27 Aralık 2009 Pazar

G.Saray CC: 87 - T.Telekom: 71 (G.Saray Mücadeledir)

Fobi bitti. Hem de köküne kadar mücadele, köküne kadar hırs, köküne kadar istek ile. İlk yarıda Evren Büker & Fatih Solak ile ayakta duran G.Saray Cafe Crown ikinci yarıda Jasaitis (tamamı ikinci yarıda olmak üzere 19 sayı) ve Rancik'in (12'si ikinci yarıda olmak üzere 16 sayı) devreye girmesiyle arayı açıp maçı aldı. Son 20 maçta sadece 2 kez devirebildiği Türk Telekom karşısında kritik bir galibiyete imza attı. Can Akın'ın sakatlığıyla Cem Akdağ'ı kendine muhtaç eden Washington üçüncü çeyreğin sonlarında yaptığı top kayıpları ve verdiği 'Oyun nasıl kurulamaz' dersleriyle taraftarlara saç baş yoldurtsa da, Cem Akdağ'ın son çeyreke onu hiç kullanmama tercihiyle çok daha yararlı oldu ve kenarda oturarak takıma en büyük katkıyı yaptı. G.Saray Cafe Crown'un 5. galibiyeti oldu bu. Hükmen yenilgiler olmasa 12'de 8 yapmış olacaklardı. Telekom ise 12'de 6 oldu. Bu onların üst üste 3. yenilgileri.

İlk çeyrek 20-15, ilk yarı ise 36-31 G.Saray Cafe Crown üstünlüğü ile geçildi ama 20 dakikalık bölüme bakınca Hüseyin & Mallet'nin bireysel gayretleri olmasa, ya da Jasaitis biraz normal oyununu oynayabilse (Sayı atamadan tamamladı ilk yarıyı) çok daha ciddi bir fark çıkabilirdi ortaya. Şahsen benim izlediğim en kötü hücum performansını sergiledi Telekom ilk yarıda. Serkan'ın olmayışından ve rakibin uzun rotasyonunun yeterli seviyede olmamasından ötürü topu içeri indirerek oynamaya çalışan ve ilk 2 hücumda bunu başarıyla uygulayan Telekom'da, Fatih Solak'ın oyuna girip orayı karartmasıyla planlar biraz sekteye uğradı. Normalde her daim başarıyla dış şut setleri uygulayan hatta ekmeğini sadece buradan çıkartmaya çalışmasından ötürü sıkça eleştirdiğimiz Telekom'un eller ayaklar birbirine dolandı. Hüseyin ve Mallet'nin kişisel gayretlerle yarattığı sayılar olmasa ne yaparlardı bilemiyorum. Hızlı çıkıp bitirdikleri hücumlar dışındaki ofansif oyunlarını görmeliydiniz. Yaptıkları onca top kaybı da cabası. Can Akın'ın daha 3. dakika dolmadan parmağının çıkmasıyla kenara geldiği ve devre sonuna kadar bir daha oyuna girmediği G.Saray Cafe Crown'da Evren Büker ve Fatih Solak ilk bölüme damga vuran adamlar oldular. Evren'in biri panyalı olmak üzere yolladığı 3 perdeleme arkası tepe üçlük, ürettiği 13 sayı ve yetmezmiş gibi bir de üstüne savunmada koyduğu gayreti, Fatih Solak'ın ise hem defansif vazifelerini yerine getirmedeki başarısı hem de kendinden beklenmeyecek aktiflikteki ofansif aksiyonlarının getirisi olarak bulduğu sayılar keyif vericiydi. Yalnız Fatih Solak ciddi bir fenomen. Adam bir boş smaç, bir de boş turnike kaçırıyor, sonra kalkıp hücum ribaundu alıyor etrafı boş diye hook deneyip sayıyı yapıyor, rakip hücumu kesip tam gaz rakip yarı sahaya geçip hızlı hücumu smaçla bitiriyor. Onu izleyenleri her daim gülümsetiyor. Maçı izleyen Haldun Üstünel & Adnan Polat'ı da gülümsettiği gibi. Arada bu kadar fark var gibi gözükürken skor tabelasında sadece 5 fark yazması ve bu farkın sadece 5 faul atışından kaynaklanması (iki takımın da ikilik, üçlük deneme ve isabetli sayıları tamamen aynı idi) da işin ironik yanıydı.

İkinci yarıda ilk yarının suskun adamları Rancik & Jasaitis devreye girdi ve o bahsettiğim maçın hakkı olan fark ortaya çıktı. Skor 43-36 iken Lamayn Wilson'ın kaçırdığı bomboş pozisyondan sonra kimse skorun 57-36'ya gelebileceğini düşünmemişti herhalde. Ama oldu. Fark bir anda 21 sayı sınırına geldi. 14-0'lık seri esnasında Fatih Solak faul linedan stop-jump-shot bile soktu ne diyorsunuz. Ben orada yazdım galibiyeti zaten G.Saray Cafe Crown hanesine. Gerçi sağolsun Can Akın'ın yokluğunda mecburen bu kadar çok sahada kalan Darius Washington Telekom baskısına karşı 5 tane elden ele top kaybı yapınca ve ritmi gereksiz yere arttırınca son periyoda 59-50 girmek zorunda kaldı sarı kırmızılılar. Bu sırada içinde 26-27 dakika boyunca kenarda oturan Andre Owens'ın da içinde olduğu Mallet - Owens - Bekir - Sonkol - Lang beşlisi Murat Özyer'in 'İşte bu maçın doğru beşi' cümlesini kurmasına izin verse de iş biraz işten geçmişti sanki.

Nitekim Cem Akdağ o basit hamleyi yaptı ve son çeyrekte Washington'u kenarda oturttu. Oyuna Murat Kaya ile başladı. Murat - Evren - Jasaitis üçlüsü önce dengeli hücum etme işini gerçekleştirdi, sonra da doğru organizasyonlar sonucunda üçlükleri yazdı, aldığı maçı rakibine kaptırmadı. Cem Akdağ'ın Washington'u neden çok fazla tutmadığını bu maçta bir kez daha anlamış olduk. Ben canlı canlı seyrettiğim F.Bahçe Ülker maçında da görmüştüm alınmış bir maçı nasıl zorla vermeye çalıştığını Washington'un. O gün becerememişti. Bugün becerecekti belki ama Cem Akdağ engel oldu.

Mallet'nin son periyodda şortunun düşmesi ve kıç tarafı dışarıda olarak birkaç dakika sahada gezinmesi komikti. En güzel yorum da Çetin abiden geldi aslında. 'Bugün o kadar çabaladı ki, zayıfladı, şortu bol gelmeye başladı'.

Sonuçta G.Saray Cafe Crown galip gele gele gittiği yoluna firesiz devam etti. Salona gelen seyircisine mücadele, hırs ve istek duygularını köküne kadar yaşattı. Telekom tarafına ise sıkıntıdan başka bir şey kalmadı. Harcanan milyonlarca dolar. Ama karşımızdaki tablo 12 maçta 6 galibiyetçik. Özyer gider mi ne dersiniz?
G.Saray Cafe Crown (87): Darius Washington 7 (3 ribaund- 4 asist), Murat Kaya 5 (1 ribaund- 2 asist), Mike Wilkinson 10 (5 ribuand), Radoslav Rancik 10 (6 ribaund- 2 asist), Evren Büker 16 (8 ribaund- 4 asist), Can Akın, Simas Jasaitis 19 (5 ribaund- 2 asist), Fatih Solak 14 (7 ribaund- 1 asist)

Türk Telekom (71): Kris Lang 6 (1 ribaund), Lamayn Wilson 4 (2 ribaund), Bekir Yarangüme 6 (3 ribaund- 2 asist), Tutku Açık 5 (2 ribaund- 1 asist), Hüseyin Beşok 11 (7 ribaund- 1 asist), Andre Owens 2 (2 asist), Soner Şentürk (2 ribaund- 1 asist), Ersin Dağlı 8 (3 ribaund), Ümit Sonkol 9 (4 ribaund), Demond Mallett 20 (4 ribaund- 1 asist)

11 Yorum Yapılmış:

tarski dedi ki...

Efes gibi telekom'un sorunu da takim karakteri sorunu, kendine guven sorunu, karsi takim höt diyince geri adim atiyorlar.

Galatasaray'da ise oyuncular ortaya bir karakter koyuyor, Cem Akdag ise, su anda yapabileceginin en iyisini yaparak bunu harmonize etmeye calisiyor. Boyle zamanlarda gs'nin yabancilarinin bu kadar olaya sahip cikmasi onlarin en buyuk sansi. Turk oyuncular Evren, Murat, Fatih ve Can'in zaten kisiliklerini biliyoruz. -5 puan silinirse, Gs'nin playoff sansi bile olabilir bu kimya ile.

Adsız dedi ki...

özyer kesin gider bence

Atakan dedi ki...

Telekom'a tavsiyem harcadığı milyon dolarların üzerine buz gibi su içmesidir. Son yılların bu kadar paralara kurulmuş en basiretsiz takımı. Özyer'e suç bulmuyorum, elindeki oyuncular hiç zorluklarla mücadele etmiyor, takır takır paraları günlerinde yatıyor. taraftar baskısıda olmayınca ruhda olmuyor. Ankaragücü'ne sponsor olmayan, olmamak için inat eden Telekom yöneticilerine selam olsun.

Adsız dedi ki...

o adam gitmez neden?tahmin etmek zor değil tamamen duygusal pişmiş pişmiş oturur telekom göndersin bence madem kendi gitmiyor.

dejavu dedi ki...

Telekom tarafı ayrı bir boyut, üzerine uzun uzadıya konuşulması gereken bir boyut üstelik. Bu kadar yatırıma 12 maçta altı mağlubiyet aldırmak da herkesin harcı değildir. Uzun zamandır coachingine laf söylediğimiz, gitse de rahatlasak dediğimiz Ercüment Sunter'in son beş sezonu dahil olmak üzere Telekom'un en kötü sezon başlangıcı bu. Daha da kötüsü, iyileşecek gibi de durmuyor iş. Kan değişikliği şart ki bu da tam manasıyla bir kan değişimi olmayacak, Ercüment Sunter kenarda göreve hazır ve nazır bekler iken.

Galatasaray Cafe Crown tarafında ise ayakta alkışlanacak bir takım oyunu ve mücadele görüyoruz. Psikolojik açından çok zor bir süreç yaşayan, belirsizlik altında mücadele eden bu oyunculara bu karakterli oyunu oynatmak büyük başarı gerçekten. Bu dönemde alınan tek mağlubiyetin içerde Tofaş maçı olması da, oyuncuların psikolojik kırılganlıklarının normal düzene göre çok daha hassas olduğunun en iyi göstergesidir sanırım.

Tabii ki bu mücadelede yabancı oyuncuların ortaya karakter koyuşu çok önemli. Sokak basketbolcusu kıvamındaki Amerika'lıların yerine Rancik - Wilkinson ve Jasaitis'in sezon başında tercih edilmesi takımın en büyük şansı oldu bu sezon.

Savaşarak, mücadele ederek ve en önemlisi doğru basketbol oynayarak kazanıyor Cem Akdağ'ın takımı. Pick-roll'ler oturmuş durumda, hızlı hücum kovalanıyor bulunamazsa sete geçiliyor ki bu da Cem hocanın karakteristik takım özelliklerindendir. Simas Jasaitis'i ve Gurovic'i kullanamayanlara da son bir aylık performansı ile ders veriyor diyebiliriz Cem Akdağ. Jasaitis'in son dönem performansındaki artışta onun üzerinden oynanan setlerin varlığı yadsınamaz bir gerçek.

Eğer taraftar da bugüne kadar derbi harici doldurmadığı salona gelip, orayı doldurursa pazartesi günü çıkacak olan kararın ardından Galatasaray Cafe Crown'un düşme potasıyla falan alakası olmaz.

Adsız dedi ki...

mellet-owens-sonkol-bekir-lang kesinlikle macın doğru 5 iydi.bu 5 oyundayken fark kapandı bu 5 i bozdu fark 6 ya inmişken tekrar 18 e cıktı.yani özyer bile bile intihar etti bu 5 le oynamayarak.takım bu haliyle en iyi savunmayı yapıyor

Adsız dedi ki...

Baslik degistirilse guzel olur bence. Kartalcell kapsaminda Besiktas icin soylenen bir cumlenin -ne kadar basit bir cumle olarak gozukse de-, Galatasaray'a uyarlanmasi hos gozukmuyor sahsen..

Adsız dedi ki...

Güzel başlık...Galatasaray mücadeledir...

lembo dedi ki...

@ tarski

üslubun bana ihsan bayülken'i hatırlayor.. o musun , hayranı mısın :))

"olaya sahip çıkmak" falan deyince..

Adsız dedi ki...

özyer eksikler vaardı demiş GS napsın onlarında moralleri bozuk ayrıca bir sürü eksik oyuncuları da var.senin 2.12 lik uzunlar elma topladı sahada..hala haber yok kendiliğinden gitmiyor adam ya.

ako dedi ki...

@salsa

Cem hoca Dwashı gönderip yerine birini almayı düşünüyor mu?