24 Ekim 2009 Cumartesi

2. Hafta - Cumartesi Maç Analizleri

Erdemir: 93 - F.Bahçe Ülker: 101
Alttaki son periyodu ve uzatmaları eksik maç yazımda da belirttim. F.Bahçe Ülker bu maçta beklendiği gibi değildi. Kendi sıkıntılı, izleyenine de sıkıntı veren, ne yaptığını bilmeyen bir takım vardı izlediğim 30 dakikalık bölümde. Haklarını verelim, üçüncü çeyreğin ilk kısmında savunmadaki direnç ve hücumda da şutların girmesiyle biraz kıpırdandılar. Zaten farkı da 13'e kadar çektiler o arada. Sonra fark indi, son çeyrekte Erdemir öne geçmiş, hatta 20 saniye kala da 4 saniye öndeymiş. Orada Kinsey'nin bir kenardan top çıkarma sırasında mola isteme olayı olmuş. Hakem topu yine F.Bahçe'ye vermiş, arkasından basket + faul olmuş. Falan filan. Uzatmaların sonunda da fark açılmış. Bakalım 21:30'da tekrar var Spormax'te, maçın son 15 dakikasına bakacağım, sonra bir post daha atarım konuyla ilgili. Ancak Aziz Yıldırım'ın gözü, eli, bacağı takımın bu denli üstündeyken bu kadar kötü top oynanması da pek bekediğim bir şey değildi açıkçası. Efes'e kaybedilen kupa ve Barça'ya parçalanmanın acısını Erdemir'e 20+ fark atıp -kendilerince- çıkarırlar diye düşünmüştüm. Hatta kardeşimden son 20 saniye, 4 sayı Erdemir önde haberini alınca Tanjevic Erdemir'den İstanbul'a dönemez diye bile düşündüm. Yerdi onu Aziz başkan. Leon süperdi izlediğim kısımda, F.Bahçe adına da Kinsey kıpırdanıyordu. Sonrasında uzatmalarda Emir çıkmış sahneye, o koymuş ağırlığını, almışlar maçı. Maçın üçüncü çeyreğinin sonunda Tanjevic'in kenarda çocuk azarlar gibi Emir'i azarlaması da gözden kaçmadı tabii. O Emir kalktı maçı aldı, o da ayrı bir komedi. :) Bağırış çağırış herkeste aynı etkiyi vermiyor demek ki. Giricek'i bitiriyor, Emir'e pozitif etki ediyor. :)

Beşiktaş Cola Turka: 88 - Antalya BŞB: 64
Antalya'nın havasını Beşiktaş Cola Turka almış. Bir başka deyişleMurat Özyer'in yapamadığını Burak Bıyıktay yapmış. 2. çeyrekte şöyle bir yaklaşmış Antalya ama maçın kalan kısmı tamamen Beşiktaş Cola Turka'nın istediği gibi gitmiş. Yeni transfer Femerling 20 dakika süre alıp, 7 sayı - 2 ribo yapmış. Bir anda maç kurtarması beklenemez tabii ondan. Sonuç normal, fark biraz abartı gibi olmuş.

Bornova Belediye: 75 - Tofaş: 74
Tofaş'ın yaptığını kabul etmek ya da Tofaş'lı olup da bu gece uyuyabilmek çok da kolay olmasa gerek. Sen maçın son 2 dakikasına 57-70 önde gir, maçı 75-74 kaybet. Nasıl olur demeyin, olmuş işte. 2 dakikada 5 isabetli üçlükle 18 sayı üretmiş Bornova. Bunların 2 tanesi Shipp'ten ve fizik kurallarını zorlar şekildeymiş, diğerleri Serdar ve Koljevic'ten, sonuncu ve maçı kazandıran ise Vestel'den gelen Çağdaş Erdoğan'dan. Bu üçlükle 75-74 öne geçmişler, son top Mehmet Yağmur'a kalmış. Gerçi molada çizilen oyunda topu Butler'ın kullanması kararlaştırılmış, ama onun bitime 2-3 saniye kala topu verdiği Mehmet'in birazda mecburiyetten girdiği turnikeden sayı çıkaramamasıyla da maçı Bornova almış. Takımın 1. guardı Mehmet Yağmur 23 dakika sahada kalıp tam 7 top kaybı yapmış. Takım olarak toplam top kaybı sayıları da 23 zaten. Maç sonunda basın toplantısına Mehmet Yağmur katılmış, 'Maçın kaybedilmesinin sorumlusu benim, takım arkadaşlarımdan özür dilerim' temalı bir şey demiş. Bu hareketiyle kötü geçmiş bir günü, -bana göre- fazlasıyla iyi kapamış. Tebrikler kendisine. Bir tebrik de Bornova'ya tabii. Hem aynı hedef için çabalayacakları bir rakip karşısında galip geldikleri için, hem de 2 dakikada 13 sayı geriden geldikleri için.

Türk Telekom: 90 - Mersin BŞB: 78
Mersin kötü gidiyor, bunda zorlu bir fikstürle lige girmiş olmalarının da etkisi var tabii, ancak kupadan beri bence randıman veremiyorlar. Yabancıların geçen yılki gibi 'Cuk' oturamamış olması onları biraz zorluyor. Zaten takımda 4 Amerikalının olması ve bir maç birinin bir maç diğerinin kenarda kalması da Mersin seviyesindeki bir takımın dinamikleri açısından fazlasıyla eksi handikap bir durum. Tek sevindirici yan Frahm'ın oynaması gerektiği gibi oynaması ve takıma skor anlamında liderlik etmesi. Telekom geçen haftaki acı galibiyetten sonra, bugün kazanmak zorundaydı zaten. Ne olursa olsun kazanmak zorundaydılar. 2. ve 3. çeyrekte rakiplerine yakalansalar da maçı hatırı sayılır bir farkla almayı başarmışlar. Yeni gelen 3 Amerikalıdan (Wilson, Owens, Mallet) 43 sayılık bir verim almışlar.

Oyak Renault: 87 - Pınar Karşıyaka: 85
Maç iki taraf için de sırayla 10+ farkı gördü ama iki takım da bu diferansları koruyamadı. İkinci çeyrekte KSK 21-31, maçın bitimine 7 dakika kala da Renault 76-62'lik skorlarla üstündüler maçta. Skoru belirleyen basket ise Nedim Dal'a kısmet olmuş. Ahmet Erdoğan içeri penetre ediyor, topu Nedim'e veriyor, Nedim Wesson'un darbesiyle bir sallanıyor, hafif de bir steps kokuyor pozisyon, ama hakem ne faulü ne de stepsi çalmıyor, Nedim'in basketi potadan geçerken Renault da uzuuuuunca bir aradan sonra maç kazanıyor. Bu maç aynı zamanda Wink Adams'ın takımda kalma yolunda dev bir adım attğı maç olarak da önemli. Performansıyla beklentileri karşılayamayan Wink 5/8 üçlük ile ürettiği 26 sayı ve yanına koyduğu 3 ribo - 8 asistle maçın Renault adına yıldızı. G.Saray maçında takımı maça ortak eden Ahmet - Wink ikilisinin beraber oynama olayı bu maçta epeyce bir süre tekrarlandı. Yücel Platin orada yakaladığı reaksiyonu bu maçta enerjiye dönüştürmeyi başardı. Ahmet 33, Wink 37 dakika sahada ve ikili toplam 16 asistle oynadılar. Önemli bir detay. Yeni transfer Famutimi de 28 dakika sahada kalıp 14 sayı - 2 ribo - 1 asist - 3 top çalma gibi iyi sayılabilecek bir start verdi. KSK tarafında 8/10 gibi hayvani bir üçlük yüzdesiyle oynayan Ryan Toolson'un 33 sayısı yeterli olamamış. Yalnız nasıl bir performanstır aga o? Ki kaçırdığı o 2 üçlük de el üstü şutlarmış. Ne varne yok sokmuş. Renault adına kritik bir galibiyet, Pınar KSK için ise kritik bir yenilgi.

p.s.: Mustafa Abi geçen hafta 28 atmıştı, bu hafta da 27 attı. Kariyerinin zirvesinde adam.

8 Yorum Yapılmış:

Fanatik Basket dedi ki...

oyak renault'a kesin düşer, açık ara ligin en kötü diyenlere kapak olsun:))

Alphan Aksoylar dedi ki...

fanatik yücel platinci, nedim'in stepsle attığı son topla maç kazanan oyak için çok sevinme, çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, son dakika alper iki faul kaçırmasa maç bizimdi...

Adsız dedi ki...

kazanmasına rağmen reno gerçekten kötü durumda nedim dalın eline bakıyo o kadar 1 kere attı bi daha atana kadar diplere inerler bornova,reno,tofaş çekişirler düşme için

Adsız dedi ki...

fanatik karşıyakalı, 85-83 reno önde iken toolsona yapılan blok faulmüydü, yüzde 100 bloka faul çaldılar da 85-85 yaptınız yoksa reno son saniyeye kalmadan maçı kazanmıştı, ayrıca nedimin atışını wesson ittiği için nedim steps yaptı stepsten önce faul var, siz karşıyakalılar dışarıda maç kaybedince neden hataları kendinizde aramıyorsunuz dışarda maç kazandığınız yok kendi saha avantajınız olmasa küme düşersiniz

Alphan Aksoylar dedi ki...

fanatik adsız 18:00
biz kendi hatalarımızı değerlendirebilecek kapasitedeyiz meraklanma, saha avantajımızı da kıskanma olur mu, 100 yılın emeği o, öyle kolay elde edilmiyor...

Fanatik Basket dedi ki...

@Alphan Aksoylar

maç 85-85'e nasıl geldi peki? 85 sayıyı stepsle mi attı reno?

bu kadar dar bi kadroyla, nedim dal-ahmet ali erdoğan gibi adamlarla sizi yeniyorsa bi takım biraz saygı duymayı öğrenin..

böyle bi takımdan 87 sayı yediğiniz için savunmanızı eleştirmek yerine galibiyeti tek topa bağlamak ve bahanelerin arkasına sığınmak marifet değil..

Alphan Aksoylar dedi ki...

@Fanatik Basket
Bize saygı duyana saygı duymayı biliriz, üçüncü periyotta 33 sayı yememiz maçı kaybetmemizin temel nedeni, eminim teknik kadromuz bunu gereğince irdeleyecek ve çözüm geliştirecektir, bence Furkan oyunda olsaydı, o son sayıyı yemezdik, ama önemli olan her maçı son topa kadar getirebilecek ve mücadele edecek bir kadroya sahip olmamız, bu tip kazalar yaşayabiliriz, ama bu yılki kadromuzla güzel işler yapacağız...

Adsız dedi ki...

@Alphan Aksoylor

sahanıza bişey dediğimiz yok Alphan, iyi ki var diyoruz, saha avantajınız olmasa İzmir'de 10 maç yerine 5 maç kazanırsınız, eee zaten deplasmanda kazanmayla alakanız yok 2 maç da deplasmana yaz, 7 galibiyetle düşersiniz.