2 Kasım 2009 Pazartesi

Pazar Ertesi Yazısı

Maçların istatistiklerine bakıyorum sabah keyfi yaparken. Erdemir'in G.Saray deplasmanında maçı kolay bırakmayacağını tahmin ediyordum, dün sabahki postumda da yazmıştım. O nedenle şaşırmadım maçın geçen yıl İzmir'deki kupa maçı gibi uzatmalara gitmesini. G.Saray kötü bir yüzdeyle üçlük atmış (5/20). Buna karşın Erdemir cephesinde 11/23 yazıyor ki bunun 9/14'lük kısmını Funk & Erkan ikilisi oluşturuyor. Funk iyileşmiş, net belli. Erkan da Ahmet Çakı'nın ona verdiği ofansif sorumluluklar nedeniyle böyle maçlar çıkartacaktır ara ara. Attığı 30 sayı bu haftanın -tek maç oynanmadı- en yüksek performansı. Ama 7 de top kaybı var, o da bir rekor olabilir bu hafta için. Yine istatistiklere bakarak konuşuyorum, Funk'ın gelişiyle -hem de böyle iyi oynayışıyla- Kone'nin dakikaları azalmış, Erdemir daha çok 4 kısayla oynamak zorunda kalmış. G.Saray da kötü üçlük yüzdesini -ribaunlardaki üstünlüğünü (40-29) de kullanarak- bol bol ikilik girişimide bulunmuş. Potaya gidebilen Darius Washington ve Kepez maçında kötü oynayan Wilkinson toplamda 17/25'lik ikilik yüzdesine sahipler. Sonuç olarak beklediğim bir skor ve beklediğim bir gidişat var burada. Erdemir'in bırakmayacağını ama G.Saray'ın kazanacağını az çok kestirebiliyordum (98-89).

Kestiremediğim ve böyle bir bitişi hayal edemediğim maç İstanbul'da. Daçka'nın kendi evinde Bornova'ya 50-72'lik skorla tabiri caizse süpürülmesini hayal etmek de kolay değil zaten. Yabancı kadro avantajının Bornova'da, yerli kadro avantajının ise Daçka'da olduğunu söylemiştim. Ama Hakan Demirel oynamamış. Bornova'da da takımın en önemli yerlilerinden biri Yalçın Azizmahmutoğulları sahadaymış. Sakattı bilindiği üzere. Dengeleri değiştiriyor tabii bu iki detay. Ve bu hayal edemediğim derecede farklı sonu biraz hayal edilebilir kılıyor. Geçen yıl ligdeki Beşiktaş Cola Turka ve Play-Off'taki Efes maçlarında 47 sayıda kalmışlardı, onun dışında böyle bir ofansif performansı yok Ekrem Memnun'lu Daçka'nın. Hakan Demirel'in yokluğunda 20 de top kaybı yapmışlar. Sırf Josh Shipp 9 tane top çalmış zaten. Sakatlıktan dönen Yalçın 10 dakika sahada kalıp bu kısır maça 9 sayılık katkı yapmış önemli. Onun dışındaki 63 sayının 49'u yabancılardan. Geçen haftaki Tofaş galibiyetinin ardından İstanbul'dan Daçka galibiyetini de çıkartmış olmaları 2 hafta üst üste kendi hedef dengi takımları yenmiş olmaları ve byük ihtimalle Daçka'yı ikili averajda altlarına almış olmaları kupada herkesin dikkatini çeken bu takım için ligde de işlerin iyi gittiğini gösteriyor. Tebrik etmekten, alkışlamaktan başka yapılacak birşey yok.

Bursa derbisini bir önceki postta Ozan anlatmış hepimize. İlk çeyreği 21-12 ile bitiren Tofaş'a, ikinci çeyrekte 19-33 gibi bu iki takımın yapılarının dışında bir sayı bolluğu ile cevap veren Renault, ikici yarıya çıkarken cebinde tuttuğu 5 sayılık farkı korumayı başaramamış. İstatistiklere bakıyorum, Tofaş'ın en öne çıkanı İlkan Karaman. 16 sayı (6/7 ikilik) -4 ribo - 2 asist. Biz röportaj yapacağımız adamı böyle yukarı çekeriz işte performans olarak. :) Renault cephesinde ise Famutimi'den ikinci maçında da etkileyici rakamlar gelmiş. 16 sayı - 8 ribo - 2 asist - 6 top çalma ile takıma direkt etki ediyor. Renault'nun da ihtiyacı olan buydu zaten. Son ana kadar kafa kafaya giden maçı alan 77-74 ile Tofaş olmuş, geçen haftaki trajikomik Bornova yenilgisinin yaralarını sarmış.

3 Yorum Yapılmış:

Mete Doğruer dedi ki...

gslı washington gerçekten çok temiz basket oynuyor bulup getirenlere bravo geçen senede graves çok etki yapmıştı ama sözleşmeler hep kısa dönem için yapıldığı için oyuncular alıştıkları anda başka takımlarla sözleşme yapmanın yollarını arıyorlar. gelecek vadeden yada takıma tam oturan 26 yaş ve altı basketçilerle klüplerin lehine opsiyonu olan anlaşmalar yapılmalı...

Adsız dedi ki...

daçkanın durumu için kendi düşen ağlamaz diyorum. sonuçta efes daçka anlaşmasının devamı çok geç netleşti. takımı çok geç kurdular ve yabancı transferindeki isabeti bu sene yakalayamadılar. üstüne gidip birinci amacı oyuncu yetiştirmek olan bir oluşuma 35 yaşındaki oyuncuyu aldılar.

dejavu dedi ki...

Oldukça iyi başladı maça Erdemir, ilk çeyrekte 27 sayı ürettiler. Hareketli hücum etmeleri, potaya yönelmeleri ve boyalı bölgede de Leon Williams'ın varlığı bu 27 sayının üç sac ayağı idi diyebiliriz rahatlıkla. Farkı da bir ara 14 sayıya kadar çıkarmayı başardılar ve orada bir kırılma noktası vardı aslında, farkı 20 civarına çekip vurup geçebilecek konuma gelmişti Erdemir takımı. Ama Darius Washingtonu kenara alıp Caner Topaloğlu'nu sahaya süren Okan Çevik'in hamlesi başarılı oldu. İkinci çeyrekte çok sert bir savunma yapmaya başlayan Galatasaray Cafe Crown hücumda da sezon başından beri yaptığı en iyi şey olan paslaşmayı düzgün yapınca farkı kapatıp öne geçmeyi başardı devrenin sonunda. Bu çeyrekte Erdemir'in yalnızca 9 sayı üretebilmiş olması savunmanın dozajı hakkında bir ipucu veriyordur sanırım. O süreçte yapılan savunma muazzamdı cidden, bu kısımda Washington'ın dışarda olmasına ayrıca dikkat etmek gerekiyor.

İkinci yarıda da oyun iki taraf adına da gitti geldi, Erdemir Erkan Veyseloğlu ile çok direndi, Galatasaray Cafe Crown ise Darius Washington ile sürükledi skoru. Geçen hafta Fenerbahçe Ülker karşısında olduğu gibi yine uzatmalara taşıdı Erdemir maçı gerçi Wilkinson sol dipten şutunu bulmuştu normal sürenin sonunda ama sokamadı ve uzadı maç. Uzatmalarda ise Galatasaray Cafe Crown daha derli toplu oynayarak, takım halinde oyunda kalarak Erkan Veyseloğlu'nu mağlup etmeyi başardı.


Galatasaray Cafe Crown takımında kısaların bolluğundan bahsediyoruz sezon başından beri, benim bu oyuncular arasında en önem verdiğim isim Evren Büker. Bugün her zamanki ruhsuz oyunlarından birini sergileyen 1/7 ile üçlük kullanan Murat Kaya tam 27 dakika sahada kalıp, aldığı beşinci faul sonrası kenara gelirken Evren Büker sadece 8 dakika sahada kalabildi. Bu süre dağılımını kabul etmek mümkün değil, Murat Kaya'nın 27 dakika oynadığı rotasyonda Evren'e 67 dakika vermek lazım. Bu rotasyonu anlamak mümkün değil.

Darius Washington konuşuluyordur bu maçın ardından, attığı 28 sayıdan sonra. Bugün maçın yıldızı Erkan Veyseloğlu'nun uzatma periyodunda belini kırdığı bir pozisyon vardı, o unutulmaz tabii. İlk yarı yanılmıyorsam yine Erkan'dı, onun yanından transit geçtiği pozisyon da bir o kadar güzeldi, rüzgarından yere düşüyordu Erkan. Ama 10 tane takım kursam, birine guard diye almam Washingtonu. Bildiğimiz Amerika'lı sokak basketbolcusu, başka birşey değil. Takımın da tüm kimyasını bozan isim bana göre. Avrupa'lı uzunlar uyum sağlamış durumdalar ve iyi de mücadele ediyorlar ama Washington direksiyonu emanet edebileceğiniz bir isim değil benim basketbol anlayışıma göre.

Banvit deplasmanı, Fenerbahçe Ülker ile içerde, Efes Pilsen ile deplasmanda ve yine Pınar Karşıyaka ile deplasmanda oynayacak Galatasaray Cafe Crown önümüzdeki bir aylık periyotta. Burası sezonun yol haritasını çizer, çizmeli de zaten. 6'da 1 galibiyet olursa eğer işte o zaman neler olur bekleyip göreceğiz.