28 Şubat 2010 Pazar

Cumartesi Maçlarına Kuş Bakışı

Bornova Belediyesi: 50 - Mersin BŞB: 67
Çok değil daha geçen hafta sonu 95-59 ile geçmişti Mersin Bornova'yı. 1 haftada çok büyük şeyler değişmedi, aksine o güne göre Mersin daha da morallendi, Bornova Kedrick Brown'u kaybetti vs. Tek elde kalan Halkapınar'da Bornova'nın zor maç kaybetmesi gerçeğiydi. Ama Kedrick'siz hiç izlememiştik onları. 3 silahşörlerden biri kaybolunca, kalan 2 silahşörden (aynı zamanda takımın en skoreri) Shipp de 4/14 saha içi isabette kalınca, zaten hassas olan takım yapısı yerle bir oluyor tabii. Mersin kolay bir galibiyet çıkarttı İzmir deplasmanından. Kupa moralinin lige yansıma yapacağını zaten tahmin ediyorduk, öngörüyorduk. Daha ilk maçtan siftahı yaptılar ve koç Mete Babaoğlu'nun 'Rahatlamak için maç kazanmalıyız' sözünün gerek şartını yerine getirmeye başladılar. Daha ilk maçtan. Şaka maka 9 günde çıktıkları 4 maçta 3 galibiyet almış oldular. Bir kez daha tekrarlıyorum, sıkıntı yaşamayacaklar, tırmanacaklar yukarı. Ki zaten eldeki kadro için bu çok da mucize bir durum değil.

Kepez Belediyesi: 82 - Darüşşafaka CT: 63
Ligde kalmasını beklediğim bir diğer takım da Kepez'di malum. Yapılan Tab Baldwin - Aziz Bekir değişikliği onlara ilk başta saha dışında bir avantaj getirmişti bize zorla öğretilen basketbol anlayışına göre. Yeni transfer Marcus Hall'u her ne kadar koç Aziz Bekir maç sonu 'Antrenör arkadaşlar yardımcı oldular. Böyle bir oyuncu var, alır mısın dediler... Defans zayıf mesela adamın, inşallah iyi çıkar' şeklinde yorumlasa da iyi transfer olduğunu biz şurada naçizane belirtmiştik. Dün ilk yarıda Daçka'nın skoreri Douby ile yaptıkları düello skorun dengede kalmasını engelleyemezken, ikinci yarıda Kepez tarafı Stanojevic'in aklı ve Ersin'in katkısı ile ağır bastı. Buckman'ın parasal sıkıntılar nedeniyle oynamadığı söylendi ama net bir şey bilmiyorum. Tek bildiğim o yokken Mujezinovic - Davidson ikilisine karşı yaşanabilecek olası ezilmeyi Stanojevic'in tek başına göğüsleyip, gerisin geri göndermesinin oldukça önemli olduğu. Ligde 5 hafta aradan sonra 5. galibiyetini aldı Kepez. Daçka ise son haftalarda aldıkları kritik galibiyetlerin ardından kabaran heves duygusunu biraz içine atmış oldu. Hem Mersin hem de Kepez morallenmişken, kurtarmaları hayli zor gibi duruyor.

Aliağa Petkim: 93 - Türk Telekom: 77
Halil Üner, Daçka maçı öncesi kendisiyle yaptığımız röportajda '10 galibiyete ulaştık mı ligde kalırız' demişti. O sırada 7 galibiyetleri vardı ve önlerinde Daçka (d), Antalya BŞB gibi 2'de 2 yapmaya uygun bir fikstür vardı. Onlar 2'de 0 çektiler o dönemde. Sonra gittiler kritik bir Mersin galibiyeti çıkardılar deplasmandan. Telafi ettiler. Ancak kupa arasında Reha'nın ameliyat olarak sezonu kapatması ve zaten hali hazırda daracık olan yerli rotasyonunun iyice kel kalması onlar adına fena bir işaretti. Bu durumda takımdaki yabancı oyuncu kalitesine bakmak gerekiyor. Geçen yıl Kepez'i ligde tutan neydi? Fitch & Traylor gibi iki kaliteli ismin kadroda bulunması. Halil Üner bu işi, ligin gerçeklerini iyi biliyor, kadrosundaki Hosley, McClinton, Gordon gibi adamlar çıkıp tek başlarına orta sıra maçları kazandırabiliyorlar takımlarına. Üçü birlik olduğu zaman da dün Telekom'a yaptıkları gibi herkesi yeneblir konuma geliyorlar. Dengesiz bir yapıları var ve bu dengesiz yapının söz geçirebileceği takımlardan biri de başdengesiz Telekom elbette. Dün 3 yabancıdan toplam 72 sayılık katkı aldı Aliağa. Zorlasak Telekom kadar işte. Aslında ribaundlarda 46-25 gibi çılgın bir Telekom üstünlüğü var ama bir şekilde maçı vermeyi, hem de farklı bir biçimde vermeyi becerebilmişler. Telekom'u yazmak pek keyif vermiyor zaten bana, anlayamıyorum çünkü, onları ayrı bir birime havale etmek gerekiyor. İncelenmesi gereken, hakkında tez yayınlanması gereken bir takım Telekom. Dudley oynamamış, Mallet yüzdesiz kalmış, Wilson 0/4 ile üçlük atmış, Serkan 12-13 dakika sahada kalmış. Bir tek Lang çırpınmış, onun da tek başına kazandırdığı maç sayısı toplasan 2'yi geçmez. Belki o kadar bile yoktur.

Erdemir: 69 - Tofaş: 71
Erdemir iç sahada verdiği Kepez maçından sonra bu maçı da çok arayacak ileride. Şu 2 maçı alsalar ligi 5. sırada bitirme yolunda en büyük aday olacaklardı ama kendi düşen ağlamazmış. Tofaş'ın sezon başında yaşadığı küme düşme stresini üzerinden attıktan sonra her türlü sonucu alabilecek bir takım haline geldiğini gözlemledik zaten. Hem içeri de hem de dışarıda. Potansiyelli bir takımın, birlik beraberlik içinde olduğu zaman herşeyi başarabileceğini bir kez daha ispatladılar bize bu yıl. Play-Off yarışında ilk 8 takımdan sadece Bornova aşağı inebilir gibi duruyor ama yine de yarışın içinde olduklarını kolayca söyleyebiliriz onlar için. Erdemir için maçı kazanmak çok da kolay bir şey değil bu rakamlarla. İç sahada 69 sayı at, üçlüklerde 3/18 ile oyna, yeri geldiğinde tek başına 10 asist yapan bir guardın olmasına rağmen toplamda sadece 10 asistte kal, en verimli yerlin Erkan Veyseloğlu 0/9 saha içi isabet yakalasın, skor beklediğin adamların bir çoğu suskun kalsın, ribaundlarda 44-31 ile geride kal.. Kolay değil bu şartlarda galibiyet. Rakip tam 20 top kaybı yapsa bile alamazsın maçı, burada görüldüğü üzere. Tofaş'ta en sevdiğim özellik (ki bunu sene başında üzerine basa basa yazmıştım) tek bir skorere bağımlı kalmamaları, her maç değişik adamlar skoru sürükleyebiliyorlar. Mesela son haftaların en baba adamı Bowman suskun bu maçta. Ama Mehmet Yağmur, Melih Sevda, Can Altıntığ ve Sean Denison devreye girmiş, maçı alıp gitmişler. 4 oyuncunun 3'ü Türk, dikkat çekerim. Hele Mehmet Yağmur'un 13 sayı - 14 ribaund - 7 asistlik oyununa ne demeli? Keşke sezonun ilk triple-double'ını yapaydın be Mehmet, dünkü performansa bu yakışırdı. Tofaş özellikle Bowman hamlesiyle çok kişiyi ters köşe yaptı bu yıl, buna kendi içlerindeki insanlar da dahil. Bize sadece tebrik edip, ayakta alkışlamak düşer kendilerini.

Oyak Renault: 77 - Antalya BŞB: 85
Mersin kazanmış, Kepez kazanmış.. Maç öncesi alınabilecek dopingin en büyüğü alınmış yani. Ya da şöyle değiştireyim cümleyi, 'Maç öncesi alınabilecek en büyük doping hazır ama Renault kafaya dikmemiş, yarım ağızla az birazını içmiş onun'. Daha ilk çeyrekte yakalanan 17 sayılık fark, devre sonuna da aynen taşındı, son çeyreğe girerken bu fark 8'e düşse de kendi evinde oynadığın bir maçta, 10 dakikalık süreçte bu farkı koruyabilirsin herhalde. Ama yok, koruyamadı Renault, son çeyrek skoru 15-31 Antalya BŞB lehine. Para sıkıntısı nedeniyle, suratları biraz asık, moralleri biraz bozuk bir şekilde Bursa'ya ayak basan Antalya BŞB'yi Bursa'da yenecek leziz bir İskender tek başıan toparlayamazdı herhalde. Renault da el verdi onlara, aldıkları bir çok değerli galibiyete bir yenisini daha ekledi Altar Tunçkol ve öğrencileri. Bu yıl sezon başında Bursa'da Cevat Soydaş Turnuvası'nı kazanmışlardı, ligde de 2'de 2 yaptılar Bursa'da. İskender'in katkıları çok da yabana atılacak cinsten değil ama kabul edelim. Şaka bir yana Altar Tunçkol ve ekibi büyük bir iş çıkarttı orada bu yıl. Sezon başında komple değişen takımın, yaşanan onca para sıkıntısına rağmen, bir arada tutuluyor oluşu ve üstüne 20 maçta 10 galibiyet gibi sezon başında teklif edilse hemen üstüne atlanacak bir yüzdeyi yakalamış olmaları bu yılın üzerinde yazılıp çizilesi gereken konularındandır kesinlikle. Renault için de yazılacak çok şey var tabii. Son 2-3 yılda onca sıkıntıya rağmen ligde kalmış olmaları bu sezon öncesi epey bir rahatlatmıştı onları ama kazın ayağı hiç de öyle olmadı. İşler sarpa sardı, yapılan hatalar çok, kimisi mecburiyetten yapıldı, engellenemedi ama kimisi de alenen yapılmış hatalardı, bal gibi de müdahale edilebilirdi. Çok hedef maç kaçırdılar peşpeşe, hepsini kaybettiler. İşleri zor, şu anda Daçka'nın yanında onlara yarenlik edecek bir numaralı aday konumundalar. Hem Antalya hem de Renault adına birer yazı sözüm olsun, fırsat bulursam bu hafta inceleyeceğim iki takımı da derinlemesine.

F.Bahçe Ülker: 81 - G.Saray Cafe Crown: 77
Maçı iyi bir moral yakalayan evsahibi takımın kazanacağını tahmin ediyordum, bu açıdan skor sürpriz değil benim için ancak son çeyrekteki oyuna tutunuş ekstra oldu biraz. Üçüncü çeyrekte süper bir ritm yakalamışken bir takım nasıl son çeyrekte her daim rakibini oyuna dahil eder anlayamıyorum. Ligdeki Efes maçının bir benzeri oldu aslında. Ömer Onan üçüncü çeyrekte (o günkü kadar olmasa da) yine azdı, takımı farka uçurdu. Son çeyrek oyun sonlara doğru tıkandı, o gün Preldzic'in girdiği devreye bu kez Ukic girdi, maç içeride kaldı. Derbinin en kritik noktası Ömer Onan'ın Jasaitis'e vurduğu kilit tabii ki. Ömer Onan dudağı kanadı diye kenara geldi son çeyrekte hatırlarsınız, o sırada daha ilk hücumda Jasaitis'in kaldırıp üçlüğü sallamasının ve isabet bulmasının aslında ne anlama geldiğini anlayabiliyordur herkes. Ukic'in performansının da altını çizmek gerek. O geldiğinden beri takımın yakaladığı ivme de şans eseri değil elbette. G.Saray Cafe Crown peşpeşe kazandığı 6 önemli maçtan sonra, Cem Akdağ'ın 'Rehavet' korkularını boşa çıkartmadı, son 6 lig maçında sadece 2 galibiyet alabildi. Bu maçlara Avrupa macerasını da eklersek galibiyet yüzdesi epey bir dibe düşüyor son maçlardaki. Şu anda küme düşüyorlar mevcut puan tablosuna göre, elbette oradaki adaylara göre çok daha büyük bir kadroları var ama hala oradan çıkamamış olmaları kötü, çünkü çıkmalarına yetecek kadar galibiyeti toplamışlardı haftalar önce. Haftaya Efes ile oynuyorlar, hani orada Renault olmasa büyük bir sürpriz olur mu diye kafamı bulandıracağım ama Renault sağolsun herkese güven veriyor.

2 Yorum Yapılmış:

kpzaction dedi ki...

21. hafta her bakımdan alt taraf için çok önemli. Kepez'imiz Antalya derbisine çıkarken Mersin - Oyak maçı ve Gs - Efes maçlarıda oynanacak. Kepez'in alacağı galibiyet çok şey kazandıracak. Ardından da içerde Mersin maçı var. Yani bu hafta çok şey ifade ediyor.

kepezhastası dedi ki...

kepez-daçka maçının yorumunu sanırım maçı izlemeden yazdınız!!!

gercekten yazdıgınız yoruma inanamıyorum çünkü ilk devre douby nin 19 sayısı vardı ve skor 39-38 ile sadece 1 sayı idi.

2.yarının başlamasıyla BARIŞ GÜNEY douby e nefes aldırmadı 20 dk boyunca hiç yanından ayrılmadan adamı adeta canından bezdirdi ve sadece 6 sayı izni verdi bu oyuncuya ve daçka bitti tamamen bunun yanında yaptığı 7 ASİST de cabası . . .

maç yorumunda ersin ve jovo dan önce bahsedilmesi gereken biri varsa o da bu mucadeleyti gösteren bu oyuncumuzdur ayrıca ersinin attığı 4 üçlüğünde hazırlanışı barış tarafından olmuştur ama siz adından bile bahsetmemişşiniz gercekten şaşırdım çünkü sizin yorumlarınıza ve gözlemlerinize saygı duyuyorum ancak bu noktada hayal kırıklıgına ugradım sanırım maçı skyturk kanalından izlemeden yorum yazdınız bunu yakıştıramadım salsabasket sitesine

teşekkuler