4 Mart 2010 Perşembe

Efes Pilsen: 75 - Real Madrid: 77 (Avrupa'da Yolun Sonu)

Efes Pilsen, Top-16'da yoluna devam edebilmek için 'ölüm-kalım' maçında Messina'lı Real Madrid'in karşısındaydı bu akşam. Gruplar belli olduğunda yapılan tüm yorumları haksız çıkartırcasına çok güzel dört maç oynayan ve hepsinden öte çok iyi mücadele eden lacivert beyazlılar, hata kaldırabilecek bir maçta değillerdi bugün. Fakat ilk çeyreğin bitimine 45 saniye kala oyuna giren Igor Rakocevic çeyrek sonunda kabul edilemez bir şekilde rakibe üç sayı hediye ederek başladığı karşılaşmanın ikinci çeyreğinde, üstüste dört üçlük yenilerek rakibe verilen seride de başrolde olan isimdi. Savunmada eşleştiği Llull'den gelen sekiz sayı ile. Suçlu Rakocevic mi bir başkası mı, ona karar vermek güç ve oldukça öznel belki ama bu noktanın bu kadar basit hataları ve savunmadaki isteksizliği kaldırabilecek bir nokta olmadığı kesin. Nitekim ikinci çeyrekte yakaladığı skor avantajını ikinci yirmi dakikada dibine kadar kullanan Real Madrid, sahadan 77-75'lik skorla galip ayrılarak son sekize kalmayı başaran takım oldu.

Maç öncesinde elde kağıt kalem averaj hesapları yapılırken, bu sezonun kendi adına en önemli karşılaşmasına çıktı Efes Pilsen. Messina'nın, Efes Pilsen'in yüzü dönük şutu olan uzunları savunamama problemini ince ince işlediği ilk periyotta Garbajosa - Kaya Peker ve Lavrinovic - Mario Kasun eşleşmelerinden bolca sayı yiyerek skor üstünlüğünü İspanyol'lara verdik. Ve bu üstünlüğü 40 dakika boyunca bir daha hiç geri alamadık. Real Madrid'in faul hakkını erken doldurması ile ilk çeyrekte tam 10 kez serbest atış çizgisine giden Efes Pilsen, buradan bulduğu sayılarla farkın açılmasını engelledi ve skora tutunmayı başardı. Ergin Ataman'ın son 45 saniyeye kadar maça başladığı beşi bozmamasına karşılık Messina'nın ilk on dakikalık dilimde toplam 10 oyuncusunu parkeye yollaması da, geniş kadronun sözlük anlamından ziyade parkedeki anlamını görmemizi sağladı.

Çeyreğin bitimine 45 saniye kala oyuna giren Igor Rakocevic, faul hakkının dolmaması nedeniyle Madrid'e atış imkanı tanımamak için yapması gereken faulü Bullock üçlük çizgisinin gerisinden atışa kalktığında yapınca, bu ikramı çevirmeyen Bullock'un üç sayısı ile 23-19 geride kapattık ilk çeyreği. 1 sayının dahi kader belirleyebileceği bir grupta, kabul edilebilir bir hata değil bu. İkinci periyotta da dış şutu olan dört numaralarını hücumunun en önemli sac ayağı olarak kullanan Messina, Rakocevic'in savunmasından da gereken açığı yakalayınca Llull ile vurmaya başladı o açıktan. Ve savunmada Rakocevic'in adamı Llull iki üçlük bir de Rakocevic'in kafasının üzerinden geçen topa bakışları arasında bitirdiği hızlı hücumla sekiz sayıyı yolladı potamıza. Maçın başından itibaren hakem üçlüsünün hemen hemen tüm kararlarına itiraz eden ve yoğunluğunu daha çok oraya veren Ergin Ataman'ın teknik faulü de eklenince bunların üzerine, devrede oluşan en yüksek farkla girdik soyunma odasına. (29-44).

İkinci on dakikayı hiç asist yapamadan, ilk yarıyı ise sadece bir asist yaparak tamamlayan bir Efes Pilsen hücumu izledik ki anlatmaya kelimeler yetmez. Buna karşılık Real Madrid'in asistlerde sağladığı 10-1 üstünlük, uzun oyuncularına hazırladığı pozisyonlar ve Efes Pilsen'in düşük dış şut yüzdesinin devam etmesi(1/8) gidişatın iyi olmadığını gösteriyordu. Özellikle ikinci çeyrekte Rakocevic savunması üzerinden şekillenen bu seri oldukça can acıtacaktı ikinci yarıda, buna emindik.

Fakat soyunma odasından kararlı döndü Efes Pilsen. Charles Smith önderliğinde yavaş yavaş oyunun içerisine girmeye başladık. Savunmada arttırılan direnç hücumda Charles Smith tarafından sayılara çevrilirken, dört dakikada yakalanan 12-4'lük seri ile de fark tek sayılara indirildi. Çeyrek sonunda oyuna yeniden ortak olmuştuk ve Charles Smith'in 11 sayı ile tamamladığı bu çeyrekte rüzgarı da arkamıza alan taraf olmuştuk. Düşünceli olan taraf Messina'ydı artık. İkinci periyottaki 21-10'luk seriyi bu kadar kolay bertaraf edebileceğimizi düşünebilenimiz yoktu herhalde on beş dakikalık arada. Ama savunmadaki hareketliliğe, Charles Smith'in hücumdaki tek kişilik şovu eklenince beklediğimizden çok daha kolay oldu bu. Hatta çeyrek sonunda serbest atış çizgisinden 0/6 ile karavana atan Kaya Peker - Ermal Kuqo ikilisi, normal yüzdelerini tutturabilseler 15 sayılık farktan gelip öne geçmek içten bile değildi. Çeyrek sonunda Charles Smith'in isabetli olan üçlüğü öncesinde topsuz alanda Kaya Peker'e yapılan faulde sayının verilmemesini ise maçın bolca olan kırılma anlarına kaydettik tabii.

Son çeyrek öncesinde İsrail'den gelen Maccabi galibiyeti haberi ile birlikte(43-25'lik son çeyrek skoru da ilginç) artık kazanmak zorunda olduğu bir on dakika bekliyordu Efes Pilsen'i. Üstelik bu sezon hep kötü oynadığı son çeyreklerden en önemlisini kazanmak zorundaydı Ergin Ataman ve öğrencileri. İşte burada ikinci on dakikanın önemini daha iyi kavradık hep beraber. Bu seviyede bir on dakikadayı, hele ki evinizde oynuyor iken, bu kadar kötü oynama hakkınız yok. Rakip de Messina'lı Real Madrid ise orada yakaladığı farkı bütün maç boyunca koruyup son sekiz biletini almayı başarıyor bugün olduğu gibi. Son çeyrekte de oldukça dirençli savunma yaptı aslında Efes Pilsen ama hücumda Charles Smith'in ardından 2. bir sıcak el bulamadılar. 59-54'de tıkanan skorda üstüste üç hücumda yapılan hatalı tercihler de salonun moralini epeyce bozdu. Orada yakalanacak ufak bir seri maçın ve sezonun kaderini bambaşka yazabilirdi. Son dakikalarda yeniden Rakocevic'i sürdü sahaya Ergin Ataman. Bu tercihi anlamlandırmak mümkün değil gerçekten. Bütün bunlara rağmen son pozisyonda Nachbar, bitime 4 saniye kala fark üç iken aldığı hücum ribaundunu çemberin içine bırakmak yerine dışarda bomboş pozisyonda bekleyen arkadaşına çıkarsa(Kerem olabilir) bir şansımız daha olabilirdi belki uzatmalar için. Bütün yaşananlar yetmezmiş gibi takım halinde 24/36 serbest atış performansına rağmen yapabilirdik bunu, bu gece bizleri en fazla üzen de bu sanırım.

Maccabi'nin İsrail'de aldığı 97-82'lik galibiyet gruptaki ev sahiplerinin kazanma geleneğini devam ettirirken, bu seriyi bozan taraf biz olduk ne yazık ki. Evinde kaybeden takım dükkanı kapatır demiştik dün. Evinde aldığı bu mağlubiyetle birlikte top-16'dan elenmiş oldu Efes Pilsen, son hafta öncesinde. 'Rakocevic bozdu işi abi ' diyip işin içinden sıyrılmak hepimize kolay geliyor olabilir şu an için ama top-16 öncesinde Popovic hamlesini yapıp da yüzü dönük şutu olan her uzuna karşı büyük sıkıntılar yaşamasına karşın bu soruna önlem alamayan Efes Pilsen yöneticileri, teknik ekip ile bu sonucu hazırladılar bence elbirliği ile: Jose Garbajosa 16, Felipe Reyes 12, Lavrinovic 11 sayı.

Efes Pilsen (75): Mario Kasun 13 (11 ribaund-1 asist), Charles Smith 13 (1 ribaund-1 asist), Igor Rakocevic 4 (1 ribaund-1 asist), Preston Shumpert (1 ribaund), Kerem Tunçeri 7, Bootsy Thornton 6 (2 ribaund-2 asist), Kaya Peker 7 (1 ribaund), Bostjan Nachbar 12 (3 ribanud-1 asist), Bojan Popovic 2, Ermal Kurtoğlu 2 (1 ribaund), Daniel Santiago 9 (3 ribaund), Ender Aslan

Real Madrid (77): Ante Tomic 6 (1 ribaund), Pablo Prigioni 3 (1 ribaund- 10 asist), Travis Hansen (2 ribaund), Darjus Lavrinovic 11 (3 ribaund), Marko Jaric 10 (5 ribaund-3 asist), Felipe Reyes 12 (5 ribaund-1 asist), Rimantas Kaukenas, Jorge Garbajosa 16 (11 ribaund-1 asist), Luis Bullock 7 (1 ribaund), Sergio Llull 12 (1 ribaund-2 asist)

16 Yorum Yapılmış:

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...

Dramatik bir son oldu. Kaya'nın serbest atışlarını aramamak elde değil. Ve o ilk çeyrek sonunda gereksiz 3 sayı.

http://mixbasket.blogspot.com/2010/03/efes-pilsen-75-77-real-madrid-ceyrek.html

tarski dedi ki...

Oyle ya da boyle koca macta sadece 6 asist yapabilmis bir takimdan bahsediyoruz. Boyle bir takim da kaybetmeyi sonuna kadar haketmistir. Gerisi teferruat bana gore.

KskHyTr dedi ki...

Efes pilsen 6 asist-prignioni 10 asist(real-17) İki takım arasındaki bu oyun farkına rağmen efes pilsen iyi direndi bence(top kayıpları dengeledi 8-17)...

tuna54 dedi ki...

Gerçekten içimiz acıyarak izledik bu sezonun istanbuldaki son maçını.açıkcası bu kadar kötü bir efes pilseni çok daha rahat yenmesi lazımdı realin.kimsenin anlamadığı çözemediği şeyler var efes pilsende.igor da neden bu kadar ısrar edilir,nachar üç numara gibi oynayacaksa neden alınmıştır kimse çözemiyor.oyunun bence en büyük kırılma noktası (igorun yaptıklarını artık saymıyoruz)kayanın dört faul üst üste kaçırması ve ergin hocanın artık çocukların bile bildiği efes pilsenin maç sonunda alan savunması rüyası..herşey iyi giderken bu kadar üçlük yediğin bir takıma neden alan savunmasına dönersin hiç anlamadık.ilk yarı hiç kullanmadığı popoviçi üçüncü periyod hiç çıkarmadı.ve takım en iyi oyununu bu periyod oynadı.böyle oyuncu kullanmak nerde var hiç anlamadık.realde giren çıkan belli değildi sürekli.birde daha maçın daha yarısında bir karar için bu kadar hakem kararı etkisinde kalmak hiç yakışmadı ergin hocaya.efes pilsendeki kariyeri bitti artık ergin hocanın.son söz kerem ve kayaya.keşke sakız çiğneyip artislik yapmakla olsaydı.prigioni on asist.kerem sıfır.böyle bir maçta insan üst üste altı faul kaçırırmı.keşke yabancı oyuncuların gösterdiği çabayı sizlerde gösterebilseydiniz..keşke böyle bitmeseydi.keşke iyi bir hoca ve iyi bir bir numaramız olsaydı.yazık çok yazık.

kontragelen dedi ki...

http://contrabasketball.blogspot.com/2010/03/atamayana-atarlar-kacan-fauller.html

Oner dedi ki...

Sinan Guler bu macta 1 dk olsun katki veremez miydi?
Valentino kemer takip kabadayilik yapmakla takim yonetmek farkli seyler...

Kapkan dedi ki...

hep söylüyorum zaten herkes dediğim şeye gelmiş efesin en büyük sorunu şutör bir oyun kurucu sorunu yaşıyor eğer yıldız bir oyun kurucumuz olsaydı bu maçı çok rahat kazanırdık. rakiplerimize bakıyoruz. alen anderson- Mc intree- jariç gibi yıldız oyun kurucuları ils eoynuyorlar hatta yedekleri bile bizim as oyunculardan daha iyiler yani dönüp dolaşıp olay burada kilitleniyor.
geçmişte o gönlümüzde taht kuran efes Naumoski sayesinde o başarıları elde etmişti. O günlerden bu yana efes pilsen yıldız bir guard bulamadı.

badral dedi ki...

hani yenecekti hani 8 sayi. o kadar cok seyircilere yaziklar olsun. zaten ataman turkiye kupayi kaybettiginde bizim kaderimiz son saniyede chatmanin basketiyle devam etmisti. zaten hakketmemisiz demisti. euroligde de ayni omarin elindeydi efesin kaderi. demek ki yine hak etmemisler. bu arada kayaniin eline saglik. kos kocaman efes pilsenli oyuncu, orda oynamayi hak etmisken son saniyelerde faul cizgiden 0/6 atmasi cok uzucu. zaten grup macta da kaya bunu cok yapmisti. bu sene efesi kaya yakti diyebilir kisaca.

Gürkan Alkan dedi ki...

Rako`nun fauluyle 3 serbest atisi Bullock atmamis miydi? Aklimda oyle kalmis.

Efes`e de yazik oldu. Sadece Rakocevic degil suclu. Suclu arayacaksak Ergin Ataman`dan baslanmali.

Erol Kaya dedi ki...

Bu maçta çok saçmaladık evet doğrudur. Ergin Ataman'ın Efes Pilsen macerası bir daha başlamamak üzere bugün bitmelidir, evet bu da doğru. Rakoçeviçin yerine Qyntell Woods, Kaya'nın yerine Ömer Aşık, Kerem Tunçerinin yerine de Milos Teodosiç alınmalıdır:) Evet bunlar da istediğimiz şeyler... Ama maça gelecek olursak, bu maç kesinlikle bir hakem faciasıdır. ULEB'in eski FİBA saçmalıklarını aratmadığı bir gündür. Maçı tam Ettore Messina'nın arkasında izledim. Messina alışmış olduğumuz üzere en az 100 kere kendisine ait olan çizgiyi geçti. Tomiç i azarladığı pozisyon için bile ben teknik faul çalardım. Ama Ataman'a çok daha basit olan bir teknik faul çalındı. Ki bu bence maçın kırılma anlarından biriydi.
Kaya'nın faullerde saçmaladığı dönemde de hakemlerin mallıkları ayyuka çıkmıştı. Tam bizi öne geçirecek olan üçlük atış gelmişti Charles Smith'ten ama hakemler 4te 0 yapmış Kaya'yı faul çizgisine gönderdiler ve elimiz boş döndük.
İşte o dakikalarda o salonda hangi takım olursa olsun çok zor sayı atardı. 10 bin kişi birden bağırıyordur çünkü. 14 sayı geriden gelip öne geçiyorduk. Bence maçın en kritik anı oydu ve hakemler bunu baltaladılar. Seyircinin de takımın da arkasındaki rüzgarı burada kestiler...
Maçtaki en iyi oyuncumuz, Real Madridin zayıf noktası pivot savunmasını delen en sert oyuncumuz Kasun'u garip faul düdükleriyle kaybettik. İlk yarıda sert savunma yapmamıza hiç bir şekilde müsade edilmedi. Vuslat bir başka bahara kaldı... (Fanatik Basket 1998de Efesin çeyrek finalde Benetton Treviso ya elenmesi sonrasındaki başlığı :) )

Ps:Alan Anderson oyun kurucu mudur arkadaş, naptın sen yahu..
Jariç de saf bir oyun kurucu değildir. Prigioni desen tamam dicem ama Alan Anderson a oyun kurucu demek biraz garip olmuş.

basketçi dedi ki...

şuna sonuna kadar katılıyorum
iyi hoca sahaya iyi oyun kurucuyla çıkar
kerem&ender efes pilsen de oynamak için yeterli değiller
belki kerem 3. oyun kurucu olabilir ancak daha fazlası olamaz.

afufu dedi ki...

Her maç rakibin çabuk ayaklı 4 numaralarının yıldız olmasına alışmıştık, asistlerde ezilmeyi de hadi görmezlikten gelelim ama o alan savunması tercihi neydi yahu? Bu kaçıncı maç %30'un altında 3 sayı yüzdesi ile oynadığımız? Bütün bunlara rağmen ikinci yarıdaki sert savunma ile maçı kazanacak duruma getirdik ama kaçan fauller canımızı yaktı bu sefer de.

Bir sözüm de ULEB'e, hadi kendi takımınızın maçına o Fransız hakemi verdiniz yardımcı olsun diye; ama o Letonyalı hakem neydi ya! En az 4-5 tane skandal kararı vardı, Yunan hakem biraz toplamaya çalışmasa Ergin Hoca kırıcı olabilirdi :) (Ben de kabul ediyorum Ergin Ataman'ın yanlışlarını ama hakemlere verdiği tepkilere hiçbir sözüm yok, hakettiler hepsini.)

tuna54 dedi ki...

maçın içinde iki pozizyon var.biri ilk yarıda kerem bomboş üçlük atmaktan korktu.ikincisi ikinci yarıda pota altına kadar girdi atmaya yine cesaret edemedi.potanın dibinden atmayıp pas vererek top kaybı yaptı.kımıl kımıl top getirmeyi oyun kurmak sanan oyun kurucularla bu kadar.yedek bile olamayacak oyun kurucularla bu kadar.messikaka süper yazmış maç yorummunda.gerçekten kayada keremde hiç niyetleri yoktu akşam oyun oynamaya.bu kadar kritik bir maçta bu kadar isteksiz oyun anlaşılır gibi değil.bu kadar kritik yerlerde inanılmaz hatalar yapacaksın sonrada hakemlere laf demek pek olmuyor bence.

Erol Kaya dedi ki...

Kerem, Kaya ve Ender berbattılar. Bunu tartışmıyorum bile ama dünkü hakem rezaleti de gözden kaçırılmasın, ULEB'in, Stankoviç dönemindeki FİBA'ya ne kadar benzemeye başladığı unutulmasın demek istiyorum ben. Bu durum da Efes'in yanlışları kadar gerçek bir durumdur. Çabuk unutan bir millet olduğumuz için üstüne basmak istiyorum sadece.

Bapsteba dedi ki...

Madem oyun kuruculara yükleniyoruz ben de oradan devam edeyim.Kerem'in oyunun başında topu getirme hızıyla maçı uzatmaya götürmeye çalıştığımız son 2-3 dakikadaki top getirme hızı aynıysa söyleyecek fazla bişey yok demektir.Ayrıca;Velickovic'siz Real Madrid'i pota altından yıkmamız gerekiyordu.Kaya'nın etkisizliği haricinde dış oyuncuların da yetersizliği ile anca buraya kadar getirebildik maçı.

KskHyTr dedi ki...

Ergin ataman seyirciye layık gurur verici bir oyun oynadık dedi sanırım basın toplantısında... Hani kaybettiği maçlardan sonra herşeye bahane bulmasına alışkınız atamanında burdan yakın bide...
Gurur?=6 asist?