19 Şubat 2010 Cuma

F.Bahçe Ülker: 84 - T. Telekom: 77 (Preldzic Oyuna Girince)

Garip oyun şu basketbol. İlk 28 dakikadaki tabloya bakan, ribaundlardaki ezici üstünlüğü gören, F.Bahçe Ülker'in üçlük savurmaktan başka hiçbir şey yapmadığını seyreden, skora tutunuş anlarının hep bu üçlükler sayesinde yakalandığını fark eden, aklı başında olan herkes maçı Telekom'un alıp götüreceğini düşünüyordu ama olmadı işte. Önce hafif sakatlığı nedeniyle 28 dakika boyunca kenarda oturan Preldzic girdi oyuna. Sonra o ne yaptığı belli olmayan takım organize ataklar geliştirmeye başladı, e üstüne bir de maç boyunca yaptıkları tek güzel şey olan üçlük sokma konusunda 4 adet yeni isabeti daha hanelerine yazdırınca maçı da alıp gidiverdiler işte. Bu oyunu sevmenin en güzel nedeni bu belki de. Ruhsuz ruhsuz sahada gezinen bir takımın sadece bir oyuncunun girişiyle canlanabilip, onca istatistiksel ezilmişliğe rağmen maçı alabilmesi başka nasıl açıklanabilir ki? İlk 3 çeyreğin tamamında farklı adamları vizyona sokma becerisi gösteren Merih Çakıroğlu'nun da iflasıdır son çeyrek. 28 dakikada yaptığı hamleleri mi yoksa son 12 dakikadaki hamlelerini (ya da hamlesizliğini) mi dikkate almalıyız acaba onun koçluğunu konuşurken? Sonuçta yıllardır bu kupaya hasret olan F.Bahçe Ülker, maçın başında yakaladığı yüzdeli şut isabeti sayesinde selam ettiği 13-2'lik skordan sonra rakibine teslim ettiği skor üstünlüğünü son çeyrekte Preldzic'in oyuna dahil olması (12 dakikada 4 sayı - 3 ribaund - 6 asist) ve 4 isabetli üçlüğün gelişiyle geri aldı, bir daha da vermedi. 3 günlük 8'li finallere büyüük bir moral ve özgüvenle başladı.

Çeyrek final gününün en merakla beklenen maçına Mallet - Tutku ikilisi ile başladı Merih Çakıroğlu. Buna karşı sadece Ukic'i sahaya süren Tanjevic, uzun rotasyonundaki haklarını ise son maçlarda pek de alışkın olmadığımız bir şekilde (son Efes maçının ilk çeyreğini izleyememiştim, orada da bu ikiliyi tercih ettiyse bilemeyeceğim) Mirsad - Oğuz ikilisinden yana kullandı.

Bu yılın büyük kısmını tribünde, oynamaya başladığı kısmını ise Bornova maçı hariç sessiz sedasız geçiren Mirsad belli ki aktifleşmek istemişti. Peşpeşe bulunan üçlükler, Telekom'un karavana hücumlarıyla birleşince 13-2'lik bir skor oluşuverdi daha maçın başında. Ancak hem F.Bahçe Ülker'in skoru buraya getirirkenki sayıların bulunuşu hem de Telekom'un şanssızca harcadığı hücumlar aradaki farkın suni olduğuna işaretti. Nitekim önce Tutku'nun 5 sayısı, sonra da 2 hücumda asist yapmayı düşündüğü arkadaşlarıyla aynı frekansı konuşamamış olmaktan ötürü dertlenen Mallet'nin 11 sayısı çeyrek sonunda 16-18 Telekom üstünlüğünü işaret ettirdi skora. Ribaund sayılarında oluşan 12-4'lük Telekom üstünlüğü ve Tanjevic'in haftalardır oynamayan Mrsic dahil ama haftalardır döktüren Preldzic hariç tam 10 oyuncusuna süre vermesi ilk çeyreğin ilginç detaylarıydı.

İlk çeyreğin yıldızı Mallet'nin yine ilk çeyreğin son anında gereksiz yere yaptığı faul nedeniyle faul sayısını 2'ye çıkartması Telekom adına üzücü bir gelişme gibi dursa da, Telekom bu çeyrekte ortaya koyduğu hırs ve istekli basketbolla bitime 03:30 kala 10 sayılık fakı yakalayıverdi (25-35). Burada 2 üçlük atan, savunmada içeriyi kapatan, blok vuran, asist yapan Hüseyin'in payını es geçemeyiz elbette. Adam Tanjevic'i gördü mü ayrı bir motivasyonla oynuyor, ne diyeyim. Genelde F.Bahçe Ülker maçlarında yıldızlaşmasına alıştığımız bir diğer oyuncu Lang'in adı bile geçmedi ilk çeyrekte oyundan çıktıktan sonra. Ofansif ya da defansif organizasyon anlamında ortaya hiçbir şey koyamayan F.Bahçe Ülker tamamen kişisel becerilere bel bağlamış durumda takılırken, benim de aklımdan 'Yahu Emir Preldzic neden hala düşünülmez?' sorusu geçerken Ukic çıkıverdi sahneye. 2'si üçlük olmak üzere ürettiği 8 sayı, hem F.Bahçe Ülker'in ilk yarıdaki son 8 sayısı olması, hem de devre skorunun 33-39 tayin edilmesi nedeniyle çok anlamlıydı. Zira devreye 1 dakika kala fark 12 olmuştu bile. Ribaund sayılarındaki ezici Telekom üstünlüğü, sarı lacivertli takım adına geçen böylesi kötü bir çeyrekten sonra da aynen devam ediyordu (20-9). Mallet'nin çeyrek boyunca kenarda oturması, şimdilik Telekom adına kötü bir etki yaratmasa da, 'Acaba soğumuş mudur maçtan?' sorusunu düşündürtmedi de değil hani.

İlk yarıda 6 üçlük isabeti bulan ve diğer bir deyişle, çıkartabildiği üç kuruş ekmeği de buradan çıkartan F.Bahçe Ülker Ömer Onan'ın üçlüğüyle başladı ikinci yarıya. Umutlanarak da tabii. Ama ilk çeyrekte Mallet, ikinci çeyrekte ise Hüseyin'in soyunduğu periyot yıldızlığı görevine bu kez Dudley soyundu. Peşpeşe oynadığı sırtı dönük oyunlarla Mirsad'ı delirtti, tam 10 sayı buldu. Skor da 38-51'e fırladı yeniden. Bu sırada Hüseyin'in sportmenlik dışı faulü geldi, F.Bahçe Ülker bir hücumda 5 sayı çıkartma fantezisini gerçekleştirince fark 8 sayıya kadar düştü. Ama Tutku çok kritik 5 sayısıyla skoru 45-56'ya çekip kırıverdi F.Bahçe Ülker'in yalancı umudunu. Tam bu sırada devre arasında hafif bir sakatlığı olduğunu ve bu nedenle riske edilmediğini öğrendiğimiz Preldzic göründü saha kenarında. Hemen not ettik süreyi ve skoru. Bitime toplamda 12:30 vardı, skor da 45-56 idi. Önce Preldzic'in üçlüğü, sonra da Mrsic ve Greer'in karavanasız faul atışları ile son çeyreğe 52-58 girdik. 16 sayısının 9'unu üçlük isabetlerinden bulan F.Bahçe Ülker, berbat oyununa rağmen 3. çeyrek sonunda da oyunun içinde kalabilecek bir farkta idi.

Son çeyrek herşeyin değiştiği, olmaz denenin olduğu, Emir Prldzic'in F.Bahçe Ülker'in saha içi organizasyonu için ne derece büyük önem taşıdığının bir kez daha kafamıza kazındığı çeyrek oldu. Semih'in tam 3 kişi arasından çektiği hücum ribaunduyla açılan son bölüm, bu dakikaya kadar terlemeden gelen sarı lacivertli takımda bir şeylerin değişeceğine mi işaretti acaba? Emir Preldzic her topu eline alıp, akıl dolu paslarla arkadaşlaına servis apmaya başladı. Önce büyük kaptan Mrsic'in üçlüğü geldi, sonra Ukic, sonra bir daha Mrsic ve son olarak Oğuz. 4 isabetli üçlük bulup inanılmaz bir ritim yakalayan F.Bahçe Ülker bitime 05:35 kala 64-61'lik skorla ilk çeyreğin ardından ilk kez öne geçti. Totalde 13 isabetli üçlüğe ulaşan sarı lacivertli takımın o anki isabetli ikilik sayısı ise sadece 9'du. Üçlük denen meret böyle piç edebiliyor işte diğer tüm istatistikleri. Yakaladığı rüzgarın yakasını bırakmasına izin vermeyen F.Bahçe Ülker 75-65'lik skoru da yakalayıverdi bir anda. Gerçi sonra Duley ve Wilson'ın sayılarıyla farkı 3 sayıya kadar çekmeyi başardı Telekom ama daha fazlasını yapmayı beceremedi. Semih ve Mrsic ile faul atışlarını sayıya çevirmeyi başaran F.Bahçe Ülker sahadan da 84-77'lik skorla galip ayrılmayı bildi. Ve daha kupanın ilk gününden büyük bir moral depoladı. Böylesine gitmiş bir maçı çevirmek, takıma inanılmaz bir pozitif etki yapacaktır mutlaka.

İlk çeyreği 11 sayıyla tamamlayan ama aynı çeyreğin sonunda anlamsızca aldığı 2. faulü nedeniyle ikinci çeyreği kenarda geçiren Mallet, maç sonunda 13 sayıda kaldı, benim de devre arasında sorduğum 'Acaba soğumuş mudur maçtan?' sorusunun cevabını 'Evet, soğudum' olarak verdi. Bazen ufacık bir faul, kocaman sonuçlara yol açabiliyor. Bakınız Şekil 1-A.

F.Bahçe Ülker (84): Roko Ukic 13 (2 asist), Mirsad Türkcan 9, Ömer Onan 3, Semih Erden 17 (5 ribaund), Gordan Giricek 3, Damir Kaan Mrsic 15 (1 ribaund- 1 asist), Lynn Greer 6, Oğuz Savaş 7 (3 ribaund- 4 asist), Tarence Kinsey 7 (3 ribaund- 2 asist), Emir Preldzic 4 (3 ribaund- 6 asist)

Türk Telekom (77): Kris Lang 4 (5 ribaund- 1 asist), Serkan Erdoğan 3 (2 ribanud- 2 asist), Lamayn Wilson 10 (6 ribaund- 1 asist), Bekir Yarangüme 2 (1 ribaund), Tutku Açık 14 (3 ribaund- 4 asist), Hüseyin Beşok 6 (6 ribaund- 1 asist), Mutlu Akpınar, Soner Şentürk 4 (2 ribaund- 2 asist), Ersin Dağlı 19 (5 ribaund- 1 asist), Ümit Sonkol 2 (3 ribaund), Demond Mallet 13 (2 ribaund)

6 Yorum Yapılmış:

gurkan dedi ki...

cok guzel ve dogru bir mac degerlendirmesi. predzic girene kadar bir takim bu kadar mi kotu oynayabilir, bu kadar mi ribauntlarda ezilebilir,inanilir gibi degil gercekten. ben fb'nin efes'i gecmesinin cok dusuk bir ihtimal oldugunu dusunuyorum ne yazik ki

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...


F.Bahçe Ülker: 84-77: Türk Telekom maç yazısı

sertkan dedi ki...

fenrin ölüsü telekomun en iyi halini yendi yazık telekoma ama emirede helal olsun

tuğçe555 dedi ki...

Emir ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu yine gösterdi..Umarım yarın sakatlığı artmaz ve düzelir.Yarın iyi savunma yapılarak Efes geçilebilir yeter ki Emir oyunda olsun :)

serdar dedi ki...

öncelikle bu takımda yol verilecek ilk oyuncular bekir-tutku-wilson ve dudley paralara yazık oluyor.öncelikle bekir ve tutku ne kadar korkaklar bombos olmalarına rağmen korkudan son dakika toplarını kullanamadılar korkudan yabancılara atıyorlar sorumluluğu içler acısı ki bizim oyuncular korkunca adamlar cesaret örneği gösteriyorlar ama yine de tutku ve bekir e örnek olamıyorlar.dudley ve wilson ın son dakika sacma atısları ne gerksizdi.savunma yapın ya bir kere savunma yapın bu adamlar 2 atıyorlarsa 5 yediriyorlar yarardan cok zarar..

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Preldzic takıma ağırlığını koyuyor..