18 Eylül 2009 Cuma

Rüya Bitti.. (Türkiye - Yunanistan Maçı Yazısı)

Bir önceki turun son maçlarında, son topta kaybettikleri maçlar vesilesiyle birbirlerini bulan iki komşudan gülen taraf ne yazık ki biz olamadık. Polonya'da spor tarihimizin turnuva bazındaki en görkemli başlangıcına imza atıp 5'te 5 yapan devlerimiz, şu anda en iyi ihtimalle beşincilikle kapayabilecek bu turnuvayı. Ne oyunumuz, ne mücadelemiz, ne de hırsımız hak etmemişti bu sonu. Ama Slovenya mağlubiyetiyle girdiğimiz karanlık yol bu sonu uygun gördü bize. Yazık oldu demekten başka bir şey gelmiyor şu anda elimizden. Çok koydu çok. En azından bir madalyayla dönmeliydik buradan. Olmadı. Yunanlılarla eşleştiğimizde eşime dostuma söylediğim bir şey vardı: 'Pis takımdır Yunanlılar, sen oynarsın, bir bakmışsın onlar almış maçı'. Hep söyledim, keşke Rusya gelseydi bize, ama insanın hayatta her istediği de olmuyor tabii.

19 fazla ribaund, 22 de fazla faul atışı var bugün Yunanistan'ın. Skora direkt etki edebilme yeteneğine sahip iki istatistik kategorisinde bu denli tarumar olmuş bir takımdan beklenmeyecek derecede maçın içinde kaldık. Kopmadık hiç. Önce üçüncü çeyreğin sonu ve dördüncü çeyreğin başında Kerem Tunçeri'nin inatçılığı ve becerisi ile skorda durmamız, rakibe sayı yakınlığının dışında psikolojik baskıyı da hissettirmemiz ve üstüne son periyotta devreye girip Hedo'luktan Hero'luğa geçen Hidayet'imiz sayesinde bitime azıcık kala 6 farkı yakaladık. Maçı aldık alıyoruz derken ellerimizle ortak ettik onları oyuna, skor üstünlüğünü kaybettik. Maç süresinin 00:00 olmasına saliseler kala Ender'in turnikesiyle maçı uzatmaya götürüp bir kez daha pes etmeyeceğimizi gösterdik. Uzatma dakikalarında ise Spanoulis'in iki üçlüğü (ki ikincisinde ne olduğunu anlayamadım, maçı dışarıda ciddi bir kalabalıkla izlediğimden ötürü) ruhumuzla bedenimizin vedalaşmasını sağladı derken, bu defa Ersan'ın tez zamanda gelen üçlüğü ve yaptığımız iki top kapma ile bir kez daha tutunduk maça. Son top bize kaldı. Ender getirdi topu, normal sürenin sonları ve uzatma dakikalarının tamamında yaptığımız gibi yine doğaçlama bir hücum yapıp iki pas çevirmeden topu potaya salladık, çembere bile değmedi üçlüğümüz. Kaybettik.

Maçın analizi sırasında ne hakeme, ne ona, ne de buna değinmek istemiyorum. Değinmek isteyen varsa yorum kısmı onlara açıktır ama ben takımın mental çöküşünden bahsetmek istiyorum. Bugün bu maçta ilk defa pilimizin bittiğini hissettim. Ersan ki bu takımın bu maça kadar herşeyiydi, bugün sırtı dönük top aldığı bir pozisyonda dripling yapmaktan aciz bir şekilde Hido'ya verdi topu, aceleyle, al diye yalvarırcasına. Ender ki bu takımın enerjisi bitmeyen adamlarının başındaydı, bugün uzatma dakikalarında 2'ye 1 fast break'te onun da mental ve fiziksel olarak bittiğini gördüm, veremedi pası Ömer Onan'a. Takım bu haldeyken Hido'nun sorumluluk alıp biraz da zorlama şutlarla skor aramasına kızamıyorum o nedenle. Sonuçta dördüncü çeyrekte yakalanan ritim ve elde edilen 6 sayılık fark onun sorumluluk almasıyla geldi. Ben kızacaksam normal sürenin bitimine 50 saniye kala, 2 farkla öndeyken çıktığımız hızlı hücumda yangından mal kaçırırcasına üçlük sallayan Ömer Onan'a kızarım. Bassa topa, tecrübeli olduğunu kağıt üstündeden ziyade parke üzerine de yansıtsa, bize 2 Yunanlılara 1 top kalacak, kazanma şansımız çok daha fazla olacaktı. O da olmadı.

Döndük dolandık, Slovenya maçından sonra Yunanistan maçında da son topa sıkıştık. Yine bir üçlük denedik. Girmediği için yine tartışılacak bir üçlük denedik. Sahada kafa olarak o topu kullanmaya en hazır kişi olan Hidayet'i, NBA'de takımının son topçusu olan Hidayet'i bulamadığımız için mutlaka ki içimiz biraz burkuk ama olmayınca da olmuyor işte. Üzülmekten başka bir şey gelmiyor elden.

Ben yazımın son paragrafını ufak bir rica ile bitireceğim kendimce. Bu takım bu ülkenin sesi oldu, bir basketbol ekolümüz olmasa da en önemli silahımız olan mücadeleyi sahaya yansıttı, göğsümüzü kabarttı, 2 son saniye üçlüğüyle kaderi bağlandı, klasman maçları oynamak zorunda kaldı. Sizden ricam, bu yazıyı okuyanlardan ricam, bu takımı çok da yerden yere vurmamanız. Eleştiri dozunuzu ayarlamanız. En önemlisi de 2010'da çok daha güçlü bir şekilde madalya mücadelesi yapacak olan bu takımı kucaklamanız. Üzgünüm, üzgünüz, çok koydu, hazır değildik bu sona ama yapacak da bir şey yok. Herşey için teşekkürler 12 DEV ADAM. Rüya gibi bir 10 gündü. Bu maçın bitiminden 15 saat sonra öğlen Fransa ile oynayacağız, kazanıp 5.lik maçı yapmaya hak kazanmaya çalışacağız. Oldum olası sevememişimdir klasman maçlarını. Amaçsız, bol sayılı, konsantrasyondan uzak. Bizim şu anki mental yapımıza da uygun değil. Hayırlısı bakalım, 5-8 arasındaki yerimiz kaçıncılık olacak? Bayram günü öğreneceğiz.

13 Yorum Yapılmış:

Laff a Lympics dedi ki...

Bu kadar üzücü ve sinir bozucu bir maç ancak bu kadar soğukkanlı ve doğru bir biçimde yorumlanır. Elinize sağlık. Umarım son paragrafı herkes okur ve umarım 2010'a kadar yaralarımızı sarıp aynı mücadeleyi, daha iyi bir hücum gücü ile sahaya yansıtarak çok daha iyi yerlere geliriz.

Adsız dedi ki...

Bizim için formalite olsa da klasman maçlarının önemi var. İlk 6 takım gidiyor dünya şampiyonasına. Bu durumda Fransa deli gibi saldıracaktır.

Adsız dedi ki...

Hidayet'i zorluyorlar evet,hatta top ondayken nasılsa geçer diye perdeye,yardıma bile gelmiyorlar ama şu Hido'nun her maçın sonuna doğru Kobe taklidi yapmasına anlam veremiyorum.100 küsür kiloluk bir 3 numara,pozisyonundakilere göre daha kalıplı,gelip ne diye zorlama şutlara,işte geri çıkarak jump shotlara girsin.Hassas bileğin olsa da o vücut izin vermez hava da dengeni kurmana.Hele dizinde problem varsa...Tabi Hido'yu bu psikolojiye sokan takımın payı da büyük.

Dediğin gibi boğazıma birşey oturdu,çok koydu bu çok.Bir ara umudum kesilmişti geri döndük heyecanlandım,umutlandım.Sonrası malum...

Adsız dedi ki...

arkadaslar ben kanadaya gelen bir degisim programi ogrencisiyim.bugun maci okulda 50 kisiye yakin kisiyle izledik.dev ekrandan.yemin ediyorum onlar bile uzulduler bizim icin.onlar bile anladi hakemlerin ne kadar irkci oldugunu.mac 63-57 oldu dedik tamam oldu iste.ama hakemler nasil boyle birsey yapiyor anlamiyorum.ne kadar adice yonetiyorlar maci.neyse yazicak bisey yok.gectii gitti.ne gelir elden.2010 da bakalim o dudukleri nasil yalicaklar gorucegiz...

Adsız dedi ki...

Aslında çok güzel bir zaman dilimi yaşadık...Ama şu basketbolu takip etmeden , sadece kazandığımız zaman ortaya çıkıp kaybettiğimizde ben demiştim diyenleri dinlemek ve okumak iste mi yo rum...Evet kaybettik.Kazanmalıydık ama rotasyon rotasyon diye 9 kişide döndürmemeliydik.Başta Barış,Bekir ve Engin...en azından ikisi başka isimler olup süre alabilselerdi,Hidayet ve Ersan son iki maçtır bu kadar form düşüklüğü yaşamazlardı.Şimdi kadroyu kuvvetlendirip 2010'da salonları doldurup rakibi baskı altına alıp tekrar gurur duyacağımız ama pisi pisine maçları bırakmayacağımız günleri beklemeye başlayabiliriz.Bizler bu sporu seviyoruz.Bu yüzden 5 miş 8 miş 3 müş...Boşverin.Gittikçe daha iyi oynayan,ekol olacak ,rakipleri savunma manyağı yapacak günler elbette gelecek.Tankut...

cannksk dedi ki...

Turnuva öncesinde herkes yazarken , 3te 3 yaptıktan sonra kimse eleştirileri tekrarlamadı. Ama 1-2 taktik hata dışında (Ersan'ın 3 numara oynaması, Oğuzun 4 oynaması v.s.) herkesin şikayet ettiği kadro darlığı idi. Galibiyetlerden sonra iş mikserler gittiye kadar geldi. Sonuç 9 tane üst düzey maç yapacağımız bir turnuvaya kaprisler yüzünden 10 kişi geldik ve son 2 maçta zortladık. Hidayet sakat falan yazıyor ama ben son 3 maçtır olan formsuzluğu sakatlığa bağlamıyorum, tamam serbestlik tanınsın Hidoya ama o kadar da rezalet şut seçimleri yapılmazdı. Bir şey değiştiremediğine göre yazılarımız, desteğe devam. Umarım en azından 5. oluruz

shepherd dedi ki...

o kadar üzücü ki bu şekilde kapatacak olmamız turnuvayı.hakkaten müthiş bir başlangıçtı.inanarak başladılar turnuvaya bizi de inandırdılar.ama o derece üst düzey oyun oynayan takım bu derece kolay hatalar nasıl yapar onu anlayamadık işte.yunanistan filan almadı maçı biz verdik.atamadıklarımız serbest atışlarla zorlama şutlarla.hakemler de dış faktör oldu ama kesinlikle yunanistan almadı maçı.ekolümüz yoktu ama bakıyorum yurtdışı forumlarına türkiye ye her boş topa atlayan takım diyorlar.bu bizim ekolumüz oldu herhalde.mücadele.mücadele ettik ama basit hatalarla verdik neyse benim nazarımda şampiyondur bu takım.çünkü ben hiç bu kadar inanarak madalyaya izlememiştim maçı.sağolsunlar

Adsız dedi ki...

Abi müsadenle seni Hidayet konusunda eleştireceğim. Hidayet'e değil de Ömer'e kızarım diyorusun ama öne geçtiğimiz zamanlarda iki tane anlamsız top kaybı yapan Hidayet'e, heroluk dediğin yerlerde şansının ne kadar yardım ettiğini de gördük. Ömer ki bana sorarsan bizi maçın içinde tutan en önemli adamların başında geliyor. Bu maçtaki ritmi de hiç fena değildi. Bence kızılacaksa, ki kimseye kızmanın gerekli olmadığını düşünüyorum bu dakikadan sonra, Hidayet'e kızılması lazım. Eğer takım son topta öyle ya da böyle Hido'yu bulmuyorsa burda Hido'nun bir durup düşünmesi gerekir bence. Klasman maçlarında ben performans gösterebileceğimizi zannetmiyorum, özellikle bugün Fransa karşısında. Umarım yanılırım. Böyle güzel bir mücadele sergiledikleri için sonuç ne olursa olsun bu takımı tebrik etmek gerektiğini de hiç birimizin unutmaması lazım.

Adsız dedi ki...

Kral Çıplak...

Son iki maça kadar Hidayetin yaptığı son saniye hatalarını bir şekilde telafi ettik ama Slovenya ve Yunanistan buna izin vermedi. Heleki Yunanistan maçının normal süresinde ve uzatmada yaptığı iki hatayı düşündükçe çıldırıyorum, ona yakışmadı. Uzatmada kaptırdığı toptan sonra Tanjevicin dizini dövmesi de Hidayete bu kadar güvenmesinin pişmanlığını gösteren bi sahneydi. Hidayet yüzünden vermedik maçı tabiki, Ömer Onan, Ömer Aşık, Ender'in yaptıkları tercihler sonumuzu hazırladı, ama ben şunu gördüm: biz turnuva takımı değiliz, kafa olarak turnuvaya hazırlanmamışız daha çoook işimiz var..

Adsız dedi ki...

Bu maçı tanjevic ve fenerli oyuncular yüzünden kaybettik işin özeti bu sen milli takımı kendi klubunun oyuncularıyla doldurursan olacağı buydu...

BaHa dedi ki...

Bizim uzunlarin serbest atis yuzdeleri ile, kaya peker-mirsad- mehmet okurun yuzdeleri hatamizin nerde oldugunu gosterir. Milli bir takimsan basindaki kisinin de o duygulari yasamasi gerekir. Sahsi olaylarini cekememezliklerini milli ortama tasimamasi gerekirdi.
Milli takim kimsenin babasinin yeri degil ve kimse Turkiyenin hdeflerini kucultemez! Hedef ceyrek final diyemez!

Adsız dedi ki...

Hidayete 10 milyon dolar versek acaba milli takım içinde oynarmı??

kenz dedi ki...

1-H.Köseoğlu-S.Şentürk
2-Serkan-Tutku
3-Evren-Ersin
4-M.Okur-Mirsat-Cevher
5-Kaya-Ermal-Hüseyin

şeklinde alternatif bir kadro kaçıncı olurdu acaba şu turnuvada merak ediyorum.