1 Şubat 2010 Pazartesi

Biri Gelişmek mi Dedi? (Bir Evren Büker Yazısı)

Bütçe olarak ligin alt ve orta sıralarında yer alan takımlarda ortaya koydukları performansların ardından, ligin ağabeyleri tarafından yapılan teklifleri 'Dakika mı Para mı?' ikileminde cevaplamak durumunda kalan oyuncular listesine bu transfer döneminde en son katılan isim Oyak Renault'dan Evren Büker olmuştu. 2. ligden planlı programlı bir şekilde gelen ve her gün üzerine koyarak ilerleyen Evren'in 12.3 sayı - 3.9 asist - 4.3 ribaund ortalamaları ile tamamladığı geçen sezonun ardından, 'Bizim bütçemiz onu tutmak için teşebbüs etmemize bile yetmeyecek gibi duruyor' demişti coach Yücel Platin. Önünde Barış Ermiş, Engin Atsür, Sinan Güler gibi pek çok yaşanmış örnek varken tercihini paradan çok, yeni bir kadro yapılanması içerisine giren Okan Çevik'li G.Saray Cafe Crown'da alacağı dakikalar üzerine yapmıştı Evren sezon sonunda.

Bu tercih sadece Galatasaray taraftarlarını değil Evren'in gelişimini uzun süredir takip eden pek çok kişiyi de mutlu etmişti o günlerde. Washington - Can Akın - Murat Kaya - Tufan Ersöz gibi isimlerle dakika kapma yarışında olmasına karşın, Evren'in gelişimini devam ettirebileceği bir takımı tercih ettiği konusunda hemfikirdi herkes. Eğer bildiğimiz tanıdığımız Evren kendini geliştirmeye devam edecekse, mevcut G.Saray Cafe Crown kadrosu biçilmiş kaftandı kendisi için. Önce Banvit -Tübad turnuvasında izledik Evren'i. Caner Topaloğlu'nun, Cemal Nalga'nın geniş geniş top kullandığı takımda oyunun içerisine nedense pek giremiyordu Evren. Henüz alışamadı takıma herhalde dedik ama kafalarda da bir soru işareti oluştu aslında bu turnuva sırasınca. Lig başlasın bir de orada görelim bakalım derken, Cemal Nalga olayının patlak verdiği beşinci maç sonunda 4.6 sayı - 1.6 asist - 1.4 ribaund gibi oldukça düşük rakamlar yer alıyordu Evren Büker isminin karşısında. Aldığı dakikalarda Bursa'daki görüntüsünden çok uzak, pasif bir Evren izledik bu beş maçta. Rakamlardan daha önemli olan buydu kesinlikle. Savunmada her zamanki sertliğini koyuyordu yine ortaya ama ondan beklentim, bu takımda öne çıkan isim olması yönündeydi. Zira buna çok uygun bir ortam vardı sezon başından beri. Ya takımdan memnun değildi, ya koçtan ve onun oyun sisteminden hoşlanmamıştı ya da takım arkadaşlarından. Belki de şu anda aklıma gelmeyen başka bir sebep vardı bu performansın ardında. Fakat yolunda gitmeyen birşeyler olduğu kesindi.

Acaba bu seviyelerde beklenen performansı veremeyecek mi düşünceleri de yavaş yavaş dillendirilmeye başlanmıştı bu dönemde. Cem Akdağ'ın takımın başında maça çıktığı Ahmet Cömert'teki Tofaş karşılaşmasından itibaren ise bambaşka bir Evren Büker profili izlemeye başladık. Evren'e ilk beş maçın aksine çok daha fazla sorumluluk vererek, top getirtip oyun kurduran Cem Akdağ, 'Önemli olan Türk oyuncuların skora katkısından çok, aktif olarak takımın içerisine girebilmeleri, kendilerini takımın sahibi gibi hissetmeleri. Evren Büker hariç. Evren, mükemmel bir oyuncu. Herşeyi yapıyor.' cümleleriyle tanımlıyor genç oyuncuyu, Galatasaray dergisinin Ocak ayı sayısında. Savunmada agresif olmalarını istediği oyuncularının, hücumda da bireysel özelliklerini kullanmalarına önem veren ve ritmli bir basketbol oynatmak isteyen Cem Akdağ'ın G.Saray Cafe Crown'unda son on maçta 10.3 sayı - 4.1 asist - 4.8 ribaund - 1.6 top çalma ortalamalarını tutturan Evren Büker'in bu performansı tesadüf değil tabii ki.

Tıpkı Doğan Hakyemez'in deyimiyle Litvanya'nın çok şey beklediği genç yetenek(!) Jasaitis'in rakamlarındaki yükseliş gibi. En az Jasaitis kadar saf bir şutör olan Gurovic'i de izledik sarı kırmızılı forma altında. Sahada sadece gezindiği, her zaman için takımda sorun çıkartan isim olduğu söylendi Gurovic'in. Fakat aynı Gurovic'in Türkiye'ye gelmeden sadece birkaç ay önce Prokom'la oynadığı play-off final serisinde 27 sayı ortalaması yakalamış bir oyuncu olduğu atlandı ve dile getirilmedi bu eleştiriler esnasında. Ayaklarının artık yavaşladığı eski hızını kaybettiği söylenirken, G.Saray Cafe Crown kariyeri boyunca üzerine tek bir set dahi çizilmemiş oluşu da hatırlanmadı tabii ki. Fakat aynı Gurovic'in İstanbul'a gelmeden sadece iki ay önce final serisinde rakip potalara 34 ve 36 sayı attığı iki maç vardı. Aradan geçen iki ayda ayakları yavaşlamış, beli dönmez hale mi gelmişti yani? Yoksa tamamen coaching kaynaklı bir durum muydu bu?

Bu anlamda oyunun her iki alanında da etkinliğini bu dönemde tekrar ortaya koyan Evren'in, onu nasıl kullanması gerektiğini iyi bilen usta ellerde nasıl ışıl ışıl parladığınının altını çok daha iyi okumak gerekiyor. 2010 Basketbol şampiyonasında yer alacak kadroyu belirleyecekler umarım bunu başarabilirler. Sırf savunması ile dahi takıma önemli katkılar sağlayabilecek olan Evren'in orta mesafe şutunu geliştirdiği ve ceza şutlarını da yüksek bir yüzdeyle soktuğu halini, upgrade edilmiş Evren'i, düşünüyorum da gerçekten muazzam olur. Oyununun üzerine her gün eklemeler yaparak giden Evren'in arzusu ve şu anda Florya'daki bu uygun ortam olduğu sürece bu senaryonun gerçekleşme ihtimali çok da uzak gelmiyor bana.

4 Yorum Yapılmış:

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...

Ceyhun Altay ile birlikte sezonun flaş ismidir Evren.

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...

Ve bana göre A Milli Takım'da olmalıdır. En azından benchte.

tarski dedi ki...

Evren'in zaten boyle olmasi bekleniyordu. Biraz da mecburiyetten uzun sureler guard oynamasi da iyi kendisi icin. Zaten Reno'da da rahat top getirebildigini ve pas yetenegini gormustuk.

Bugun H.Uner'in roportajinda Omer'in mutlaka takimda olmasi gerektigini soyledigi kismi okurken Evren aklima geldi. Omer cok saygi duydugum bir oyuncu, sutu da Evren'den biraz daha iyi ama Evren daha komple bir oyuncu. Milli takimda 2 numarada sikinti yasiyoruz Harun'dan sonra. Bana gore oranin sahipleri donusumlu olarak Engin, Sinan ve Evren olmali.

Ömer dedi ki...

Tum yazi guzel "upgrade edilmis" kismi kotu. Turkce'yi katletmeyelim lutfen :)