17 Kasım 2009 Salı

O da Topla Oynanıyor Nasılsa

'Bu hafta futbol maçı yok ne yapsak? Acaba nasıl bir dosya açsak?' diye düşünen Telegol ekibinin imdadına güzide derbimiz yetişti. Konu basketboldu ama ne olacak ki o da topla oynanıyordu. Gökmen Özdenak, Sinan Engin, Serhat Ulueren gibi futbolu bile layıkıyla konuşamayan adamlar bu işi de kotarırlardı. Bolca olay görüntüsü, sonra darp aldı diye gösterilen kameraman üzerinden bir ajitasyon yapılırsa olay tamamdı. Gökmen Özdenak'ın F.Bahçe Ülker'in iç saha maçlarını Saraçoğlu'nda, G.Saray Cafe Crown'un ise Sami Yen'de oynadığını zannetmesi, hayatında basketbol maçı izlememiş Sinan Engin'in 'Öğlen de bizimkiler Efes'e yenilmişler ama hiç olay çıkmamış bak' demesi yetmedi, o rezalet az kaldı, bir de üstüne dün 'Son Kale' isimli programda Serhat Ulueren, Ahmet Çakar, Reha Muhtar üçlüsü buluştular. Konukları da kim? Olayların merkezindeki F.Bahçeli çift ve Kinsey'nin yumruğunu yiyen G.Saray taraftarı. Ailemizin dedektifi Ahmet Çakar olayları sorguluyor, Serhat Ulueren alttan alttan odunu veriyor ateşe, Reha Muhtar biraz daha sakin olsa da o da nereden ne çıkartırım derdinde. Sözde büyük televizyonculuk başarısı olarak gördükleri o konuklar ise tam bir rezalet. Hepsi ağır yalancı. G.Saraylı arkadaş 'Normal sürede hiç küfür edilmedi' diyor, program boyunca salon ibaresi yerine stad diyerek basketbola olan alakasını ortaya koyuyor, orta parmakçı bayan ise 'F.Bahçe taraftarı bir bayana böyle davranmaz' diyerek olayı daha da trajikomik bir yere taşıyor. Program nice yalanlarla devam ediyor, bunun adı da televizyonculuk oluyor.

Basketbolu konuşmayan bir siz kalmıştınız, siz de konuşun.

7 Yorum Yapılmış:

Fanatik Basket dedi ki...

TB2L 5. Hafta Panoraması, haftanın oyuncusu, takımı, antenörü, krallıklar ve lige genel bakış..

http://www.fanatikbasket.net/blog.asp?id=86


saygılar..

Fanatik Basket dedi ki...

herşey reyting için anılcım:)

bu ülkede böyle.. ya kavga dövüş olacak, ya baldır bacak. ya kurtlar vadisi birinci olur, ya da aşk-ı memnu. arada telegol, yemekteyiz gibi mahalle kavgası yapılan düşük bütçeli programlar da pastadan pay kapar, sonra gelsin paralar..

bunları kabullendik artık ama bu iş için basketbolumuzu da meze etmeleselerdi iyiydi:)

Adsız dedi ki...

Futbololmayınca baskete sıçradı.O da olmasa başka bişeyler bulurları herhalde.

Ben bir şey soracakdım Fb tv de izledim.Oğuz la Gs lı basketçi arasında dışarı çıkan bir top var.Hakemlerden biri Fb lehine veriyor.Diğeri Gs lehine veriyor.O foto ilginçti baya :)

onur dedi ki...

Bu olaylar yüzünden yanlış bir üç saniye kararında hakemi ıslıklayabilecek, çalınmayan stepsi kınayarak baskı oluşturabilecek basketbol seyircisi kalmadı salonlarda. Gelecek sene şampiyonada ağlarız artık "neden evsahibi avantajımızı kullanamıyoruz; Yunanistan'da olsa çalabilirler miydi bu hücum faulü?!" diye...FIBA da bir 10 sene uğramaz yanımıza artık!

Erdem dedi ki...

Bu ülkede siyaset yazarları bile gazetede futbol yazıp, tv'de yorum programı yapıyorken telegol örneği hafif kalıyor.Ama sporu takip eden bilinçli bir insan topluluğu oluşuyor bu ülkede.Bilginin eskiye göre daha ulaşılabilir olması, bloglar vs. hizmeti alanı bu kadar geliştirirken hizmeti verenin de kendisini geliştirmek zorunda bırakıyor.
Ama bunun bir de riskli tarafı var. artık bilgiye ya da maç sonrası yoruma herkes bu şekilde ulaşabilirken spora bir üst seviyeden bakan, bunun bir oyun olduğunu anlatmaya çalışan yazılara, yorumlara bir alan açılıyor.Bu bir sektör belki de artık.Ve her sektörde olduğu gibi iyiler de kötüler de var.Tanıl Bora(Radikal), Fikret Doğan(Taraf), Yiğiter Uluğ da okuyabiliiyoruz ama arada Ahmet Çakara, Hıncal Uluça ya da Reha Muhtara maruz kalıyoruz.

Sarıkaya dedi ki...

Sinan Engin'in 'Öğlen de bizimkiler Efes'e yenilmişler ama hiç olay çıkmamış bak' demesinin videosuna bir yerlerden ulaşabilir miyim? Dijital vasiyetim olarak çocuklarıma bırakmak istiyorum.

Erol Kaya dedi ki...

Biraz elitistlik, biraz ayrımcılık, belki de biraz ırkçılık olacak az sonra söyleyeceklerim ama bunları söylemeye mecburum.
Küçüklüğümde, basketbolun futbolun önüne geçeceği günleri hayal eder dururdum. Efes Koraç'ı aldığında, final-four u 3 kere zorlayıp 4.sünde başardığında, 12 dev adam avrupa ikincisi olduğunda medyada çokca yer aldığımız için göğsüm kabarmıştı. Ama anladım ki bu popülist medyanın kısa dönemlik bir oyunuydu bana. Basketbol ne zaman popüler oldu, Hınçal Uluç, Deniz Gökçe vb. adamlar bu popülaritenin ekmeğini yemeğe çalıştılar.. Şimdi yine saçma ve üzücü bir şekilde biraz popüler oldu, Ahmet Çakar!!! gibi bi adam bile kendini basketbol profesörü sanabiliyor. Böyle insanlar Türkiye'de hep etrafımızda var. Çıkar peşinde koşan, kraldan kralcı, dünyadan haberi olmayan insanlar...
Basketbolu sevmemde, NBA & Michael Jordan & Efes Pilsen kadar salon kültürünün de etkisi olmuştur. Biz futbolda neler görerek büyüdük. Heysel faciası, Escobarın öldürülmesi, hakemliği 5 para etmeyen adamların TV showlarında hakemleri bağıra bağıra eleştirmesi, tribünlerde sürekli kavgalar & küfürler.. Bunları basketbol sahalarında göremeyişimizi sevdim ben. Mantıklı insanların hakemleri etki altına alıcı tribün baskısını, pet şişe atmadan salonu cehenneme çevirebilme başarısını sevdim. Taraftarlığın "Saldırsana x spor" diye bağırarak olmadığını, her an skoru değiştirebilecek oyunculara gerekli gazı verebilme yeteneği olduğunu gördüm.
Basketbol futboldan yıllarca kalın çizgilerle ayrıydı(93-06), taa ki Ülker bu üç büyük klübe sponsor olana kadar...
Geçen sene final serisinde yaşananlardan sonra verilmesi gereken en ağır cezalar verilmedi ve bugünkü olaylara emsal oldu. Şimdi çıkıp yine "Federasyon böyle devam ederse kapatırız ulen şubeyi" gibi yorumlar yapacaklardır. Ne olur bir kerede sözünüzün arkasında durun bakalım neler olacak...