21 Ocak 2010 Perşembe

Çarşamba Maçlarına Kuş Bakışı

Kepez Belediyesi: 65 - Banvit: 83 (13-28)(19-20)(10-16)(23-19)
İtiraf ediyorum, Kepez'in Erdemir deplasmanından çıkardığı galibiyet, Banvit'in 14'te 10 yaparak üçüncülük koltuğuna oturmuş olması ve deplasmanlarda 7 maçta 3 galibiyet çıkartmış olması bu maç için kendi kafamda Kepez'i bir adım öne çıkartmıştı. Kazanabileceklerini düşünüyordum ama ligin formda takımı Banvit galibiyet halkalarına bir yenisini daha ekledi. Hele maça bir girişleri vardı ki sormayın. İlk 10 dakikada 6/7 ile üçlük atıp daha ilk periyot sonunda 13-28 ile sürklase ettiler rakiplerini. Kazanması gereken tüm maçları kazanarak yola devam ediyor Banvit. Böylesi bir organizasyonun hak ettiği yer de buydu zaten. Emeği geçenlere tebrikler bir daha. Haftasonu Erdemir deplasmanına gidip, sonra Bandırma'da sırasıyla Efes ve F.Bahçe Ülker'i ağırlayacaklar. Hani şu ana kadar hiç maç kaybetmedikleri Bandırma'da. Kepez'in iki haftalık fikstüründe ise F.Bahçe Ülker ve G.Saray Cafe Crown maçları yazılı. Onlar için oldukça zor iki ayrı maç.

Aliağa Petkim: 78 - Pınar Karşıyaka: 72 (22-26)(22-12)(15-18)(19-16)
Maçtan önce Halil Üner ile konuştuk, 'Kazanacağız' dedi. Gerçi her maçtan önce aynı şeyi söyleyebiliyor hoca ama bu sefer beni de inandırdı ses tonuyla. Kazandılar, yanılmadı Halil hoca. Aliağa'da en büyük sıkıntı benchin durumu. Kenardan gelip takım yorulduğunda takıma el verecek bir adam bulamıyorlar. Yerliden yana da sıkıntılılar. Reha ve Ceyhun dışında takımı sürükleyecek yerli yok. Ama çıkıp bazen maç kazandırabiliyor bu adamlar da işte. Ceyhun 21 sayı ile günün en iyisi. Bu yıl üzerine koyarak geliyor Ceyhun. Sezon öncesi Bursa'daki Cevat Soydaş'ta yakmıştı ilk ışıkları, nazar değmesin diyelim. Triple-double kapısını zorlayan Hosley'e de selam olsun. 17 sayı - 9 ribaund - 8 asist oldukça doyurucu bir istatistik. Bu yıl savunmaya da katkı yapıyor Hosley, bilmem farkında mısınız? Karşıyaka'da Holston'un yokluğunda sıkıntı yaşandı epey bir. Serkan Menteşe ve Ryan Toolson ikilisinin toplam 13 top kaybı var. Oyun kurucusuzluk zor zanaat. Yetmezmiş gibi bir de 7 sayıda kalıyor Toolson. Aliağa 4 hafta sonra galibiyetle tanışıp hafta sonunda yine iç sahada oynayacakları Tofaş maçı öncesi moral depolarken, Pınar Karşıyaka son 6 haftadır olduğu gibi içeride kazanıp dışarıda kaybetme geleneğini sürdürdü. Toplamda 2/8 oldu deplasman karneleri. Maçtan sonra da olaylar çıkmış, KSK taraftarları koltukları söküp sahaya falan atmışlar. Hoş değil.

Efes Pilsen: 98 - Erdemir: 83 (24-20)(22-18)(37-27)(15-18)
Maçı izlemedim ancak potaya atılan top sayısının (ikilik ve üçlük) iki takım için toplam 134 olması hücumların kaçar saniyede sonlandığı konusunda ciddi ciddi düşündürttü beni. Hele ki bir de Ayhan Şahenk'te oynandı bu maç. Üçüncü çeyrek skorunu gören bir adamın bu maçın Ayhan Şahenk'te oynandığını düşünmesi imkansız. :) Efes 12/19 ile üçlük atmış. Herhalde bu salondaki en iyi yüzdeleri bu. Efes'te Nachbar tribünde, Rakocevic 20 sayı ile en önde, Shumpert ise 19 sayı - 9 ribaund - 6 asist - 3 top çalma ile gönülleri fetihte. Erdemir'de 83 sayının 60'ı yabancılardan gelmiş. Erkan katkısız kalmış bu maçta. Kaya Peker'in aldığı darbe nedeniyle sadece 2 dakika sahada kalması ise Ermal'e yaramış. 30 dakikaya yakın sahada kalıp 8 sayı - 9 ribaund yapmış tecrübeli oyuncu.

Bornova Belediyesi: 86 - G.Saray Cafe Crown: 79 (18-19)(18-18)(26-21)(24-21)
Son 8 lig maçının 7'sini kazanan G.Saray Cafe Crown'un ligde yarattığı fırtınayı dindirmek Bornova'ya nasip oldu. Koçla röportaj yapıp nazar mı değdirdik yoksa takıma? Bornova'da Cüneyt Erden nihayet direksiyona oturabildi. 33 dakika sahada kaldı, şut performansı kötüydü ve sadece 3 sayıda kaldı belki ama yaptığı 8 asist Bornova'nın ihtiyacı olan bir saha içi katkı açıkçası. Zaten takım toplam asistinin de (20) neredeyse yarısına denk düşüyor bu rakam. Skor yine bildik isimlerin omuzlarında ama onlara bu kez Serdar Yavuz ve yeni transfer Tomas Nagys de eklendi. Özellikle Serdar'ın sayıları maçın gidişatına da direkt etki etmesi nedeniyle çok önemliydi. Nagys'in ilk maçında 12 dakika sahada kalıp, 13 sayı - 2 ribaund - 2 asist - 2 top çalma katkısı vermesi ve sonra da 5 faulle kenara gelmesi ise oldukça hareketli bir giriş olarak adlandırılabilir. Bornova'nın ligdeki en iyi iç saha takımlarından biri olduğunu belirterek bitirelim bari postumuzu. Gözden kaçmış olabilir ama Halkapınar'da oynadıkları 8 maçta sadece 2 yenilgileri var. Biri Efes'e, diğeri de Banvit'e.

Mersin BŞB: 73 - Antalya BŞB: 76 (21-18)(16-22)(15-14)(21-22)
Mersin bu yıl kelimeleri kifayetsiz bırakıyor. Diğer yandan onları tarif etmek için kelime bulmaya çalışmak da iyice içinden çıkılmaz bir statüye sürüklüyor olayı. 40 dakika boyunca sadece 11 isabetli ikilik bulabilen, bu zamana kadar deplasmanlarda sadece 1 kez galip gelebilen bir Antalya BŞB'ye kaybetmiş olmalarını inanıyorum ki 'Üçlüklerde ballıydılar' gibi bir savunma ile taçlandıracaklardır ama emin olsunlar ki sorun onlarda. Evet Antalya dün 15/24 ile üçlük atarak, maç içi dengelerin içine etti ama Mersin'in oyun kurma özürlü oyun kurucusu Dominic James'in ve kurtarıcı Vincent Grier'in kendini kurtarmaya mecali olmayan oyununu şöyle iyice bir düşünmeliler gibime geliyor. Dominic'i gönderip, denedikleri Amerikalıyı koyarlar takıma bu hafta da kesin. Şu yerli kadrosuyla şu halde olabilmek, her babayiğidin harcı değildir ama Mersin bunu başarıyor. Mersin'e odaklanıp Antalya BŞB'nin de hakkını yemeyelim. Bu yıl sıfırdan kurdukları tamamı yeni oyuncularla bezeli kadroları ligin ilk yarısını 7 galibiyetle kapadı ki hiç de fena sayılmaz. Uzun süredir sakat olan ve forma giyemeyen Önder Külçebaş'ın bu takım için önemi dünkü katkısıyla bir kez daha anlaşılmıştır herhalde.

Türk Telekom: 80 - Darüşşafaka CT: 71 (29-11)(17-17)(22-16)(12-27)
İşini maç sonuna bırakmadan bitiren bir diğer takım da Telekom'du. Ligin son sırasındaki Daçka'ya ilk 10 dakika sonunda 18, ilk 30 dakika sonunda ise 24 sayı fark yaptılar. Hüseyin Beşok'un olmadığı bir maçta 10 farklı oyuncusuna şans vererek tamamladı maçı Merih Çakıroğlu. Geldiğinden beri ligde mağlubiyetleri yok. Ayağı uğurlu geldi yılların yardımcı koçunun. Daçka için zaten hedef maç değildi ama 15 maçta tek galibiyet alabilmiş bir takım için hangi hedef maçtan söz ediyoruz o da ayrı. :) Her maça saldırmak zorundalar.

Oyak Renault: 66 - F.Bahçe Ülker: 92 (19-17)(17-27)(12-25)(18-23)
F.Bahçe Ülker'in son Ukic hamlesi ve Mirsad'ın iyileşmesi ile sakat oyuncularına rağmen sahip olduğu deli rotasyon TBL'ye büyük geliyor. Üstüne bir de bu yılki Renault'nun büyük maçlarda sürpriz yapma ihtimalinin zayıflığını ekleyince bu skora çok da şaşırmıyor insan. Renault'nun bu yıl yapacağı tek şey hedef maçları minimum kayıpla atlatmaya çalışmak olmalı. Ligin alt tarafında olur da Mersin ve Kepez hareketlenirse onlar için sıkıntılı günler başlayabilir. F.Bahçe Ülker dün çok rahattı, rahat oluşları basketbollarına da yansıdı. Toplamda 28 asiste ulaşarak güzel organizasyonlar seyrettirdiler izleyenlere. Oyun kurucu pozisyonunda Greer & Ukic ikilisi ayrı ayrı katkılar sağladılar. Ukic işin organizasyon kısmında, Greer ise işin skor tarafında vardı. Greer'in yüzdeli oyunu, Ukic'in de özellikle o jeneriklik pası alkışı fazlasıyla hak etti. Son 11 maçta 9. mağlubiyeti oldu Renault'nun. F.Bahçe Ülker ise galibiyet serisini 9 maça çıkardı, ikincilikteki yerini korudu.

1 Yorum Var:

Sarıkaya dedi ki...

Yahu bırakın şu Ayhan Şahenk'in çemberleri şehir efsanesini.. Daha mı yüksek, yoksa daha mı dar? Yoksa, deliksiz sokan için bi' farkı mı var?