16 Ocak 2010 Cumartesi

G.Saray Cafe Crown: 87 - Aliağa: 69 (8. Maçta 7. Galibiyet)

Ligde oynadığı son yedi maçın altısını kazanmasının ardından gelen tahkim kararıyla içinde bulunduğu girdaptan kurtulmayı başaran ve hafta içinde de Eurocup’ta üst tur biletini cebine koyarak yola devam eden Galatasaray Cafe Crown’un Darius Washington – Evren Büker – Simas Jasaitis – Rancik – Fatih Solak beşine karşılık Halil Üner’in başlangıç beşi Mcclinton – Reha Öz – Ceyhun Altay – Qinton Hosley ve Vladan Vukosavljevic şeklinde oldu. İki takımın da savunmayı gözleriyle yapmayı tercih etmesi sebebiyle idman temposunda başlayan karşılaşmanın ilk dakikalarında fazlasıyla kaçan boş şutlar gördük. Darius Washington’ın spesiyallerinden birini sergilediği pozisyonda top çalarak hızlı hücumu bitirdiği 7. dakikada skor 16-8 ev sahibi takımın lehine idi. Maçın Aliağa'nın sevdiği yüksek tempoda başlamasına karşın isabetsiz atışlar neticesinde mola almak zorunda kalan Halil Üner Mcclinton, Hosley ve Ceyhun üçlüsünü oturtarak başladı molanın ardından. Ve mola dönüşünde Berkay’ın takımı daha düzenli hücum ettirmesi ile bulunan Lorenzo Gordon – Vladan imzalı boyalı bölge sayıları ile 9-0’lık bir seri yakalayarak periyot arasına 17-16 önde girdi Aliağa.

İlk çeyrekteki yüksek temponun aynı hızla devam ettiği ikinci çeyrekte şutların girmeye başlaması ile oyun daha da ritm kazandı. Bu çeyrekte G.Saray Cafe Crown tarafından üretilen 9 basketin sekiz asist üzerinden elde edilmiş olması onlar adına son dönemde alışık olduğumuz bir tablo olmasına karşın Aliağa’nın 10 basketinin altı asist ile üretilmiş olması ise pek de görmeye alışık olduğumuz bir durum değildi. Mcclinton ve Hosley’in 2/12 isabet ile yalnızca altı sayı üretebildiği bu yarıyı 42-40 önde kapatmalarını sağlayan ise Berkay Sahillioğlu’nun ilk çeyreğin ortasında oyuna girip devreye kadar hiç çıkmadan 6 sayı 4 asistlik bir katkı sağlamasıydı. Bu noktada Halil Üner’in maç önü konuşmasında vurgu yaptığı takım kimyasını oturtma çalışmalarının da şu an için iyi yolda olduğunu gördük diyebiliriz, özellikle Berkay’ın Lorenzo Gordon ile ikili oyunları dikkat çekiciydi bu periyotta.

Hücumunun en önemli sac ayaklarından Mcclinton ve Hosley ikilisinin katkı vermediği bir devrede içeriye iki sayı önde girmeyi başaran Aliağa takımının soyunma odasında neler konuşuldu bilemiyoruz tabii ama G.Saray Cafe Crown soyunma odasında nelerin planlandığını gördük devrenin henüz ilk iki dakikasında. Washington önderliğinde daha da efektif bir hale gelen hızlı hücum silahını ikinci yarının hemen başında kullanan Cem Akdağ bunun karşılığını 10-2'lik bir seri ile aldı devrenin başında. Bu sekansda Washington’ın 5 sayı 1 asistlik oyununa ayak uyduran isim ise son haftaların formda ismi Jasaitis oldu. İlk yirmi dakikada 40 sayı bulan ev sahibi takım üçüncü çeyreğin ilk beş dakikasında tam 21 sayı buldu. Savunmada da Fatih Solak’ın boyalı bölgede başını çektiği savunma direnciyle yalnızca iki sayıya izin vermeleri neticesinde 61-44’ü gördük skorboardda. O ana kadar maç içerisinde oluşan en yüksek farktı bu. Bu dakikadan itibaren G.Saray Cafe Crown kaçtı, Aliağa ise kovalamadı sadece kovalamaya uğraştı. Fakat buna da üçüncü çeyrekte tam 17 sayıya imza atan Jasaitis – Washington ikilisi pek izin vermedi.

Galatasaray Cafe Crown adına oldukça rahat bir tempoda geçen son çeyrekte ise farkın tek hanelere inmesine izin vermeyen ev sahibi takım, 83-56 ile maç içerisindeki en yüksek farkı gördüğü bu periyodu 87-69 önde kapatarak son sekiz maçındaki yedinci galibiyetini almış oldu. İlk yarıda 42 sayı üreten konuk takımın üçüncü çeyreğin sonlarına doğru kopmaya başlayan ikinci yirmi dakikada yalnızca 27 sayı üretebilmesi maçın da sonucunu belirledi dersek, yanlış olmaz herhalde. İlk yarıda özellikle savunma sahasındaki hızlı değişikliklerle G.Saray Cafe Crown’un hücum ritmini bir hayli bozmalarına karşın üçüncü çeyrekte tam 25 sayı yemeleri de Cem Akdağ’ın öğrencilerinin bu savunmayı devre arasında çözümlediklerinin bir göstergesiydi. İlk yarıda bana göre Aliağa’nın en iyi ismi olan ve maçın içerisinde kalmasında da en önemli pay sahibi olan Berkay’ın ikinci yarıda benchde unutuluşu da gözlerden kaçmadı.

Hosley – Mcclinton ikilisinin 5-27 ile yalnızca 13 sayı üretip 3 top kaybı ile oynamaları bu sonucun ana sebeplerinden biri olsa da ev sahibi takımda 24 sayı 8 ribaund 6 asist ile maça damgasını vuran Simas Jasaitis ve 17 sayı 12 ribaund 8 asist ile triple double’ın köşesinden dönen Evren Büker’in skor katkılarının yanı sıra bu takım odaklı oyunlarına şapka çıkartmak lazım, muazzam oynadılar bugün. Cem Akdağ’ın göreve gelişiyle Evren Büker’in performansındaki bu yükseliş de gözlerden kaçmamalı, ilk başlardaki o çekingenliğini üzerinden atmış durumda. 2010 kadrosuna selam çakıyor Evren bu yükselen performansıyla, tabii görmek isteyen birileri de lazım kadroya girebilmesi için.

Galatasaray Cafe Crown (87): Darius Washington 11 (4 ribaund- 6 asist), Caner Topaloğlu (2 ribaund), Murat Kaya 6 (2 ribaund- 4 asist), Mike Wilkinson 6 (2 ribaund), Radoslav Rancik 12 (8 ribaund), Evren Büker 17 (12 ribaund- 8 asist), Fikret Can Akın 3, Simas Jasaitis 24 (8 ribaund- 6 asist), Fatih Solak 8 (8 ribaund- 3 asist)

Aliağa Petkim (69): Paul Mc Clinton 5 (3 ribaund- 3 asist), Reha Öz 13 (3 ribaund- 1 asist), Quinton Hosley 8 (7 ribaund- 3 asist), Vladan Vukosavljevic 11 (10 ribaund- 3 asist), Ceyhun Altay 10 (5 ribaund- 1 asist), Kaan Üner 1 (2 ribaund- 1 asist), Lorenzo Gordon 12 (8 ribaund), Berkay Sahillioğlu 6 (1 ribaund- 4 asist), Mustafa İlkay Okay 3 (1 ribaund- 1 asist)

4 Yorum Yapılmış:

tarski dedi ki...

Ara sira guzel hareketlerin oldugu genel olarak ise kalitesi oldukca dusuk bir macti.

Cesitli zamanlarda 1 numarada oynayan Washington, Evren, Can, Mcclinton, Berkay ve Kaan'dan sadece Berkay gercek bir oyun kurucu gibi oynadi. Evren'e de haksizlik etmeyelim, normal posizyonunu olmamasina ragmen iyi idare etti. Ama genel olarak takimlar oyun kurucusuz oynadi diyebiliriz. Bu da abuk sabuk bir sokak basketbolunu getirdi macin cogunda.

Can, sakatlik bir yana, sene basindan beri yeterli katkiyi veremiyor. Takimi icin ne kadar onemli oldugunu bilecek kadar sorumluluk sahibi ve zeki bir oyuncu halbuki. Bir sekilde kendini bu durumdan cikarmak zorunda; hem kendinin, hem takiminin hedefleri icin.

onur dedi ki...

Jasaitis maçın horoz dövüşüne döndüğü anlardaki sakinliği; sayı, ribaund ve asist gibi farklı disiplinlerdeki katkısı ile bir "sistem basketbolcusu" nun nasıl oynaması gerektiğini gösterdi bizlere bir kez daha...kanımca ligimize fazla bir yıldız kendisi; umarım seneye kalır da üç numara fakiri Türk basketboluna en azından bir mentalite dersi verir. Tabii alan olursa?

koray dedi ki...

Alan olmasın tabi bizde kalsın :)

Bu arada Cem Akdağ ile söyleşi yapıldı mı yapıldı ise ne zaman yayınlanır ?

saLsa dedi ki...

@ koray

Evet bitti röportaj. Yarın yayınlayacağım.

saLsa