31 Ocak 2010 Pazar

Bugünün En Büyük Güzelliği: Polat Kaya

Halil Üner röportajını gerçekleştirmek için Ayhan Şahenk'te aldım soluğu. Röportajdan sonra maçı salonda izledim, Şakir abiden sosislimi de alarak. Kötü bir maç olacağını biliyordum, hatta Daçka'nın da kazanacağını biliyordum, ya da hissediyordum diyelim. Halil Üner'den Lorenzo Gordon'un sakatlığı nedeniyle hafta boyunca idmana çıkmadığını, Reha Öz'ün de hasta olduğu bilgisini alıp, bu iki ismin gerek olmadıkça kullanılmayacaklarını öğrenince maçın Daçka'yı gösterme yüzdesi biraz daha arttı benim için.

Daçka beni doğrulamak istercesine skorda öne fırlayarak girdi maça. Aliağa'ya ilk 5 buçuk dakikada basket izni vermediler (2 sayısı vardı Aliağa'nın ama o da Davidson'un kendi potasına tiplediği toptu). Vucinic'in gelmesiyle ciddi sorumluluklar yüklenen Polat Kaya ve Hakan Demirel'in yokluğunda takımın tek guardı olarak kalan Alper Özcan tamamlamıştı Daçka'nın 3 yabancılı beşini ama o çok güvenilen (benim de her daim çok beğendiğim) Polat ilk yarıda sadece 6 dakika sahada kalabildi. Faullerini 3'ledi çünkü bu kısa sürede. Halil Üner Gordon'un yokluğunda bir de Hosley erkenden 2 faul alınca boyalı alanda değişik düzenlemelere gitti. Önce İsmail Çevik ve Emre Bayav'ı denedi orada. Baktı olmuyor, Hosley ve Hazer'i yan yana oynattı. En sonunda ise 5 kısaya döndü. O anda Aliağa'nın beşini görmeliydiniz: Kaan - Ceyhun - McClinton - Reha - Hazer. Daçka boyalı alanda Mujezinovic ve Davidson ile iyiden iyiye hakimiyetini kurup, farkı da sürekli 5-6 sayı civarında tutmayı başarırken, Mujezinovic'in bir ribaund mücadelesinde sakatlanıp kenara gelmesiyle devreyi sadece 1 farkla önde bitirebildi. O sırada Aliağa Vukosavljevic hamlesini yaptı ve randıman almayı başardı. İlk yarıda ribaundlarda 28-17 Daçka üstünlüğü vardı. Bunların da 18'i Mujezinovic & Davidson'a aitti. Aliağa'nın devreye birkaç dakika kala maçta ilk kez öne geçtiğini de belirtmeden geçmeyelim ama devre skoru 30-29 Daçka lehineydi.

İlk yarının sonlarında randıman veren Vukosavljevic ikinci yarıya da oldukça hareketli başladı. Daçka pota altını paramparça ederek, ilk yarıda bu işin aynısını beceren Mujezinovic'e nazire yaptı sanki. Takımın tek guardı Alper Özcan faullerini 4'leyip koç Vucinic'i derin düşüncelere salsa da; 3'ü Polat Kaya, 1'i ise Quincy Douby imzalı 4 üçlük Daçka'ya farkı ilk kez çift haneli sayılara çıkartma lüksünü tanıdı. İlk yarıda sayı üretimini boyalı alan üzerinden yapan Daçka, 3. çeyrekte bulduğu sayıların çoğunu dışarıdan, hatta üç sayı çizgisinin gerisinden buldu. Ligde sadece tek galibiyeti olan, evinde daha galibiyetle tanışamamış olan Daçka'da 10 sayılık fark çok da önemli bir şey değildi, zira hemence erittirebiliyorlardı bu farkı rakiplerine. Yine öyle oldu. Son çeyrekte tıkandılar, Aliağa'ya yakalanmalarına ramak kalmıştı ki Quincy Douby çıktı sahneye. Alper Özcan'ın da 5 faulle kenarda oturduğu anlarda, takım arkadaşlarının çoğunun ne yapacak diye elne baktığı anlarda, o sorumluluğu aldı ve çok kritik sayılar bulup skordaki üstünlüğü devam ettirmelerini sağladı. Son dakika içinde Polat Kaya'nın Reha'ya hafif bir faul yaparak tiplediği top, farkı 5 sayıya çıkartırken, maçı da bitirdi. Tabii skor 63-59 iken Davidson'un kaptırdığı topta 3'e 1 gelekte olan Aliağa'ya sayı izni vermeyen o 1 kişiye, yani Can Özcan'a da tebriklerimizi iletmeden olmaz. Kırılma anlarından biriydi.

Daçka'da 3 yabancı çok iyiydiler. Müezzin aklıyla, Douby sayılarıyla, Davidson da ribaundlarıyla gereğinden fazla katkı verirlerken bana göre asıl aslan payı Polat Kaya'nındı. Vucinic'i ilk kez çıplak gözle izledim. Polat'a duyduğu güvene bayıldım. Polat Kaya ilk yarıda sadece 6 dakika sahada kalabilmişti ve 3 faul almanın yanı sıra 2 sayı - 3 de ribaund üretmişti. Ama maç sonundaki rakamları 15 sayı - 12 ribaund. İkinci yarıda aldığı 9 ribaundun 7'sinin hücum ribaundu olduğunu da üstüne basa basa söylemek isterim. Büyük bir katkı bu. Takım olarak zaten ribaundlarda 50-35'lik bir üstünlükleri var ama Polat'ınki ciddi bir detay. Saha içinde sürekli konuşarak, takım arkadaşlarını koordine etmesi de cabası. Böyle devam etsin. Kendi adıma günün en büyük güzelliğiydi onu böyle görmek. İyi ki şu maçı şurada seyretmişim dedirten en önemli şeydi. Kazanmaları gereken bir maçtı, üstte yaklaşmaya çalıştıkları 3 takım da kaybetmişti, iyi bir motivasyon olmuştu maç öncesinde bu da onlar için. Sevindim vallahi, lig kopmasın istiyorum ben biliyorsunuz. Daçka alsın biraz galibiyet, salmasınlar.

Aliağa tarafında bir karmaşa hakimdi bugün. Deplasmanda sadece Kepez galibiyeti çıkartabilen İzmir temsilcisi, sene sonuna kadar dış sahada pek randıman verecek gibi durmuyor. Bugün Halil Üner de o bildiğimiz alıştığımız Halil Ünr gibi değildi. Dün o da hastaydı, zaten o yüzden bugüne bıraktık buluşmayı. Yalnız herşeye tamam da, ben şunu anlamadım. İlk yarıda 7 sayı farkla yendikleri Daçka'ya bugün 7+ yenilmemek için son anlarda taktik faul falan yaptılar, şaşırdım. Yahu sen 7 galibiyettesin, Daçka ligin dibinde. Daçka'nın seni tehdit edeceğine inanıyorsan ve kalkıp Daçka ile ikili averaj hesabı yapıyorsan diyecek bir sözüm yoktur benim. Maç da 9 sayı farkla (71-62) bitti, ikili averajda Daçka üstte. :)

Henüz Yorum Yapılmamış