8 Mart 2010 Pazartesi

İstanbul Üniversitesi - Kurumlar - Kişiler

Geçen günlerde İstanbul Üniversitesi Bayan Basketbol Takımı'nın yaşadığı sıkıntıları bu sıkıntılara karşı Üniversite Rektörlüğü'nün duyarsızlığını kaleme almıştık. Ancak bu aksaklıklarının giderilebileceğine olan inancımızı belirterek yaşananlarda bir kasıt olmadığını düşündüğümüzü de eklemiştik. Biz bildiğiniz iyi niyetli, haddinden fazla iyimser, iyiden iyiye Polyanna durumundaymışız... Yok yok işin aslı safmışız yahu (!)

Son günlerde yaşananlar bu duyarsızlığın, bu umursamazlığın bir tasfiye amacıyla bilerek ve isteyerek takınılan bir tutum olduğunu gösterir nitelikte. Ancak tasfiyenin tüm şubeyi kapatmak mı, yoksa özveriyle çalışıp küme düşer denilen takımı ayakta tutanları ekarte edip yerlerine kendi adamlarını getirme çabası mı işter işin muamma olan kısmı orası ! Yoksa 260 bin Euro'luk bir makam aracını kabul eden bir rektör oyuncularının maaşlarının ödenmemesini başka nasıl izah edebilir ki! Altyapı oynayan gencecik kız çocuklarının kaldıkları kulüp evlerinin sularının dahi kesilmesini başka nasıl izah edebilir ki! 4 aydır kulübe tek kuruş yardım yapmayarak deplasmanlara dahi sağdan soldan alınan borç paralarla gidilmesini başka nasıl izah edebilir ki!

Öyle ya 260 bin Euro'luk bir BMW aracını okula ya da okulun bir vakfına envanter kaydedebilecek kadar imkanları geniş olanlar koskoca İstanbul Üniversitesi adını böyle küçük hesaplar içinde harcadıklarını başka nasıl izah edebilirler ki?

Bundan sonra bu yaşanan gelişmelerin siyasi olmadığını, bayan sporuna karşı beslenen hastalıklı bir bakış açısının ürünü olmadığını kimse bana anlatamaz.

Sayın Söylet bünyesinde bulunan kurumlarda kiminle çalışacağının kararını elbette kendi verecektir. Bu kişilerinin seçilmesinde, atanmasında bir takım prosedürler vardır, O prosedürler yerine getirilir gerekli değişiklikler yapılır ama bu uğurda yukarıda saydığım örnekler gibi sporcuları, gencecik altyapı oyuncularını, koskoca İstanbul Üniversitesi adını sıkıntıya sokacak eylemlere kimse imza atamaz. Kişiler, makamlar gelip geçici kurumlar ise bakidir. Kişler ancak yaptıkları hizmetlerle anılırlar iyi ya da kötü. Bunun belirleyicisi bizzati o icra makamlarında bulunanların kendileridir. Ve unutulmamalıdır ki Cumhuriyet'in en önemli yapı taşlarından biri olan İstanbul Üniversitesi adınının böyle hadiselerle anılmasını sağlamak kimseye bir fayda getirmeyecektir.

Serdar Gürel

3 Yorum Yapılmış:

Fanatik Basket dedi ki...

ilk cümlede 260 euro yazmışsın salsa.

CaRtMaNtR dedi ki...

4 yıl Avcılar kampüsünde okuyan biri olarak İÜ Yönetici kadrosunun öğrencileri yada spor klübünü umursadığına kesinlikle inanmıyorum.

Misalen 2003 yılında okula her saat Mecidiyeköy'den ulaşım sağlayan ve hatta okulun en çok kullanılan ulaşım aracı 78 kodlu İETT otobüsü kaldırılmıştı.

Öğrencilerin (özelliklede 2. öğretim öğrencilerinin) şu andaki gibi metrobüs gibi bir şanslarıda olmadığından en yakın durağa yapmurda çamurda 15-20 dakika kadar yürümeleri gerekmişti.

Öğrencilerce toplanan imzalar filan olmasına rağmen okul kılını bile kıpırdatmamıştı.

Bir başka örnek olarak aklıma bahar şenliklerinde ünlü yerli ve yabancı gruplarla anlaşıp okul kampüsünde konser vermelerini sağlayan klüplern alkol firmaları sponsor oluyor diye tüm emeklerini çöpe attırmalarıda gösterilebilir.

Uzun lafın kısası 4 sene lisans 4 senede yüksek lisans öğrencisi olduğum okulumun öğrencisini yada sporcusunu adam yerine koymaması beni ne yazıkki pek şaşırtmıyor.

dejavu dedi ki...

Bayan takımı iyi başlamıştı lige, oldukça tempolu ve zevkli bir basketbol oynuyorlardı ama bu sorunlar sebebiyle son haftalarda serbest düşüşteler. Kocaeli BŞB ve Çankaya Üniversitesi'nin olduğu bir ligden düşmeyecekleri kesin ama Avrupa'da isim sahibi bayan basketbolcular çıkartan, Türkiye'de bu anlamda altyapıda önemli işler yapan bir üniversitesinin mevcut düzende bu alana bakış açısı acı verici. Düzelmesi için gerekenler yapılır umarım, en kısa sürede.

260 bin Euro..Vay anasını Serhat, neler dönmüş..