6 Ocak 2010 Çarşamba

M. Siena: 101 - F.Bahçe Ülker: 58 (Maç Yazısı)

Montepaschi Siena’nın klasik beşi olan McIntrye - Hawkins - Sato - Stonerook – Eze beşine karşılık Tanjevic’in tercihi Serhat Çetin – Tarence Kinsey – Ömer Onan – Rasim Başak - Oğuz Savaş şeklinde oldu. Siena’nın İtalya’da oynadığı maçlarda görmeye hiç de alışık olmadığımız bir görüntüde başladı maç aslında. İki takım da oldukça rahat oynarak ve bir o kadar maçtan kopuk şekilde başladılar. İtalyan taraftarların maça o her zamanki ilgilerinin altında bir ilgi göstermiş oluşu ve salonun o bildiğimiz doluluk düzeyinde olmaması da bunun sebeplerinden biri olabilir diye düşünüyorum.Maça Oğuz Savaş’ın pota altından bulduğu basket ile başlayan Fenerbahçe Ülker takımı maçın henüz onuncu saniyesinde bu maçın kilidi gösterdi aslında bizlere. Siena önemli dişlilerden meydana gelen bir sistem takımı ve bu sistemde uzunlar da dahil olmak üzere herkes olabildiğince hareketli. Bu nedenle pota altını size olarak kaplayan, her iki pota altını da domine edebilecek bir uzuna sahip değiller. Fenerbahçe Ülker cephesinde ise gerek Oğuz Savaş gerekse Semih Erden, olsaydı eğer bugün Ömer Aşık, bunu rahatlıkla yapabilecek düzeyde isimler Siena’ya karşı. Maçın hemen başında Fenerbahçe Ülker'in topu boyalı bölgeye indirerek oynamak isteyişi beni umutlandırsa da devamı gelmedi ne yazık ki. Abdi İpekçi’deki Siena karşılaşmasında tüm ilk çeyrek boyunca görmüştük bunu. Fakat bu kez daha da kısa sürdü bu durum.

İstanbul'daki Siena karşılaşmasından hiç ders çıkarılmadığını ise ilerleyen dakikalarda fazlasıyla gördük zaten. O maçta Siena kısalarına fazlasıyla dış atış şansı veren, Ress gibi üç sayı çizgisinin gerisinden bu oyunu oynayan bir isme dahi bomboş şut imkanlarının verildiği bir Fenerbahçe Ülker savunması görmüştük. Bugün maçın başlamasıyla birlikte aradan geçen yaklaşık iki aya karşın değişen hiçbir şeyin de olmadığını gördük, çok rahat dış şut buldu tüm Siena'lı oyuncular.

Karşılıklı basketlerle geçilen bu çeyreğin skoru 19-14 ev sahibi takım lehine oluşurken üretilen 14 Fenerbahçe Ülker sayısının sekizinin Oğuz – Semih ikilisinden gelmiş oluşu dikkat çekilmesi gereken bir noktaydı. Maç sonunda bunun bir önemi olmayacak olsa da, o an itibariyle önemliydi en azından. Bunun yanı sıra Oğuz Savaş’ın ve bir dakika sahada kalarak iki faul alan Gricek'in kenara gelişleri de maçın gidişatı adına pek olumlu bir gelişme değildi Fenerbahçe Ülker adına. İlk on dakikanın ve maçın en güzel hareketi ise şüphesiz Emir Preldizc’in pota altında bir feykle Lavrinovic’i saha dışına yollayışı idi. Gerçekten muazzamdı, akıl dolu bir hareketti. Haftanın hareketlerinde kesinlikle yer alacaktır Emir’in bu hareketi.

İkinci çeyreğin başlaması ile o bildiğimiz Siena savunması işlemeye başladı. Bu on dakikayı hangi kelimelerle ifade edebileceğimi, nasıl tanımlamam gerektiğini bilemiyorum açıkçası. Çok uzun zamandır böylesine mahkum oynayan, ne yaptığının farkında olmayan bir takım izlememiştim. İlk çeyreğin dokuzuncu dakikasında oluşan 15-14’lük skorun ardından geri kalan 11 dakikanın skoru 35-11 Siena lehine. İkinci çeyrekte Lavrinovic önderliğinde hareketlenen Siena'nın 4/6 ikilik, 6/8 üçlük isabetleri ve Fenerbahçe Ülker’in toplam 9 top kaybı bu 35-11’lk skoru açıklamaya yeter mi bilmiyorum ama bundan daha da can sıkıcı olanı Fenerbahçe Ülker’li oyuncuların maçın kopmaya başladığı andan itibaren hiçbir direniş belirtisi gösterememiş oluşları. Karşınızda da yıldızlardan ziyade takım oyunu oynayan ve bunu hatasıza yakın oynamayı beceren bir takım olunca devre sonunda oluşan 50-25’lik skora 'normal' demekten başka birşey gelmiyor elden.

Fenerbahçe Ülker’in Eurolig’de kendi ayarındaki takımları rahat yenip, bir seviye üstte yer alan takımlara karşı içerde dışarıda galibiyet alamamasını uzun zamandır konuşuyoruz. Fakat bunun bu düzeyde olmasını da kimse beklemiyordu sanırım. 25 sayı önde olmasına rağmen ikinci yarıya önde presle başlayan Siena’nın üçüncü çeyreğin ortasında 69-30’u da görmesinin ardından yazılacak fazla bir şey yok bu maça dair. Pianigiani'nin kurduğu muazzam sistemin hakkını vermekten başka. Nedim Karakaş’ın haftasonu oynanan Aliağa maçından sonra yaptığı ‘’Kazanmaya gidiyoruz..’’ açıklamasını duyduğumda gülümsemiştim, keşke diye de geçirerek içimden. Fakat buna rağmen böyle bir sonucu da beklemiyordum kesinlikle. Şu anda 84-41 ile ikiye katlamış durumda ev sahibi takım. Ve bitime sekiz dakika kalan bu karşılaşmada Siena’nın da durmaya pek niyeti yok gibi.

40 dakika sonunda oluşan 101-58'lik skorun can sıkıcılığından da öte oyuncuların maçın kopmaya başladığı ikinci çeyreğin başından itibaren parkede sergiledikleri davranışlar konuşulmalıdır bence bu maçın ardından. Ve tabii ki bu davranışların nedenini kenardan aramaya başlayarak, bir iç sorgulanma yaşanmalıdır Fenerbahçe Ülker cephesinde. En azından bu oyun ve skorun karşılığında olması gereken budur. Peki olur mu bu derseniz, benim hiç umudum yok bu konuda.

24 Yorum Yapılmış:

yunus dedi ki...

http://www.in-the-game.org/?page_id=796

Cakivu dedi ki...

Zahmet etmişsiniz maç yazısı için. Skoru büyük puntolarla yazsanızda yeterdi. Yazık bu kadar paralar harcanıyor çıkan sonuca bak. O zaman genç takım takviyeli ve gelecek vadeden yabancılarla oynayalım, sonuç daha farklı olmaz. Sistemlere sağlam bir format atmak gerekiyor.

Atakan dedi ki...

fiyasko demekten başka bişey diyemiyorum.

selcuk dedi ki...

Boyle giderse kontrati bittigi an atarlar bizi euroleague'den.
Ic sahada bos tribunlere oynayan dis saha maclarinda boyle rezil skorlara imza atip antreman yaptiran bir takimin bu seviyede bir ligde kalmasini istemezler hakli olarak. Tüm bu olaylara seyirci kalan aziz yildirim yonetimi gercek sorumludur aslinda. Ne yazik ki hicbirseyin degisecegine dair umut da yoktur.

feetdeep dedi ki...

ukic alındı ya tüm sorunlar halının altına süpürüldü gitti.herşeyi geçtim bu rasim bir euroleague takımında nasıl oynar açıklayabilecek biri varsa berigelsin.

KlavyeSporu dedi ki...

Yine aynı yorumu yapayım, ne sabır varmış FB yönetiminde. Barcelona maçı gibi bu maç da liselerarası basketbol turnuvası maç skoruyla bitti. Ne denilebilir ki. Fenerbahçe gibi bir kulup, üstelik de hedef gösterdiği 2010'da 40-50 sayı fark yiyorsa o takımın sorumluları ve oyuncuları utanç duymalı. Tabii ilk olarak Tanjevic ama eminim o yine bir sonraki maçta saçlarını hoplatarak birilerine bağırmaya devam edecek.

KskHyTr dedi ki...

Utanç verici bir skor tamam siena çok formda ve istikrarlı bir takım ama bu kadarmı fark var arada...
Birde ilgimi çeken bir şey var fark 45 olmuş sienada en ufak bir gevşeme maçı boşlama havası olmadı bu nasıl bir istek ve hırstır... Acaba siena koçunun geçmişte türk takımlarıyla ilgili bir kuyruk acısı bir alıp veremediğimi var?

dejavu dedi ki...

@ KskHyTr;

Ligin ilk haftasında Cibona deplasmanında 67-32 önde girdikleri son çeyrekte sadece 8 sayı yediler, maçı 85-40 kazandılar. Pianigaini'nin Siena'da kurduğu sistem bu, rakip ayırtetmeden herkese karşı oynuyorlar bunu.

BaHa dedi ki...

Solomona verilen tazminat tanjeviçe verilseydi bu durumlara düşülmezdi. Kankası ukiçide aldı artık sırtı yere gelmez.
Nedir bu takımın bütçesi?
10M ? 20M ? dolar...
Efendim neymiş zalgiris yarın yenerse top 16 daymış kesin değilse zalgirisi yenersek top 16 !
Yuh yani şu takım top 16 ya kalsa ne olur kalmasa ne olur?
Ligimiz maalesef tanjeviçize oldu...

KskHyTr dedi ki...

Haklısın dejavu Fenerbahçeye karşı bir durum değil sanırım italya ligindede böyle büyük farklı maçları var... Ama yine sporun içinde bu tarz durumlar gerçekten çok antipatik geliyor bana özellikle futbol ve basketbolda(8-0lık liverpool-bjk maçında benitezin 8.golden sonra hala oyuncularına ayağa kalkarak saldırın diye telkinlerde bulunması en yakın örneklerden biri)... Artık çaresizlikten gardını indirmiş bir boksöre acımazca vurmaya devam etmekten farksız bir durum... Spor hırsı değil bence bu başka birşey ego tatmini gibi...

Bülent Kıyışkan dedi ki...

Yahu boşverin Fener'i, Partizan'ı seyrettiniz mi? Nasıl bir maçtı o öyle. Nasıl bir bütünleşmedir. Bu takım kendi sahasında tam bir canavar. Bizimkiler baksınlar da biraz ders alsınlar...

Cakivu dedi ki...

Evet Partizan. Gerçekten harika bir bütünlük. Takımın yıldızı olan Mariç 3 çeyrek oynamamasına rağmen harika bir performans sergiledi takımları. Seyirci harika. Aradaki averaj durumundan dolayı olsada son saniyesine kadar harika bir oyun. 90 doğumlu oyuncuların varlığıyla kendini belli eden bir sistem. Kısa vadeyi orta ve uzun vadeyle yoğurmak buna denir. Her sene en iyi oyuncularını kaybeden bir takımdan bahsediyoruz.

Atakan dedi ki...

Partizan bana göre avrupanın en iyi basketbol takımı.

Yiğit Gökçehan Koçoğlu dedi ki...

Partizan ayrı bir şey zaten yaaa..

Anıl Abi yazıya gerek yoktu be abi, sonucu yazsan yeterdi ;)

kerim can dedi ki...

Bu kadar aciz duruma nasıl düşüleceğini dün akşam gördük. O kadar par aharcayıp bu durumlara düşülüyorsa ya paralar yanlış şekilde harcanıyor ya da bu iş para harcamayla olmuyor.

Bülent Kıyışkan dedi ki...

Para harcamayla da oluyor: Bkz: Barcelona - Guardiola.

Para harcamayla da olmuyor: Bkz: Real Madrid - Galacticos-2

Gurcay dedi ki...

Sene sonunda Tanjevic gider; FBÜ de milli takım da Bogdan Coach'dan kurtulur ama en önemli konuyu Selçuk yazmış: Böyle giderse Fenerbahçe Ülker'in EL hakkını elinden alırlar. İşin kötüsü ULEB FBÜ'nün yerine Türkiye'ye başka takım için kontenjan da vermez. FBÜ'nün seneye takımı ve taraftarıyla çok sağlam girmesi gerekecek.

hasanerdem dedi ki...

Maliano ile ASVEL - Siena maçından önce msn'de konuşmuştuk, kendisi bana "skorbord'da tecavüz nasıl olur bu akşam görecek herkes, duman eder Siena ASVEL'i" demişti. O maç beklendiği kadar farklı bitmemişti.

İcraatı bu maçta gerçekleştirmiş Siena. Hayırlı olsun...

Sakın gitme Tanjevic, aynen devam Aziz Başkan...

serpil dedi ki...

istikrar abidesi bir takım olduk!!! biraz güçlü takımlardan 40 sayı yemek her takıma nasip olmaz!!! bu hallerimizle ne işimiz var bizim bu arenada?

tuncer beyribey dedi ki...

Balık baştan kokar misali, bu günlere gelineceği bırakın sene başından gerçen senenişn final serisinden beri belliydi. Bugün ne olursa olsun, FB, EP ile %95 final oynayacak ligde. Ama bu, herhalde, FBli arkadaşları tatmin edecek bir durum değildir. Hatta, bence artık lig şampiyonluğu bile tatmin etmemeliydi, ki bu sene yaşananlar (Avrupa için söylüyorum bunu) bunu yeterli kılacak cinsten. Aziz Yıldırım'ın 3 sene önce 2010'u hedef göstererek final-four oynama hedefi, dün ile okyanusa gömülmüştür. Zaten artık final-four'dan bahseden yok. Bir takım yenilebilir, hatta fark yiyebilir (Real Madrid de ligde Barça'dan fark yedi.), ama daha 2. çeyrekte maçı bırakamaz. Bırakıyorsa eğer, artık bazı şeyler bitmiş demektir. Ne olabilir bu bazı şeyler: takımdaşlık bitmiş olabilir, koça inanç bitmiş olabilir, şu ya da bu olabilir. O zaman yapılması gereken bu yaraya müdahele etmek. Ama işte sorun burda başlıyor. Türk basketboluna bu kadar zarar veren (belki de tarihte en fazla) bir şahıs hala Türkiye'nin en büyük iki takımından birinin ve milli takımın başında durabiliyorsa, burada ciddi bir sıkıntı var. Maçı izliyorsunuz, oyuncular koçla bağlarını koparmış, arada sevgi kelimesi (biraz abartılı olacak ama) nefrete dönüşmüş. Ve hala bir başarı beklentisi var mı acaba? Fenerbahçe arkadaşlara söyleyeyim şunu: (inşallah yanıltır takım) fb'nin son durağı top 16'dır. Ukiç transferi sadece sorunları halının altına süpürür. Will Solomon gibi (ki benim ligde en sevdiğim ve ayn zamanda en beğendiğim oyuncuydu) bir oyuncu, taraftarının kendisine Kral diye hitap ettiği ortamda barınamıyorsa eğer, burada suç sadece Solomonda mıdır? Toparlamak gerekirse; Tanjeviç gibi bir ismin hala bu takımın başında olmasına akıl sır erdiren biri varsa, beri gelsin...

CabaturiBere dedi ki...

Yönetimden başka tanjevic'i isteyen yok nerdeyse, tanjevc'in takımda kalmasının tek sebebi milli takımı çalıştırmasıdır. Yönetim tanjevic ile yolları ayırırsa federasyonla arası açılır :)

ERTAÇ dedi ki...

eeee hani tanyeviç nerde cıksana bencten girsene potanın altına .tabi orası ALİAĞA değil hakem de türk değil adamı oyarlar kardeşim oyarlar.kuzu gibi izlersin tabi .mazlumun ahı bu

bkadirbeyoglu dedi ki...

Yorumlara bakıyorum da bukadar olur! Ya bu takım hafta içinde İstanbul'da Zalgiris'e 6'dan az sayıyla mağlup bile olsa en iyi 16 arasına kalacak, ki ben kazanacağına inanıyorum, bazıları kalkmış "bizi atarlar EL'den" diyebiliyor. Tabii ki 40 sayı yemek beni de üzdü ve kızdırdı ancak o maçın hedef maç olmadığını, akılların Zalgiris maçında olduğunu görmeden, anlamadan insafsızca yorumlar yapılmış. Hele hele Efes'in hali ortadayken. 2 senedir son 16'ya bile kalamıyorlar. Bir takım "atılacaksa" Efes olmalı bence.

bkadirbeyoglu dedi ki...

Kar yağsa Tanjevic'ten bileceksiniz. Beşiktaş da Rusya'da 35 sayı yedi, hem de Eurocup'ta. Telekom Bilbao'dan tek maç alamadı. Amaç Fener'e sallamak olsun da, ne olursa olsun.

Tanjeviç sıkıyosa pota altına kadar gitsinmiş, oyarlarmış. Bence Efes, Euroleague'e aba altından sopa göstersin: "Top 16'ya kalamazsak, çekiliriz". Yapabilirse.