31 Ağustos 2009 Pazartesi

Tab Baldwin Kimdir, Nedir, Necidir?

Tab Baldwin'in yeri bende ayrıdır. Üye olduğum ve takıldığım forumlarda avatarım istisnasız Baldwin'dir. Severim işte. Niye sevdiğim onla ilgili küçük detaylarda ve oynattığı güzel basketbolda gizli. Kariyeri öyle aman aman başarılarla dolu bir koç değil. En büyük vurgununu Yeni Zelanda Milli Takımı'nı önce 2001 yılında Okyanusya şampiyonluğuna, sonra da 2002 Dünya Şampiyonası'nda yarı final oynatma başarısına ulaştırarak yapmıştı. Yeni Zelanda Milli Takımı bizim tel tel döküldüğümüz ve binbir kavgayla geri döndüğümüz Indianapolis'te turnuvanın en renkli, en keyif veren ve en sürpriz takımı olmuştu. Tarihlerinde ilk kez elemlerde Avustralya'yı geçerek geldikleri Dünya Şampiyonası'nda elde ettikleri bu başarı hem ülke için hem de Baldwin için çok değerliydi. Ama onu sevmemi sağlayan olay elbette Türkiye'de yaptıklarıydı. O noktaları bizzat yaşamak, o keyfi direkt olarak almak çok ayrı bir şeydi. Banvit'in yeni çıktığı TBL'de bocalama dönemlerinde olaya el koymuş, önce küme düşme hattında aldığı takımı hatırı sayılı bir yere taşımıştı, sonra da TBL yarı finali oynatarak ve bunu çok ama çok güzel bir basketbol oynatarak olayı daha hoş bir boyuta taşımıştı.

Neydi peki onu farklı kılan? Mesela Banvit'te çalıştığı oyuncuların hepsi kariyerlerinin en iyi zamanlarını Baldwinle yaşamışlardı. Bu bir sürpriz olamazdı değil mi? Bir takımın parçası olmak, paylaşmaktan kaçmadan oynamak onun oyuncularından istediği başlıca şey. Hata yapmalarına kızmaz hiçbir zaman, yeterki zihinsel hatalar yapmasınlar. Yani bomboş bir turnike kaçabilir mesela, ama bir oyuncu savunma dizilişinde durması gerektiği yeri unutamaz onun için. Ya da bir hücum setinde pas vermesi gerektiği yerde zorlarsa bu onu kızdırır. Hücum seti dedik de Phil Jackson ile ünlenen 'Üçgen Hücum (Triangle Offense)' Baldwin'in de birinci tercihidir. Çok kişi tercih etmiyor bunu malum. Oynaması zor ama becerince de inanılmaz keyifli bir anlayış. Ben de öyle düşünüyorum. Banvit'te Onur Aydın ve Pero Cameron gibi iki 4 numarayla ligin en iyi boyalı alan savunmalarından birini yaratmıştır. Bol değişmeli savunma anlayışı rakipleri şaşırtırken onlara bol bol top çalma olarak geri dönmüştür. En önemlisi Bandırma'da yarattığı basketbol ortamıdır. Seyircilerin Baldwin önderliğindeki bu takımdan keyif alması ve o keyfi yaşamak için her maça koşmaları hoş bir şey elbette. Baldwin hoşgörü ve sevgi üzerine kurduğu sistemini, yani kendi felsefesini takımına da yansıtmıştı aynen. Onun takımı yere düşen rakibine her zaman el uzattı, saha içinde her zaman ince detaylarla fark yaratmaya çalıştı, en önemlisi de oynadığı basketboldan keyif aldı. Onları izleyenler de öyle. Baldwin Banvit yılları boyunca kenardan takıma müdahale etmenin ne demek olduğunu onları izleyen herkese ders ders anlattı adeta. İşte bu yüzden sevmişti çoğu kişi onu. Ben dahil. Yoksa dedim ya kariyeri öyle aman aman bir başarıyla ya da aman aman takımlarla dolu değil. Hatta çalıştırdığı en iyi takım Banvit'ti bile diyebiliriz. Banvit'ten ayrıldıktan sonra PAOK'a gitti, olmadı. Oradan ayrıldı, son olarak Romanya'da Cluj takımında görüldü. Son bildiğim işsiz olduğuydu. Kariyerine bakmak değil de onu gerçekten yaşamış olmak hoşuna gidiyor insanın. En son geçenlerde anmıştık onu burada. İyi insanmış, kulağını çınlattık, atladı geldi.

Akşama Baldwin felsefesini çok daha iyi anlamanızı, Baldwin'i çok daha iyi tanımanızı sağlayacağını düşündüğüm Kaan Kural imzalı Baldwin röportajından kesitler sunacağım. Biraz felsefik, biraz teknik ama kesinlikle derslik bir röportajdı. Röportajın yer aldığı Slam'i hala saklıyor olmam işte bu yüzdendir. Bu felsefe, bu sistem her takımda tutar mı? Tutmuyor elbette. PAOK ve Cluj maceralarında işler istediği gibi gitmedi mesela. Kepez'de kendi kurmadığı bir takımla, pastan ziyade topla oynamayı seven bir kadro yapısıyla ne yapar sorusunun cevabını vermek de çok kolay değil şu an için. Zira Banvit'te elleriyle kurmuştu takımını. Gordon, Ibekwe gibi adamlar çok da uygun değil onun basketbol felsefesi için. Ersin eski öğrencisi, o bir avantaj kesinlikle ama kadronun geri kalanıyla uyumu soru işareti. Akşama görüşürüz. Şimdilik bu kadar, şirkette işler bizi bekler. :)

edit: Bu arada yazmayı unuttum, Baldwin'in siyahi oyuncularla bir alıp veremediği olduğu konuşulur hep. Banvit'te hiç siyahi oyuncusu yoktu mesela. Cameron, Radosevic, Henare, Moore hiçbiri zenci değildi. Kepez'de siyahi Ibekwe ve onun iki üç ton açığı siyahi Gordon'la ne yapar bilmiyorum. Belki de siyahilerle problemi yoktur, bir safsatadır bu, öğreniriz yakında. Bursa'daki turnuvaya gelirler inşallah da, sağlam bir röportaj da biz patlatırız kendisiyle.

13 Yorum Yapılmış:

Yiğit Gökçehan Koçoğlu dedi ki...

Sevilmeyecek insan mı? HARİKA birisi!

atakan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Yiğit, Tab Baldwin'i yakından tanıyor gibi konuşuyorsun..

saLsa dedi ki...

@ Atakan

Eyvallah.

efesliler dedi ki...

Muhteşem haber. Bundan daha iyisi Tanjevic yerine Baldwin getirildi şeklinde olabilirdi.

Adsız dedi ki...

BALDWIN İYİ İŞLERİN SİNYALLERİNİ VERİYOR....AYAGININ TOZU İLE MELİH KIRANBAĞLIYI DA YANINA KONDİSYONER OLARAK ALDI(2001 YILI AVRUPA 2 SI MİLLİ TAKIM KADROSU) . ÇOK İYİ BİR PLANLAMACI OLAN KIRANBAĞLI İLE TAKIM OLARAK FİZİKSEL ZAAF VE BUNDAN DOĞAN SAKATLIKLARI YAŞAMAZLAR.KADRO DERINLIĞİ VE DEVAMLILIK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ .....AYRICA EFES VE FB ALTYAPISINDA CALISAN FIKRET DE ALTYAPININ BASINA GELİYOR......KEPEZ İYİ İŞLER YAPIYOR

lembo dedi ki...

futbol için total football neyse, basketbol için de triangle offence aynıdır benim için.. oynaması, başarması zor ama işlemeye başlayınca keyfi sonsuzdur.. merakla bekliyorum kepezi.. yeri gelmişken triangle offence in babası tax winter a saygıyla..

Adsız dedi ki...

yalnız baldwin için "memleketinin takımını" demişsin ama Amerikalıdır kendisi. Yeni Zelanda ile özdeşleşti ama alakası yok o ülke vatandaşlığı ile.

Bir de not adamın adı Tab kaldı. Halbuki Tab ismi falan değil. Herkes ona Tab diyor çünkü 'Thomas Anthony Baldwin' isminin ilk harflerinden oluşan bir kısaltma o. Tamam Tab diyor herkes ama adamın adı Thomas aslında.

Adsız dedi ki...

Evren Yenice KSK 'da

saLsa dedi ki...

@ Adsız

Eyvallah valla, Amerikalı adamı Yeni Zelandalı yapmışız çaktırmadan. İş arasında yazı yazmaya çalışınca oluyor böyle ufak hatalar.;)

Gerçi kendisinin Yeni Zelanda vatandaşlığı da var, American-New Zealander dedikleri meretten yani.

ozgurr dedi ki...

cameron ile henare ye beyaz demek zor.gerçi ikiside yeni zelanda daki maori azınlığa mensupdu sanırım.ama beyaz denemez.

Adsız dedi ki...

ekeneye siyah demek bence yersiz :)
siyahlara ayıp olur :)
alex gordon da biraz broznlaşmış gibi sanki :)
umarım siyahlarla sorun yaşamaz.
ayrıca ekeneyi sewdigimden söyledim yanlış anlaşılmasın. ırkçı değilimdir :) ekene sewdigim bi arkadaşım :)
Legend..

muratt dedi ki...

asistanları kim olacak acaba? sende bununla ilgili bilgi var mı?