11 Aralık 2009 Cuma

Partizan: 93 - Efes Pilsen: 92 (Basketbol Orgazmı)

Basketbol orgazmı dedikleri bu olsa gerek. Tıklım tıklım dolu bir salon, basketbol kültürünü köküne kadar ciğerlerine çekmiş bir seyirci, kısır geçmesi beklenen ama NBA maçını aratmayacak kadar sayı izlediğimiz, her anı ayrı bir taktiksel savaşa sahne olan, son saniyesine kadar nefesleri kesen bir maç. Eski Efesli Kecman'ın 2.8 saniye kala gelen basketiyle Partizan'a gitti galibiyet. Olympiakos ve Malaga galibiyetleriyle sürpriz yumurta gibi çıkmışlardı 2 haftadır. Bugün de favoriydiler, kazandılar, ama bekledikleri kadar da kolay olmadı bu. Vujosevic'in takımı doğruları yapan bir takım, plan program sahibi bir takım bir kere. Gencecik adamları parlatışları da hep bu plan programın bir getirisi değil mi? Efes'te ise 4 kısa sevdası devam ediyor. Tamam bugün ofansta iyiydiler ama ya defans? Rakocevic'in sahadaki varlığı, duruşu, hepsi bambaşkaydı. Ama bu onun son bulduğu üçlükten hemen sonra adamını kaçırıp yedirdiği üçlüğü, artı maçı kazandıran basket öncesindeki perdeye takılışını görmezden gelmemizi de gerektirmez. Bugün bu maç 90'lı skorlar yerine 60'lı ya da 70'li sayılarda bitseydi, kazanan Efes Pilsen olurdu. Savunmasız bu iş olmuyor zira. El mecbur 2 uzunu aynı anda oynatamamak, 4 kısalı sistemi takımın merkez sistemi haline getiriyor. Bunu daha önce de yazmıştım, yine yazıyorum. Efes şu kadro yapısıyla bu şekilde oynamaya mecbur. He ama böyle oynadığı zaman da boyalı alanı efektif ve zengin bi mönüyle kullanan bir takıma karşı 90 da yersin 100 de yersin. Bugün bu maç kazanılabilirdi elbette ama o galibiyet rakipten daha çok atarak alınmış bir galibiyet olacaktı. Efesin yapması gerektiği gibi tutarak değil.

Partizan'da Nur Germen'in de hepimizi bilgilendirdiği(!) gibi 21 numaralı Maric Alexandar iyi oyuncu. 34 sayı bıraktı potaya. Bu bile anlatıyor Efes'in boyalı alan sorununu, kısırlığını. Kaybedilen her maçta rakibin bir uzununu maçın adamı (ya da maçın adamlarından biri) yapmak sadece bir rastlantı mı acaba? Nur Germen İstanbul'daki maçta arka arkaya yolladığı 2 üçlük sonrasında kurduğu 'Yahu belli ki bu adamın şutu var' cümlesiyle tanışmıştı Vesely ile. Bugün adamdan 'Geleceğin yıldız adayı' olarak bahsetti. Sevindirici. En azından dersine çalışıyor artık, maçını yorumlayacağı takım hakkında bilgi toplamış baksanıza. Yoksa siz nereden bilecektiniz Maric'in iyi bir oyuncu olduğunu? 21 numaralı adama Nur Germen sizi uyarmasaydı dikkat edecek miydiniz? NBA draftları için adı dolanan Vesely'nin şutu olduğunu da belli ki Nur abiden öğrendiniz. Hadi hadi gizlemeyin, McCalebb'en başka kimi tanıyorsunuz ki yahu şu takımda? Efes formasını giymişlikleri olan Rasic ve Kecman mı? Aaa!!! Gerçekten tanıyor musunuz?

Top-16 için durum kritik gibi şu an. Kritik belki yanlış bir tabir olabilir ama rahat geçemeycecek son 3 maç hiçbir şekilde. Efes Pilsen 2. kez üst üste Top-16 dışında kalma stresiyle karşı karşıya. Ki böyle bir şey olursa yönetimin tepkisi nasıl olur onu tam kesitremiyorum. Tek ve en büyük avantaj şu: 4 galibiyetli iki takım olan Rytas ve Partizan'a karşı ikili averjada üstün durumda Efes. Son 3 maçta alınacak 1 galibiyet Top-16 biletini kapmaya yetebilir bir ihtimal. Ama arkayı sağlama almak için içerideki Malaga & Olympiakos maçlarından en az birini de kazanmak lazım. Orleans deplasmanından galibiyetle döneceğini düşünüyorum tabii Efes'in. Gerçi şu ana kadar oynanan 4 deplasman maçı da kaybedildi ama..

Ben skora değil, aldığım keyfa bakıyorum vallahi bugün. Uzun zamandır izlediğim en keyifli maçtı diyebilirim. Seyirciyi görüyorsunuz ama değil mi? Bayram yeri gibi, karnaval yeri gibi. Basketbolu biliyorlar, takımlarının her hareketini ödüllendiriyorlar, kafa kafaya giden bir maçta her atılan sayıdan sonra sanki 15-20 sayı öndelermiş de işi şova döküyorlarmış izlenimi uyandırıyorlar. Alışkın değiliz böyle şeylere. Sivilce falan yapmasın bu bizde?ü

UTANDIRICI NOT: Kupa 3'te oynayan Banvit'i saymaz isek Kupa 1 ve 2'de 5 maçta 0 galibiyet yaptık bu hafta. 3 içeride, 2 deplasmanda, ne var ne yok hepsini verdik rakiplere. Utanç haftası.

Partizan (93): Lawrance Roberts 6 (9 ribaund- 3 asist), Stefan Sinovec, Lester McClalebb 17 (6 ribaund- 4 asist), Dusan Kecman 12 (3 ribaund- 6 asist), Aleksandar Rasic 8 (2 asist), Petar Bozic 5, Aleksandar Maric 34 (16 ribaund- 1 asist), Jan Vesely 6 (1 ribaund), Branislav Dekic 3, Slavko Vranes 2

Efes Pilsen (92): Mario Kasun 5 (1 ribaund), Charles Smith 18 (1 ribaund), Igor Rakocevic 24 (1 ribaund- 3 asist), Preston Shumpert, Kerem Tunçeri (1 ribaund- 3 asist), Bootsy Thornton 1 (1 ribaund- 1 asist), Kaya Peker 17 (4 ribaund- 2 asist), Bostjan Nachbar 14 (2 ribaund), Daniel Santiago 6 (2 ribaund), Sinan Güler, Ender Arslan 7 (2 ribaund- 1 asist)

32 Yorum Yapılmış:

Oğuz Yılmaz dedi ki...

Ergin Ataman gitmeli artık yeter. Her maçın sonunda karşı takımdan MVP çıkarmak nasıl bir gelenektir ya. Maric bütün maç aynı şeyi yaptı, maçın tekrarını izlese kendisi bile hatırlayamaz belli bir pozisyonu. Ve eli belinde izledi ataman da sadece. off ya, bu takımı bu halde görmek çok zor. bu sene de gruptan çıkamazsak bırakalım bu işi, Efes hiçbir zaman Türkiye'de şampiyonluk hedefi ile yetinen bir kulüp olmasın, olacaksa da olmasın... futbol holiganları yesin birbirini.

Ufuk Çağdaş Erdem dedi ki...

@salsa
dostum Rakocevic'in son topda hatalı olduğunu yazmışssın perdeye takıldığını söylemişssin..Kesinlikle katılmıyorum..Evet savunmada süper bir oyuncu değil rako ama o pozisyonda uzun oyuncunun perdesine takılması kadar doğal bir şey yok.O pozisyonda kaya cok geç farketti şuta kalkacağını Kecman'ın ve üstüne çıkması gerekirken çıkmadı..Yani o pozisyonda bir hata ararsak Kaya'nın savunmadaki hatasından bahsedilebilir.Ki şunu da hatırlatayım perdeleme olayına çözüm bulunsaydı Stockton-Malone ikilisi efsane olamazdı..Uzun oyuncu elbette perde yapacak burda mesele savunmadaki takımın uzununun oyunu o anda çok çabuk okuyup ona göre pozisyon almasında...

bahadır dedi ki...

aynen bende seyirciye hasta oldum,böyle seyirci olsun bu adamlar her sene iş yapar yapıyor da.

Adsız dedi ki...

Euroleague'in klasikleri arasına girmesi lazım bu maçın.

Diğer taraftan ise maç her yöneüyle Olympiakos maçını kopyası gibi.Demekki Olympiakos maçından ders alınmamış.

Mete Doğruer dedi ki...

Maçı izledim gerçekten iyi maçtı. Spiker ve yorumcular hariç.

Çetin Hocayı klonlamak lazım ya da bir genç arkadaş var Oly-Malaga maçını yorumlayan o da yorumlayabilir Türk takımlarının maçlarını.

Hele son saniye dediği:
-Melihcim 2.8 saniye var 4 saniye olsa çok daha şansımız olurdu.

Ya tamam öylede hatta 6 saniye olsa daha iyi olur hatta 8 saniye olsa set bile döner ama bu bence çok komik bir yorum bilmiyorum, çocuk da söyler bunu sen bize bilmediğim bişey söyle, belkide ben abartıyorum.

Efes'in 4 kısalı oyunda ısrar etmesi çok ilginç evet kadro yapısı uygun ama savunmada delik deşik oluyorlar. Maçtan sonra denildiği gibi Partizan'a bile 90 sayı attırdılar. Şu Partizan modeliyle biraz oynayarak kendi sistemimizi oluşturmamız lazım olay paraları saçarak bir önceki senenin euroleague sayı kralını getirmekle olmuyor.

@Oğuz Yılmaz
Tüm takımlarımız Avrupa'yı hedeflemeli ve gidebildikleri yere kadar gitmeliler. Kimsede yemesin birbirini, basketbol 1920 lerden beri oynanıyor bu ülkede, bahsettiğin holiganları da umarım zaman içinde çarkın dışına alacağız.

Adsız dedi ki...

Sevgili salsa ergin hocaya sallamamaya özen gösteriyosun farkindayiz ee tamamda basketbol katili tanjeviçten farki ne bu koçun? Özel hayatiyla ugrasmaktan basketbolu unuttu walla!Simdi kimse anlatmasin partizan oyuncu fabrikasiymis falan diye efes en az 5 kati bütçeyle yer aliyor euroligde yazik günah valla koçun elinde patliyicak bu takimda çok yazik hem de çok seneler akip gidiyor 90lari özler olduk nerde deplasman fatihi efes nerdesin istiyoruz geri takimizi baskan su yapiyla oyna artik gönder su engin özerhunu gazetesine yolla ergini magazin basinina ufuk dersen kafesiyle ugrassin getir baskalarini...

tarski dedi ki...

@salsa
Partizan favoriydi ve maci aldi demissin. Evet bence de favoriydi.

Ama diger taraftan bakarsan ne kadar tuhaf di mi? Iki kadro arasindaki daglar kadar farka, ve en onemlisi hedef farkina ragmen Partizan favoriydi bu macta, ve tam da bu yuzden aldilar son saniyerde maci, cunku 18'lik Dekic, Thorton'dan daha cok guveniyordu bence kendine.

Partizan'i favori yapan ne peki? Sistem, agresivite, seyirci ve en onemlisi KARAKTER. Efes'i, 90'larda, 2000'lerin basinda dev kadrolu takimlara karsi "favori" yapan unsurlar yani. Ve ne yazik ki, Efes'de son 3 sezondur olmayan seyler ayni zamanda.

Efes, cok kotu oynamiyor... Ama olmuyor iste, takim karakteri denen, ne anlama geldigi cok mechul, ama bir o kadar da sahici
meret olmadan olmuyor...Ve bu mantaliteyle de bir karaktere sahip olacak gibi durmuyor hic Efes. Cok yazik...

Adsız dedi ki...

mccalebb penetreyle dalıyor topu potaya doğru fırlatıyor -atıyor demiyorum- mccalebb'i savunan adam switchle kaya ya da santiago olunca maric'e ender ya da smith kaldı ve maric 7-8 kere tip yaparak mvp oldu...

Bence maçın kırılma noktası smith'in 5'lemesi oldu... Smith 5. faulu almadan önce savunmanın dozunu artırarak mccalebb'in birkaç pozisyonda top kaybına sebep olup onun vitesini de düşürmüştü...

Ayrıca Nur Germen için fazla ağır bir yazı olmuş gibi...

ömerb

twilo dedi ki...

Türkiye'deki her salonda Karşıyaka seyircisinin yarısı(sayı olarak demiyorum) seyirci olsun, Türk basketbolu çok farklı yerlere gider.

tankut dedi ki...

Kerem + Ender toplamda 4 asist.Maşallah.

Adsız dedi ki...

Maric 16 ribaunt alırken efes takım halinde 15 ribaunt alıyor.olabilirmi böyle birşey?
35-15 ribaunt farkı...
ayrıca maç hep kafa kafaya gitti ama oyunun bazı bölümlerinde fark 3-5 sayı iken rakocevicin el üstünden yok artık dedirtecek şeklindeki sayıları tuttu efesi sürekli maçta.yoksa partizan koparıp alırdı oyunu.
1000 kere söyledik ama tekrar söyleyelim.efes eğer bu harcanan paralarla bu kadroyla bişeyler yapamazsa tek kelimeyle yazık...

Adsız dedi ki...

@Ufuk Çağdaş Erdem

Kaya yardıma gitse Maric defalarca yaptığı gibi belki içeri devrilip boş bir smaç vuracaktı. Orda kesinlike suçlu Rakocevic'tir, o kadar kolay geçilmemesi lazım. Perdeye takılsa bile yetişip el uzatması lazım. Rakibin en iyi kısası Kecman'la Rakocevic'i eşleştiren Ergin asıl suçludur.

Adsız dedi ki...

Ben Efesi anlayamadım bir türlü.Ya ilk yarı galip yada ikinci yarı mağlup.Ya da tam tersi ne yaptığı belli değil.Türk takımları bu hafta 5 te 0 yaptı,geriliyoruz maalesef.İddaa tahminlerini bekliyoruz.

Adsız dedi ki...

mccalebb 5'lemiş, bizimkiler hala son topta mccalebb içeri drive edebilir falan diyor...
seyirciye hayran kalanlar, buyrun karşıyaka arena'ya, önyargılarınızdan arınmış olarak...

Gurcay dedi ki...

Son pozisyonda sahada Rakocevic'i tutan Ataman 1. suçludur. Rako yerine Kerem Kecman'ın karşısında dursa, screenden kurtulmayı başarabilirdi. Kaya'nın Kecman'ın üzerine çıkmakta tereddüt etmesi doğruydu çünkü defalarca yaptıkları gibi topu Maric'e indirip boş smaç vurdururlardı.
Maçı bu pozisyonla kaybetmedik. Verdiğimiz hücum reboundları ve bire birde rakip kısalara sürekli geçilmekten kaybettik. Bunlara çözüm bulmak Ataman'ın işi; inşallah becerir.
Son olarak mazeret olsun diye demiyorum ama hakemler çok kötü düdükler çaldılar. Bizim lehimize de hatalı düdükler vardı (Sırp rejisi yakın çekimle herkesin gözüne soktu!) ama ağırlık Partizan lehineydi. Hele Smith ve Thornton'un topu temiz çaldığı 3-4 pozisyona faul çaldılar ki çok feciydi.

seattle had kemp dedi ki...

ergin hoca rakip takımın uzun oyuncularını yıldızlaştırırken komisyon felan mı alıyor diye düşünmüyor değilim?:) önümüdeki hafta kimi mvp yapar efes? malagadan lewis veya freeland herhalde..efes bu hali ile top16 çıksa bile yolu çok zuzun olmaz.

Erol Kaya dedi ki...

Efesle ilgili daha önceki yazılarımda da hep aynı şeyden bahsetmiştim ama dünkü maçta "peek" yaptı bu olay. 40-19 ribaundlarda ezilmiş, tam 20 hücum ribaundu vermişiz... Bu tablo üzerine küfür bile edebilirim... Sene başında NDongu alamadık diye üzülüyorum şimdi ama onu alsak bile heralde Ataman onu da, 4 kısalı sistemin pivotu yaparak yalnız bırakacaktı. Elimizde Teletoviç - Mariç ikilisi bile olsa ribaund alamayacakmışız gibi geliyor bana artık. Topu potaya bi şekilde fırlat, nasılsa arkadan Vesely, Maric smaçla tipler ya da ribaundu alıp boştaki adama topu verir.. Bütün maçın bu şekilde geçmesi ve çözüm bulunamayışının izlenmesi hakkaten tam bir karın ağrısı oldu benim için.
Nur Germen için söylenenler bence az bile. Bu kadar yalakalık ve bu kadar gerizekalıca yorumlar olmaz. Ben de eski bir Efes taraftarıyım ama takımımın bu şekilde mal bi şekilde desteklenmesini istemiyorum. Nachbar n defa elindeki topu kaçırıyor. Nur Germen efendi her defasında "Şansızlık Melihcim şansızlık" diyor.
Ne diyeyim, Partizan Malaga, Olympiakos, Efes combosunu yaptı. Helal olsun onlara.

Not: Bu maçtaki hakemlere de birsürü şey söylenebilir. Bizim lehimize verdikleri yanlış kararlar da oldu ama son iki dakikayı izlersek verdikleri kararların arkasında sonuna kadar art niyet arayabiliriz. Rakoçeviçe ribaund pozisyonunda çalınmayan net faul, Thornton a çalınan ilginç faul gibi...

dejavu dedi ki...

Ekol > Para..

Belirli bir sistem olmadan, ne hücumda ne savunmada temel doğruları yapmaktan uzak şekilde başarıların geleceğine inanmak..

Ha bir de kendini ispatlamaya çalışan yeni yetme coachlar gibi kenarda sinir harbi yaşayan/yaşatan Ergin Ataman ve guardlığı topu alıp çembere 15 saniye poposunu dönmek zanneden Ender Arslan olduğu sürece Efes top 16 falan bekler durur böyle. Girince de sevinçten delirirler..

En hafif tabirle, yazıktır şu harcanan paralara..

Adsız dedi ki...

@Salsa
Kecman'ın son saniye şutunda tamamen bir takım hatası var bence...son saniye pick and rool ve bomboş şut!kesinlikle show up yapılmalıydı ama ne yazıkki rakocevic'te kurtulmayı denemeyince bomboş şut attı kecman ve yazık oldu güzelim maça... sevgiler

CabaturiBere dedi ki...

Oğuz adlı arkadaş çok iyi söyledi efes ve fenrbahçe'de hangi takımla oynasın rakip mvp çıkarıyor :( Buda, savunmanın konsatrasyon ekikliğini gösteriyor. Her zamanki hücum ribaundu sorunu baş gösterdi. Unicaja, Olympiakos ve bu maçta olduğu gibi maç gitti.

Adsız dedi ki...

Dün akşam maçı yerinde izleyen biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söylebilirim. Dün izlediğim seyirciye Türkiye'de biraz karşıyaka seyircisi yaklaşabilir o kadar. Ama onlar da gelip yerinde görseydi daha gidecek çok yolumuzun olduğunu görürlerdi.

bonzo1963 dedi ki...

Birçok arkadaş çok değerli ve yararlandığım yorumlar bırakmışlar. Ama kimse basketbol dahil takım sporlarında takım içi unsurların arasında bulunması gereken ilk şeyin sevgi ve birliktelik hissi olduğundan ve bunlardan pek nasibini almamış bir Efes Pilsen'in ya da Fenerbahçe'nin bu durumlara düşmesini yazmamış..Örnek mi istiyorsunuz bakın Fenerbahçe Acıbadem bayan voleybol takımına: kaliteli pahalı bir kadro, yüksek bütçe, iyibir organizasyon(aynı efes ve fenerbahçe ülker gibi) ama ek olarak amatörce bir sevgi paylaşımı, beraberce başarma hissi ve takım sorumluluğu tavan yapmış durumda.Sonuç: Ezici başarı.. Efes Pilsen eski günlerini araştırmalı ve oralardan yararlanmalı.Bu birikim fazlası ile var çünkü..Yoksa başarı hayal..

Adsız dedi ki...

şu efesin kadrosu başındada aydan siyavuş la fenerde olsun hert maç partizan seyircisini geceriz

Adsız dedi ki...

FBÜ ile Efes'i karsilatirmanin anlami yok. Su anda memlekette "basketbol" oynayan bir tane takim var o da Efes. Son iki haftada Oly ve Malaga'yi dagitan, seyircileri ve kismen hakemleri de arkasina alan bir takima son iki saniyde bir sayilik bir fark ile yenilen takima yapilan acimasiz elestiriler yersiz ve haksiz buluyorum.
Tabi ki Ataman'in ve oyuncularin hatalari olmustur. Ama ne oyuncularin ne de hocanin kusursuz olmasini kimse bekleyemez. Onlarin da insan olduklarini unutmayalim. Bunun yani sira pota altimiz sadece Kaya ve Santiago'ya kalmisti. Kasun ve Ermal'den sakat olduklari icin verim alinamadi.
Bu yüzden Efesliler takimlarina destegi devam ettireceklerdi. Moraller bozuk olsa da. Atalarimiz ne demis: "Don’t count the chickens before they are hatched." :)
Ahmet Karadag

Oğuz Yılmaz dedi ki...

Ahmet bey sizin memleket niree:)
"don't count chickens before they are hatched" :))

granger17 dedi ki...

maksimum kapasitesi 70 olan bir takımdan 93 sayı yemek nbade bir toronto başarır avrupadada efes insan hiçmi savunma yapmaz ergin ataman tanjeviçten önce giderse hiç şaşırmam 7 tane yabancılı kadro türkiye ligi şampiyonluğu için kurulmadı galiba aslında şöyle bir anket bekleriz salsadan hangisi daha başarısız tanjeviçmi ergin atamanmı ?

Adsız dedi ki...

Daha önce sponsorluk anlaşmasının detaylarını anlatmamıza rağmen FBÜ yazanlar var. ne o Fenerbahçe Üniversitesi mi? bi de İTÜ vardır hani arı armalı...

Ufuk Çağdaş Erdem dedi ki...

Şu perdeleme ve Rakocevic olayına daha da açıklık getirelim...Basketbolun en temel ve en çözümsüz oyunudur perdeleme..Kimse Rakocevic'i perdelemeye takıldı diye suçlayamaz.Doğal olanı budur zaten.İş o pozisyonlarda uzun oyuncunun yapacağı tercih ve hissiyatına kalmıştır..Ha şu denebilir Rakocevic ile değil de Kerem ile savunmaya başlanabilirdi..Fakat Kerem de o perdelemeye takılacak ve yine Kaya'nın tercihi belirleyecekti muhtemelen maçın sonucunu...Unutulmaması gereken bir noktada kalan süredir bu pozisyonlarda..Her pas ve dribling geçen süre demek olduğundan en basit ve kısa yoldan sayıya gitmek ister rakip takım.Bunun en kolay yolu da perdelemeden çıkan oyuncunun eğer rakip uzun da üstüne çıkmadıysa bulacağı boş bir şuttur.Yani kaya Kecman'a el gösterip yakından alsaydı o pası içeriye saniyeler de azalırken o kadar kolay indiremeyeceğini düşünüyorum...

Adsız dedi ki...

@ufuk çağdaş

bir ara sana pickandroll savunmanın 15 yolunu göstereceğim...

Ufuk Çağdaş Erdem dedi ki...

sen önce ismini bi yaz..Ne olursun göstersene nasıl savunulurmuş hadi hadi:))))

Güçlü dedi ki...

Efes'imiz çok önemli bir maçı kaybetti. Kazansaydık "süper" olacaktı, kaybedince "süper kötü" oldu düz mantık gereği...
Diğer yandan bu sezon yapılan büyük yatırıma rağmen takım genel olarak tat vermiyor zaten. Ortak görüş sorunun savunmadan (savunmamadan) kaynaklandığı yönünde ki bence de doğrudur . Bana göre bu durumun 2 temel sebebi var;
1) Ayakları çabuk , Pick'n roll savunabilen , savunmayı ateşleyip, "net" ribaund alabilen bir "4" numaramızın olmaması. Efes'in Larry Richard, Conrad Mcrae,Mirsad Türkcan, Kerem Gönlüm'le günümüze gelen bu tip bir oyuncu ile oynama (başarılı olma) geleneği var. Kerem'in malum durumundan sonra, kadroya bu tip bir adam katmamak temelde yapılan bir hata oldu. Nachbar kağıt üzerinde "4" numara, bana kalırsa gerçekte 2.5'tan 3. Uzun rotasyonunda ribaundçu ve ayakları çabuk bir oyuncu maalesef yok. Sonuç , en açık biçimde Partizan maçında kendini ortaya koydu. Mariç'ten 34 (otuzdört) sayı yedik, 8'i Mariç'ten olmak üzere 20 hücum ribaundu verdik. Ürkütücü, korkunç, acı ama gerçek ve bu kadro ile Ergin Ataman'ın bu konuda yapabileceği çok fazla birşey yok.
2) Takım gerçekten istekli ve yıldırıcı bir savunma yapmıyor, yapamıyor. Oysa Efes ekolünün başladığı yer savunma'dır. Basketbolda herkes "büyük skorer" , "büyük şutör", "durdurulamaz delici" olamaz, bunlar yetenek işidir, ne kadar çalışırsanız çalışın sınırlarınızı aşamazsınız. Ama işin güzel tarafı herkes çok iyi savunmacı olabilir (süper demiyorum).Çok çalışmak, hırs ve istek göstermek, fedakar olmak gerekir ama sonunda olur...Takım olarak buna inanır ve sisteminizi bunun üzerine kurarsanız, çok iyi bir savunma takımı olabilirsiniz. İşte Ergin Ataman bence bunu yaptıramıyor. Kimse kadroda savunmacı oyuncular yok demesin, bu iş "istemek" le "hırs" la ilgili.Oyunculara bunu isteticek, bu hırsı sahaya yansıtacak kişi koçtur.

Sonuçta, 1. nokta takıma bir takviye gerektiriyor. 2. nokta ise radikal bir mentalite değişikliği gerektiriyor. 2'si birden bu sezon zor, o yüzden Euroleague'de başarı başka bahara (umaraım 2011 baharı olur!).
Ama bu sezon için, takım olarak canını dişine takıp savunma yapan gerçek Efes'i görmek bizi sonsuz mutlu eder.Gerisi için bekleriz, sabırlıyız...

Erol Kaya dedi ki...

"şöyle olursa böyle olursa, her maç partizan seyircisini geceriz" demişsiniz. Üzgünüm ama buna gülüyorum. 10 bin tane "BASKETBOLU BİLEN" seyircisi değil İstanbulda, bütün Türkiye'de yok. Askere gidin bi, orda göreceksiniz insanlar nelere ne kadar ilgili. Futbol ve Kurtlar Vadisi dışında Türk erkeğinin ilgisini çeken başka bi şey var mı yok mu daha net görebilirsiniz.