. Önce Smith, sonra da Green ve Semih'in ikişer faule ulaştığı konuk takımda kenardan gelen Solomon ve Mirsad'ın çılgın performansları oyundaki dengeleri alt üst etmeye başladı. Çeyreğin kalan 2 dakikasına 13-3'lük bir seri sığdıran sarı lacivertliler 1/4 üçlük atarak girdikleri maçın ilk 10 dakikasını 6/10 üçlük yüzdesiyle tamamlayıp erkenden 10 farkı yakaladılar (21-31). 21 sayısının 11'ini faullerden bulan Telekom'un ilk çeyreği hiç üçlük denemeden geçmeleri komik ve pek de alışık olmadığımız bir durumdu. Kenardan gelen Solomon ve Mirsad'ın katkıları ise toplamda 14 sayı idi. Hele 5 dakikada 8 sayı - 5 asist üreten Solomon'un çeyrek bitiminde -Serkan'ın belini kırarak- bulduğu üçlüğün ardından sevinç gösterisi olarak parkelere düşen 'Ruh'; iki takım arasındaki büyük farklardan biri olarak da kendini belli ediyordu.

İkinci çeyreğe Oğuz ile başladı F.Bahçe Ülker. Maç yine ilk çeyrekteki gibi kısır başladı, ilk 4 dakikanın skoru 4-4 idi ve konuk takımın 4 sayısı da Oğuz'dan gelmişti. Nasıl da unuttum? Bu çeyrekte de 2 dakika içinde 3 faule ulaşmayı başardı F.Bahçe Ülker. Ama çeyrek sonuna kadar başka faul yapmadan 3 faulde kalmayı başaran da yine onlardı. Mirsad'ın Oğuz'a yardıma gelip peşpeşe 5 sayı atmasıyla skor maçta ilk kez 13 farka geldi, devreye 5 dakika vardı. O sırada Telekom taraftarlarından 'Aldığınız paranın hakkını verin !!' tezahüratları yükselmeye başladı.

Devreye 01:10 kala Tutku ile bu maçtaki ilk üçlük isabetine ulaşan Telekom farkı 10'a indirmeyi başardı. Kalan sürede Oğuz'un tek faul sayısı dışında sayı çıkmayınca devrenin skoru 36-47 olarak belirlendi. İlk çeyreği 9 sayıyla tamamlayan Lang, bu çeyrek sadece 2 sayı bulabildi. İlk maçın 20 dakikalık kısmını 2 sayı ile tamamlayan ama sonradan ortalığın anasını ağlatan El-Amin ise benzer bir performansla ilk yarıyı 4 sayıcık atarak tamamladı. Dedim ya ilk üçlük isabetini Tutku ile bitime 01:10 kala buldular diye. Rakibe bakıyorsun 7/15 ile üçlük atmış, dönüyorsun Telekom'a bakıyorsun; 1/5. E olmuyor tabii.

İlk çeyreğe Semih, ikincisine Oğuz ile başlayan Tanjevic, üçüncü bölüme ise Ömer Aşık ile girdi. O da tıpkı Oğuz gibi fırtına misali başladı çeyreğine. 5 sayı buldu daha ilk dakikalarda ama bir şey unutuluyordu. Bu çeyrek üçüncü çeyrekti ve Telekom için geri gelme çeyreğiydi. İlk maçın uyurgezeri, bu maçın da ilk yarısını 2/4 faul yüzdesi ile bulduğu 2 sayı dışında sayı atamadan tamamlayan Serkan Erdoğan yarı final serisindeki ilk basketini ikinci maçın 24. dakikasında buldu. Ben ki bu ince detayı yine önümdeki notlara düşerken, 'Sen misin benle makara yapan' dercesine azıtmaya başladı Serkan. 2 gün önce El-Amin'in giydiği 'Kahraman' yeleğini bu kez de o giydi. Başladı atmaya. 3'lük, 2'lik, ne gelirse. Araya bir Solomon üçlüğü sıkıştı, onun dışında sarı lacivertlilerin sayısı yok bu sıralarda. Solomon'un top kaybı yapıp arkasından da kasti faul aldığı pozisyon onun Tanjevic tarafından kenara alınmasına yetti. Gerçi asıl sorun işin efansif kısmındaydı bence. Öyle ya, ilk maçta El-Amin'i tutuyordu Solomon, o çeyrekte coşmuştu yıldız oyuncu. Bugün Green'le beraberdiler ve Green El-Amin'i, Solomon da Serkan'ı almıştı. Ama bu sefer de Serkan coştu. Rastlantı mıydı yoksa bu? Green köpek gibi guard savunması yaparken Solomon alışkın olmadığı 2 numara savunmasını yine yapamadı. Serkan'a biraz Bajramovic, biraz El-Amin, hafif de bir Tutku eklenince son çeyreğe 01:20 kala skor üstünlüğü 58-57 ile Telekom tarafına geçti. Devreden itibaren 22-10'luk bir seri demek oluyor bu. Ömer Aşık ve Devin Smith'in hücum ribaundlarındaki başarısı olmasa nasıl ayakta kalırdı F.Bahçe Ülker, onu bilmiyorum bak. Çünkü 10 dakika içinde tamamen kilit duruma girdiler hücum anlamında. Girmeyen topları Ömer ve Smith topladı da skor 60-61 şeklini aldı ve son bölüme öyle girildi.

Son bölüm garip bir basketle başladı. Orta sahadan topu oyuna sokan F.Bahçe Ülker tam 4 saniye içinde rakibinin yarı sahasında 2'ye 2 kaldı ve Ömer Aşık'ın basket-faulü geldi. Yani bir çeyrek böyle mi başlar, bir ilk savunma böyle mi olur? Ben çözemedim bunu. Ercüment abi ilerde bir gün antrenör kursunda anlatır mutlaka. Neyse Serkan yine Green tarafından pasifize edilmeye başlamıştı ki devreye Dudley çıkıverdi. Ersin Dağlı ismiyle bize hemşo olma yolunda dev bir adım atan uzun oyuncu takımının bulduğu 6 sayının tamamına imza atarak güzel bir giriş yaptı kapanış çeyreğine. Skor bir oraya bir buraya giderken Serkan çıktı yenide devreye. Preldzic'in bulduğu 2 kritik baskete 2 üçlük bir de ikilik ile yanıt veren skorer isim son 02:45'e 75-75 eşitlikle girilmesini sağladı. Bu sırada oyun bir o potada bir bu potada şeklinde oynanıyor ve hızına yetişmekte zorlanılıyordu. Derken F.Bahçe hücumunda top Telekom'lu oyunculardan dışarı çıktı ve oyuna kenardan başlanıldı. İşte tam o sırada, tam o kora kor mücadelenin, o çetin savaşın ortasında 'Su uyur düşman uyumaz' mantığıyla su gibi uyuyan rakip savumanın bir anlık dalgınlığını idmanda şut çalışırcasına attığı üçlükle değerlendiren Mirsad skora 3 sayılık diferansı getirdi. Telekom El-Amin'in pota altından kaçırdığı bomboş lay-up yüzünden sayısız döndü, arkasından Mirsad bir üçlük de 24 saniye biterken salladı. Zor, alakasız ama güzel giden şut panyalı bir biçimde sayıya dönüşünce finalin adı da belli oluverdi işte. İlk devrede tam 7 üçlük isabeti bulan F.Bahçe Ülker ikinci yarının ilk 18 dakikasında sadece 2 üçlük bulabilmişti, ki bu 2 ekstra üçlük imdada yetişti, maç F.Bahçe'ye geldi (79-85).

Ömer Onan ve Gordan Giricek'ten yoksun olmasıyla 2-3 numaralarda zorlanır diye düşündüğüm F.Bahçe Ülker, rakibinin 5 numarasızlığını ilk maçtan sonra bu maçta da kullanıp ribaund sayılarındaki farklarla maçların gidişatını değiştirdi. Seriyi 2-0'a getirip, rakibini 3 maç üst üste kazanma zorunluluğuna itti. Telekom'un bugünün ardından başını kaldıracak hali yok artık. Kaan Kural demişti '3-0 biter' diye bu seri için. Haklı çıkacak babacan. Bir kocaman sevgi saygı da ona gitsin bu vesileyle. NTVSpor'daki yazıları muazzam gidiyor, özellikle son yazısı yine pek bir keyifliydi.

Ne diyorduk? Ha Telekom. E koçun kadar, planın programın kadar konuşacaksın baba bu devirde. Nasıl ki oyunculara milyon dolarlar saçmayı biliyorsun, onları çalıştıracak hocaya da biraz özen göstereceksin. Emekliliği geleni emekli edeceksin, ya da iyi yaptığı şeyleri yapmasını devam ettireceği bir pozisyona kaydıracaksın. Ama bir zahmet o koltukta oturtmayacaksın. Son olur zaten bu sene. Artık aptal bir insan bile görür duruma geldi bu gerçeği. Mersin maçlarında Telekom için yanan alarmları yaza yaza usanmıştık, bir bir çıktığını görüyoruz bugünkü duruma baktığımızda. Bugün El-Amin de yoktu sahada, bir tek Serkan, haydi biraz da Dudley & Bajramovic ile tutundular diyelim oyuna, diğer taraf uzunlarıyla, kısalarıyla, forvetleriyle yine ağır bastı, yine daha takım gibi oldu. Olayı noktalayan ise Mirsad Türkcan oldu. F.Bahçe Ülker'deki muhtemelen son maçlarını oynayan yıldız oyuncu şampiyonluk kupasını yine en çok isteyen adamlardan biri. Seviyorum onun bu huyunu. Kötü huyları da var mutlaka ama bu yanının kıskanılacak derecede iyi olduğu da inkar edilemez bir gerçek.

2 Yorum Yapılmış:

BaHa dedi ki...

El-Amin böyle maçaşırı oynarsa olacağı buydu. İstikrarlı bir guard lazım ki, birde el-amin geldikten sonra tutkunun performansı geriledi. Bekir daha az süre aldı. Blackney kenarda oturuyor. Fenerbahçenin 3 devine ( Oğuz-Ömer-Semih) Dudleyle Langlemi cevap vereceksin. Yani ne biliyim çok yanlış oynadı ve çok yanlış transferler yaptı gibime geliyor Telekom. Dün maçtaydım valla Fenerbahçe takım olarak çok emindi kendilerinden ve buda maçın sonunu rahat oynamalarını sağladı. Efes serisi çok çekişmeli geçecek. Gayet denk kadrolar gözükse de FB 1 adım önde gibi....

Adsız dedi ki...

Güzel yazmışsınız ama Telekomun geri dönüşündeki 2 devredeki sert savunmasının (özellikle pota altı) önemini az vurgulamışsınız gibi. Bahsettiğiniz bir anlık "savunma uykusu" nu -ki çok haklısınız- önemli kılan bu savunmayı sadece 15-16 dk yapmaları (belki de yapabilmeleri). Maça öyle başlayıp devam edebilseler o uyku dakikasındaki tabelada yazan skor Telekom lehine daha farklı olurdu ve skor açısından bu kadar belirleyici olmazdı bana göre. Ama bitirirken işi özetlemişsiniz. Yazık oluyor Ankara baskotboluna.
Ankara'dan Barış