27 Şubat 2010 Cumartesi

F.Bahçe Ülker: 81 - G.Saray C.C: 77 (Ukic Başladı, Ukic Bitirdi)

İki ezeli rakibin mücadelesinin parkeye yansıdığı derbide, 100. randevuydu bugün. Ligdeki tek rakibi Efes Pilsen'i mağlup ettikten sonra üstüne bir de kupada safdışı bırakarak Teknosa Türkiye Kupası'na ulaşan F.Bahçe Ülker, ritm kazanmış şekilde geldi derbiye. Ve salonun dolması için de yeterli bir sebep vardı bugün, rakip G.Saray Cafe Crown'du. Sarı kırmızılılar ise hafta arasında iyi mücadele ettikleri Valencia deplasmanında uzatmalarda aldıkları yenilgi ile Avrupa defterini kapatarak geldiler Abdi İpekçi'ye. Oyunun kontrolü sürekli olarak ev sahibi F.Bahçe Ülker'in elinde bulunmasına karşın, son dakikaya kadar oyunun içerisinde kalmayı başaran ve aradaki kadro kalitesi ile kadro derinliğini bu mücadele gücü ile kapatan G.Saray Cafe Crown sahadan sadece dört sayılık bir farkla 81-77 mağlup ayrıldı.

Roko Ukic - Emir Preldzic - Ömer Onan - Mirsad Türkcan - Oğuz Savaş beşiyle maça başlayan F.Bahçe Ülker'e karşılık konuk G.Saray Cafe Crown'un ilk beşi Can Akın - Evren Büker - Simas Jasaitis - Radoslav Rancik - Mike Wilkinson şeklindeydi. Karşılıklı basketlerle geçilen beş dakikanın ardından Ukic sazı aldı eline. Ve ikinci beş dakikada şut kaçırmadan tam 13 sayı üretmeyi başardı. Buna karşılık sarı kırmızılılarda Mike Wilkinson 9 sayı 1 asist ile üretilen toplam 13 sayının tamamına yakınında pay sahibiydi. İlk çeyrekte sarı kırmızılı takımın ürettiği sayıyı tek başına üreten Roko Ukic, çeyreğin de 22-13 önde kapatılmasını sağlayan isimdi.

Rakibine nazaran daha zayıf ve daha dar bir kadroya sahip olan Cem Akdağ, oyunu hızlandırmak isteğinde olduğunu gösterdi hemen maçın başlangıcında. Ki bu gayet mantıklı bir tercihti, sete sette galibiyet çıkartması oldukça zordu çünkü G.Saray Cafe Crown'un. Boyalı bölgede de ligin en geniş uzun rotasyonuna sahip F.Bahçe Ülker'li uzunları durdurmayı başardılar. Ki maç sonunda ribaundlarda oluşan 36-30'luk G.Saray Cafe Crown üstünlüğü görmeye pek de alışık olmadığımız bir durum. Sahadaki beş oyuncusunun da şutuna olan güveni ile hızlı basketbolu tercih ettikleri bu maçta planları bozan ise dış şut performansları oldu onlar adına. Öyle ki ilk çeyreği 0/6 ile tamamladıktan sonra, bir ara 1/15'i gördüler üç sayı çizgisinin gerisinden. Onlar adına bugünkü hücum planını aksatan kısım da burası oldu kesinlikle. Maç sonunda da 4/24'de kaldılar, çizgisinin gerisinden.

Bütün maçı çift haneli farklarla önde götürmesine karşın rakibinin direncini kırmayı başaramayan F.Bahçe Ülker karşısında, oyunun hiçbir anında geri adım atmadı sarı kırmızılılar. Ki hafta arasında da önemli bir deplasmanda 45 dakika mücadele etmişlerdi. Bu yorgunlukla ve dar rotasyonla gösterdikleri bu direnç taktirlik gerçekten. Cem Akdağ'ın takımlarını farklı kılan özellik de budur zaten. Zamanında Petra'lı, Vickie Johnson'lı Galatasaray bayan basketbol takımının bu kadar sevilmesinin nedeni de aldıkları kupalar değil, sahada gösterdikleri o mücadele azmi idi. Bugün de sezon genelinde olduğu gibi bu mücadeleyi gösterdiler fakat karşılarında çok güçlü ve kaliteli bir rakip olunca bu mücadeleyi galibiyete çevirmek o kadar da kolay olmuyor.

Yazıyı G.Saray Cafe Crown özelinden yorumlamış gibi olduk sanki ama F.Bahçe Ülker'in, Efes Pilsen'i de devirmesinin ardından formalite maçları oynadığını biliyoruz hepimiz. Herkes final serisini bekliyor, ellerini ovuşturarak. İki takım arasında bu kadar güç farkı varken, bu şekilde yorumlamak daha verimli olacaktır düşüncesindeyim ben. İlk çeyreği 13 sayı ile tamamladıktan sonra Tanjevic kesiğini yiyerek kenara gelen Ukic'in, uzun süre kenarda oturması ve maçın en kritik iki hücumunda rakip ivme yakalamış iken ürettiği beş sayı ile maçı koparan isim olması alıştığımız bir tablo kesinlikle. Ve anlam veremediğimiz bir tablo aynı zamanda. Tıpkı son çeyrekte Tanjevic'in sol köşeden üçlük atan Wilkinson'la yanyana saha içinde duruyor olmasına teknik faul çalınmaması gibi. Teknik faul çalamıyorsunuz madem, en azından bir uyarın görüntü icabı da olsa. Hoş bir andı kesinlikle, unutulmazlar arasında yerini de aldı.

Kinsey'in sakatlığı nedeniyle tribünde olduğu, Gricek'in de geçirdiği bağırsak enfeksiyonu nedeniyle yalnızca altı dakika süre alabildiği maçta Ukic 19 sayı ile en skorer isim olurken tartışmasız maçın da yıldızıydı. Özellikle ilk çeyrekteki beş dakikalık şovu izlenmeli kesinlikle. Ömer Onan da savunmada Jasaitis'i durdurmayı başardığı gibi hücum sahasındaki 17 sayılık oyunu ile bu takımın en önemli yapı taşı olduğunu gösterdi bir kez daha. Hakemin kararına itiraz eden tribünlere, hakem doğru karar verdi, itiraz etmeyin işaretiyle de çok farklı bir oyuncu olduğunu göstermiş oldu bir kez daha. Belki de maçın en güzel hareketiydi bu. İkinci çeyrekte Giricek'in Fatih Solak'ın üzerinden vurduğu smaç ise bambaşkaydı. Anlatılmaz, izlemek lazım.

Fenerbahçe Ülker (81): Roko Leni Ukic 19 (1 ribaund-2 asist), Mirsad Türkcan 10 (10 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 17, Rasim Başak 3 (2 ribaund-1 asist), Semih Erden 4 (5 ribaund-1 asist), Gordan Giricek 2 (1 ribaund-2 asist), Damir Mrsic 4 (2 asist), Lynn Greer 9 (3 ribaund-1 asist), Oğuz Savaş 9 (3 ribaund), Emir Preldzic 4 (5 ribaund-3 asist)

Galatasaray Cafe Crown (77): Darius Washington 17 (4 ribaund-2 asist), Caner Topaloğlu 5 (3 ribaund), Murat Kaya 2 (1 asist), Mike Wilkinson 18 (9 ribaund-4 asist), Radoslav Rancik 17 (9 ribaund-2 asist), Evren Büker 8 (4 ribaund-1 asist), Can Akın 5 (2 ribaund-1 asist), Simas Jasaitis 5 (4 ribaund-1 asist)

9 Yorum Yapılmış:

Kando dedi ki...

'Fenerbahçe ligin en geniş uzun rotasyonuna sahip' lafı kabak tadı verdi artık. Ömer Aşık ve Gasper Vidmar yok bu kadroda. İkibuçuk uzun ligin en geniş rotasyonuysa vay bizim halimize.

Russell dedi ki...

yalnız blog salsa'dan çok dejavu'nun gibi olmaya başladı. şikayetim yok bundan, onu da belirteyim.

GreenTuborg dedi ki...

Üstüste oynadığımız stresli maçların ardından mental açıdan yorgunluk maçın son anlarında kendini gösterdi .Fakat şampiyonluk yolunda zayıf takımları da yenmemiz lazım ki saha avantajı olsun .O yüzden kayıpsız atlattığımız iyi oldu.

saLsa dedi ki...

@ Russell

Salsa haftasonları halı bakıyor, avize bakıyor, ev düzüyor, o yüzden de bu yoldaki silah arkadaşı Dejavu siteyi güncel tutuyor. Salsa da gece eve gelip kayıt ettiği maçları seyrediyor, geceleri uyumuyor, ertesi gün genel bir analiz yapıyor. Birkaç haftadır bu şekilde gidiyor, sitenin güncel durumda kalması için gayet mantıklı bir hamle bu. Tabii bizce.

saLsa

anti_dejavu dedi ki...

çok iyimser bi maç analizi olmus cem akdağ açısından... herşeye rağmen mücadele kaliteyi(!) yenebilirdi bugün... maçın kırılma anlarını iyi değerlediremediler...

Russell dedi ki...

@salsa

Eleştirim olmadı zaten. :) Belki üsluptan dolayı yanlış anladın. Bana göre ikiniz de iyi yazıyorsunuz zaten, sorun yok o yüzden.

Ha, belki de ben yanlış anladım, sen sadece bilgilendirmek amaçlı yazdın, o da olabilir. :)

saLsa dedi ki...

@ Russell

Tamamen bilgilendirme amaçlı idi Russell. Hiçbir şekilde eleştiri amacım yoktu, emin olabilirsin. Yanlış anlaşıldıysam affola. Sadece hem seni hem de merak eden diğer okuyucları bilgilendirmek istedim.

Sevgiler, saygılar..

saLsa

tankut dedi ki...

Ben biraz da olsa tribünden izlediğim mükemmel takım oyuncusu Mirsad efendiden bahsedeceğim.Be adam yeter artık baltaladığın bu takımı!...Saçma sapan üçlükler sallayıp takımın ivmesini bozuyorsun bari rakibin üçlük atarken ellerini kaldır ellerini.Mal mal bakma etrafına.Sonra gidip bir rebound alıp sayı atıp triplere giriyosun.Keşke Efes'e gitseydinde üzüntüden ağlasaydık.Not:binlerce taraftarı birbirini ezsin diye tek çıkıştan yollayan salon görevlileri sizi doğurtan kişilere sevgiler...

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Ukic geldikten sonra bir başkayız :)