16 Eylül 2009 Çarşamba

Türkiye: 67 - Slovenya: 69 (Maç Yazısı)

Hep iyi sonla bitecek değil ya, bu kez de kötü sonla bitti. 15. dakikasında 37 sayı yiyerek skorda 19 sayı geriye düştüğümüz bir maçta pes etmedik, geri döndük, toparladık, öne de geçtik ama son hücumda Engin Atsür'ün sol dipten yolladığı boş üçlük girmeyince sahadan 67-69'luk skorla yenik ayrıldık. 13 isabetli üçlük bulan Slovenler grup lideri olup, dün bahsettiğimiz avantajlı yola giderken biz grubu ikincilikle bitirip Yunanistan ile eşleştik. Cuma günü Yunanlıları geçersek, bu sefer Fransa - İspanya galibiyle oynayacağız. Final yolu taştan ama biz severiz zoru.

Böylesine kötü başlanıp daha 15. dakikada potamızda gördüğümüz sayının 37 olduğu, farkın devreye 5 dakika kala 20 kapısına dayandığı bir maçta soyunma odasına 7 sayılık farkla gitmek maçın genel gidişatı düşünüldüğünde mucize gibi bir şeydi açıkçası.
Ama başardık. Maçın 15-20 dakikaları arasında yakaladığımız 14-0'lık seri Lorbek'in hafif 3 saniye kokan basketiyle 14-2'ye geldi ve devre 32-39 bitti.

En başa sarıp başlayalım. Çok kötü başladık. Özellikle de bu turnuvada hep iyi olmasına alıştığımız savunma tarafında. Savunmamız kötüydü, dağınıktı evet ama Slovenler de inanılmaz yüzdeli attı be kardeşim. İlk çeyrekte yakaladıkları 10/16 saha içi isabeti neydi öyle? Hani orta sahadan sallasalar girecek dedim bir ara. Çiçeği burnunda Efes'li Nachbar ilk çeyreğe damgasını vururken, takımın asıl yıldızı Lakovic (ki sadece 1 şut denedi ilk çeyrekte) hariç herkese skor ürettiren Slovenlere karşı biz tamamen zorlama hücumlarla ayakta kalmaya çalıştık. Kalamadık tabii. Ersan dışında skora katkı yapacak adam bulamadık. Onun sayıları da hep zorlamaydı. Ama hiç kuşkusuz bizim gibi ofansını defansından aldığı gazla yapan bir takım için her hücumda sayı yiyerek, her hücumu pota altımızdan oyuna soktuğumuz topla başlatmamız büyük bir psikolojik yıkıntıydı. Bunun acısını da fazlasıyla çektik. Devrenin bitimine 5 dakika kala eski Telekom'lu Jagodnik ve Lakovic'in peşpeşe iki üçlüğü takım genelindeki üçlük yüzdelerini 6/11 yapıp bize 'İllallah' çektirirken fark da 19 oluvermişti. Son 3.5 dakikaya da bu skorla girdik. Ve arkamıza dönüp baktığımızda ikinci periyotta ürettiğimiz tek basketin Kerem Tunçeri'nin daha çeyrek başında kişisel gayretiyle -hafif de pivot oyunuyla- bulduğu basket olduğunu görüyorduk. Tanjevic molasını alıp, son 3 dakikaya ön alan baskısıyla girdi. Yarı sahamıza geçtikten sonra da alan savunmasını tercih ettik. Slovenlerin 'Hep böyle gitmez' diye umut ettiğimiz şut yüzdeleri de düşmeye başlayınca maç istediğimiz ritme girdi. 14-0'lık bir seri yakaladık, farkı 5'e indirdik, hem de böyle berbat giden bir maçta. Son sözü boyalı alandan buldukları basketle (son 5 dakikadaki tek basketleri) yine onlar söyledi ama şu son 3 dakikadaki performansımız, şu 3 dakikadaki defansif gayretimiz ve haliyle ofansta bulduğumuz kolay sayılarımız bizi ikinci yarı için fazlasıyla umutlandırdı (32-39).

Udrih'in üçlüğüyle ikinci devrenin başlangıcından 1.5 dakika sonra farkı yeniden 10'a çıkardı Slovenler. Moralli başladılar yani ikinci yarıya ama Hido 1.5 maçtır 'Hidayet devreye girmeli', 'Ah bir de Hidayet'i devre bitmeden oyuna sokabilsek' diye diye bir hal olan İhsan Bayülken'in sesini duymuş olacak ki ofansta devreye girip işe ağırlığını koydu. Savunmada da dişliler sıkılınca hızlı hücumla kolay sayılar bulduk. Onlar alan savunmamıza karşı karavana salladılar, biz ribaundu alıp fast-break yaptık. Tarzımızı bulduk yani. Hatta öyle tarzımızı bulduk ki 21:30 - 25:30 dakikaları arasında hiç sayı yemedik, yetmedi son çeyreğe girmemize 03:30 kala Semih'in bomboş pota altı basketiyle öne geçtik. Ama Slovenlerin dış şutlar girmeye başladı. Lakovic'in 2, Jagodnik ve Udrih'in de birer üçlüğü son 3.5 dakikamızı karartırken son çeyreğe 52-57 geride gitmemizi sağladı. Slovenlerin bu çeyrekte buldukları 18 sayının 15'inin 5 isabetli üçlük sayesinde geldiğini belirtirsem ne denli canımızın yandığını da tarif etmiş olurum herhalde.

Üçüncü çeyreğin başında olduğu gibi son çeyreğe de üçlükle girdi Slovenya. Ama başlarına gelecekten yine habersizdiler. Basketi buldukları dakikadan sonra tam 4 dakika boyunca sadece 1 sayı atabileceklerinin farkında değildiler. Ama buna rağmen öne geçemedik. :( Farkı 1'e kadar indirdik ama Nachbar üçlüğüyle canımızı yaktı yine, bitime 03:45 kala 60-64'e getirdi skoru. Tam bu sırada Ömer Aşık'ın kaçan smacı turnuva şansımızın yanımızdan gittiği anlamına mı geliyordu yoksa? Hayır. Önce Ömer Aşık 2/2 faul attı, sonra Ender'in yoktan var ederek aldırdığı 3 sayılık atış sırasındaki faulün ardından 3/3 attı, Udrih'e faul yaptık 1/2 attı, 9.7 saniye kala fark 2 ve top bizdeydi. Aldık molamızı, tamamen kısaldık, sol köşede Engin Atsür'ü buluşturduk topla, bomboştu, bomboş. Ama girmedi. Yenildik (67-69). Sağlık olsun. Ama Engin'in şutunda gireceğinden o kadar emin bir şekilde kalktım ki ayağa, fena içime oturdu. :( Gerçi Ender içeri penetre ettiğinde çok boştu, kendi bırakacak sandım ben ilk önce. Bırakamaz mıydı? Bırakırdı elbet ama kazanmaya gittik maçı. Tanjevic Yugoslav ekolünden gelmesinin de etkisiyle uzatmaları istemedi. Haklıydı da. Ama olmadı işte. Güzel bir organizasyonla doğru şutu da bulduk ama olmadı. İlk beş başlayıp kenara geldikten sonra 30 küsür dakikadır kenarda olan Engin'in tercih edilmesi tartışılabilir belki ama adamlar da Hido'yu Ersan'ı o kadar boş bırakmazlardı yani.

Slovenleri maç boyunca tam 31 üçlük denemesine zorladık alan savunmamızla. İlk 15 dakikada ne attılarsa girdi belki ama asıl canımızı yakanları üçüncü çeyrekte gelenlerdi. O periyotta 18 sayı üretebilip bunun 15'ini üçlüklerden bulmaları maçın kırılma anlarında hep onlardan yana tuttu ibreyi. Çok kötü başlayıp, iyi toparladık ama nefesimiz yetmedi. Aslında yetti de, son nefesi alamadık, çekemedik içimize. Boğazımıza takıldı kaldı Engin'in üçlüğü. Üzülme ama Engin, bazı pozisyonlar böyledir, olmayacağı vardır ve olmaz. Düşürme başını yere. Cuma günü Yunanistan'ı bekliyoruz. Dinleniriz derken, 19 sayı farkı kapatacağız diye normalden bile fazla yorulduk. Temennimiz bu turnuvada kaybedeceğimiz tek maçın Slovenya maçı olması. İnşallah tek yenilgi hakkımızı burada kullanmış oluruz.

Türkiye (67): Bekir Yarangüme, Sinan Güler 3, Engin Atsür, Ömer Onan 7 (2 ribaund- 1 asist), Ersan İlyasova 16 (7 ribaund- 4 asist), Semih Erden 7 (4 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 2 (5 ribaund- 2 asist), Oğuz Savaş, Ömer Aşık 10 (5 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 10, Hidayet Türkoğlu 12 (3 ribaund- 3 asist)

Slovenya (69): Uros Slokar 3 (5 ribaund- 1 asist), Jaka Lakovic 12 (3 ribaund- 2 asist), Samo Udrih 12 (4 ribaund- 1 asist), Primoz Brezec 7 (4 ribaund), Klobucar (1 asist), Bostjan Nachbar 16 (3 ribaund), Goran Jagodnik 11 (4 ribaund), Jurica Golemac 2 (2 ribaund- 4 asist), Erazem Lorbek 6 (6 ribaund- 5 asist)

8 Yorum Yapılmış:

cannksk dedi ki...

Çok iyi bir son hücum oynadık ama olmadıkça olmuyor işte. Maç içinde de bir sürü topumuz çemberin içinden çıktı. Olur böyle şeyler. Bir de iyi yönünden bakalım, eğer tek atımlık kurşunumuz kaldıysa Yunanistan'ı yenmek daha iyi olur. Üçlük atan takımlara karşı bazen şekil-1a'daki gibi zorlanıyoruz, Hırvatlar canımıza okuyabilirdi tek korkum adını zor yazdığım o koca popolu siyahi yunan çocuğu. Farkındayım bu aralar feci bir iyimserlik var bende her konuda ama kafamı bir yere çarpmadım eminim.

dejavu dedi ki...

Şu aralar Hidayet'ten gelebilecek bir sayı bizi çok rahatlatacak..

Adsız dedi ki...

6 maç 24 çeyrek, bunun 22 sini çok iyi oyna en kritik maçın ilk 2 çeyreğinde mental olarak sahada sırbistan ve İspanya maçlarındaki gibi olma, akabinde Yunanistan ile eşleşerek kendini ateşe at. Olacak iş değil.

Papalaoukas ve Diamantidis yok, önceki seviylerinde olmadıkları belli. Ama bizle oynuyorlar. Her kim ne derse desin onlar bu maça Türklerle oynamanın verdiği ekstra motivasyonla sahaya çıkacaklar. Altyapı dahil en basit bir maçta bile bunu görmemek çok zor.

Peki biz bu maçta nasıl bir motivasyonla çıkacağız. İspanya ve Sırbistan maçları gibi çıkarsak çok iyi peki ya FİBA ve Yunasitan lobisi.

Kendimizi ateşe attık ateşe. Slovenler ın bizden çekindiği her hallerinden belliydi. 25. dakikadan itibaren defalarca vurup geçme şansımız oldu.

Kivanc dedi ki...

maç yorumu falan yapmıycam.sadece semih erden'in aldığı dakikalara acıyorum.

gebcıty dedi ki...

geriye falan dustuk macın basında ama cok rahatta macın sonunda kazanabılırdık.. engının uclugune kadar ersan,omer,kerem bos atısları kacırdılar.. ben takımın mental olarak maca hazır oldugunu dusunmuyorum.. omer onanın dun yaptıgı acılamayla bu macı kaybecegımızı dusunmustum.. sole dedıkı ''ilk8'e kalarak psıkolojık esıgı gectık'' bu takımın bu maca bakısını gosterıyor bence..

ayrıca hırvatlarla eslesmektense yunanlıları tercıh ederım.. hırvatlar her ne kadar formsuz olsada bu tunuvada bıze hep ters gelmıstırler.. yunanlılar basketbol olarak dususte sanırım mac kazanamadılar 2. turda.. vasilis spanoulis i iyi savunursak bence macı kazanırız..

ayrıca 3. ceyrekte alan savunmasında ve Öme Onan'da cok ısrar etıgımızı dusunuyorum.. tanjevıc bı ara yıne o meshur 4 uzunlu sıstemıne gerı dondu.. anlamıyorum ne beklıyor 4 uzunlu besten.. sınan guler ve engın atsuru daha fazla kullanmalıyız..

Legend dedi ki...

çok kötü başlanılan ve devam eden 2 periyot sonunda toparlanmışız. iyi gidiyoruz. son hücumda uzatma ve kazanma şansımız var. ben garanti iki sayıdan yanayım. endercim içeri girdinmi potayla baş başasın. bırak turnikeni uzasın maç.
turnuva boyunca süper oynadık grubu 2. bitirdik yunanistanı geçersek fransa ispanya galibiyle :S

sabonis dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
tarski dedi ki...

Mactan sonra en cok elestirilen 2 nokta var, birincisi Engin'le bitirmek ikincisi de Engin ve Sinan'la baslamak.

Ikisine de katilmiyorum.

Son pozisyonda ben Engin'nin sokacagina cok emindim. Engin gibi sutor bir oyuncu, ustelik de sogukkanli bir oyuncunun ustune kurmak oyunu hic de aptalca degil. Eli sicak oyuncu kavraminin dogru oldugu o kadar fazla durum yok. Bunun hakkinda bir populer matematik kitabinda ncaa'den alinmis enteresan bir istatistik vardi (cok uzun zaman oldu ama kitabin adi "bir sayi tut" olsa gerek).

Maca taze kalmis engin ve sinan'la baslamak da hic fena fikir degildi bence. Zaten ciktiklari zamana kadar da takimin en iyileri onlardi. Kerem ve Ender su ana kadar cok iyi oynamis olabilirler ama Engin de iyi bir 1 numara, oyunda oldugu her zaman hucumda takima bir opsiyon getiriyor. Ispanya macinda her iki yarida da
adamlarin savunma dozunu arttirdigi anlarda cok onemli 2 drive ve 2 pasi vardi. Zaten ilk ceyrekteki Ersan'in zorlamalari haric tek basketimiz engin'in yere atlamasiyla kaptigimiz top sonucunda sinan'in turnikesiyle geldi.

Sorun su ki, Hidayet ilk ceyrekte Kerem de olmayinca hucumu kendi organize etmeye calisti. Belki Kerem olsa ona birakirdi. Ama sizin hucumda herhangi bir oyuncunuz, topu aldiginda 5 saniye kararsiz bir sekilde durup ne yapacagini dusunuyorsa o zaman isiniz bitmis demektir. Hele bunu organizyonu yapmasi gereken oyuncunuz yapiyorsa eyvah ki eyvah.

Savunmada da Hidayet'in tuttugu Nachbar 12 sayi atinca (1 3 sayisinda hidayet'in hic sucu yoktu..,), ne dengemiz kaldi ne bir sey. Yani, Hidayet'i suclamak icin degil, sakatligindan veya neden bilmiyorum
, cunku istekli olarak efor sarfediyor ama durum da buydu.

Sonucta bizim oyunumuz savunmadan baslasa da, hucumda cok dengesiz atinca savunma da olmuyor. Zaten Hidayet bir daha girene kadar da savunmada gayret sarfetmeye calissak da bir ise yaramadi, fark artti. Ne zaman ki hidayet hucumda aktif oynayma basladi, hucumda dengemizi bulduk o zaman savunma da geldi.

Buna karsilik Tanjevic rotasyonu iyice kisarak hep ayni oyuncularla sahada kaldi. Boyle olunca zaten yorgun oldugumuzdan, birebir savunmayi oturtamadik, alan savunmasi yapinca da, adamlarin kacirdigi bolumler skora ortak olsak da, onlari savunmamizla bogarak yonlendiremedigimiz icin hic bir zaman kontrolu ele alamadik.
Sonunda da kaybettik.

Genel olarak son 3 mactir hucumda iyi degiliz, bunu oyuncular kendileri de soyluyor. Omer hastaliktan yeni cikti. Gorundugu kadariyla savunmada da cok efor sarfettiginden hucumda pek faydali olamiyor. 2 numarada engin ve/veya sinan'i daha cok kullanmak daha mantikli geliyor. Icerde Omer faulleri atamiyor, o halde faulleri biraz daha gostermesi gerekiyor, boylece sportmenlik disi faul kazanabiliriz. Ve bence hala Baris 3 numarada Ersan'dan daha iyi savunmaci 5 dk da olsa Hidayeti dinlendirebilir. Ama oynayacagimiz takimlara bakinca bunu Bekir de yapabilir.

Son nokta Oguz'un durumu. Simdi tamam Oguz 4 oynayinca performasi dusuyor, kendine guvenini yitiriyor demeyecegim. Cunku yuzde yuz bilmiyorum, yuzde yuz bilmeden soyleyince de bazi arkadaslari rahatsiz ediyor, tamam. Ama sunlari biliyorum:
Oguz turnuvadaki uzunlar arasinda belki de fundamentali en iyi olanlari arasinda. Cok duzgun karakterli, cok caliskan bir oyuncu. Ayrica oyun zekasi, pas kalitesi, sut kalitesi de ust seviyede. Avp gencler sampiyonasini anlatan fransiz skiperin Enes Kanter'den bahsederken ama Oguz Savas gibi harika bir oyuncu dedigi oyuncu. Simdi elinde boyle bir oyuncusu olan antrenorun bir sekilde onu su andakinden daha efektif kullanmasinin cok aptalca bir fikir olmadigini dusunuyorum. Yani artik ne yaparsa yapsin tanjevic ister 5 ister 4 ister 1 ister 2 ister pi/2 oynatsin ama Oguz'dan yararlanalim diyorum.

Herseye ragmen turnuvada tum maclari kazanmanin manyakca bir sey oldugu dusunulurse, bir mac kaybedeceksek belki de en iyisi oldu. Yunanistan da Hirvatistan'dan iyi degil. Sonrasi icin teknik faktorlerden cok psikolijik faktorler onemli olacak.