25 Eylül 2009 Cuma

TBL Nostalji #6: Larry Richard

Pete Williams'ı yazmıştım ama bir tarafım hep yarımdı. Bir elmanın iki yarısı gibi olan kankalardan Larry Richard yazısını da yazmak için kudurmaktan öte duygular içindeydim. Bu sabah efsane adam ile 5-10 dakika da olsa muhabbet etme fırsatı yakalayınca duygularım depreşti, geçtim klavyenin başına. Uzun zamandır ara verdiğim TBL Nostalji yazılarına yeniden 'Deh' dedim.

Larry'i yazmak için öyle çok büyük hazırlıklar yapmaya gerek yok, en azından benim için. Tıpkı Pete yazısında olduğu gibi burada da yüreğini açıp klavyenin üstüne koymak yetiyor herşeye. O bizim efsanelerimizden biriydi. Eczacıbaşı ile başlayan Türkiye macerasını F.Bahçe ve Efes Pilsen ile devam ettirmiş, oynadığı 8 sezonun 5'ini şampiyonlukla tamamlamış, hatta 100. yılına kadar tek basketbol şampiyonluğu yaşamış olan F.Bahçe'ye bu duyguyu tattıran yabancı olarak tarihe de geçmiş tam bir winner oyuncuydu. Kireçlenme nedeniyle topu tek el ile omzunun arasına sıkıştırarark attığı faul atışlarını mı dersiniz, çat pat da olsa Türkçe konuşması ve bunu röportajlarda bile kullanması mı dersiniz, ne derseniz diyin bu adam bu ülkenin basketbol efsanelerindendir. Efes formasıyla kaybedilen o olaylı Aris finalinde de oradaydı. Aydın Örs'ün alan savunmasında en az Tamer Oyguç kadar rolü vardı. Sempatikliği ve mütevaziliği de en az basketbolculuğu kadar büyüktü. Zaten onlara 'Efsane' dememizin asıl sebebi de insanlıkları değil miydi?

F.Bahçe'nin unutulmaz guardı Aliço için 'Adamım' demesi, Pete'in kendisi üstünden bastığı bir smaç fotosunun altına 'Pete'in benim üzerimden bastığı ne ilk ne de son smaçtı' diye yorum yazabilmesi, gittiği bir F.Bahçe - Rize futbol maçından sonra Rize fanı olması ve en önemlisi üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala hatıralara değer vermesi onun adamlığının ne derece büyük boyutlarda olduğunun net birer göstergesidir. Asıl en unutulmaz nokta ise hiç kuşkusuz 1991 Körfez Savaşı esnasında tüm Amerikalıların memleketi terk etmesine rağmen Larry ve Pete'in burada kalmalarıydı. Zaten o sezon sonunda da Larry ve Pete'in takımları (F.Bahçe ve Tofaş) Play-Off finalinde buluşmuşlardı. Kazanan Larry'li F.Bahçe olmuştu.

Belki bilmeyenler, duymayanlar, okumayanlar vardır diye söyleyeyim: Larry'nin Los Angeles'ta 1987 yılında düzenlenen Yaz Ligi'ne katılım parasını verecek durumu yokmuş, imdadına Pete Williams koşmuş. Cebinden vermiş katılım parasını arkadaşı için. Oradaki performanslarıyla Pete F.Bahçe'ye, Larry ise Eczacıbaşı'na kapak atmış. Sonrası da malum zaten. Türkiye'ye basketbolu sevdiren en DEV adamlar olarak basketbol tarihimize adlarını altın harflerle yazdırdılar. Bir Cuma sabahı önlerinde saygıyla eğilmek istedim bir kez daha. İyi ki izledik sizleri, iyi ki yaşadık sizli zamanları ve iyi ki varsınız. Efsane ikilinin efsane bir pozuyla kapatalım bu keyifli yazıyı. Cansınız ikiniz de can !

19 Yorum Yapılmış:

Adsız dedi ki...

İkinci fotoğrafta arka plandaki Harun mu ?

saLsa dedi ki...

@ Adsız

Evet..

Adsız dedi ki...

Çok güzel yazı salsa yüreğine sağlık . Seninle birlikte basketle ilgilenmeye başladım ...

kobe dedi ki...

ona pete abi derdik yakindan taniyanlar bilir :) efsaneydi 2side gercekten karaketerleri olsun oyunculuklari olsun cok onemli oyunculardi.Bu zamanda onlar gibisi gelmiyor en son bildigim kadariyla pete williams los angles ta yasamakta.Kendisi ulkerspor doneminde antremanlarda canli izleme firsati buldum kesinlikle butun genclere ders olmasi gereken bir antreman yapiyordu.
Larry richard in kazandigi basarilar zaten ortada onun degisik faul atisi ve aldigi ribauntlarla hafizalarimiza katildi gercek guzel bi yazi olmus ellerine saglik.

Adsız dedi ki...

YAZI ÇOK GÜZEL OLMUŞ, ELİNE YÜREĞİNE SAĞLIK.

BU ARADA İKİNCİ FOTODA HARUNUN ARKASINDA DA L.TOPSAKAL VAR SANIRIM...

Ömer dedi ki...

Larry Richard denilince aklima tuhaf serbest atis sekli geliyor. Ben Efes Pilsen donemine yetisebildim, Avrupa Kupalari'ndaki mucadelesini hatirliyorum. Ribaund canavari olarak kalmis ayrica aklimda.

Ayni donemde oynayan bir de iri yapili bir abimiz vardi, Ulker'de oynamisti. Clearance Tea diyesim geldi. Kea de olabilir, emin olamadim simdi :D O da unutulmazlardandir benim nazarimda...

Adsız dedi ki...

şu an ne yapıyor larry richard bilgi verirmisiniz?

Adsız dedi ki...

ARKADA TOPSAKAL FB FORMASI ILE...ÖNDE MURAT ÖZYİĞİT...HARUNUN ITU DEN PASABAHCEYE ILK TRANSFER OLDUĞU SENE

saLsa dedi ki...

@Adsız

Şu anda çalışmıyormuş kendisi, tüm vaktini ailesiyle ilgilenerek geçiriyormuş.

Bilginize..

saLsa

Adsız dedi ki...

Beton sahalarda Larry Richard gibi serbest atış sokmaya çalışıp başarınca sevinirdik... Hey gidi günler hey.

rıza yaşar dedi ki...

Salsa,

yanlış mı anladım yoksa bu sabah Larry Richard ile mi konuştun???

saLsa dedi ki...

@ rıza yaşar

Doğru anlamışsın..;)

saLsa

Adsız dedi ki...

Konuyla ilgisi olmasada Michael Scearce ve Paul Dawkins ne yaparlar ne ederler,haklarında bilgisi olan varmı?

Adsız dedi ki...

Levent'te North Shields'e takılırlardı, bir keresinde sormuştuk, "Larry, ne diyorsun Türk kızları için, yok mu bir Türk kız arkadaş" falan diye, "bırakıyolar meeeeen" deyip koparmıştı bizi...

Adsız dedi ki...

Onu bırakın da baseball pas üstadı Charles Shackleford'u merak etmekteyim :)

kobe dedi ki...

bence chareles shackleford bir efsanyedi :)

fırat dedi ki...

vav valla süpersin
Sanırım aynı dönemin insanlarıyız. Larry yi çok iyi hatırlıyorum. Fenerde şampiyonluğu yaşadığımız yıllardan.
Faul atışlarını niye böyle atar der dururduk. Demekki adamın mazereti varmış.
Tebrikler salsa bu nostalji için

Adsız dedi ki...

"Aslan Yürekli Richard" derlerdi. Müthiş bir ribauntçuydu. Bir maçta Panathinakios un takım halinde aldığı ribaunt tek başına toplamıştı.

O gittikten sonra Efes hiç bir zaman ribauntlarda iyi bir takım olamadı.

tozlu parkeler dedi ki...

Zamanında bende yazmıştım lary ve williams'la ilgili.
http://tozluparkeler.blogspot.com/2008/12/unutulmayanlar-vol1.html

İkinci resimdeki Harun'mu diye sormuş bir arkadaş evet o. Formada şişecam reklamı olduğuna göre Paşabahçe'de oynadığı yıllar, Fenerbahçe'nin belalasıydı Paşabahçe.Williams ve Richard'ın birbirlerine rakip olarak oynadıkları o final maçı unutulmaz. Sauna gibi bir salonda 20 saatlik yolculuk üzerine 7-8 saat sıra bekleyip girmiştik maça. Richard hasta oynayamayacak diye bir laf çıkmıştı, aha da sıçtık dedik ama o hasta hasta, kankisi Pete ise sakat sakat çıktı maça. İkisi de profesyonelliğin aldığı paranın karşılığında oynamaktan çok öte anlamları olduğunu hatırlatmıştı bize.