12 Kasım 2009 Perşembe

F.Bahçe Ülker: 83 - M. Siena: 87 (Maç Yazısı)

F.Bahçe Ülker sezonun şu ana kadarki en iyi 10 dakikalık performansı ile girdi maça. Greer - Ömer Onan - Kinsey - Oğuz - Semih beşi muazzam bir ofansif resital sunarken Siena'yı da sistem dışı hücumlar yapmaya zorladı. Oyun içi ritm kazanmanın birinci yolu olan defansif ribaund almak ve arkasından hızlı hücuma çıkma işini bu çeyrekte bir kez bile yapamadı Siena. Çünkü hiç savunma ribaundu alamadılar. Şaka değil, cidden ilk 10 dakika sonunda Siena'nın aldığı savunma ribaundu sayısı sıfırdı. Sarı lacivertliler Semih, Oğuz, Emir derken çeyrek sonunda 9/11 ikilik, 2/3 üçlük, 6/6 serbest atış yüzdeleri yakaladı ve belki de tarihe geçti. Kaçan iki ikiliğin de atış anında faul yapılmasından doğan karavanalar olduğunu belirteyim hemen. 30-21 biten ilk çeyreğin ardından elbette hepimiz biliyorduk bu yüzdenin böyle gitmeyeceğini ama yine de gittiği yere kadar gitsin, o sırada fark ne kadar açılırsa o kadar iyidir mantığını da yanımızdan eksik etmiyorduk tabii.

Sahaya çıkan beşin içinden iyi oynadığı sırada neden alındığını anlayamadığımız Oğuz Savaş ile başlayan Tanjevic rotasyonu, takımı Giricek'in zorlamalarına ve Rasim'in elinde patlayan son toplarına maruz bıraktı. Buna bağlı olarak da ilk 10 dakikada 30 sayı atan sarı lacivertliler ikinci çeyreğin ilk 5 dakikasında sadece 2 sayı üretebildi. İlk çeyrekte ikilik kaçıranı dövüyorlardı, bu çeyrekte ikisi Oğuz biri de Emir'den olmak üzere üç tane bomboş pota altı sayısını kaçırdılar. Bu bölümün adamı ilk yarıyı 18 sayı ile kapatan McIntyre'dı. 4/5 üçlük attı, hele ilk yarıda tam basın tribünün önünden attığı üçlükte savunmacısı Greer'in ona sadece havada el çırparak eşlik etmesine şöyle bir yorum getirdik: 'Greer bu güzel hücumu alkışlayarak tebrik etti'. Siena gibi bir takıma ilk yarıda 50 sayı, hatta ikinci çeyreğin ilk 5 dakikalık dilimini çıkartırsak 15 dakikada 48 sayı atıyorsunuz ama skorbordda sadece 1 sayı ile öndesiniz. Hoş bir tablo değil. Tabii bunda McIntyre'ın büyüüük payını atlayamayız.

İlk yarının adamı McIntyre'ın Greer'den çaldığı ve boş turnikeyle bitirdiği pozisyonla başlayan üçüncü çeyrekte İtalyan takımı 2'si Ress, diğer ikisi ise Domercant ve McIntyre imzalı tam 4 isabetli üçlük buldu. Ress'in oyunda bulunduğu sürece rakip takımı tehdit etme konusunda hak iddia edebileceği tek şey üçlük atışları. Bunu biz biliyoruz ama F.Bahçe Ülker bilemedi. Yedi Ress'ten iki tane üçlüğü. İki boş üçlük daha attı da onları sokmayı başaramadı. Gerçi burada her oyuncusunun özelliklerini ön plana çıkarabilecek setleri tıkır tıkır işleten Siena teknik heyetini mi tebrik etmeliydim bilemedim. F.Bahçe Ülker mi? 10 dakikada sadece 11 sayı üretebildi. 30-20-11 şeklinde başaşağı gidip her çeyrekte kendi skorunu yarıladı.

61-65 Siena üstünlüğü ile girdik son bölüme. Maçın F.Bahçe Ülker adına en efektif ve en ele avuca sığmaz adamı Kinsey kenardaydı. Niye peki? Bilinmiyor. Olası bir 4-5 sayılık Siena serisi maç sonlarında moral olarak çabucak dağılabilme özellikli F.Bahçe Ülker için maçın sonu anlamına gelmeyecek miydi? Gelecekti ama karar Tanjevic'indi. Bana göre hatalı olan bu tercihten doğruya dönülmesini 'Ha patladı ha patlayacak' diye beklenen Giricek sağladı. Faulleri dörtledi ve skor 65-68 iken, bitime de 6 dakika varken Kinsey yeniden oyuna girdi. Bu arada Giricek'in yaptığı 4 faulden 3'ünün topsuz cut'ı takip etme esnasında çalındığını söylesem Giricek'in ne denli bitik bir durumda olduğunu rahatça anlatabilirim sanırsam. Öyle ki bugün 15 dakika sahada kalmasına rağmen özverisiyle dikkat çeken Serhat Çetin ondan 15 kat daha fazla hak etti formayı. Özellikle savunmada etkiliydi ve Sato'yu fazlasıyla etkisiz hale getirmeyi başardı. Ama o Sato ve ona eşlik eden Hawkins maçın kazanılmasını sağladılar. Öyle kritik bir yerde öyle kritik bir 10 sayı attılar ki, 67-68 olan skor bir anda 67-78'e fırladı. Maç da koptu tabii. Siena'nnın girmeyen topların hücum ribaundlarını birer birer topluyor olmaları evsahibinin hevesini, direncini, şevkini kırarken maç da yavaş yavaş İtalyan ekibine geldi. Kinsey'nin Eze'nin üstünden bıraktığı basket faul ise gecenin assolist gibi sonda gelen süper hareketiydi.

Genel anlamda beklediğimden daha iyi bir F.Bahçe Ülker ve beklediğimden daha kötü bir Siena buldum bugün karşımda. 11. dakikadan sonra maçı F.Bahçe Ülker'in kazanabileceğine hiçbir zaman inanmasam da bugün F.Bahçe Ülker için 'Sezonun en istekli performansını ortaya koydular' cümlesini kurabilirim rahatlıkla. Solomon'dan sonra 'Greer, Mrsic ve Emir bana yeter' diyen Tanjevic'in bu maçta Mrsic'i hiç tercih etmemesi maçın ufak detaylarından biriydi. Evsahibin sadece 5 üçlük bulabildiği maçta konuk takımın tam 13 isabetli üçlüğünün olması ise istatistik kağıdının en öne çıkan detayıydı. Ama zaten şeytan ayrıntıda gizli değil midir? Bana göre en büyük detay Montepaschi Siena ile F.Bahçe Ülker arasındaki organizasyonel farktı. Hemen basın tribünün önünde olmalarından ötürü onları kolayca gözlemleyebildim ve kıskandım ne yalan söyleyeyim. Takımın fotoğrafçısı sürekli takımla, her anı yakalamaya çalışıyor. Durdum ve Fenerbahce.org denen web sitesi görünümlü yalanlama merkezini düşündüm. Güldüm. Sonra Pianigiani ve yardımcısını gördüm, aynı anda aynı oyuncuyu benchten çağırışlarını, aynı anda aynı taktiksel hamleyi yapmak için harekete geçişlerini gördüm. Kafamı kaldırdım, diğer benche baktım. Uzaktan yakından alakası yoktu önümdeki tabloyla. Bir daha güldüm.

F.Bahçe Ülker (83): Ömer Onan 3, Rasim Başak (1 ribaund), Semih Erden 7 (2 ribaund- 2 asist), Gordan Giricek 2, Lynn Greer 17 (2 ribaund- 1 asist), Oğuz Savaş 14 (7 ribaund- 5 asist), Tarence Kinsey 20 (5 ribaund- 3 asist), Ömer Aşık 5 (6 ribaund), Serhat Çetin 5 (2 ribaund), Emir Preldzic 10 (5 ribaund)

Montepaschi Siena (87): Henry Domercant 12 (3 ribaund), Terrell McIntyre 25 (1 ribaund- 3 asist), Nikos Zisis 5 (3 asist), Benjamin Eze 6 (7 ribaund), M.Carraretto, Romain Sato 10 (3 ribaund- 1 asist), Tomas Ress 6 (2 ribaund), Denis Marconato 2 (1 ribaund- 1 asist), Shaun Stonerook 6 (5 ribaund- 1 asist), David Hawkins 15 (2 ribaund- 6 asist)

8 Yorum Yapılmış:

tarski dedi ki...

Anil, musadenle soyleyeyim; hem icerik, hem sunus hem de akicilik acisindan son haftalarin en guzel mac yazisi olmus.

Adsız dedi ki...

domercant siena damıymış ya.
vay be ne güzel maçlar izlettirmişti bize atatürk kapalıda

Erdem dedi ki...

FB Ülker'in hem rakibe bu kadar boş üçlük imkanı vermesi hem de bu kadar çok hücüm ribaundu vermesi aynı anda nasıl oluyor anlamıyorum?Ömer-Semih-Emir ya da Oguz-Ömer-Emir oyundayken bu kadar kolay ribaund vermemek lazım.
Bir de maç bitiminde istatistik kağıdına bakınca dakika dağılımı iyi gibi duruyor.Ama Tanjevic'in sorunu kimin hangi dakikalarda sahada kalması gerektiğini iyi belirleyememek.

atakan dedi ki...

Mactan once 15-20 sayi fark olacagini dusunuyordum aleyhimize...
Hosuma giden birkac sey var macta ;
1.Dengeli 3'luk kullanmamiz
2.Iceriye top indirmemiz ozellikle ilk yari
3.Birde kinsey ve emir'in iceri drive ederek takim savunmasini bozmasi iyi yonlerimizdi
kotuler ise ;
1. 1 numara ve 4 numara savunmasi yapamadik. pg (mcintyre) ne attiysa soktu gunundeydi 4 numaradan toplam 4 3'luk yedik.
2. 8/1'le omer'in serbest atislarda yine zorlanmasi bizi bitiren 2. sorundu.
not. gricek'in zorlama hucumlari can sıkıcı oluyor artik.

atakan dedi ki...

yazmayi unuttugum buyuk sorunlardan biri ; oguz / semih ve omer asik'in toplam 11 top kaybi yapmasi takimin geri kalani 3 top kaybi yapti.

Adsız dedi ki...

KISACASI
^^TANJEVİC GO HOME^^

mozlu dedi ki...

giricek şu ahlıyle ne savunamda ne hucumda mrsicin dakkalarını çalamaz...

Legend dedi ki...

artık bu dakikadan sonra tanjevicle olmaz olmuyordu da zaten..
kotay mahmuti glebilir diyorlar ama bilmiyorum.
inşallah galatasaray maçında zorlanarak kazanır fenerbahçem ve bu sıkıntıları göre göre de bu koçla devam etmeyiz.
gerçekten TÜRK basketbolu için çok byük kayıp .
bu sorunlar bir yerli koçla yaşansaydı şimdiye kadar byeee denilmişti :S