8 Ocak 2010 Cuma

Ne Nostalji Yaptık Be

Efes dün kaybetti belki ama fazlasıyla keyifli bir akşamdı benim için. Salonda açtım Show TV'yi, 10 bine yakın seyircinin tıpkı eski günlerdeki gibi doldurduğu Abdi İpekçi'de gözümün önüne birden o eski günler geldi. O dönemleri yaşayıp da, dün o unutulmaz anları hatırlamayan da yoktur zaten. Ailecek izledik maçı. Prime-time zamanında basketbol maçı izlemek benim için abes bir durum değil ama o dönemi Yaprak Dökümü ya da Aşk-ı Memnu ile dolduran ev ahalisi için ne zamandır yapmadıkları, hatta hatta unuttukları bir aktivite idi. İzlerken haklı olarak gelen 'Kaç yabancı oynuyor yahu aynı anda?', 'Yenilirse eleniyor mu şimdi Efes?', 'Bak bu bonus kafa iyi adam, kimdir bu?' ve benzeri sorulara cevaplar vermek bile zorlamadı bünyemi düşünün. Sonunda skor Efes'in istediği gibi olmadı belki ama akşam hem salonda hem de çoğu evde oluşan atmosfer tam da istendiği gibiydi. Hatta özlediğimiz gibiydi desem daha doğru olur.

İşin güncel tarafına gelelim biraz da. Efes kazanıp son hafta ipleri kendi eline almak istiyordu ama bunu beceremedi. Normal sürenin son anlarında maçı verdik hissini yaratsa bile peşpeşe bulunan sayılarla toparlayıp maçı uzatmalara götürdü. Hatta son 6 saniye kala top Kerem'in eline geldiğinde, ciddi anlamda maçı alabileceğimizi bile düşündüm. Ne acı ki Kerem bunu düşünmedi pek. Ergin Ataman'ın ve binlerce taraftarın bir an önce dripling yapıp yarı sahaya geçmesi gerektiğini kulaklarına haykırışı geç de olsa uyandırdı onu. Berbat bir son hücumla o şans tepildi. Skor berabere olduğundan çok acı vermedi belki bu hücumu izlemek ama bence maçı kaybettiğimiz andı o. Şimdi son hafta Malaga'yı bekler vaziyette Efes. Olympiakos'un Partizan'ı yenmesi halinde Rytas maçını kazansa da kaybetse de grup 2.si olacak Malaga'yı. Oly işi baştan kopartırsa (ki muhtemel), Rytas karşısında salabilme ihtimali hayli kuvvetli olan Malaga'ya duacı olmak ne acı. Tabii tüm bunları Efes'in Orleans'a kaybetmeyeceğini düşünerek konuşuyorum. Az kaldı, filmin sonunu görmeye 1 hafta var.

Son cümlem de kısa ama öz olsun. 'Teodosic'.

10 Yorum Yapılmış:

salih dedi ki...

show gerçektende nostalji oldu. skyturk veya spormax te bu havayı yakalıyamıyorsun.en azından benim için. birde maçı murat abi anlatsaydı tam olurdu yani. eski maçlar demişken buckler ve tem system bolona maçları aklıma geldi.naumoski ve ufuk sarıca tek başlarına djorceviçlere, daniloviçlere,myreslara kafa tutuyordu? nerde o günler????

ozz dedi ki...

maçların spormax yada paralı kanallardan gösterilmesi klüplere nasıl bir katkı sağladı pek bilmiyorum (alınan sonuçlara bakarsak olumlu pek bir etkisi yok) ancak izleyici kitlesine çok ciddi darbeler vurdu. İnsanlar izleyemedikleri, takip edemedikleri şeyi nasıl sevebilir. Toplumun ilgisini çekemedikten sonra o salonlar nasıl dolar?

Sevgilinin bile arada bir gül yüzünü görmek gerek...

Ömer dedi ki...

Salonun tamamina yakini doluydu. Efes Pilsen yine otobus otobus cocuk ve veli getirmisti salona ama en azindan ellerine ses cikartan zimbirtilardan tutusturduklari icin iyi bir atmosfer olustu...

Guzeldi, ozlemisim Efes Pilsen'in Avrupa maclarinda olusan ortami.

bonzo1963 dedi ki...

balık hafızalı olmadığımızı göstermek açısından, sezon başında salsa bu yılın en flash transferi kim diye sorduğunda rakoçeviç diyen ve bir başkasını seçenlerle dalga geçen arkadaşlarımızın görüşlerini tekrar almak isterim.
Ben o zaman isim değil, ihtiyaç olan pozisyona en uygun oyuncunun bir de geldiği takıma uyum sağlamasıve takım oyununa katkı yapması ön şartıyla yıldız sayılabileceğini söylemiştim ve Greer demiştim. Hala da özellikle Ukiç'in gelişiyle gerçek pozisyonunda oynayacak bu oyuncunun yılın en flash transferi olacağını düşünüyorum.

Emre dedi ki...

EL'nin en çok para harcayan 5 takımından biri olan Efes'in TOP 16'yı bile görmesi mucizelere kalmışken pek Polyanna gördüm seni Salsa.

KskHyTr dedi ki...

Djordcevic ve naumoskiden(her nenekadar gerçek kral marculionis olsada:P) sonra avrupa basketbolunda bu kadar kritik üçlükleri sokan ve az hatayla oynayan bi gard görmemiştim açıkçası...

Ufuk Çağdaş Erdem dedi ki...

@bonzo

Bonzo dostum sana inanamıyorum..Greer denen kara deliği bu ülkenin en iyi transferi en yıldız adamı mı diyorsun sen:)) Bir oyuncunun bir maçda veya bir sezonda uyum sağlayamaması ayrı bir şeydir o oyuncunun oyun karakterini ve kumaşını özelliklerini görüp değerlendirip analiz etmek başka bir şeydir..İkinci söylediğim şey bir oyuncuyu bir başkasıyla kıyaslarken baz alınması gereken seydir..Kumaşı,oyun karakteri her seyden önce gelir...Greer tam bir kara delik ben hayatımda hiç bir oyuncuda böyle bir oyun görmedim.Adam aldığı her topu kendisi kullanır mı ya..İstisnasız her topu kendisi kullanıyor..Bir tane bile pas vermeyi bırakın bakmıyor bile arkadaşlarına..Pivotun kara deliği veya forvetlerin kara deliği falan tamam bir yerde ama oyun kurucunun kare deliği çok ama çok tehlikelidir ve takıma son derece zarar verir hatırlatayım dedim...

kenz dedi ki...

"Salsa"

"Olympiakos'un Partizan'ı yenmesi halinde"

Böyle bir şart yok, Olympiakos kaybetse bile liderliği garanti:

Olympiacos 89 - 68 Unicaja

Unicaja 86 - 68 Olympiacos

Yiğit Gökçehan Koçoğlu dedi ki...

Çok güzeldi yaaaaaaaa

Basketbolu Seven Adam dedi ki...

Teodosic : macin ozeti olsun,
benim son cumlem Vujcic olurdu,,